Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

36. Bölüm İnsanlık

Çevirmen: Odysseia / Editor: T4icho

 

Lin Xi bir kolu Bian Linghan’ın omzunda sekerek Tıp Vadisi’nin renkli merdivenlerini tırmanıyordu. 

Vadinin tarla tarafında yine hasat yapan öğrencileri görmek mümkündü. Torbaları her renkten bitkilerle doldurulmuştu.

Sessizce çalışan öğrencilerin manzarasına sadece kıyıda bir deniz eksikti.

“On dakika geç kaldınız.”

Tek gözlü eğitimcileri aynı bambu binanın içinde öğrencilerine bakıyordu. Sesinde memnuniyetsizlik vardı. Fakat Lin Xi'nin halini gördüğünde biraz daha yumuşadı. "Başınıza bir şey mi geldi?“

"Eğitimci Xu ile tanıştım. Bana Dövüş Sanatları dersinin felsefesini öğretti. Ama ben onun kılına bile dokunamadım." Lin Xi eğitimcisinin yüzüne acı içinde bir tebessüm gösterdi. Vücudunda kendisine vurulan dalın izleri çıkmıştı. Özellikle de ayak bileği neredeyse tutmuyordu.

“Ruh Ustası olsan bile ona dokunabileceğini sanmıyorum.” Eğitimci soğukkanlılığını korudu. Bian Linghan'a döndü. “Neden sadece o dayak yemiş gibi duruyor peki?"

Lin Xi şaşkınlık içinde gülümseyerek konuştu. “Dersin başından beri gözü üstümdeydi efendim. Ama önemli değil. Ne kadar sert bir eğitimden geçersem o kadar çok şey öğreneceğimden eminim.”

Eğitimci alaycı bir ifade ile dövülmüş gence baktı. “Kendini teselli etmeye mi çalışıyorsun yoksa cidden kıt kafalı mısın anlayamadım. Eşek sudan gelene kadar dayak yemeyi eğitimcin adam kayırıyor olarak mı algıladın? Kader Seçimi ve arkadaşın ile beraber özel dersler aldığın için mi yaptı sandın? Benim gözüme girdiğin için mi?"

“Öyle değil mi?” Lin Xi boş boş bakındı, “Ben öyle sanmıştım.”

Eğitimcinin yüzünde alaycı tebessümü bile kalmamıştı. “Xu Shengmo hiç bir zaman yumuşak biri olmamıştır. Çoğu kişiyle geçinemez. Hele benimle hiç. Zorundan yapmıştır.”

Lin Xi utanç içinde sordu, “O zaman... Ulu ortada eğitimcilerin öğrencisini dövmesine burada izin mi veriliyor?”

Adam soğuk ve gür bir kahkaha attı. “İnsanın bittiği yerde çatışma da olur. Nasıl siz öğrenciler kendi aranızda hiç konuşmadan, doğalca üç gruba ayrılıyorsanız, akademinin eğitimcilerinin de insan olduğunu unutmamanı öneririm. Hele ki bizim gibi yüksek insanların garezleri büyük olur."

Lin Xi’nin kaşları daha da çok çattı.

Eğitimcisi haklıydı. Geleli daha bir hafta olmasına rağmen akademi kendi içinde gruplara ayrılmş haldeydi. Ve kendisi sadece Savunma Sanatları bölümünün halini görebiliyordu. Fakat eğitimciler her zaman kendilerinden çok daha üstün, hatta mükemmel insanlar olarak gösterilmişti. Eğer Xi Shengmo gerçekten kendine alıp veremediği kişisel sebeplerden dolayı acı çektirmişse gözünden kesinlikle düşmüştü.

“Efendim, peki neden anlaşamıyorsunuz, inanç farklılığı falan mı?"

Eğitimci konuşurken sırtında siyah yayları da getirmeye başlamıştı. Cevap vermeden önce ikisinin önünde yayına bir ok yerleştirip mükemmel bir ritim ile hedefini tutturmaya başladı. "Farklı yerlerin insanıyız. Ben de zamanında hödüktüm. O ise altın kaşık. Yatkınlığı ve gelişim yeteneği her zaman benden daha iyi olmuştur. Fakat ikimiz de aynı amblemlere sahibiz. Dahası ben birini ondan daha önce kazandım. Fakat en büyük farklılığımız hayata bakış açılarımız olsa gerek. Ben, Profesör Qin ve Müdür Yardımcısı Xia hiç bir zaman onun düşüncelerini ve görüşlerini desteklememişizdir. Akademide ondan daha dar görüşlü bir insan bulmak zor galiba

Lin Xi eğitimcisine kulak verirken yaptığı atışları dikkatlice izlemeye devam etti. Elinin yaptığı harekete dikkat ediyordu. "Peki nasıl düşünceler ve görüşlere sahip?"

“Eğitimi canlı insanlar üstünde yapma taraftarı.” Eğitimcinin sesi daha da sertleşti. “Öğrencileri gerçek savaşlara ve suikastlara tabi tutmayı, sadece gerçek katliamın onları eğitebileceğini savunuyor.”

