Adam 135 seviye 3. Sınıf rahatlıkla bir ton 4.sinif öldürür artık
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
97. Bölüm Sen, Ben, Yabancılar (15)
[Bu kadar ilerledikten sonra Orochi gibi bir şeye kaybedemem!] (Reta)
[Kruooooo!] (Orochi)
Büyü biçimi hala Il Han’ın bedeninde titreşip gözleri kör eden bir ışık yayarken dev boyuttaki mananın kontrolünü eline almaktan vaz geçen Il Han iki güçlü düşüncenin çarpışmasını hissederek her şeyin sonuçlanmasını bekledi.
Bir tarafta, büyü biçimiyle Il Han’ın bedenini kontrol etmek isteyen düşünce, diğer tarafta da uygun anlaşma ve de konuşmadan sonra Il Han’ın sadık yardımcısı haline gelen düşünce vardı.
Kendi içinde yaşananlara karışamaması çok tuhaf bir duyguydu. Eğer olsaydı patlamış mısır yerdi ama ne yazık ki etrafta hiç yoktu. Il Han bir daha böyle bir şey olması ihtimaline karşı çantasında patlamış mısır taşımaya karar verdi.
[Lanet olası ejder türü! Evet. Önce seni öldüreceğim!] (Reta)
[Kyahaaaaak!]
İki düşünce gerçekten de sertçe savaşıyordu. ‘Düşünce’ olarak adlandırılsalar da, gerçekte ruh parçacıklarıydı. Ölüm Koleksiyoncusu tarafından emilen ve saklanan yaşam gücü ile zaman zaman ortaya çıkan ruh parçalarını da içine almaya başlamıştı.
Tıpkı zehre benziyordu. İyi kullandığında silah olabilen ama hata yaptığında onu içten içe bitiren bir zehir.
Çaylak Orakçı olduktan sonra öldürdüğü sayısız canavarın yaşam gücünü ve düşüncelerini Ölüm Koleksiyoncusu ile topladığında zaman zaman her türlü delirmiş çığlık ona saldırıyordu.
Il Han onlara karşı tek bir çığlıkla kazanabiliyordu ama aslında sadece bununla iş bitmiyordu. Eğer bin yıl boyunca dayanmış bir zihne sahip olmasaydı içinde yankılanan sayısız çığlık karşısında sakin kalamazdı.
Bunların hepsi Ölüm Tanrısının gücüne ulaşmanın bedeliydi. Zihinsel savunması çok sağlam olduğundan bunu hiç fark etmese de Reta Kar’iha olarak bilinen özel düşünce ve o düşüncenin davranışları Il Han’ın farkındalık kazanmasını sağlamıştı.
Bunun sonucunda Il Han diğer düşünceler için kurallar belirleyerek Orochi’ye hükmetmeye başladı. Ancak bunlardan sonra doğru bir şekilde Ölüm Tanrısı olabilirdi.
[Kyaaaaak!] (Reta)
Savaş kendi istediği gibi sonuçlandı. Elbette sayısız ejder türünün yaşam gücünü tüketen Orochi kazanmıştı. Daha en başında Il Han’ın ihaneti ihtimalini düşünmesiyle Reta kaybetmişti.
[Bu nasıl…!] (Reta)
[Kyahaaa!] (Orochi)
Orochi düşmanının yenilgisi karşısında bir kahkaha patlattı. Il Han da gülüyordu. Artık ‘Dünün düşmanı bugünün dostu, bugünün dostu yarının düşmanı’ sözünü tam olarak anlamıştı.
[Bekle, Ben… hala!] (Reta)
Reta kırgın bir sesle konuştu.
Normalde insanlar bu tür durumlarda ‘Son bir sözün var mı?’ ya da ‘Hmph, seni kolayca öldürebilirim. Ölümden çok daha büyük bir acı yaşamalısın.’ Gibi gereksiz şeyler söyleyerek saldırıya geçerlerdi ama Il Han kısaca bütün bu klişeleri bozarak konuştu.
“Öldür onu!”
