Keşke bi dilde bende olsana kitap da ne yazarsa aklıma kazınsa
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
6. Bölüm Bu kitabın tadı nasıl? #2
‘Şey, iki türlü de birşey kaybetmeyeceğim.’
Diğer bir deyişle, bu öncelik meselesiydi.
Theo bir büyü daha öğrenmeyi ya da Obur’un dehasını ödünç almayı seçebilirdi. Eğer yanlış şeyi seçerse, yarını bekleyebilirdi. Sonuç olarak, farkı yoktu. Şayet Obur birden bire oruca başlasaydı, o zaman bu duruma daha çok endişelenirdi.
O yüzden, Theo basit bir cevap buldu.
‘Bu sefer iki kitap olsun.’
Obur’a sormak istediği birşey vardı.
Theo (Ateşleme ve tutuşturma)yı alıp bir kenara koydu. Tutuşturma, zorluğu çok yüksek olması dışında 1.halka için faydalıydı.
Herşeyden önemlisi, hepsinden daha az büyü gücü sarfediyordu. Theo’nun yalnızca 2.halka büyü gücü kullanmasına karşın, büyüyü 100 defa yapabilirdi.
Şimdi diğer kitabı almanın vaktiydi.
‘Sanırım, daha önce seçtiğim 6 kitap iyiydi… ama henüz bilmiyorum.’
Kendi kararındansa Obur’un ölçüsüne bırakacaktı. Hem zaten ölçü büyüsü onun kendi analizinden daha iyiydi.
‘Ölç.’
Aç dil hemen dışarı kaydı. Önünde duran 6 kitaba ilerledi ve ölçmeye başladı. Kitaplar tükürükle yapış yapış oldukça, bilgi kafasına giriş yaptı.
Durgun gözlerle, Theo Obur’un keşfettiği kitapların özüne baktı.
‘(Ateş Elementini Çağırma)… elendi. Eğer elementlerle bir yakınlığım yoksa, onunla bir bağ kuramam ki bu elementi çağırmanın bir anlamı yok demek.’
30 yıl önce, bir elementle bağ kurmanın gizemi gün yüzüne çıkmıştı ve doğanda yakınlık yoksa bir elementle bağ kurmanın imkansız olduğunu gösteriyordu.
Elementlere büyük sevgi duyan bir büyücü bunu sonunda başarmıştı. Element dünyasının kapısını büyülü bir halkayla açmıştı ve basit bir bağ kurmanın yöntemini geliştirdi.
(Ateş Elementini Çağırma) o büyücüden bir kitaptı ve Theo Obur’un yeteneğiyle bu elementi çağırabilirdi.
Ama bu kitap ona sadece elementi çağıracak büyüyü veriyordu. Bağı kurmak ve gücünü kullanmak başka bir hikayeydi. Theo akademiye girdiğinde, ona vazgeçmesi söylenmişti çünkü sıfıra yakın bir element yakınlığı vardı.
‘Bu üzücü, ama elden birşey gelmez.’
Bunu zaten birçok defa tecrübe etmişti. Bu sayede, bu bitmek bilmeyen muhabbetlerden telaşa kapılmadan kurtulmaya alışmıştı.
Obur’la birlikte yaşamaya ilk başladığından bu yana 1 hafta olmuştu. Akademi’nin kalınkafası olabilirdi, ama bu herifin tuhaf doğasını elinde tutuyordu.
Bir, eğer Theo’nun anlaması yavaşsa Obur’u kitapla beslemek anlamsızdı.
İki, Theo’nun algısı ne kadar yüksek olursa olsun, kabiliyetinin ötesinde bir büyüyü elde etmek imkansızdı.
Üç, öğrense bile faydasız olan büyüler vardı.
Dört, aynı kitabı yemek ona birşey katmayacaktı.
Theo’nun henüz bilmediği başka huylar olabilirdi, ama bu dördü dışında birşey görmemişti. (Ateş Elementini Çağırma) üçüncü duruma bir örnekti.
