:D
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
82. Bölüm Kabzadaki Kumaş Şerit
Kabzadaki Kumaş Şerit
Eğitim vadisinde, ikindi vakti.
Gümüş Tilki zırhını kuşanmış Lin Xi elindeki kısa kılıçla ormanda koşuyordu.
Xu Shengmo ve Tong Wei'nin eğitimleri oldukça katı olsa da gücüne güç kattıklarını anlamak zor değildi.
Şu anda amacı, mevcut gücüyle kaç rakibi yenebileceğiydi. Aynı zamanda yayı olmadan yenemeyeceği kimleri yenebildiğini görmek istiyordu.
Eğer yapabilirse onlara karşı savaşacak ve tecrübe kazanacaktı. Eğer yapamazsa onlardan kaçınmak için yeteneğini kullanacaktı.
Bu sefer bilerek düşmanları üzerine çekmek istediği için Lin Xi hareket ederken kasıtlı olarak ses çıkartıyordu. On beş dakikadan kısa sürede Lin Xi, otlarla kaplı bir bayırda hareket eden ve pek bir siperi olmayan bir öğrenci gördü. İkisi hafif eğimli bir bayırda karşılaştı.
Lin Xi, bu "Sarı Antilop" sembollü rakibiyle daha önce hiç karşılaşmamıştı. Göğsündeki sembolde sarı, kıvrımlı boynuzlu bir antilop vardı.
Lin Xi eğitim vadisine girmeden önce dikkatle rekor tabelasını incelemişti.
Tabelada herhangi bir kural yazmasa da Ateşböceği ve Yıldırım Pitonu dokuz kez beş rozetle ayrılmıştı ve şu anda lider konumundalardı. Lin Xi'nin aşina olduğu isimlerin hepsi olmasa da bazıları sıralamadan düşmüştü. Tabelada yalnızca ardı ardına alınan galibiyetler yazıldığı için beş tane beş rozet kazandıysan ama sonra kaybettiysen bile rekorun orada yazılı olmayacaktı.
Lin Xi son zamanlarda iki kere dört rozetle çıktığı için Gümüş Tilki ismi listede yoktu.
Liu Ziyu ise gelişim ve güç konusunda Tang Ke ve diğerlerinin rakibi olamazdı. Ondan güçlü olan birçok insan olduğu için dokuz kere beş rozetle çıkmış olsa da bunu ardı ardına yapmadığı için Ateşböceği ve Yıldırım Pitonu gibi listenin zirvesinde değildi.
Sadece rakamlarla konuşulsaydı Lin Xi'nin toplam yedi zaferi vardı. Ancak bunun, ardı ardına beş rozet kazanmaktan daha farklı olduğunun farkındaydı. Ateşböceği ve Yıldırım Pitonu ile onların altındaki kişiler gücün somutlaşmış haliyken Liu Ziyu'nun ardı ardına olmadan dokuz kere kazanması pek bir şey değildi.
Karşısındaki Sarı Antilop ise listede olmadığı için gücü çok fazla olmamalıydı.
Lin Xi rakibinin elindeki silaha baktı. Sıradan kara bir kılıçtı ve öyle çok güçlü bir şeye benzemiyordu.
...
Lin Xi bunu düşünürken Sarı Antilop da aynı şekilde Gümüş Tilki'nin listede olmayan biri olduğunu düşünüyordu. Lin Xi elindeki silahı tartarken o da Lin Xi'nin elindeki silaha baktı ve aynı şeyleri düşündü.
Savaşacaklarını düşünen Sarı Antilop kılıcını Lin Xi'ye doğrulttu ve adımlarını hızlandırarak Lin Xi'ye kara bir dalga gibi koştu.
Gitgide hızlanan öğrenciyle karşılaşan Lin Xi olduğu yerde kaldı ve hareket etmedi. Rakibine baktı ve ellerindeki kılıcı dikkatle izledi.