[Kyahu!] (Orochi)
Orochi de kısaca cevap verdi. Sonra da Reta’yı öldürmek için ısırdı.
Reta, herhangi bir ses çıkarmaya bile fırsat bulamamıştı.
Reta’nın ruhunun Il Han’ın içinden tamamen kaybolmasıyla birlikte bütün kıtaya yerleştirilmiş olan büyü biçiminin ışığı da bir anda yok oldu ve dünyayı sessizlik ve karanlık kapladı. Il Han bedeninin kontrolünü tamamen geri kazanmıştı.
[Ruh Transferi büyüsü iptal edildi. Elf imparatorunun büyüsü içinde biriken mana, havuzu oluşturur. Büyün 115 artar.]
Büyü iptal olmuştu ama Reta’nın onu kontrol etmek için kullandığı bedeninde akıp duran inanılmaz yoğunluktaki mana sonuç olarak Il Han’ın mana havuzuna katılmıştı.
Diğer değerlerinden çok daha az olan büyü değeri bir anda hepsini aşmıştı. Geri dönenlerle kıyaslandığında anormal istatistiği sonunda toparlanmıştı!
Tam da mana durumu hakkında endişelendiği sıralarda çok iyi bir şekilde gelişmişti. Il Han vücudunda yükselmiş durumdaki saf manayı hissedebiliyordu ve genişleyen mana havuzu yüzünden oldukça heyecanlanmış bir şekilde mırıldandı.
“Yani istatistikler bu şekilde artabiliyor. Sanırım iki kere daha bu olayı yaşamak istiyorum.”
[Hayatın hakkında şaka yapma, bunun tekrar olmasına izin veremem! …Her neyse, böyle bitmesi iyi oldu.] (Erta)
Ama daha sona ermemişti.
[Mutasyona uğramış Reta Kar’iha’nın gücünün kalıntılarını elde ettin. Ruhlara hükmetme gücü fazlasıyla artar.]
[Ruh Büyüsü yeteneğini öğrendin. Kendinde bulunan bir ruhu bir esere verebilirsin. Başarısız olma ihtimali yoktur ve yeteneğin arttıkça eserlerine koyduğun ruhun gücünü daha da ortaya çıkartabilirsin.]
Orochi, Reta’nın ruhunu yemediği için miydi? Reta’nın oldukça gelişen ruhu Il Han tarafından sahiplenilmiş ve son bir hediye görevi görmüştü.
Sonunda Ölüm Koleksiyoncusu yöntemini kullanabilmişti! Sadece ruh parçalarını toplayabiliyordu, yaşam gücünü değil!
“Orochi’nin büyümesi çok iyi oldu. Bekle biraz. Sana bir şeyler yapma zamanını vereceğim.”
[Kroaaaaar!]
Belki de Il Han sayesinde güçlendiğinden dolayı Orochi’nin cevabı çok açıktı. Düşünülünce, Orochi ile Il Han’ın arasındaki anlaşma oldukça basitti – Orochi tam devam etmek üzere olduğunda Il Han ona yalnızca kükreyebileceğini ve bu durumdan zamanla kurtulup elde ettiği düşünceler ve yaşa güçleri sayesinde durmaksızın kuvvetlenerek ortalığı darmaduman edebileceğini söylemişti.
Böyle arsızca bir anlaşma yalnızca ejder türünün nasıl güce aç olduğunu bilen Il Han tarafından yapılabilirdi. Dünyalılar bu anlaşmaya ‘kölelik anlaşması’ diyebilirdi belki ama Il Han bunu da umursamıyordu.
Elbette Orochi’nin bu anlaşmayı kabul etmesinin başka bir sebebi de vardı. – Reta Kar’iha Il Han’ın bedenine sahip olduğunda onu canlı bırakma ihtimali yoktu. İki taraf da kazançlı çıkıyordu.
