Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

54. Bölüm İddia

Çevirmen: Tomato / Editor: Tomato

 

Karkan'ın yüzünde bir sırıtış belirdi. "Hehehe, sanırım Zend büyük farkla kazandı."

Yanında oturan siyah giyimli adam, Karkan'a baktı ve o da gülümsedi. "Haha, sadece teknik bile kullanılmayan küçük bir deneyim paylaşımı hiçbir şeyi değiştirmez Karkan. Oğlum eğer bildiği en güçlü tekniği kullansaydı, o çocuk beş saldırı bile dayanamazdı."

Karkan'ın yüzünde bir gülümseme daha oluştu. "İddiaya var mısın?"

"Hahaha, Karkan, gerçekten daha beşinci seviye bir savaşçı olan birinin, yedinci seviye bir savaşçı olan birinin en güçlü beş saldırısına dayanabileceğini mi düşünüyorsun?" adam konuştu. Yedinci seviye savaşçı olmak küçümsenecek bir şey değildi, eğer yedinci seviye bir savaşçıysan kolayca orduya girip önemli bir komutan olabilirdin.

"Evet, kesinlikle öyle düşünüyorum." Karkan konuştu. "İddiaya girmeye korktun mu yoksa?"

"Bu senin zararına olur ancak, tamam girelim. Kazanırsan ne istiyorsun?"

"Çok bir şey değil, sadece bir Yeşil Şeytan Taşı." Karkan ellerini birleştirdi. "Sana dokunmaz."

"Karkan, böyle küçük bir şey için bir Yeşil Şeytan Taşı harcayacağımı düşünmüyorsun değil mi? Senin gibi bir Ruh Şövalyesi'nin neden bir Yeşil Şeytan Taşı'na ihtiyacı olsun ki?" adam alaylı bir şekilde konuştu. Yeşil Şeytan Taşı çok nadir bir nesneydi ve onu bulmak çok zordu, genellikle aşırı tehlikeli ve en azından Dünya Seviyesi'nde olan yaratıkların olduğu yerlerde bulunurdu.

"Kendim için istemiyorum. Eğer ben kaybedersem, sana bir Ruh Silahı vereceğim, elimde bir tane fazla var." Karkan konuştu, sonra elindeki yüzüğü gösterdi. "Bir yüzüğün içinden çıktı."

"R-Ruh Silahı mı?" adam aşırı şaşırdı hafifçe kırışıklıklara sahip olan yüzündeki kırışıklık sayıları bir anda arttı, çünkü bir Ruh Silahı bulmak çok zor olurdu. "O halde tamam." hemen iddiayı kabul etti. Kazanma ihtimali tam olarak kesin olmasa da, bir Ruh Silahı kazanmak son derece cazip bir olasılıktı, onu reddedemezdi. Bir Ruh Silahı Yeşil Şeytan Taşı'ndan on kat daha değerli bir şeydi.

"Güzel." Karkan biraz daha gülümsedi, Zend'in getirdiği Ruh Silahı çok işine yarayabilirdi. Dışarıdan konuşmalarını duyan insanlar çok şaşırabilirlerdi ve Karkan'ı keriz yerine koyabilirlerdi, ama onun asıl düşüncesini hiç bilmiyorlardı.

Karkan bir zıplayışta Zend'in yanına indi, aynı şekilde siyah giyimli adam da çocuğunun yanına indi.

"Zend, biraz sonra, biraz önce uçurduğun çocuk sana saldıracak. En güçlü yeteneğiyle sana beş saldırı yapacak. Senden isteğim, o beş saldırıdan sonra on saniyeliğine bayılmadan kalman."

"Bayılmadan mı? Ama biraz önce onu yendim, hem de tek vuruşta. Nasıl onun beş vuruşundan sonra bayılmam mümkün olabilir?" Zend biraz önce rahatça savuşturduğu çocuğun onu sadece beş vuruşta bayıltma olasılığını düşündü, aklında bu imkânsızdı.

"O işler düşündüğün gibi değil Zend. O biraz önce kılıcını kullanmadı, tüm gücü değildi. Teknik bile kullanmadı, onu hafife alma ve sadece sağlam savunma yap. Bu çok önemli bir şey, sadece diyorum ki, o beş vuruş biraz ağır gelebilir. Kral modunu aktifleştiremeyeceğin için de dezavantajlısın zaten, ama kendine güven ve o beş vuruşa dayan." Karkan sessizce konuştu.

"Anladım." Zend de onu onayladı, ama neden o saldırılara dayanması gerektiğini, Karkan neden o çocuk onu beş vuruşta yenebilirmiş gibi konuşmuştu, anlamamıştı.

