Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

255. Bölüm Bölüm 90 - Fozre Ailesi Hakkındaki Planlar

Çevirmen: Tomato / Editor: Tomato

 

 

''Fozre Ailesi'nin ana malikanesi, Kaimei Şehri'ndeymiş.'' Zend yüzüğünden çıkardığı bir Pounz haritasına bakarken, ayrıntıları içeren küçük yazılara göz atmayı sürdürdü ve Fozre Ailesi'nin evini buldu. ''Of, gene mi gideceğiz Kaimei'ye. Yolculuktan gına geldi artık...'' diye sitem ederken kısık bir sesle, Eralkavender'e doğru çevirmişti gözlerini.

''Gidebiliriz canım, ne olacak.'' Era, Zend'e göre çok daha sabırlıydı. Haritada gözlerini gezdirirken, insan ortağına cevap vermişti. ''Önemli olan ne zaman gideceğimiz. Bugün çıkalım mı?'' 

''Şimdi çıkarsak, akşama doğru orada olmayı başarırız muhtemelen.'' Zend penceresinden baktığında; öğle vaktinin bitmiş olduğunu ve etrafın, çoktan ikindi güneşiyle birlikte parlamaya başlamış olduğunu fark etti. ''Geceyi bekleyip içeri girmemiz mantıklı olur, geçen sefer Yama Ailesi'nin evine girerken yaptığımız gibi. Daha sonra da başıma ödül koyduklarına dair bir belge bulmaya çalışırız ya da bu işte parmaklarının olduğunu anlamamıza olanak sağlayacak bir kanıt ararız, böylece Fozre Ailesi'nin üzerimdeki etkisini öğrenmiş oluruz. Ne dersin ortak, plan bir eksiğe sahip mi?'' diye devam etti ve Era'ya bakmaya devam ederken, büyülü yaratık ortağının da onayını almak için hızlıca sordu.

Era bir süre bekleyip düşünmeyi tercih etmişti. Daha sonra bir nefes aldı ve Zend'e doğru döndürdü kafasını. ''Evet, sanırım en doğru planımız bu olacaktır.'' diye konuştu, daha sonra da planda atladığı bir eksikliğin olup olmadığını düşünmeye devam etmek için beklemesini sürdürdü. ''Gece gitmemiz gündüz gitmemizden çok daha doğru olur zaten, Yama Ailesi'ne gündüz girmeyi denemiş olsak kesin başarısız olurduk, çünkü gece sadece birkaç nöbetçi ile uğraşmamız gerekir, gündüz ise onlarca kişiyle. Bu yüzden Fozre Ailesi'ne de gece gitmemiz gerekecektir. Üstelik bugün gidersen hiç vakit kaybetmemiş oluruz, zaman kaybımız olmamış olur. Eğer kanıt bulursak da, biraz önce söylediğin planlarından birini uygulamaya koyarız. Aferin aferin, artık benim kararlarıma gerek duymadan bazı şeyleri en iyi şekilde planlamayı başarabiliyorsun.'' diyerek Zend'i överken Era, hafifçe gülümsemişti.

''Heh, ne sandın?'' Zend Era'nın övgülerini duyduğu için yavaşça gururlanmış, göğsünü kabartmıştı. ''Neyse, biraz daha bekleyelim ve daha sonra Kaimei'ye doğru harekete geçelim. Yok yok ya da önce Gri Engerek ile iletişime geçeyim bir, sonuçta artık geri dönmüş olmalı Tolan Şehri'ne. Ondan da tavsiye almak istiyorum, daha sonra da Kaimei'ye doğru gitmeye başlayabiliriz. Ayrıca onu biraz özledim de, hehehehe...'' diye konuştu Zend ve bir eksik olmaması için, planını tekrar tekrar aklından geçirmeye başladı.

 Era da onu onaylayarak, bu gece enerjisinin bir soruna sahip olmaması için meditasyon yapmaya başlamıştı. Meditasyon yapmak, kişinin enerji açısından her türlü alanda daha iyi bir konuma ulmasını sağlıyordu. Eğer enerjiniz dağınık ve kararsız bir haldeyse, gerekli meditasyonlarla birlikte kısa süre içerisinde onu büyü yapmaya, kılıç ve teknik kullanmaya hazır bir hale getirebiliyordunuz. Bu yüzden ölümsüzlük yolunda ilerleyerek bir savaşçı ya da büyücü olmayı başarmış olan, istisnasız herkes için bu derin bir önem ve anlam taşıyordu...