[Reta Kar’iha yaşarken sahip olduğu gücü mü tekrar kazanmıştı yoksa ruhunu güçlendiren büyü müydü? Bir yetenek kazanacağını hiç düşünmemiştim.] (Erta)
“Evet, şimdi düşününce…
Erta’nın sözleri üzerine Il Han parmaklarını çıtlatan Il Han’ın aklından bir anlığına bir düşünce geçti. O sırada Il Han’ın ayaklarının altındaki büyü biçiminin bir kısmı ışık yaymaya başladı.
Erta defalarca gözlerini kırparken en sonunda görebilmişti.
[Yu Il Han, yoksa sen…?] (Erta)
“Evet. Sanırım beni efendisi olarak görüyor.”
Sadece Dareu’da kullanabilecek olsa da daha savaşacağı 200’den fazla ejderha olduğundan bu yeterliydi. Geriye kalan ejderhaların her biri de Orochi’den güçlüydü.
Reta Kar’iha, ihanet ederek yeni bir hayata kavuşacaktı ama sonuçta Il Han kelimelerle anlatılamayacak kadar çok şey kazanmıştı. Ölüm Tanrısının tanımı, Orochi’nin gücü, büyü ve hatta yeni olasılıklar ve yetenekler!
Bu noktada Reta’nın ona yardım edebilmek için kendini feda edip etmediğini bile düşünebilirdi.
“Teşekkürler Reta. Tam bir pisliktin ama bana verdiğin gücü kullanarak Dareu’yu kurtaracağım! Nasıl, oldukça sadığım, değil mi?”
[İyi bir şey yaparken bile nasıl böyle şeytani olabilirsin…?] (Erta)
Birçok şey kazanmıştı ama daha her şey bitmemişti. Asıl olay daha başlamamıştı bile. Reta neden asıl amacını ortaya çıkarmıştı? Il Han’ın üçüncü sınıf gelişimi için bütün koşulları yerine getirdiği için değil miydi?? Evet. Il Han artık üçüncü sınıf olabilirdi!
Il Han’ın kalbi bir önceki sefer olduğundan daha da hızlı atıyordu. Dev kara kemik mızrağı ve de Aegis’i yaptığı zamankinden de fazla. 115 büyü değeri arttığında ve Reta sayesinde yetenek kazandığında olduğundan daha da mutluydu. Belki de bunun sebebi sonunda emeklerinin karşılığını alacak olmasıydı.
[Yanan Orakçı’yı geliştirecek misin?]
“Elbette.”
Il Han başıyla onayladı. Ve o anda dünya patladı.
[Yanan Orakçı oldun. Gizlenmenin etkisi 20% artar. Saldırı gücü ve de kritik vuruş oranı, düşmana sürpriz saldırı yapıldığında 40% artar. Canlılara karşı savaşıldığında saldırı gücü 30% artar. Ateş bazlı saldırılara karşı savunma ve ateş bazlı saldırıların gücü 20% artar.]
[Bütün Ölüm Tanrısı kategorisine ait yeteneklerin gelişim hızı artar.]
[Toplanan kayıtlar sahiplenilir. 134. Seviye oldun. 50 Güç, 50 Çeviklik, 35 Sağlık, 40 Büyü artar.]
[Aktif yetenek olan Tutuşma yeteneğini kazandın. Tutuşma yeteneği toplanan yaşam gücünü manaya çevirir ve cehennemin derinliklerinde kaynayan süper ısıyı ortaya çıkarır. Şu anki yetenek seviyen 1 olduğu sürece süper ısıyı silaha dönüştürebilirsin.]
[Alt sınıf olan Meleğin Partneri’nin yapabilecekleri artar. Ek bir melekle anlaşma yapabilirsin.]
[Başka bir alt sınıf seçebilirsin.]
