Yanlış anlaşılma büyüyecek ??
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
83. Bölüm Anlaşılmayan Neden
Anlaşılmayan Neden
Parmakları ve kabza arasındaki kumaş parçası Lin Xi'ye bu kişinin bir sınır barbarı olduğunu gösteriyordu ama bu kişi kesinlikle Tang Ke değildi.
Çünkü Lin Xi, Tang Ke'yi oldukça iyi tanıyordu. Ağabeyi kendi hayatını feda ettiğinden beridir tutkuları azalmıştı ve büyük biri olmayı pek umursamıyordu. Tek isteği artık arkadaşlarının ölmemesiydi, o yüzden Tang Ke asla böyle tutkuyla savaşmazdı.
"Gücün hiç fena değilmiş."
Lin Xi'nin elindeki kılıcı uçurduktan sonra Ruh Akbabası Lin Xi'ye baktı. "Hareketlerin ve kaçışların harika. Kılıç yeteneklerin o kadar hızlı ki bedenine vurabileceğimden emin olmadığım için kılıcını fırlatmaya karar verdim. Eğer gelişim seviyen benimkine yakın olsaydı senin rakibin bile olamazdım... ancak şu anda yenilgin gayet bariz."
Ruh Akbabası'nın dürüst kelimelerini duyup on adım ötedeki kılıca baktıktan sonra Lin Xi gülümsedi. "Doğru, bu sefer kaybetmiş olabilirim ama..."
"Ama ne?" Ruh Akbabası'nın sadece gelişimi inanılmaz değildi, aynı zamanda iradesi de muazzamdı. Çünkü gelişim nasıl olursa olsun et ve acı aynı şeylerdi. O yüzden Lin Xi'nin kılıcı ona çarpsa bile sesini çıkarmamıştı. Lin Xi daha cümlesini tamamlayamadan sözünü kesmişti ki bu da demekti ki bu kişi bir şeyin özetini çıkartmayı ve olumlu-olumsuz yönlerini anlamaya çalışmayı seviyordu. Gücünün bu seviyede olması kesinlikle yalnızca yeteneği yüzünden değildi.
Lin Xi konuştu. "Ama o ayağını ilk yere vurduğun zaman numara yaptığını bilsem belki sana vurabilirdim. Eğer bacağına vurup rahatça hareket etmeni engellesem... Belki ondan sonraki saldırılarımı durduramazdın."
"Doğru." Ruh Akbabası bir süre boş boş baktı ve kafasını iki yana salladı. "Hayır... tamamen doğru değil, çünkü öyle bir numara yok. O hareketimin gerçek ya da numara olmasına ben karar veririm. İnanılmaz tecrübeli biri olsan da blöf yapıp yapmadığımı anlayamazdın. Çünkü cidden saldıracak olsaydım ve sen de üstüme atlasaydın durum senin için çok kötü olurdu... Eğer zihnimi okuyamıyorsan böyle bir şey yapamazdın."
"Bu dünyada başkasının zihnini okuyabilme diye bir şey de yok, o yüzden çıkarımların çok saçma. Eğer bana karşı kazanmak istiyorsan gelişim seviyenin benimle aynı olması lazım." Lin Xi'nin düşünceleri onu rahatsız ettiği için açıklama yapma gereği duymuştu.
Lin Xi güldü ve aptal sayılabilecek bu kişiyle daha fazla tartışmak istemediğine karar verdi. Altın rozetini bile çıkartmadı, sadece sessizce "Geri dön!" dedi.
...
Zaman on dakika öncesine aktı. Lin Xi hala Sarı Antilop ile karşılaşmamıştı.
Tıpkı önceki seferki gibi bayıra doğru yürüdü ve Sarı Antilop'u gördü.
Artık karşı tarafı az çok bildiği için Sarı Antilop ile karşılaşırken çok daha sakindi. Rakibi kılıcını kaldırdığı anda saldırdı ve Sarı Antilop'u tekrar yere serdi.
