3 hafta beklediğimden daha kısa sürede uyandı :D
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
79. Bölüm Gümüş Liyakat Madalyası #1
İki gün sonra, Meltor Krallığı yetkilileri Ulu Elf’in bulunduğu kafilenin neredeyse yok olacağı haberini alınca derhal geri döndü.
Bu çok büyük bir kaosa sebep olmuştu!
Beş 6.halka büyücüsü, 16 5.halka büyücüsü ve 3 rüzgar aracı onlar için anlatılamaz bir kayıptı. Yalnızca izi kalan bir saldırı değil aynı zamanda ileriki 10 yıl boşluğu doldurulamayacak bir vurgun yemişlerdi.
Şayet Veronica sağ kalanları kurtarmış olmasaydı, Theodore Miller ve Ulu Elf’in kaybıyla zararları çok daha büyük olacaktı.
III.Kurt, durumun tartışılması için acil bir toplantı çağrısında bulunmuş aynı zamanda Veronica’ya da başarısından ötürü övgüler yağdırmıştı.
‘Beni dikkatli dinleyin. Küle Üstadları, Büyü Cemiyeti yöneticileri ve divan üyeleri eksiksiz toplantı odasında toplansın. Bu mesele çok büyük bir tepki yaratacağından kesinlikle dışarı bilgi sızdırılmasın. Bu sözlerim, III.Kurt adına verilen buyruktur.’
Kralın adına bir buyruk...! Bu yaptığı iş, sıradan bir anlam taşımıyordu. Eğer ki birisi bu buyruğa uymayıp isyan ederse ihanetten asılabilirdi. Bu sebeple Kralın buyruğunu işiten tüm yetkililer hemen toplantı odasına doluştu.
Kule Üstadları bir araya çok nadir toplanırdı.
‘Huhu, buradaki yüzleri göreli bayağı zaman geçmiş.’ Mavi Kule Üstadı Blundell Adruncus eşyalarını taşırken bir yandan da mırıldanıyordu.
‘Oh, tüm bunlar da ne oluyor? Genç olabilirim, ama böyle toplantılara gelince yaşlı hissediyorum.’ Güzel kırmızı cübbesiyle salınarak gelen Veronica huysuz bir edayla söyleniyordu.
‘......’ Beyaz cübbeli ve yüzünü kapatan maske giyen kişi Beyaz Kule Üstadı, Orta idi.
Her zamanki gibi, Sarı Kule Üstadının yeri boş kalmıştı, ancak onu soran da yoktu. Davetleri reddetme lüksüne sahip tek kişi oydu ve bu durum Mana-vil’in en gözde sırlarından biriydi. Herşeyden de öte, iç işlerine karşı ilgisi olmayan biriydi.
Blundell koca cüssesini sandalyesine yerleştirdikten sonra ağzını açıp konuşmaya başladı. ‘Şimdi, hepimiz yerlerimize geçelim. Ayaktayken konuşmak ortamı tuhaflaştırıyor.’
4 koltuğun 3’ü zaten doluydu, geri kalanlar da oturmaya başladı.
Yuvarlak masanın sağ tarafına idarenin birinci eli III.Kurt’ün yeri hazırlanmıştı. Hükmü altında olan içişleri, savunma ve dışişleri bakanları gibi kişiler de o sürede yerlerini alıyordu. O sırada, masanın sol tarafı asillere bırakılırken , birkaç dük ve kont Kralı beklemekteydi.
Kısa bir süre sonra, III.Kurt toplantı odasına giriş yaptı.
‘Majesteleri içeri teşrif ediyor!’ Diğer zamanlardan farklı olarak, Kralın şövalyeleri fazla uzatmadan direk kapıları açtı. Bunun anlamı, toplantının büyük bir ehemmiyeti olduğu kadar Krala yaklaşmanın da zor olacağıydı.
III.Kurt avcunu açarak onlar eğilmeden önce oturmalarını işaret etti. ‘Bugünlük eğilmenize gerek yok. Lütfen oturun.’
Kimse karşı çıkmadan yerini aldı.
III.Kurt başını sallayıp ortada yer alan koltuğuna yaklaştı. Beyaz deri kaplı koltuğuna oturup yanındaki kişiye baktı. ‘Veronica, konuyu özetle.’
‘Elbette, Majesteleri.’ Veronica’nın alışılageldik alaylı bakışları yerini ciddiyete bırakmıştı. Yerinden soğuk bir yüzle kalkıp diğerlerinin dikkatlerini üzerine topladıktan sonra anlatmaya başladı. ‘İki gün önce, Nadum dağlarından geçen kafile kimliği belirsiz bir yaratığın saldırısına uğradı. Görevli tüm rüzgar araçları yok edilip 21 büyücü öldürüldü. Olayların sonunda Ulu Elf zarar görmeden tahliye edildi, ancak yaratık da kaçmış oldu.’
Odada fırtına öncesi sessizlik hakimdi.