Zend ortağının meditasyona başladığını gördüğü gibi, kendisi de yatağının üzerine geçti ve rahat bir pozisyon alarak beklemeye, meditasyonunu sürdürmeye başladı. Uzun zaman önce, Chibui Dağı'nda, epey fazla olan boş zamanlarında öğrenmeye çabaladığı meditasyonu, artık tam olarak öğrenmiş olduğu için şimdi rahat bir şekilde meditasyon yapmayı başarabiliyordu. Ranon'un ona verdiği, Ağır Kılıç kullanmasını sağlayan tekniğin birinci kuralı, tekniği öğrenmeyi hedefleyen herkesin sabırlı ve sakin bir şekilde devamlı olarak meditasyon yapmasının gerekli olduğuydu çünkü.

Pek uzun olmayan bir süre boyunca bu şekilde devam ettikten sonra, Zend enerjisinin daha fazla işlenmeye ihtiyacı olmadığını düşünmüş ve Era'yı da dürterek, dışarı çıkmak için hazırlanmaya başlamıştı. 

Era'nın hızlı tepkilerinin ardından, iki ortak Zend'in odasından çıkmış, aşağıya doğru ilerlemiş ve Avcı Bıçağı'nı ziyaret etmek üzere, Beyaz Taç'ın içinde olan tanıdıklara haber vermek için ana binaya ilerlemişlerdi. ''Ustama ya da Fun'a, Saga'ya bir haber vermem gerekiyor sanırım. Kendi kafama göre gitmem iyi olmaz, Sanzirna'ya yine gizli kalmamız gereken bir yere gittiğimizi söyledik ve yalnız kalmayı başardık, şimdi de onlara söyleyelim. Böylece nereye kaybolduğumuzu bilmiş olurlar, merak ederlerse.'' diye konuştu Zend. Arkadaşlarına epey değer veren birisi olduğu için, genç adam böyle riskli şeyleri yapmadan önce tanıdıklarına en azından haber vermesi gerektiğini düşünmüştü. Kendisi onların yerinde olsa böyle isterdi. 

''Tamam.'' Era da gencin söylediklerini başıyla onayladı ve ana binaya doğru yöneldiler.

Zend kapıyı açtığında, okulun o gün çoktan bitmiş olduğunu görmüştü. Anlaşılan Era ile birlikte bir plan yapmaya epey vakit ayırmışlardı, çünkü Kadim Kaplan'dan döndüklerinde saat henüz çok da ilerlememişti, okulun bitmesine epey bir vakit vardı. Ancak şimdi, akşama doğru oldukça yaklaşmışlardı. Kalabalık olan ana binada, gözüne hemen Saga'yı kestirdi ve bir masada, diğer Jongtham öğretmenlerinden birkaçıyla birlikte oturan kadının yanına gitti hızlı bir şekilde, kimseyi umursamadan. Bunu yapıyordu çünkü gün kaybına maruz kalmak istemiyordu, bugün Fozre Ailesi'nin evine ulaşması gerekiyordu onun. Hem de bu tam zamanında olmalıydı. Tabii erken de olabilirdi, ama geç olmaması gerekiyordu.

Saga'nın yanına gittiğinde, genç kadın ona doğru döndü ve yüzünde büyük bir gülümseme varken konuşmaya başladı: ''Zend, gel otur, Kadim Kaplan'a gitmişsiniz bugün, Gensaze'den dinledim!'' diye heyecanlı bir şekilde konuşarak Zend'e bakarken, Zend'in orada yaptığı şeyleri muhtemelen Kadim Kaplan'daki Beyaz Taç üyelerinden abartılı bir şekilde dinlemişti. Zend bu hayran bakışları tanıyordu çünkü, başka bir açıklaması olamazdı. Kadim Kaplan'ın en güçlü on kişisinin içerisinde olan birini epey ezmişti, evet, ama Saga'nın gözlerinde ayrı bir bakış vardı. Bir kahramana bakıyormuşçasına bakıyordu, hemen yanındaki genç adama.