Kara kılıcı aldı ve Sarı Antilop'un omzundan bir rozet çıkarttıktan sonra Lin Xi, Ruh Akbabası'nın sağlam ayak seslerini duydu. Derin bir nefes aldı ve Ruh Akbabası'nın çıkmasını bekledi.
"Gümüş Tilki?"
"Seni daha önce, beş rozet sayısı dört civarlarındayken sıralamada gördüğümü hatırlıyorum."
Lin Xi sınır barbarının aynı şeyleri söylediğini duyunca biraz düşündü.
"Doğru." Dediği şey öncekinin tamamen aynısıydı.
"Ben güçlü kişilerle savaşmayı seviyorum, o yüzden umarım ki beni hayal kırıklığına uğratmazsın." Ruh Akbabası, Lin Xi ile daha önce karşılaştığından bihaber olarak kafasını salladı. Sabit adımlarla Lin Xi'ye doğru yürümeye başladı.
Lin Xi'den tam yedi adım ötedeyken sağ bacağını kuvvetle yere vurdu. Lin Xi'nin kesinlikle bu numarayı yiyeceğini düşündüğünden biraz tembelleşmişti. Ancak Lin Xi'nin anında ileri doğru, filizlenen bir çiçek gibi atıldığını görünce beyni adeta durdu... Lin Xi'nin daha ayağı yere bile değemeden kılıcını yağmur gibi yağdırmaya başladı.
Sol bacağında hissettiği acıyla hiçbir şey düşünemez olmuştu. Buna inanamıyordu... rakibi bunun bir yem olduğunu biliyor muydu? Karşısındaki kişi aptal olsa bile bu hareketten korkardı ve kesinlikle böyle riskli bir hamle yapmazdı.
Dahası blöfünü görmüş olsa bile rakibinin saldırısı çok hızlıydı... sanki hareket bile etmeden önce rakibinin ne yapacağını biliyor gibiydi. Bu ani hareketi yüzünden hiçbir şey düşünememişti ve bu yemini gerçek bir saldırıya dönüştürecek vakti bulamamıştı. Bu nasıl mümkün olabilirdi?! Karşı tarafın ne düşündüğünü bilebilen biri nasıl olabilirdi yahu?!
"Güzel!"
Lin Xi mutlulukla dolmuştu.
Durmadan rakibinin bedenine saldırdı. Bileğini çevirerek Ruh Akbabası'nın sol omzuna savurdu.
Güm!
Ancak Ruh Akbabası kılıcını hızla Lin Xi'nin kılıcına savurdu Lin Xi'nin kılıcını elinden uçurdu.
Lin Xi'nin kılıcı savururkenki gücüne bakarak bile bu tecrübeli sınır barbarı rakibinin gelişiminin kendisinden daha kötü olduğunu alıyordu, o yüzden Lin Xi'nin kılıcını elinden fırlatacak gücü olduğundan emin olup saldırmıştı.
Lin Xi ise hızlıca dönüp gücünü topladı. Sol elindeki kısa kılıcı Ruh Akbabası'nın bileğine vahşice sapladı.
Bu saldırı, Ruh Akbabası gibi demir iradeli birinin bile acıyla inlemesine sebep olmuştu. Elindeki kılıç düştü.
Güm!
Lin Xi sağ omzuna saldırarak tüm kolunu sarstı. Düşürdüğü uzun kılıca erişirken istemsizce takla atarak kaçmak istedi ancak acıyla inledi... çünkü sol üst bacağında inanılmaz bir acı belirmişti... bu acı hareketlerini yavaşlatsa da yere atılarak kılıcı tuttu ve Ruh Akbabası'nın beline indirdi.
Ruh Akbabası acı içinde yere düştü.
Belindeki acı dönmesini bile engelliyordu ve tekrar saldırmasını imkansızlaştırıyordu.
Ayrıca karşı tarafın hızı, cesaretini kaybettirmesine yetmişti.