‘Kırmızı Kule Üstadı, yaratık kaçtı ne demek?!’
‘Olayın büyüyeceğine eminim...!’
Her kafadan ayrı tepki geliyordu, ama hepsi şoka girmişti. Kafilede görevli 21 büyücü büyük bir güç teşkil ediyordu. Zamanında imparatorluğa karşı savaşan eski kıdemli büyücülerden bir grup öldürülmüştü. Neticede, kılıç ustalarını bile geride bırakacak kişilerdi.
Yine de,kafile bir anda mı mahvolmuştu? Yani, üst düzey yaratıklar gerçekten de var mıydı? Ya Veronica yalan söylüyorsa?
Dehşet, korku ve inançsızlık odadakilerin zihnini kaplamıştı.
‘Durun.’ III.Kurt müdahale edip ortalığı yatıştırdı.
Toplantıda şaşkınlığa düşmek yerine gösterilmesi gerek asıl davranış,en iyi önlemi bulmak adına sakinliği korumaktı. Odadakiler Kralın gözlerindeki sarsıcı bakışı fark eder etmez hemen kendilerine çeki düzen vermeye başladı.
‘Ulu Elf’in güvende olması büyük şans. Şimdilik en kötü senaryodan uzağız.’
III.Kurt’ün ağzından çıkacaklara ihtiyaçları vardı. Ulu Elf öldürülürse ne gibi bir zarara uğrayabilirlerdi? Meltor gelecekte en az 3 kat daha fazla zorluk çekmek zorunda kalırdı. Elvenheim ile iyi ilişki kurma şansını da kaçırırlardı.
Bu sefer önlerindeki zarar canlarını yakacak türdendi ama hala ellerinden gelen birkaç şey vardı.
‘Kafileyle gönderilen asker ailelerine tazminat ödensin. Ayrıca bizim de Elvenheim’dan tazminat almamız gerek. Öyle değil mi, Blundell?’
‘Elfler, gümüş, şükran ve iyi niyet sembolü olarak görür. Siz nasıl dilerseniz, biz öyle yaparız.’
‘Öyle. Ama hayır, eğer öyle yaparsak işler zorlaşır.’ Koltuğun tahta kolçağı III.Kurt’ün tutmasıyla kırılmıştı.
Uluslararası ilişkiler uğruna 20’den fazla asil kaybetmişti. Şayet Ulu Elf’in değeri bundan daha düşükse, ölenlerin canlarını feda etmeleri boşa gidecekti. Ne olursa olsun, Elvenheim’dan tazminat almalıydı.
Bir müddet sonra, III.Kurt’ün ifadesi sert bir hükümdarın ifadesini aldı. ‘Blundell, Ulu Elf’e Elvenheim’a kadar eşlik edin. Daha yeni uzun yoldan geldin. Üzgünüm, ama sen de biliyorsun ki elfler Veronica’dan pek hoşlanmıyor.’
‘Benim için bir zevk. Bu arada, Majesteleri.’
‘Hmm?’ III.Kurt, Blundell’ın söyleyecekleri olduğunu görünce şaşırdı.
‘Ulu Elf adına sizden bir ricam olacak.’
‘Rica? Benden mi?’
‘Evet.’
Kral, izin verdiğini söyleyen bir işaret yaptı.
Blundell gülümsedikten sonra Ellenoa’nın mesajını iletti. ‘Bu savaştan sağ kurtulan Theodore Miller iyileşene kadar burada kalmak istediğini söyledi. Diğer yaralarından ziyade sağ kolunun ağır yara aldığını ve eğer Ulu Elf gücüyle müdahale edilmezse hastaya yan etkilerinin olacağını da ekledi.’
‘Bu isteğini reddetmem için bir sebep görmüyorum. Ama onun yerine, kalmasını önce biz teklif etmek isteriz.’ Olay daha da samimi bir hal almıştı. III.Kurt bu isteği duyduğu anda yüzündeki ciddiyeti bir kenara bırakmıştı.
Gümüş ile ilgili bilgiler doğru mu değil mi bilmiyordu ama Ulu Elf sonuçta başkente ulaşana kadar Theodore Miller’ın başından ayrılmamıştı. Kanlı ve sargılı sağ koluyla ilgilenip iyileşmesi için gücünü durmaksızın kullanmıştı.
Odadaki soğuk hava bir anda yerini daha ılımlı bir havaya teslim etmişti.
‘Hoh, şu genç adam Ulu Elf’in lütfuna mazhar oldu demek.’
‘Bu sene 20 yaşına girecek ve daha şimdiden 5.halkaya ulaştı, değil mi? Harika. Niye bu mahir gençten haberimiz olmadı?’
‘Dikkatinizi çekerim. Birkaç ay önce yapılan öğrenci turnuvalarında 1. oldu.’
‘Sponsor olan biri yokmuş anlaşılan.’
