bölüm için teşekkürler
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
83. Bölüm Sorular
Zend Ranon'un söylediği son cümleyi yanlış duyduğunu düşündü. ''Ranon, on beş dediğini sandım, bir daha söyler misin?''
Ranon hafifçe kıkırdadığını belli ederek cevap verdi. ''Yanlış duymadın evladım. Eğer mühür için enerjini emmeseydim, şu anda on beşinci seviye bir savaşçı olman garantiydi.''
Zend nefesinin kesildiğini hissetti. On beşinci seviye! Bu da ne demekti? On beşinci seviye bir savaşçı demek, orduda rahatça general olabilirsin demekti. Hem de on yaşında! Bu en iyi ihtimalle bir şaka olabilirdi. ''Ranon, bu dediğin imkansız! Okuduğum kadarıyla tarihte en küçük yaşta on beşinci seviyeye gelmeyi başaran kişi bile on sekiz yaşındaydı! Ben sadece on yaşındayım!'' Zend'in aklı Ranon'un dediklerini almıyordu.
''Zend, sen sadece Kuzey'in tarihine bakıyorsun. Benim on beş yaşının altında, Dünya Seviyesi'ne giriş yapmış bir sürü arkadaşım var.'' Ranon sakince konuştu. Biraz önce söylediklerini, dışarıdaki herhangi biri duysa, Ranon'u anında deli olarak görürdü. Ama Ranon bunları normal bir şeymiş gibi söylüyordu. Sanki onun için on yaşında on beşinci seviye olmak hiç garip değilmiş gibiydi. Zend şu ana kadar, Ranon'un söylediği hiçbir şeye şüpheyle yaklaşmamıştı. Ama şimdi, Ranon'un söylediklerine inanmayı bırak, şüpheyle yaklaşmamakta bile çok güçlük çekiyordu.
''Ancak, senin arkadaşın, yani o çocuk, kendi kendine seviye atlamamış. Onun enerjisinde büyük bir karmaşa görüyorum. Büyük ihtimalle ağır ilaçlar kullanmış, ya da kullanmaya zorlanmış. Enerjisi gelecekte kötü bir şekilde patlayabilir. Tabii benim haplarım olsaydı böyle bir ihtimal olmazdı.'' Ranon tekrar konuştu. Zend birkaç dakikadır dünyadan ilişkisini kesmişti ve herkes onun için bağırırken, o arenada öylesine dikiliyordu. Orada olduğunu unutmuştu bile. Bir seyircinin coşkulu bağırışı ile olduğu yeri fark edip iç dünyasından çıktı ve hızlı adımlarla arenadan dışarı çıkmak için ilerlemeye başladı.
Çıkış yolunu insanlar adeta kapamışlardı. Hepsi Zend'in gelecekte değerli bir elmasa dönüşeceğini biliyorlardı, bu yüzden hepsi erkek çocuklarını Zend ile tanıştırmak ve çocuklarının Beyaz Taç'ta bir arkadaşı olmasını sağlamak için, ya da kızlarını Zend ilgilenirse gelecekte Zend ile birlikte olabileceklerini düşünüp Zend'e yaklaşmaya çalışıyorlardı. Ama Zend'in düşünceleri bu popülerlikten uzaktı ve bu o an hiç ilgisini çekmiyordu. Aklında bir soru daha belirdi. İnsanları kırmadan, onların çabalarını karşılıksız bıraksa da onların aralarından yolu açarak geçmeye çalışırken, Ranon'a seslendi. ''Ranon, Tofu haplarla on ikinci seviye oldu diyelim. Ben sadece bir kere hap kullandım ve o da, senin bana verdiğin, benim ikinci seviye savaşçı olmamı sağlayan haptı. Ben sadece normal biri gibi çalıştığım ve ek bir geliştirici almadığım halde, nasıl on beşinci seviye olacaktım?''
Ranon biraz sessiz kaldı ve bu, Zend'in yine Ranon'un kendine, birçok soruda olduğu gibi cevap vermeyeceğini düşündü. Ama Ranon, birçok zamankinin aksine bu sefer konuşmaya başladı. ''Zend, talimat üzerine sana açık bir cevap vermem. Ancak şöyle düşün, sen neden hiç hasta olmuyorsun?''