[Yu Il Han]
[İnsan]
[Asıl – Yanan Orakçı 134]
[Alt – Meleğin Partneri, Seçilebilir]
[Unvan – Pankozmik Yalnız (Gizlenme pasifleşir) ve 7 başka unvan]
[Güç 296, Çeviklik 295, Sağlık 249, Büyü 332]
[Aktif yetenekler – Ölüm Tanrısı 25. Sv, Mana İşçiliği 43. Sv, Ruh Büyüsü 1. Sv, Süper İnsan Gücü 42. Sv, Zıplama 42. Sv]
[Pasif yetenekler – Yakın Dövüş Son Sv, Kör Silah Ustalığı Son Sv, Kılıç Ustalığı Son Sv, Parçalama Son Sv, Demircilik Son Sv, Dil Son Sv, Bilinmeyen Yörüngeye Sahip Mızrak 13. Sv, Mutlak Kesinlik 9. Sv, Kutsal Yenilenme 41. Sv, Yemek Yapma 49. Sv, Kritik Vuruş 41. Sv, Aşırı Zehir Direnci 39. Sv, Ölüm Koleksiyoncusu 38. Sv, Üstün Lanet Direnci 18. Sv]
Yanan Orakçı’nın gücü bir yana, Il Han bir anda 35 seviye artacağını hiç tahmin etmemişti ve vücudunda bir anda gerçekleşen değişim yüzünden dişlerini sıkmak zorunda kaldı.
Vücudunun, kazandığı deneyimlerle aynı seviyeye gelmesi, bir anda ruhunun durumunun yükselmesi o kadar da iyi hissettirmemişti. Sanki vücudu zorla çamaşır makinesine konulmuş da dönüyormuş gibi hissediyordu.
[İyi misin, Yu Il Han? Bu saçma sınıf geliştirme görevi…] (Erta)
“İçim, çalkalanıyor…!”
Kol kaslarının şiştiğini hissedebiliyordu. Sadece kasları değil, üst boyutlara ait olan bir özelliği kazanmış olan kanı kaynıyordu, derisi çatlamış ve yenilenmişti, kemikleri birbirine geçmiş, genişleyip büzülmüş ve kendilerini düzelterek daha da sertleşmişti.
Eğer odaklanırsa anlık değişimleri fark edebilirdi ama bu yalnızca daha da acı çekmesine neden oluyordu dolayısıyla Il Han gözlerini kapatırken değişimin çabucak gelişmesini diledi.
Belirsiz bir süre sonunda acısı hafiflemiş ve değişimin geçtiğini haber veriyordu. Il Han yavaşça gözlerini açarak derin bir nefes aldı.
“Fuuuu.”
[Güzel, çok geç olmadan kendine geldin.] (Erta)
“Ne kadar sürdü?”
[Üç dakika kadar. Ama acele etmelisin. Neden olduğunu iyi biliyorsun, değil mi Yu Il Han?] (Erta)
“Evet.”
Yerde bir süre yuvarlandıktan sonra biraz uyuyabilmeyi istiyordu ama içinde bulunduğu durum iyi değildi.
Oldukça fazla ejderha, Il Han ile diğer ejderhalar arasında büyük bir savaşın yaşandığını biliyor olmalıydı ama savaş biter bitmez kıtaya yerleştirilmiş olan büyü biçimi ışık ve mana yaymaya başlamıştı.
Artık Il Han ile büyü biçimi arasındaki ilişkiyi bilmeyen ejderhanın kalmış olması imkânsızdı. Burada ciddi bir şeyler yaşandığını fark etmiş ve kontrol etmek için bütün hızlarıyla buraya geliyor olmalıydılar.
“Yani burada beklemeli ve geldiklerinde de onları öldürmeliyim.”
[Nasıl da havalı.] (Erta)
Normalde insanlar güvende olmak için hiç tereddüt etmeden ‘Kaç’ emrine uyarlar ama Il Han onlardan değildi.
Zihinsel yorgunluğu oldukça fazlaydı ama bunun sebebi yaşadığı bir iki gün değildi. Aynı zamanda bir anda 35 seviye birden yükselmiş olması sayesinde en azından sağlığı düzelmiş ve Il Han ejderhaları her an karşılayacak hale gelmişti.
Yine de mancınıklarını ve de zıpkınlarını toplamalıydı. Başka bir şekilde söylemek gerekirse burası bir savaş meydanına döndüğünde onları tekrar kullanabilirdi!