Neredeyse yüz yüze geldikleri ve rakibi saldırmak üzere olduğu anda Lin Xi hafifçe bağırıp öne doğru atıldı ve kılıcını vahşice savurdu.
Elinde kısa bir kılıç olsa da yaptığı form normal bir kılıç formuydu. Diğer öğrenci anında inanılmaz bir korku hissetti çünkü karşı tarafının Yeşik Kereste'nin kılıç savurma hareketi yaptığını anlamıştı ve rakibinin ayak tabanlarından gelen tuhaf bir güç hissedebiliyordu. Bir gümlemeyle rakibinin kısa kılıcı boğazına vahşice saplandı.
Sanki boğazına yemek takılmış gibi nefessiz kaldı ve çektiği acı anında zihnini uyuşturdu. Ancak rakibi durmamıştı. Bir darbeyle omzuna vurdu ve dengesini kaybederek geriye doğru sendelerken kılıç bir kez daha boynuna indi.
Elindeki güç çekildi ve kılıcını düşürdü. Boğazını tutup şiddetle yere düşerken Lin Xi'ye baktı.
Rakibinin onu yendiğini kabul etmekten başka çaresi yoktu.
Lin Xi ise oldukça memnundu. Öne bir adım attı ve yerdeki kara kılıcı aldı. Yeşil Kesik Kılıcı ile yaptığı eğitimdeki gibi kılıcını savurduğunda beklediği gibi çok hızlı olmuştu... öyle ki kendisi bile savaşın bu kadar hızlı bitmesini beklememişti. Yelokuyucu eğitimini tamamlayalı pek olmadığı için kolları hala yorgun ve güçsüzdü. Eğer Xu Shengmo ve Tong Wei'nin dersleri olmasa bu darbe çok daha şiddetli olabilirdi.
Ha?
Sarı Antilop'un bedeninden bir altın rozet aldıktan sonra Lin Xi birden arkasını döndü. Zira ormanda ayak sesleri duymuştu.
Bu sesler inanılmaz düzenliydi ve kuru dalları parçalayıp duruyordu. Bu her kimse geldiğini saklamıyordu ve bu tüm olayı daha da gerginleştiriyordu.
Lin Xi biraz daha ciddileşti. Sol elinde kısa kılıcı tutarken sağ elinde normal kılıcı tutuyordu ve öksürmekte olan Sarı Antilop'tan birkaç adım uzaklaşarak rakibinin belirmesini bekledi.
Rakibi elindeki sınır ordusu kılıcı ile dalları keserek ilerliyordu. Rakibi Lin Xi'nin karşısında belirdi.
"Ruh Akbabası!"
Lin Xi sevinse mi endişelense mi bilmiyordu. Avuçları terlemeye başlamıştı.
Karşısındaki öğrencinin göğsünde Ruh Akbabası sembolü vardı ve eğitim vadisindeki tabelada sekiz beş rozet galibiyeti alarak dördüncülüğe oturmuştu. Bu kişi kesinlikle güçlü biriydi.
"Gümüş Tilki?"
Lin Xi'nin sembolünü görünce durdu ve konuştu. "Seni daha önce, beş rozet sayısı dört civarlarındayken sıralamada gördüğümü hatırlıyorum. Şu anda bu kadar sakin olmana bakılırsa görünüşe göre çoktan beş kere beş rozet galibiyeti aldın."
Lin Xi başıyla onaylamaktan çekinmedi. "Doğru."
"Ben güçlü kişilerle savaşmayı seviyorum, o yüzden umarım ki beni hayal kırıklığına uğratmazsın." Ruh Akbabası başıyla onayladı ve Lin Xi'nin olduğu yere doğru yavaşça yürümeye devam etti.
"Cidden aptalmışsın. Düşmanının güçlü olmayacağından endişelenmemek nedir ya?" Lin Xi güldü ve bedenini savaş pozisyonuna geçirdi.
