Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

37. Bölüm Üst Sınıflar

Çevirmen: Odysseia / Editor: T4icho

 

İyi bir öğrenci iyi bir eğitimcinin harcıdır. Lin Xi ve Bian Linghan gerçekten inanılmaz bir derecede okçuluk gelişmesi kaydediyorlardı.

Batan güneşe karşı çoktan yedi tane ok hedefin ortasına isabet ettirilmişti. Fakat daha Yelokuyucu olmaları için kırk fırın ekmek yemeleri gerekiyordu.

Yaptıkları atışların titreşimleri kafalarında tekrar tekrar oynarken ancak kaldıkları yurdu gördüklerinde kendi bölümlerinden çok daha farklı bir eğitimden geçtiklerini hatırlamış oldular. Yurtlarının önünde tanımadıkları bir sürü insan vardı. Büyük ihtimalle üst sınıflar ziyarete gelmişti.

Lin Xi eski dünyasındaki üniversitelere ya da öğrencilerine böyle ilgi duymazdı.

Erkek öğrenciler genel olarak kendi kulüplerine üye toplamaya gelmiş gibilerdi, üst sınıfın kızları ise başka işlerle meşguldüler, küçüklerle konuşmaya yanaşmıyorlardı bile.

Yelokuyucu eğitimi de işin içine girdiği için Lin Xi'nin elinde pek de boş zaman kalmamıştı. Kulübe girme düşüncesi aklının ucundan bile geçmiyordu. Kendini neredeyse sürükleyerek gözden uzak bir noktaya doğru götürdü. Meraklı şekilde etrafı gözlemeye koyuldu.

Üst sınıflar kendilerine kıyasla çok daha kahramanımsı bir yapıya sahiptiler. Yeni öğrencilerinin duruşları yanlarında fazla basit kalıyordu.

Lin Xi'nin meraklı bakışlarının arasında. Chen Mu da Lin Xi ve Bian Linghan'ın geldiklerini fark etmiş gibiydi.

Diğer öğrencilere kıyasla ikisi de tükenmiş duruyorlardı. Adımlarında güç kalmamıştı.

Göz göze geldiklerinde Lin Xi gülümsedi. Saygılı bir şekilde başını sallayarak üst sınıfları gözetlemeye devam etti.

Lin Xi'yi daha çok tanımasa bile yüzündeki samimi gülümseme ve gözlerindeki hakiki parıltı dikkatini çok çekmişti. Bölümündeki diğer öğrencilerden farklı olduğunu düşünmeden edemedi.

Fakat hemen artlarından hızla onlara doğru yaklaşan Zhou Yongxian ve peşine düşmüş iki şiir kulübü öğrencisini de gördü.

“Sen Lin Xi misin?”

Zhou Yongxian kibar bir şekilde genci durdurdu.

“Savunma Sanatları'nın kader seçimi öğrencisi bu mu?” Yongxian'ın sorusunu duyan tek kişi ardındaki öğrenciler olmamıştı. Chen Mu da kendi kendine aynı soruyu soruyordu.

“Lin Xi benim.” Lin Xi karşısında duran üç öğrenciye baktı. Hepsi erkek, kendisinden biraz uzun. Hepsi yemyeşil giyinmiş. Ve hepsi siyaset bölümü öğrencisi. Kendisini selamlayan öğrencinin kare yüzü kibar tavırlarına bile tehdit misali bir ifade veriyordu.

“Ben Zhou Yongxian, şiir kulübünün başkanıyım, üçüncü sınıf siyaset öğrencisi."

Lin Xi kibarca gülümsedi. “Size nasıl yardımcı olabilirim?”

“İsmini çoktan duydum. Kader öğrencisi olduğunu da. Böyle bir öğrencinin sanatsal yetenekleri de çok olur diye düşünmüştüm." Kibar bir ifade ile gülümsedi. “Şiir kulübümüze katılmak ilgini çeker mi diye sormaya geldim.”