Karkan çocuğa cesaret vermek istercesine omzuna bir kere vurdu ve yerine döndü. Siyah giyimli adam da onu takip etti. Hakemi de o adam bilgilendirmişti. Hakem konuşmaya başladı. "Evvet arkadaşlar, bu iki delikanlı bir istek üzerine bir maç daha yapacaklar! Aynı heyecana hazır olun!"

Çocuğun gözlerinde çok mutlu bir ifade belirdi, babasıyla yaptığı konuşması tüm gücünü kullanmasının serbest olduğunu açıkça kesinleştirmişti, bu her zaman eline geçen bir fırsat değildi.

"Kendine dikkat et ve ölme, tüm gücümle saldıracağım." çocuk Zend'e baktı ve konuştu.

Zend bir şey demedi, zaten kendini zihinsel olarak hazırlamıştı. Eliyle gelmesini işaret etti.

Bir anda çocuğun aurası değişti, dışarıya karanlık, ölümcül ve korkutucu bir aura yaymaya başladı. Bakışları da eskisi gibi değildi.

Zend bir an gerçekten korktu, değişen ani atmosfer onun nefes almasını zorlaştırıyordu. Kendini hazırladı.

"Geliyorum!!" çocuk bağırdı ve Zend'e doğru olağanüstü bir hızla koşmaya başladı. Bu hız bir önceki savaştaki hızının resmen iki katıydı.

Zend şok oldu, teknik kullanmak böyle bir fark yaratıyor muydu?

Çocuk Zend'in yanına hemen geldi ve sağ yumruğunu Zend'e doğru salladı.

"Şanslıyım, son derece hızlandı ve güçlendi. Ama hala saldırı kombinasyonu aynı, hamlelerini bildiğime göre onlardan kaçabilirim." Zend düşündü ve son derece hızlı gelen bir yumruktan kaçındı, ardından gelecek saldırıyı tahmin etti. "Şimdi sol gelecek."

"Birinci saldırı boşa gitti." Karkan konuştu, gülümsedi.

Adam da ona cevap verdi. "Sabırlı ol dostum."

Zend sol yumruk bekliyordu, beklediğini aldı da. Aşırı hızlı bir sok yumruk yedi, karnına oturan yumruk sanki bir dağın ağırlığına sahipti.

"Ehem, ikinci saldırı." bu sefer konuşmayı başlatan kişi Karkan değildi. Karkan ona cevap vermedi.

Şu an tribünler çok sessizdi. Zend'in attığı en azından üç takla ve ağzından sızan kan, hepsini susturmuştu. Saga ayağa fırlayıp bir çığlık attı, ama ağzını hemen kapattı. Zaten kimse ona dikkat etmiyordu. "Fun, o çocuk neden Zend'e böyle sert davranıyor?! Aralarında iki seviye fark olmasına rağmen hiç acıması yok!"

Fun birleştirdiği ellerini ayırdı. "Sakin ol, Zend o süngerlerle çalışırken bir dayanıklılık tekniği oluşturdu. Hızlı bir şekilde yenilmeyecek, ayrıca duyduğum kadarıyla sadece beş saldırılık bir maç bu. Başkanın işleri."

Zend çok kötü hissetti, gövdesinde büyük bir acı vardı. Bu dayanılmaz bir şeydi, bedenindeki organlar sanki yerlerinden ayrılmış gibiydi.

Kendini zorlayarak ayağa kalktı.

Çocuk ona küçümseyerek bakıyordu. Onun o yumruktan sonra kalkabileceğini düşünmüyordu.

Zend biraz önce onu rahatça yenmişti, ama şimdi fark etmişti ki o çocuğun bir önceki dövüşte kullandığı gücü, açıkça şu anki gücünün yarısı bile değildi. Zend ona yenilmeyeceğini düşününerek kendini beğenmişlik yaptığını anlıyordu, bu ona utanç verdi. Daha güçlü olmamasına rağmen sanki çok güçlüymüş gibi konuşmuştu, ama sadece beşinci seviye bir savaşçıydı. Neden kendini bir şey sanmıştı?

Zend gelen yumruğu beklemeye başladı, gelen yumruk bu sefer çok tehlikeli olabilirdi, ama o hislerine güveniyordu.

Beklediği yumruk da geldi, gelen son hızdaki yumruktan geliş yönünü daha önceden gördüğü için hemen kaçmıştı, o yumrukrtan dolayı vücudu savaşta biraz yavaşlamıştı, ama yine de yeterince hızlıydı.

Bir yumruk daha son hızda geldi. Zend istemsiz olarak ondan da kaçtı, tekniğine şükretti. O olmasa çok büyük tehlikedeydi.

"Son hareketi kaldı." Karkan konuştu, Zend sadece bir yumruk yiyerek gerçekten büyük iş başarmıştı.

"Sonuncu her zaman en iyisi olur." adam konuştu.

Zend yorulmuş vücudunu daha toparlamamışken, bir yumruk gözünün önünde belirdi.

***

984