Ruh Akbabası'nın sağ ayağını birden toprağı vurdu ve küçük bir krater oluşturdu. Aralarındaki mesafe göz önüne alınırsa hızlıca Lin Xi'ye atılabilirdi. Ancak bunun ardından herhangi bir hareket yapmamıştı.
Sadece ayağını yere vurmuştu ve bu hareketi Lin Xi'yi şaşırmıştı. Lin Xi tamamen gerilmiş bir yay kirişi gibi kaskatı kesildi ve birden rakibini kaybetti.
Ruh Akbabası çoktan harekete geçmişti. Tüm bedeniyle olduğu yerden sıçramış, kılıcını bir dağ rüzgarı gibi Lin Xi'nin gözlerinin arasına savuruyordu.
Güm!
Lin Xi kılıcıyla engellemeye çalıştı. Tek bir darbeyi engellemesine rağmen kolu uyuşmuştu ve kılıcı tutacak enerjisi bile kalmamıştı. Kılıç elinden uçuverdi.
Ancak bu kadar kolay pes etmeyecekti. Bedenini hafif sola yatırarak Ruh Akbabası'nın karnına doğru kısa kılıcını salladı.
Ruh Akbabası bir anlığına durdu ve sol elini uzatarak açıkça Lin Xi'nin elindeki kılıcı tutmaya çalıştı.
Onu asıl şaşırtan şey, Lin Xi'nin buna izin vermesi olmuştu. Kısa kılıcı tuttuğu anda Lin Xi ayağını çoktan göğsüne doğru savurmuştu ve tekmeden güç alarak kendini geriye doğru ittirdi ve yerde bir iki takla atarak uzun kılıcını geri eline aldı.
Ruh Akbabası biraz sendelese de olduğu yerde kaya gibi dikeldi. Elindeki kısa kılıcı ormana doğru fırlattı.
Lin Xi'ye doğru bir adım atsa da Gümüş Tilki sembollü bu kişinin açıkça güçsüz olmasına rağmen kendinden emin bir şekilde ona doğru ilerlediğini görünce şaşırmıştı.
Gümüş Tilki ona, hiç beklemediği bir hızda kılıcını savurdu.
Güm! Normalde saldırgan tarafın o olması gerekirken bu saldırı karşısında savunma pozisyonuna geçmişti ve yalnızca silahlarını birbirine çarptırarak saldırıyı engelleyebilmişti.
Ancak rakibi hala geri çekilmiyordu. Yana doğru atıldı ve kılıcını inanılmaz bir hızla beline doğru savurdu.
Güm!
Vahşice bedenini çevirdi ve bedeninin momentumunu kullanarak elindeki kılıcı destekledi. Tıpkı bir kırbaç gibi rakibinin saldırısını engellemişti.
Ancak rakibi hala pes etmedi ve bedenini döndürerek bir kez daha savurdu. Birden nefes alışverişi durdu ve yana doğru düştü. Düştüğü anda otların arasında yuvarlandı.
Lin Xi zıpladı ve elindeki kılıcı tekrar savurdu.
Güm!
Ruh Akbabası son anda kendini toparladı ve kendi kılıcıyla engelledi.
Güm!
Kılıcını tekrar savurdu ve Ruh Akbabası'nın sırtına saldırdı. Ancak tam o sırada Ruh Akbabası'nın kılıcı elinden uçarak fırladı ve Lin Xi'nin kılıcını engelledi.
Güm!
Lin Xi'nin tüm sağ kolu sarsıldı ve topladığı tüm güç yok oldu. Bu fırlayan kılıç, elindeki kılıcı tekrar düşürmesine sebep olmuştu.
Ancak Ruh Akbabası'nın kılıcı havada bir anlığına durdu ve geri eline geldi.
Çünkü kılıcının kabzası ve bileğini birbirine bağlayan kara bir kumaş parçası vardı.
Magnec