“Şiir kulübü?” Lin Xi'nin sesine tedirginlik hakimdi.

Kararsız halini gördüğünde başkanın hemen ardındaki üye öne çıktı, içten bir tebessüm ile konuşmaya başladı. “Başkan Zhou’nun babası Devlet İşleri'nin başı olur. Eğer kulübümüze katılırsan, mezun olduktan sonra eminim ki birbirimizi çok daha yakından tanımamız mümkün olacaktır... Ve tabii ki yardımlaşmamız da. Ruh gücü gelişimi için harcadığımız zamanın bize ne kadar az dost bulacak vakit bıraktığının siz de farkındasınızdır."

Lin Xi içten bir nefes verdi.

Sözlerindeki imayı anlamamak imkansızdı. Devlet İşleri'nin doğru düzgün bir pozisyona geçmek için en iyi yol olacağını biliyordu. Zhou gibi birini tanımanın ona bu noktalarda kazandıracağı yarar saymakla bitmezdi.

Eğer kulübün üyesi böyle bir yardımı öne sürmeseydi sadece kendine karşı gösterilen kibar tavırlardan dolayı kulübe katılmayı düşünebilirdi. Şiir kulübünde büyük ihtimalle çok yorulmazdı. Onun yerine günün yorgunluğunu zihnini rahatlattığı bir ortamda atmaya çalışırdı.

Fakat bugün Eğitimci Tong'un kendine verdiği öğüt kulağına küpe olmuştu. Ellerinin acısında, ayak bileğinin ağrısında bile konuştukları şeyleri düşünüyordu.

“Üzgünüm.” Kendisine yapılan konuşma kabul etmekten uzaklaşmıştı. “Sanat ya da şiir hakkında pek bir şey bilmem, ne de ilgim vardır. Ama davetiniz için çok teşekkürler.”

Üç öğrenci de şaşkına dönmüştü. Yoksa Lin Xi söylemeye çalıştıkları şeyleri anlamamış mıydı?

Zhou Yongxian Lin Xi'ye üzgün bir bakış ile konuştu. “Kardeş Lin, biraz düşün istersen. Şiir kulübüne düşündüğünden daha fazla öğrenci katılıyor.”

Lin Xi gülümseyerek başını eğdi. “Çok teşekkürler ama cevabım hayır.”

Zhou Yongxian kendi kendine bir şeyler söylendi. Bu arada açık tenli üçüncü öğrenci araya girdi. Soğuk bakışları vardı. "Kardeş Lin, ben biraz daha düşün derim. Her ne kadar kader seçimi yapmış olsan bile yatkınlığın ortalamadan düşük. Siyaset Bölümü'nden arkadaş edinmek sana ilerde çok fayda sağlayabilir."

Lin Xi pek konuşamadı. Sadece kafasını sallamakla yetindi.

“Yurtta sadece seninle konuşabilmek için bekledik. Şiir kulübümüzde çok kural yoktur. Eğer bir gün kararını değiştirirsen bize söylemen yeterli." Zhou Yongxian'ın yüzünde öfke yoktu. Gülümseyerek yanlarından ayrıldılar.

“Zhou Ailesi’nin sözü toplumun her seviyesinde değer görür. Özellikle de ailenin babası Zhou Youjan'ın sözü büyük bir önem ve güç taşır. Suratlarına hayır demekle iyi mi yaptın bilmiyorum." Bian Linghan yanlarından ayrılan gruba bakarken Lin Xi ile konuştu. "Başından beri kıyafetini çekiştiriyorum. Neden biraz düşünmeden reddettin ki?"

“Reddettiğine inanamıyorum doğrusu.” Hemen artlarından başka bir ses yükseldi. İki öğrenci de başlarını çevirdiler. Kendilerine doğru ilerleyen hafif kilolu bir üst sınıf vardı. Sırtında uzun bir kılıç taşıyordu, yanında ise bir arkadaşı. İkisi de mavi kıyafetler içindeydiler. Savunma Sanatı öğrencileri olsa gerekti. "Merhabalar."