Zend bunu çocukken de düşünmüştü. Hastalığın dolu olduğu her türlü yere girmişti çocukken. Normalde asilzadeler en bakımlı, en temiz yerlerde büyüyorlardı. Ama hastalıklar onları bir şekilde buluyordu. Zend en kirli yerlerde, hiçbir ilaç olmadan, hiçbir tedbir olmadan hastalığa bir kere bile yakalanmadan büyümüştü. Aslında küçükken bazen kendisini kötü hissettiği oluyordu, ama Yaşlı Dilenci, Zend ona kendini kötü hissettiğini söyledikten birkaç gün sonra ona bir ilaç vermişti ve Zend ondan sonra hiç hasta olup da kendini kötü hissetmemişti. Yaşlı Dilenci'nin verdiği ilaçtan önce Zend kendini kötü hissetmişti, evet, ama hafızasını ne kadar zorlasa da bu kötü hissin sebebinin hastalık olup olmadığını doğrulayamıyordu. Yaşlı Dilenci ona ilaç vermişti, bu yüzden hiç hasta olmuyordu. Bu, Ranon'un sorusunu daha önce kendisine sorduğu zaman, kendisine verdiği cevaptı.
''Beni büyüten Yaşlı Dilenci bana ilaç vermişti. Güçlü ve pahalı bir ilaç olduğunu düşünüyorum, bu yüzden hiç hasta olmadığımı düşündüm hep.'' Zend dürüstçe cevapladı.
''Haha,'' Ranon yine güldü ve yine Zend'i korkuttu. ''Zend, sen sokakta büyüdün. Her türlü pis şeyi yedin, ya da içtin. Yine de hiç hasta olmadın. Seninle birlikte sokakta yaşayan, senin de dediğin üzere 'dilenci' olan bir adam, senin yıllar boyunca hasta olmamanı sağlayacak pahalı ve güçlü bir ilacı nereden bulabilir?''
Zend'in çocukluktan beri kendine verdiği cevap, Ranon tarafından çürütülüyordu.
Ranon devam etti. ''Neden yaraların uzun süre kalmıyor? Yua'nın üç yıl önce sana vurduğu günü hatırla. Göğsünden gelen çatırtıları duydun, hatırlamıyor musun? Orada kaburgalarının tamamı kırılmıştı. Ama hiç acı çektin mi? Yedi yaşındaki bir çocuk, gittiği alım binasında sekizinci seviye bir savaşçıdan güçlü bir tekme yedikten sonra nasıl ayağa kalkabilir? O kadar tekme ve yumruk yedikten sonra, o kadar darbe alıp, bir darbe daha alsa ölümün kucağına düşecek haldeyken, neden Tou gelince bir anda ayağa kalkabildin? Neden sadece on beş gün boyunca çalışıp, o kadar da çok çalışmamana rağmen normalde yıpranması bile yıllar süren Vuruş Süngeri'ni patlatabildin? Üçüncü seviye bir savaşçıyken, daha sekiz yaşındayken, neden en az otuz kiloluk bir vücudu, normalde yumruk atıp da ittirmen, belki de yere düşürmen gerekirken, onu karşı duvara uçurabilecek gücü nereden buldun? Vücudun neden Kral Modu'na uzun süre dayanabiliyor? Kral Modu birinci seviyede bir dakikadan sonra kullanıcının vücuduna zarar vermeye başlar, bunu çok iyi biliyorsun. Onu iki kereden fazla kapatıp açman senin tüm enerjini bitirir. On dakika önce bir savaşta Kral Modu'nu üç dakika kadar kullandın, ama şimdi açıp istediğin kadar bekleyebilirsin, değil mi? Peki neden? Kral Modu'nu neredeyse açacakken, daha sekiz yaşındayken ve bilgin son derece azken, onu nasıl engelleyebildin? Bunu irade ile yaptığını mı sanıyorsun? Daha önce, birinci seviyede Kral Modu'nu açmadan onun getirilerinden faydalanabilen birini duydun mu? Tabii ki de duymadın, çünkü öyle biri yok! Peki sen nasıl yapıyorsun? Maçtan önce, yanında oturan garip adam ile onun yanındaki kadının konuşmalarını duydun. Ama Kral Modu'nu açmamıştın, duyuşun hassaslaşsa da, tekrar normal hale geçmek için kimseyi öldürmedin. Bunu nasıl yaptın Zend? Hiç düşünmedin mi?''