Lin Xi ve Bian Linghan oldukları yerde kaldılar, ister istemez birbirlerine baktılar. “Neden bunu yapmak istediğini anlamak çok zor değil.” Lin Xi derin bir nefes aldıktan sonra eğitimcisine düşüncelerini belirtti. "Özellikle bizim gibi bir bölümde, hepimizin eninde sonunda çok tehlikeli yollara düşeceğimizi düşünürsek... Sağlam öğrenci çıkartmanın en iyi yolu bile olabilir. Efendim, neden düşüncelerine katılmıyorsunuz?"

“Bence onu anlamak da çok zor değil. Savaş sırasında canını kurtarmak için öldürdüğün insanın sayısına kimse bir şey diyemez. Fakat savaş sırasında yakalanmış tutsaklar üstünde eğitim yapmaya başladığında işin onurlu bir yanı kalmıyor. Bence çok gaddarca bir yöntem... Xu Shenmo her zaman bize çok zayıfsınız der. Fakat biz insanlığı savunuyoruz. Karşımızdakinin de insan olduğunu unutursak canavarlardan farkımız kalmaz."

“Siz de dünyayı düşünceleriniz ile değiştiremediğiniz için güç kullanmak zorunda kalmıyor musunuz sonuçta?” Lin Xi'nin aklına Müdür geldi. Kendi kendine gülümsedi. "Bize böyle şeyleri söylemeniz riskli değil mi? Ya bizi kendi yanınıza çektiğiniz düşünülürse?"

Adamın alaycı tavrı attığı okların vızıltısı arasında yüzünde tekrar belirdi. “Ben basitçe sizi akademide bekleyen düşünceler üstüne uyarıyorum o kadar. Siz de yüksek insan olmayı planlıyorsanız bütün imparatorda cirit atan bozulmuş düşüncelere ve çarpıtılmış morallere karşı göğüs germeyi bilmelisiniz. İleride hangi grubun üyesi olursunuz, hangi düşünceyi savunursunuz keyfiniz bilir. Benim tek umudum size verdiğim rehberliğin boşa çıkmaması. İnsan olduğunuzu ve insanlar ile yüzleştiğinizi unutmadığınız sürece doğru yolda yürüyeceğinizden eminim."

Sözleri öğrencilerin içini biraz olsun rahatlatmıştı. "Rehberliğinize minnettarız efendim."

Ok atmayı kesmeyen eğitimcilerini örnek alarak Lin Xi ve Bian Linghan da kendi yaylarını kaldırdı.

Uzun zaman geçmeden Lin Xi tekrar konuştu, “Efendim, akademimizde gerçekten çok fazla teknik öğretilmediği doğru mu? Hep içimizdeki ham gücü mü yükseltmeyi planlıyoruz?"

“Onu da mı bu gün aldığınız derste duydun.” Yüzünde hafif bir gülümseme ile eğitimci konuştu. “Öyle deyip duruyor fakat size akademinin geliştirdiği yirmi dört vücut formunu öğretmek zorunda, müfredatta var. Kısaca içinde bir sürü duruş ve hareket tekniği olan bir ders sizi bekliyor.  Ayrıca, bir silah seçme zamanınız geldiğinde yapacağınız saldırılar da tekniğe girmez mi?"

“Tamam efendim, son bir soru.” Lin Xi eğitimcisinin canının sıkılacağını hissettiği için hızlı davrandı. “Siz ve Eğitimci Xu ciddi bir şekilde dövüşseniz, hanginiz yener?”

“Durup dururken akademide kavga çıksa vadide beni öldürme ihtimali daha fazla. Fakat akademi alanının dışında büyük ihtimalle ben yenerdim."

Lin Xi yumuşak bir gülümseme ile atış hareketine devam etti.

“Bence artık gerçek ok atmaya hazırsınız."

“Elimizdeki okları sonunda atacak mıyız?” Lin Xi sevinç içinde eğitimciye baktı. "Beklediğimden daha çabuk okçu oldum yahu."

“En doğru atışları yapmak için güzel bir duruş yetmez. Oku gergin yaydan bıraktığınız anda gideceği yeri size belli eden titreşimlerini hissetmeniz gerekli. Elinizin altında titreyen yayı anlamaya çalışacaksınız. Bu tekniği kulaklarına fısıldayan rüzgarlar ile beraber kullanabilen okçuların çoğu önünüzdeki hedefi 100 metre öteden vurabilir kanımca."

Eğitimci öğrencilerine anlatmaya çalıştığı tekniği elinin ucu ile göstermeye de çalışıyordu. “Rüzgarın esintisi yapılan en doğru atışları bile hedefinden şaştırabilir. Rüzgara hiç birimizin hükmetme şansı yok. Yelokuyucular bu yüzden hava ile uyumlu bir şekilde atışlarını yapmayı öğrenmelidirler."

Tak!

Eğitimcisinin konuşması arasında Lin Xi ilk okunu fırlattı. Hedefin en altına isabet etmişti. Eğer karşısındaki bir düşman olsaydı büyük ihtimalle ayağına saplanmış olurdu.

Lin Xi kıkırdayarak oku tekrar gerdi.

Çok geçmeden sayısız kara ok hedeflere doğru atılmaya başlamıştı.