Büyücünün yakınlığı şart koşulmuş başka büyüler vardı. Bu, ‘kutsal güç’ gerektiren beyaz büyü’yü elde edememesinin sebebiydi.
‘Hadımlaştırmanın ön koşul olduğu bir büyü vardı… Ahh,düşünmesi bile tüylerimi diken diken ediyor.’
Görünüşe göre, Doğudaki bazı meczuplar bunu büyü öğrenmek için yapmışlar.Theo’nun bile midesi diğer sayfaları okumayı kaldırmadı. Bu insanlar ne düşünüyorlardı?
Theo, elini sonraki avına götürmeden önce cildine dokundu. Bu (Su dolaşımı), su yakınlığını artıracaktı ama şimdilik askıya aldı. (Büyü – Temeller)’I anlayışı sandığından daha düşüktü. Bunu, biraz çalıştıktan sonra yiyebilirdi, o yüzden bu elenmişti. Görüş artırma büyüsü (Şahin gözleri) gitgide görüşünü kötüleştiriyordu – elendi.
Theo, bunu, kitapları süzdükçe tekrarladı.
15 dakika geçtikten sonra, Theo’nun önünde sadece 1 kitap kaldı. Son kitabın başlığını hatırlayınca yüzü beklenti içindeydi.
Theo’nun zannına göre, listedeki son kitabın değeri, bugün topladığı 7 kitap arasından aöıköa en yükseğiydi.
‘Ölç.’
Sonunda, kitabın özü meydana çıktı.
(Atışbilimi Büyüsü)
-Bu kitap büyü oklarının yüksek uygulamasını tarif ediyor. Basınçlı büyü oklarını yapmanın tekniklerini ve ok başının şeklini değiştirmeyi anlatıyor. Yazar, Alfred Bellontes, bü büyü oklarıyla savaş kahramanı oldu. Bilgi enginliği diğer büyü kitaplarınınkinin çok üzerinde.
*Anlayış seviyen çok yüksek. (%92.7)
*Bu büyü kitabı ‘Nadir’ olarak sınıflandırılmış.
*Sindirildiği takdirde, ‘Büyü Okları’ yeterliliği büyük oranda artacak.
*Yazar tarafından yazılan orjinal kopyasıdır. Alfred’in tecrübelerini elde etmek düşük bir ihtimaldir.)
Sahiden de, içeriği beklentilerini yanıltmamıştı.
‘Hayır, bekle bir dakika. Bu kitap orjinal mi?!’
Theo, açıklamadaki son cümleyi okuyunca şok oldu.
Büyü kitapları genelde yazar tarafından oluşturulur sonra orjinalden kopyalar üretilirdi. Kapağından içeriğine kadar herşey büyü kullanılarak kopyalanırdı.
O yüzden, orjinal ve kopyalar arasındaki farkı anlamak çok zordu. Orjinaller, koleksiyoncuların ekstra bilgi eklemesinden hoşlanmayanlar tarafından saklanırdı.
Obur’un yetenekleri olmasa, Theo önündeki kitabın orjinal olduğunu bilemeyecekti.
Alfred Bellontes…
Yaklaşık 30 yıl önce Kral Bellontes’in 3.oğlu olarak dünyaya gelmişti. Büyü gücü onda doğal bir şekilde birikmemişti. Ancak kendini yıprattıktan sonra savaş büyüsünün ustası oldu.
Büyü okları sadece 1.halka büyüsüydü. Alfred, bu eski büyüsüyle düzinelerce şovalye ve yüzlerce büyücü öldürmüştü. Uzun süren savaşın sonunda ölse de, şöhreti yayılmıştı.
‘Alfred Bellontes (Atışbilimi Büyüsü)’nu yazdı! Eğer kitap koleksiyoncuları bu kopyasını bilselerdi, tozla kaplı olsa bile birkaç bin altın ederdi.’
Theo dikkatlice tozu sildi. Eğer kitabın gerçektiliği kanıtlayacak olsaydı, bu kitap sayfa yığını değil, bir külçe altından daha değerli bir eşya olurdu.