Zend, Ranon'un uzun konuşması bittikten sonra onun söylediklerini düşündü. Haklıydı... Sonuna kadar haklıydı. Zend onun dediklerine daha önce hiç dikkat etmemişti, ama şimdi düşündüğü zaman. Hepsi de doğruydu! Bir tanesinde bile hata yoktu! En basitinden, Zend Kral Modu'nun ilk seviyesindeydi. Ama nasıl hislerini ilerletebiliyordu? Bu nasıl oluyordu? Zend'in kafasının içinde savaş vermeye başladı sorular. Ranon onun beyninde bir kargaşa ortamı yaratmıştı. ''Hah!'' Zend bir anda mutlulukla bağırdı. Ranon'un hatasını bulmuştu. ''Ranon, sen benim yaralarımın hemen iyileştiğini söylüyorsun. Ama ben Maddle ile savaşıp göz kapağımı kopardığımda, Kyuk onu iyileştirene kadar iyileşmemişti. Buna ne diyeceksin? Her yerim hemen iyileşiyorsa o neden iyileşmedi?'' Zend şu an sorulardan birine cevap bulmamıştı. Aslında sorulardan birine soru bulmuştu. Ama Ranon'un dediklerine karşı doğru bir şey bulmak bile onu çok sevindirmişti. ''Ayırca, eğer on beşinci seviye olacaksam neden o lanet mührü yaptın?!'' Zend'in sevinci yerini öfkesine bıraktı. Zend çabuk parlayan biriydi, hemen öfekeleniveriyordu. Eğer şimdi on beşinci seviye olsaydı, her yerde krallar gibi karşılanırdı. Ama Ranon onun elinden almıştı bunu.
''Çünkü engelledim.'' Ranon kısaca cevap verdi.
''Engelledin mi?'' Zend biraz önce Ranon'un açığını bulduğunu düşünmüştü. Onun böylece kısa bir cevap vereceğini ve soruyu yok edebileceğini hiç düşünmemişti. Ranon'un, onun iyileşmesini engellemesi ihtimali bile Zend için yoktu biraz önce.
''Evet, engelledim. Düşünsene, göz kapağın kopuyor ve bir anda yerine yenisi geliyor. Bu da ne demezler mi insanlar? Fun bunu gördüğü zaman, neler olurdu? Büyük ihtimalle bir şey yapmaz ve Karkan'a söylerdi. Karkan bunu öğrenseydi ne olurdu? O göz kapağının neden iyileştiğini sorgulamaz mıydı? Seni bir doktora götürüp bunu öğrenmek istemez miydi? Senin kanından iyileştirici iksirler yapmak istemez miydi? Sadece bu da değil, bir çok kez başkalarının anlayabileceği şekilde yaralandın ve iyileşmeni engelleyen yine ben oldum. Neden mi? Seni korumak için. Karkan yeterince güvenebileceğin birisi mi ki? İki sene önce onu ve Ruh Silahı'nı ben durdurmasaydım yaşıyor olacak mıydın? Bunları neden düşünmüyorsun?'' Ranon tekrar konuştu. Bu sefer Zend'e olanları söylemeliydi. ''Biraz önce sen de söyledin. En az on sekiz yaşında olman gerekiyordu değil mi? Ama sen on yaşında on beşinci seviye olacaktın. Eğer bu olsaydı çok dikkat çekmez miydin? Seni korumak için, seni kendi enerjinden korumak zorunda kaldım. Birileri tarafından bulunmaman gerekiyor Zend. Dediğim gibi, on beş yaşından önce on beşinci seviyenin üstüne çıkan birçok arkadaşım var. Ancak hepsinin ortak bir özelliği var Zend. Bu özelliği sana söyleyemem, ama bu sende de var. O arkadaşlarımın kim olduklarını da sana söyleyemem, özür dilerim. O arkadaşlarımın, yani on beş yaşından önce on beşinci seviyenin üstüne çıkan arkadaşlarımın toplandığı bir yer var. Bu yere ileride sen de gideceksin. Ama onların çok fazla düşmanı var ve düşmanları, onlar bir araya gelmeden önce onları bulup öldürmek isterler. Yani eğer on beşinci seviye olsaydın şimdi, senin bir sürü düşmanın olacaktı ve belki de, çoktan ölmüş olacaktın. Seni ancak böyle koruyabildim Zend. Kendini koruyamazdın. Kimseye seviyeni gösteremezdin. En azından, arkadaşlarımla tanışana kadar. Gireceğin tek yerin Beyaz Taç olduğunu düşünmüyordun değil mi?''