Zend Pounz'a vardığı zaman beline kadar uzamış olan saçlarını, geçen günlerde kestirmişti. Artık saçları sadece omzuna geliyordu, eskisi gibi tam olarak kısa bir hale girmelerini istememişti çünkü uzayan saçları, artık onun bu benliğinin bir parçası haline gelmeyi başarmıştı ona göre. Bu yüzden onlara veda etmek zor gelmişti, etmeyi de başaramamıştı zaten Zend. Çok da önemli olan bir şey değildi çünkü bu, Zend onları böyle sevmeye başlamıştı. Şimdi çıkardığı kapüşonu ile birlikte dağılmış olan, kafasının arkasından bağlanmış, devamlı olarak yıkanmasının sonucu olarak epey yumuşak bir hale gelmiş saçlarını hafifçe düzenleyerek, elini kafasının arkasında gezdirdi genç adam. Daha sonra da sessiz bir şekilde konuşmaya başladı. ''Evet Saga, Kadim Kaplan'da iyi vakit geçirdik bugün, bir zorluk çıkmadı.'' dedi ve konuyu hemen kestirip atarak, ''Şimdi hızlı bir şekilde Fozre Ailesi'nin ana malikanesine gitmek istiyorum, bu yüzden bir süre ortalıkta olmayacağım, bir haber vereyim dedim.'' diye devam etti.

Saga nedenini sormak istese de, Zend'in muhtemelen acelesi olduğunu anlamıştı. Çünkü Kadim Kaplan konusunu direkt atlamıştı genç adam, ardından anında da kendi değinmek istediği konuya değinmişti. Bu sebeple üstelemeden kabul etti Saga. ''Anladım, normalde Kadim Kaplan'da olanları bir de senden duymak istiyordum ama acelen varmış gibi bir halin var, istersen seni daha fazla tutmayayım. Hollis'i, Fun'u, Karkan'ı ve senin arkadaş grubunu Fozre'ye gittiğin konusunda bilgilendiririm, başka söylememi istediğin birisi var mı?'' 

''Onlar yeterli Saga, teşekkürler.'' Zend hızlıca teşekkür etti ve minnettar bir şekilde arkasını dönüp, kapüşonunu tekrar kafasına geçirdi. 

''Bol şans.'' Saga Zend'in arkasından bakarken sessiz bir şekilde konuşmuştu tekrardan. ''Bu zamana kadar sürekli bir şeyler öğrenmeye çalışan Zend'e, o bana doğru koşarken bakıyordum hep, ama sanırım artık ne yaptığını bilmediğim, ama büyük bir şey yaptığından emin olduğum Zend'e, arkadan bakacağım... Zaman gerçekten çabuk geçiyor.'' diye, bir iç çekişle birlikte mırıldandı...

***

Kaimei Şehri'ne doğru yola çıkmışlardı hızlıca. Kaimei çok uzak olmasa da en azından bir saatlik bir yol vardı Zend ve Era'nın gitmeleri gereken. Ancak geç kalmadıkları için sorun yoktu, belirli bir süre daha ilerledikten sonra, Kaimei'ye vardıklarında büyük ihtimalle hava hala kararmamış olacaktı. Fozre Ailesi'nin malikanesini bulduklarında ise havanın yeni kararmış olması muhtemeldi. Bu sürede de, Zend, Fozre Malikanesi'ne birazcık uzak olsa da, Beyaz Taç'tayken haritadan bulduğu ve rahat bir şekilde gizlenebileceği bir ağaçlık alanda vakit geçirmeyi planlıyordu. Sonuçta Yama Ailesi'nin evine girmeden önce de, malikanenin alanının hemen yanında olan küçük bir ormanda bekleyip, harekete geçmesi gereken zamanın gelişiyle birlikte oradan ayrılmıştı. Bu tip, hemen hiç kimsenin sizi rahatsız etmeyeceği, halkın girmediği yerler, gizli bir şey yapmaya çalışan herkesin kurtarıcısı olmayı başarıyordu...

Sürekli rengini değiştiriği, tanınmasını engelleyen kıyafetleriyle birlikte göz önünde olmamaya dikkat ederek, gizli gizli Fozre Ailesi'nin evine ulaşmıştı Zend. Daha sonra da karşısında, en azından Yama Ailesi'ninki kadar büyük olan bir malikanenin olduğunu fark etmiş ve etrafında olan bitenleri izlemeye başlamıştı.