Sorun ‘zaman’dı. Beklenmedik acı dalgası yüzünden çoktan zamanı azalmıştı ve en kötüsü de şaka yapacak zamanının kalmamasıydı.
‘Alt sınıf da seçmek istiyordum. Eh, her şey planlar doğrultusunda gitmiyor.’
Alt sınıflarda ‘Tanrı’nın Çekici’ne benzer bir sınıf olup olmadığını düşündü ve o sınıfı seçmek savaştan önce bir kez daha silahlarını tamir etmesinde yardım edecek olsa da bütün beklentiler artık bir hiçti.
Ama Il Han’ın sinirlendiği bir başka konu daha vardı.
Aktif yeteneklerinin olmaması yüzünden acı çekmesine rağmen sonunda (!) bir aktif yeteneğe sahip olmuştu, Tutuşma. Bunu çok uzun zamandır bekliyordu ama gücünü ancak gerçek savaşta deneyebilecekti.
Ne kadar mananın veya yaşam gücünün kullanılması gerektiğini, ne kadar devam ettirebileceğini ve ne kadar güçlü olduğunu bile bilmiyordu çok acınası değil miydi?
[Daha önce de söylemiştim, 1. Sınıf olduğun zamanların başında aktif bir yeteneğe sahip değildin, dolayısıyla bütün güçlerin bu yeni sahip olduğun tek yetenekte toplanmış olma olasılığı var. Neyden bahsettiğimi biliyorsun, değil mi?] (Erta)
“Yani süper güçlü bir yetenek.”
[Ama süper mana harcamanı da gerektirebilir!] (Erta)
Erta’ya karşılık veremeyecek kadar meşguldü. Yeteneği el verdiğince hızlı bir şekilde mancınıkları onardı, her birine on beş kemik oku yerleştirdi, sütunları tekrardan yere sabitledi, zıpkınları sivriltti ve hemen kullanabilecek şekilde dev kara kemik mızrağını tamir etti.
“Pekâlâ… AH kahretsin.”
[Bekleyeceklerini mi düşünmüştün?]
Ejderhalar gecikseydi kimse onları suçlamazdı ama Il Han işini bitirir bitirmez ufuktan gelen dev yaratıkları görmüştü.
[Kruaaaaa!]
Il Han’ın müttefiklerinden değil de düşmanları oldukları çok belliydi. Hem de 220. Seviyenin üzerindeydiler. Il Han hafiften mancınığın açısını ayarladı.
[Krrr, o kesinlikle buradaymış…?]
Seviyesi kesinlikle kendisine uyuyordu, inanılmaz hızlıydı. Ufukta belirdiği an anında Il Han’a yaklaşmıştı. Artık Il Han’ın, pullarını görebileceği kadar yakınındaydı. Mancınık hiç titremeden ejderhanın gözüne hedef almıştı.
Korkunç bir gerçek vardı o da, mancınık Il Han onu tuttuğundan gizlenmeden etkilenmişti ve varlığını tamamen ejderhadan gizliyordu.
“Pekala. Hazırlan…”
Bütün hıncını ejderhaya yönelterek tüm gücüyle mancınığı ateşledi.
“…ve vur!”
[Kritik Vuruş!]
[Kgyaaaak!]
Ejderha çığlık attı. Bütün ejder türleri dev bir mancınıktan devamlı atılan on beş mermi karşısında eşit derecede acı çekerdi! İlkinin ardından ortaya çıkan ejderhalar da mızraklardan ve de mancınıklardan nasibini almıştı.
Üçüncü sınıfa geçmiş ve de alt sınıf seçmeyi bekleyen Il Han, boş adada uçuşan ejderhaları ve ejder türlerini öldürürken savaşın biran önce bitmesini istiyordu.
Ama küçük dileği gerçekleşmedi. Çünkü savaş çok daha gergin olduğundan Dareu’da kalan bütün ejder türleri toplanarak eşi benzeri olmayan kaotik bir savaş başlatmaya gelmişti.
Magnec