Zend bu sefer söyleyecek hiçbir şey bulamadı. Arenadan çıkmıştı, dışarıda çok insan yoktu. Herkes turnuva için içeri girmişti. Zend duvara yaslandı ve ellerini açıp avuç içlerini izlemeye başladı. ''Ranon, bütün bu cevaplar vücudumda mı?''
***
''Evet, benim maçım!'' Maddle heyecanla konuştu ve yanında duran ustasından, Hinia'dan aldığı tüm moralleri toplayıp heyecanını bastırmaya çalıştı. Heyecanlanmasının sebebi bir turnuvada savaşacak olması değildi. Zaten bu küçük turnuvanın ödülü olan Dört Büyük Krallık Turnuvası'na, Avcı Bıçağı her seferinde üç kişi gönderme hakkına sahipti. On iki yaşında sekizinci seviye olmayı başarmış Maddle, büyük ihtimalle zaten oraya katılabilecekti. Heyecanlanmasının nedeni, Zend'in de burada olması ve onu izleyecek olmasıydı. Zend'i etkileyebilecekti! Rakibi Zend'in yenmek istediği kişiydi. Zend ona söylemişti. Şimdi gidip onu bir güzel dövecek ve ödül olarak Zend'in kalbini kazanacaktı. Hem de pes edecek ve rakibinin Zend ile dövüşmesine izin verecek, böylece Zend'in gözünde hem güçlü, hem de kibar konuma gelecekti. Rakibinin o kız olması gerçekten bir lütuftu.
Kulübeye girmesinin zamanının geldiğini belli eden konuşma, sunucu tarafından yapıldı ve Maddle mor saçlarını açıp göğsünü gerdi. Kendini rahatlattı, binlerce insanın, daha da önemlisi Zend'in karşısına çıktı. Daha doğrusu çıktığını düşündü, Zend biraz önce dışarı çıkmıştı. Şu an onu seyircilerin arasında göremese de, buralarda bir yerlerde olduğunu ve onu izlediğini tahmin etti. Onun bu dövüşü kaçırmayacağından emindi. Ama bilmediği bir şey vardı ki, Zend Ranon'un söyledikleri nedeniyle sunucunun büyüyle yükseltilmiş sesine hiç dikkat etmedi bile.
Her giren gibi kulübenin içini inceledikten sonra, sunucunun konuşmasını tekrar duydu ve sahaya çıkması gerektiğini anladı Maddle. Hızlıca yürüdü ve dışarı çıktı, Zend de biraz önce buralara dokunmuştu. Şu an Maddle onlara da sevgi duyuyordu. Durması gerektiği yere kadar yürüdü ve ustasının ona her dövüşten önce yapmasını söylediği, bunun o savaşı şereflendireceğini söylediği Güç İspatı'nı yaptı. Karşısındaki kızıl saçlı kızdan bir karşılık beklemiyordu, sadece yaptı.
Bir anda karşısındaki kızıl saçlı kız da ona Güç İspatı yaparak onun gücünü kabul ettiğini vücuduyla söyledi. Maddle Zend'in yenmek istediği birinin küstah olduğunu düşünmüştü. Ama şimdi görüyordu ki, karşısındaki kızıl saçlı kızda kibir belirtisi bile yoktu. Aksine güzel bir dövüş istiyormuş gibiydi. Belki de Zend ona hayran olduğu için onu yenmek istiyordu. Zend'i dinlemeden, onun fikirlerini tamamen duymadan önce kızı dövmeyi düşündüğü için utanç hissetti. Karşısındaki kızıl saçlı kız, Maddle'yi haklı çıkarırcasına konuştu. Güç İspatı bitmişti.
''Güzel bir savaş olsun kız kardeşim.''
***
1744
Magnec