''Neden bu kadar kalabalık?'' diye sordu yavaşça Zend, kapüşonunun altında, Zend'in tanınmasını engellemek için kendini göstermiyor olan Era'nın da duyabileceği bir sesle. Prenses Yuna'nın doğum gününe Era ile birlikte gitmiş olduğu için, şu anda ülkede onu tanıyıp da büyülü yaratığını tanımayan çok az kişi vardı. Kraliyet Sarayı'ndakiler sızdırmamaya çalışsa bile, bir şekilde Zend'in büyülü yaratık ortağı ortaya çıkmıştı. Bu da, Zend'in kendini gizlediği durumlarda Era'nın da kendisini göstermemesi zorunluluğunu ortaya koymuştu. Elbette onun sadece görünüşünü biliyorlardı, gücünden veya seviyesinden tam olarak haberleri yoktu. Zend'in sürekli yanında dolaşan o çitanın sekizinci seviye olduğuna dair söylentiler olsa da, kesin olmadığı için ödül afişlerinde, Siyahlar'da olan kişilere ait bilgilerin olduğu kitaplarda yerini almamıştı bu kısım. 

Tabii ki, Zend'in ciddi bir şekilde savaştığını gören neredeyse kimse olmadığı için, genç adamın gücünü nereden aldığına dair bir bilgi de yoktu insanların elinde. Normalde Siyahlar'da bir süre boyunca kalmış olan birine ait pek çok bilgi, çeşitli kitaplardan edinilebilirdi ancak Zend'in Rüzgar Tanrısı'nın Nefesi'ni kullanabildiğinin dışında bir savaş gücü, herhangi bir kitabın içinde bulunmuyordu şu anda. Ama yine de bu oldukça şaşırtıcıydı, çünkü Zend'in Ovaur Fozre'ye karşı sadece birkaç kere kullandığı bu tekniğin böylesine hızlı bir şekilde kitaplara ve dergilere düşmesi, insanı hayrete düşüerbiliyordu. Hem de bunu hemen yapmışlardı! 

Bu ülkede, tam olarak buna odaklanıp sadece bunlarla ilgilenen birçok kişi olmalıydı...

Era Zend'in sırtından yukarı doğru tırmanarak kafasını, genç adamın boynunun kenarından çıkardı ve Fozre Malikanesi'ne ve etrafındaki kalabalığa baktı. ''Muhtemelen Ovaur Fozre ile ilgili bir yas tutma töreni vardır, o henüz yeni öldü ve liderin oğluydu. Elbette onun adına birkaç tane tören düzenlenecektir, herkes dağılana kadar beklemek en iyisi olur.'' diye konuşarak tavsiyelerini sıraladı ve tekrar, kafasını geriye doğru çekip görülme riskini azalttı büyülü yaratık. Şu anda epey küçük bir boyuttaydı, Era kendi vücudunun büyüklüğünü oldukça küçük bir hale getirebiliyordu, bu, daha önce Zend'e anlattığına göre yıllar boyunca uğraşarak edindiği bir kabiliyetti. Kendini aynı şekilde büyütebiliyordu da elbette. Bu yeteneği sayesinde, Zend'in kıyafetinin içerisindeyken rahatça hareket etmesi mümkün oluyordu.

''Era, sence geç bir saate kadar bekleyip, geçmiş olsun dileklerimizi iletmek üzere geldiğimizi söyleyerek içeri girsek, sonra da gitmeden, bir odanın içerisine dalarak varlığımızı gizlesek nasıl olur?'' Zend, gördüğü manzarayla birlikte aklına dolan bir fikri Era'ya anlattı. ''Böylece içeriyi dolaşma ve odaların yerini görme fırsatı elde etmiş oluruz. Gece vakti, etrafa çok daha fazla hakim olmamız mümkün olur.''

Era, Zend'e zihin yoluyla cevap verdi. ''Seni kabul edecekler midir? Sen liderin iki yeğenini öldürmüş birisin sonuçta.'' 

''Hmm...'' Zend biraz bekledi. ''Eğer çok geç bir vakte kalırsak evet, almayabilirler. Ancak çok geç olmadan gidersek, etrafta insanlar olduğu için bizi kabul etmek zorunda kalırlar. On beşinciliği elde ettikten sonra, bir siyasi kişilik gibi olmayı da başardım. Beni kabul etmezlerse diğer ailelere kötü görünmeyi göze almaları gerekecektir.'' dedi ve Fozre Ailesi'nin malikanesini izlemeye devam etti. ''Sonuçta ben, sadece iyi niyetle buraya taziyelerimi iletmeye gelmiş biriyim... Hem Ovaur'un öldürüldüğü doğum gününde ben de vardım, değil mi? Eminim bu olay beni de epey etkilemiştir...''

***

1761