Evet, eğer kanıtlamak mümkün olsaydı. Theo’nun heyecanı son anda dibe çöktü.
‘…Hayır, kanıtlayabilsem bile bir sorun var.’
İlk başta, bu kitap Bergwn Akademisinin malı. Kitaplarla Obur’u beslese de, birgün yenecek olan kitapları yerine koymayı planlamıştı.
Eğer Obur, hayatını tehdit etmeseydi, kitapları almazdı. Bir şekilde, buna yaşam için mücadele denilebilirdi.
Yine de, Alfred’in kitabını almak düpedüz çalmaktı. Bir büyücü olarak ilim arama veya hayat kurtarma meselesi değildi. Elit olarak, Theodore Miller gururunu bir kenara atamazdı.
Kitabı, parayla satmaktansa Obur’a vermeyi tercih ederdi. Endişesi bir süre sonra dindi, ama çabuk karar verdi.
‘Ye, Obur.’
Dil, hiç tereddüt etmeden dışarı çıktı.
Hüp.
-Obur, (Ateşleme ve tutuşturma farklıdır.)’I yakaladı ve kitap Theo’nun sol elinden emildi. -
-(Ateşleme ve tutuşturma) tüketildi. Anlayış seviyen çok yüksek.-
-Sindirildikten sonra, 1.halka büyüsü ‘tutuşturma’ elde edilecek.-
Tanıdık bir dalga vücudundan geçti. Tutuşturma büyüsüyle ilgili bilgiydi. Bu noktada, Theo havada küçük bir alev oluşturdu.
1.halka büyüsü olması gerçeğine dayanarak, o kadar çok bilgi yoktu, ve dalga biraz sonra söndü. Bu ekmek yemeye benziyordu, ama Theo tatmin olmuştu.
Obur’un yemeği henüz bitmemişti. Doymayan dil bir sonraki avına yanaştı.
Orjinal ( Atışbilimi Büyüsü) Alfred Bellontes tarafından yazılmıştı. Bu, altın külçe değerindeki değerli bir kitabın sonsuza dek kaybolduğu andı.
Yuttu!
Ardından bir sessizlik oldu.
Theo, her zamankinden daha gergin bir ifadeyle değişim için bekledi. Bu, Obur’u nadir sayılan bir kitapla ilk besleyişiydi. Aynı zamanda ünlü bir savaş kahramanının orjinal kopyasıydı. Bu yemek, sıradan kitaplardan daha değerliydi.
Daha önce, tek seferde 4 kitap yendiğinde Theo’nun acı çekmesi onun için anormal birşey değildi. Theo gözlerini kapadı ve sonucu bekledi.
‘Şimdi, gel artık!’
Kısa bir sure sonra…
-(Atışbilimi Büyüsü) tüketildi.Anlayış seviyen çok yüksek.-
-1.halka büyüsü ‘Büyü Oku’ yeterliliğin önemli ölçüde yükseldi.-
-Orjinal kopya tüketildi. Alfred Bellontes ile senkro oranı control ediliyor… Uygun seviyedesin. Alfred’in bazı tecrübelerini kendine alabilirsin. Zaman dilimi 21 dakika 35 saniye sürecek.-
-Senkro başlıyor.-
‘… Senkro?’
O neydi? Tam o sırada…
Kiiiiiiing-
Çalan sivri bir ses vardı. Ses, kulakzarından geçip onu sersemletti. Sanki bedeninden çekip çıkartılmış gibiydi. O ilahi çekim gücünden evvel, insan aklı zayıf bir ot parçası misaliydi.
Sonunda, Theodore’un aklı sol elinin avcuna çekilmişti. Karanlığa doğru düştü ve bilincini kaybetti.
Bu, Alfred Bellontes’deki hatıraların kalıntılarıydı – hayır, (Atışbilimi Büyüsü)’ndeki.
Yaklaşık 45 yıl öncesinde, Bellontes eyaletinin cephe hattında…
Theodore Miller gözlerini açtı.
Magnec