"Pes ediyorum!" Kafası karışmış sınır barbarı utançla bağırdı.
Lin Xi omzundan bir rozet söktü. Mutlulukla ayrılırken ağır ağır nefes alıyordu.
Şu günlerde özel Cesurnefer ve Yelokuyucu eğitimleri, Xu Shengmo'nun ona yaptıkları, Direkt Mızrak Saldırıları ile Bıçak ve Mızrak derken gücü cidden büyük oranda artmıştı. Çünkü gücü yeterli olmasaydı bile bir sınır barbarına karşı iyi savaşmıştı.
Dahası yeteneğini kullandıktan sonra rakibinin hareketlerini bilmek çok büyük bir avantajdı. Eğer vücudu çoktan bu kadar yorgun olmasa çok daha rahat kazanabilirdi.
Aklına efsanelerde Müdür Zhang'in asla yenilmediği söylendiği geldi... Ancak gelişim bu dünyadaki herkes için yavaştı ve Müdür Zhang de dünyaya girdiği anda inanılmaz bir gelişime sahip olmamıştı. Bu dünyada bir sürü uzman vardı, kim bilir kaç uzmanla karşılaşmıştı. Hiç kaybetmemesinin nedeni, güçlü rakipleri ile karşılaşırken bu tarz bir tahmin yeteneği olmasından olabilirdi.
Sekiz tam galibiyetli birini bile yenebildiğine göre dokuz tam galibiyet alması imkansız değildi.
Lin Xi ondan gurur duyan Gao Yanan, Jiang Yu'er gibi kişileri düşünürken bir yandan da ondan iğrenen Liu Ziyu, Qin Xiyue ve Li Kaiyun gibi kişileri düşündü ve gülümsedi.
"Pes ediyorum... ama hareketimin blöf olduğunu nasıl tahmin ettiğini anlayamıyorum!" Lin Xi on adım atmıştı ki oturur duruma gelmiş Ruh Akbabası arkasından bağırdı.
Lin Xi boş boş bakındı. Ruh Akbabası'nın bir aptal olduğunu biliyordu, o yüzden bir bahane bulsa bile karşı tarafın inanmayacağını biliyordu. Nasıl bir şey söyleyebilirdi ki? Bu başını ağrıtmıştı.
"Bu numarayı daha önce kullandın mı?" Bir süre sessiz kalan Lin Xi sordu.
Ruh Akbabası birkaç saniye boş boş bakındı. "Kullandım da niye?"
"Son kullandığında bir ağaçta saklanıp izliyordum." Lin Xi gülümsedi. "O yüzden aynı şeyi yapacağını tahmin ettim ve kazandım."
"Demek öyle." Ruh Akbabası bunun doğru olduğuna inandı ve rahatladı. Kendi kendine mırıldandı. "Görünüşe göre rakibi aptal yerine koymak her zaman yapabileceğin bir şey değil. Ama bir kere görmene rağmen bu hareketi yapman... biraz fazla riskli değil mi?"
Lin Xi bu aptalın ona inandığını görünce bir şey demedi ve dönüp uzaklaştı. Bu sefer başka rakipler bulabilmek için sessizce ve dikkatle ilerliyordu.
"O hareketi nasıl başardı? Yoksa bu bir Cesurnefer'in eşsiz potansiyeli dedikleri şey mi?" Bir ağacın tepesinde saklanan ve Yunqin sınır ordusunda "Şahin Gözü" olarak bilinen, ancak Lin Xi'nin dünyasındaki ismi tek gözlü dürbün olan bir nesneyi tutan Li Wu uzun süre sessiz kaldı.
Lin Xi bu yalanı söylese de Li Wu, Lin Xi'nin daha önce eğitim vadisinde Ruh Akbabası ile karşılaşmadığını biliyordu.
Lin Xi'nin bu hareketi akademi hocası Li Wu'yu bile dilsiz bırakmıştı.
Magnec