“Adım Chen Mu, arkadaşım ise Du Zhanye. İkimiz de üçüncü sınıf Savunma Sanatları öğrencisiyiz." Chen Mu karşısında bitkince duran iki öğrenciyi de süzdü. “Bildiğim kadarıyla sen bir hödüksün, pek de önemli bir yanın yok, ya da gücün. Neden Zhou Yongxian'dan direkt aldığın bir daveti geri çeviresin ki?"

Chen Mu'nun geniş bir tavrı vardı, sesinde ciddiyet ile karışık mutlu bir ifade taşıyordu. Lin Xi hızlıca cevabını verdi. “İstemedim o kadar.”

Chen Mu meraklı bir şekilde Lin Xi'ye baktı. “Sırf güçlü olmak için sahte dostluklar ve cana yakınlıklar yapmak istemediğin için olabilir mi? İlerde Zhou Yongxian yüksek yerlere gelirse senin başına iş açabilir haberin olsun."

Lin Xi'in yüzünde de tebessüm vardı. "Yunqin İmparatorluğu'nun siyasetini neresinden tutarsan tut hep elinde kalmıyor mu zaten?"

“Sanırım çoktan sınır ordusuna gönderileceğini kabullendin sen?” Lin Xi'nin rahat ve şakacı tavırlarına ayak uyduran Chen Mu ve arkadaşı ister istemez kendisine karşı bir saygı beslemeye başlamışlardı bile.

“Belki de.” Lin Xi de kıkırdadı. İstese de açık konuşamayacağı bir konuydu... Aslında merak ettiği şey müdür ile paylaştığı güçlere en uygun kulübün hangisi olacağıydı.

“Akademinin kılıç kulübünün başkanıyım, ama ben de senin gibi isimsiz bir geçmişten geliyorum. Yani kulübüme katılmak istersen herhangi bir aileye bağlanma korkusu olmaz. Yok sırf seni sevmiyorum diyorsan da zaten yakında mezun olacağım, kulüpte beni görme ihtimalin bile çok az." Chen mu gülerek devam etti. "Kısaca katılıp katılmamak tabii ki sana kalmış. Fakat kulübümüz özellikle Savunma Sanatları öğrencileri için kurulu. O yüzden en azından gelip bir göz atmanı öneririm."

“Bana da Yaprak Abla diyebilirsin. Kulüpte bana öyle derler.” Kısa ve sert duran ablaları da gülümsedi. "İstediğiniz zaman gelip bakabilirsiniz."

“Kesinlikle ziyaret ederim.” Lin Xi yüzünde büyük bir gülümseme ile kafasını salladı.

…

Gökyüzü yavaş yavaş rengini kaybetti. Simsiyah bir hal aldı. Üstündeki yıldızların parlaklığı göz alıcıydı.

Chen Mu ve Du Zhanye küçük taşlı bir yol ile bir dağı tırmanıyorlardı.

Kısa boylu Du Zhayne'nin yüzünde her ne kadar sohbetlerinden kalan bir gülümseme olsa bile öfkelendiğinde durdurulamayacak birine benziyordu.

Kimsenin kendilerini takip etmediğinden emin olduktan sonra yolda duraksadılar. “Majesteleri, Lin Xi'yi nasıl buldunuz?”

Majesteleri olarak hitap edilen kişi Chen Mu'dan başkası değildi. Tepkisiz bir şekilde cevap verdi. "Zengin ya da güçlü insanların peşinde koşmayan insanlar genelde onurlu ve sadık olurlar. Yunqin İmparatorluğu'nun şu zor dönemlerinde onun gibi insanlara ihtiyacı var. Fakat kendisi daha çok küçük. Eğitimini sürdürdüğü yolda değişip değişmeyeceğinden emin değilim. Şimdilik sadece göz kulak olmanı istiyorum."