Heyecanla Theodore’un bilgilerini okuyup yaptıklarını dillendirdiler. Şimdi toplantıda onu en uygun bölüme yerleştirmeyi tartışıyorlar, asiller de ona nasıl yardımcı olabileceklerini düşünüyorlardı.
Ancak, bu ateşli tartışma bir kez daha III.Kurt tarafından durudurulmuştu. ‘...Theodore Miller, ah şu genç adam.’
III.Kurt kendine özgü mor gözleriyle Theodore’un özgeçmişinin yazılı olduğu kağıda bakıyordu.
Theo öğrenci turnuvasında 1.olmuş, yaşlı zombinin hakkından gelmiş, ve hatta bir kafileyi bile kurtarmıştı. 20 yaşında genç bir adamın yarım yılda Kralı 3 defa görmesi gayet nadir bir vakaydı.
Ama Kral da istemsizce Theo’yu merak ediyordu.
‘Yeteneği şansından mı kaynaklı yoksa gerçekten de bir kahramanın özelliklerine mi sahip? Ya da sıradışı bir sırrı mı var?’
Bu evraklarda yazılı olmayıp keşfedilmeyi bekleyen bir özelliği olmalıydı. Birka defa Krallığa faydası dokunmuş biriydi ve karşılığını vermek Krala düşerdi.
Veronica’ya göre, önlerindeki 10 yıl içinde Theo onu tehdit edebilecek düzeye erişecekti. O zaman yapılacak tek şey, bu yeni yetme fidanı sulayıp büyümesine izin vermekti.
III.Kurt, Theodore’a nasıl davranacağına ileride karar verecekti. ‘İyi dinleyin.’
‘Buyrun, Majesteleri!’
Kral, birazdanyapacağı duyuruya dair tartışılmasını yasaklayan bir konuşmaya hazırlandı. ‘Kafileden tek sağ kalan kişi, Asil Miller’a Vikont ünvanını veriyor, ayrıca onu gümüş liyakat madalyası ile ödüllendiriyorum. Bu duyurum, bizzat verdiğim fermanımdır. Yani, karşı çıkılmaması gerektiğini biliyorsunuz.’
‘M-Majesteleri!’
‘Ne dedin? Duymadıysan, tekrar edeyim.’
Divan üyeleri, asiller ve Kule Üstadları şaşkınlıklarını gizleyememişti. Vikont ünvanı gayet güzeldi. Asillerin bununla bir sorunu yoktu, büyücüler de zaten verilen ünvanı önememiyordu.
Ancak, gümüş liyakat madalyası akıllarından bile geçiremeyecekleri bir ödüldü.
Bu ödülün fazla olacağını söylemeye çalışanlar III.Kurt tarafından sertçe susturulmuştu. Ses tonundan, Kralın tartışma kabul etmediğini ve verdiği karardan da dönmeyeceğini anlamışlardı.
‘İtiraz istemem. O halde, sıradaki konumuzdan devam edebiliriz.’
Son alıcısından tam 30 yıl sonra, madalyanın yeni sahibine gizli bir toplantıyla karar verilmişti.
***
Theodore, son 30 yıldır bulunamayan bir önder olduğundan habersizdi. Toplantı odasında karar verilirken, o daha gözleirni bile açmamıştı.
Ellenoa’nın yoğun iyileştirme gücü sayesinde, Theo’nun sağ kolu da dahil tüm harici yaraları mükemmel bir biçimde iyileşiyordu. Ancak, Alfred ile kurduğu ‘iletişim’den kaynaklanan manevi çöküşüne çare bulmaktan aciz kalmıştı.
Sonunda, Ellenoa, Theodore’un gözlerini açmasına kadar bekleyememiş ve Meltor Krallığından ayrılması istenmişti. Ona eşlik etmekle görevli Blundell, Ellenoa’nın hüzünlü yüzünü görünce başını özür diler gibi eğmişti.
‘Hmm, bunun için üzgünüm ama daha fazla bekleyemeyiz. Elvenheim’dan gelen elçiler acilen dönmeni istiyor.’
‘...Evet, anlıyorum.’
Yine de Ellenoa, Theodore’un alnını nazikçe öperken elinde olmadan hayalkırıklığına uğramıştı. Ulu Elf’in öpücüğü, elementin bereketine nail olmak gibi bir şeydi. Lütfedilen bu kutsama, düşman elementlerin Theodore’a yaklaşmasını engelleyecekti.
‘Bir gün yeniden görüşecek miyiz, Theodore?’
Ellenoa’nın vedasının ardından, ormanın dansçısı Elvenheim’a geri döndü.
Üzerinden tam 10 gün geçti... Kibir ile olan savaşından sonra, Theodore Miller, Alfred’le kurduğu bağa binaen aldığı manevi darbe sebebiyle 3 hafta kendine gelemedi.
Ama artık, Meltor’un ana gündem başlığı gözlerini açmıştı
Magnec