Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

55. Bölüm Sıfır Kütüphanesi Zarafeti #1

Çevirmen: Gecekuşu / Editor: Gecekuşu

‘Sıfır Kütüphanesinden bir kitap mı?’ Kral ve Blundell’ın ifadeleri aynı anda değişti.

Elbette, büyücüler o kütüphanedeki kitapların ne kadar değerli olduklarının farkındalardı. Kitaplar kişinin öğrenme kabiliyetini yükseltebilir ve hatta ona büyülü bir koruma bile sağlayabildiğinden, bunlar kıdemli büyücülerin bile zar zor ödünç aldığı malzemelerdi.

Ancak, birisi istediği her şeyi dileyebilecekse, bu kitaplar göze hala harika gelir miydi?

Kral, Theodore’un sözlerini idrak edince şaşkınlığa uğradı. ‘Sıfır Kütüphanesinden bir kitap... kiralaması zor değil. Ama asıl istediğin şey farklı gibi.’

‘Evet, doğru.’

‘Kitabın sahibi olmak mı istiyorsun?’

Bu şekilde, doğru ifade olmuştu. Milli hazine olmasa bile, sıfır kütüphanesinden bir kitaba sahip olmak bir dilek olarak gayet iyiydi.

Theo’nun ne dilediğini anlayanların ifadeleri daha farklıydı. Blundell’ın kafası karışmıştı ve sakalıyla oynayıp duruyordu. Veronica ise gözlerini kısarak Theo’ya bakıyordu. Sylvia huzursuzca hareket ederken, bu duruma tek anlam veren kişi olan Vince ise başını salladı.

Obur’un sahibi Theodore, okuduklarını anında fiile harekete dökebiliyordu. O yüzden bundan daha iyi bir ödül bulamazdı.  Eğer o kütüphaneden bir kitap alırsa Alfred’in büyülü oku veya eski bir element gibi beceriler edinebilirdi.

III.Kurt bir anlık endişeye kapılsa da dakikalar sonra kararını verdi. ‘...Peki.’

Neyse ki, cevabı olumluydu. III.Kurt ciddi bir suratla Theo’ya baktı. ‘Sıfır kütüphanesinden sana bir kitap vereceğim. Ancak, eğer sorumluluklarını aksatırsan Theodore Miller, kitabı Sıfır kütüphanesine iade edecek.’

‘Cömertliğiniz için minnettarım, Majesteleri.’

Kral biraz anlaşılmaz konuşsa da sonuçta kitabı Theo’ya verecekti. Öğrenilen bilgiyi sonraki nesillere aktarmak her büyücünün sorumluluğuydu ve kitap, kişinin ölümünden sonra geri alınırdı.

Her halukarda, III.Kurt, Theo’nun yaptıklarının bu ödüle değeceğini düşünüyordu.

‘Veronica?’

‘Evet? Beni niçin çağırdınız Majesteleri?’ Kırmızı Kule Üstadı burada neden yer aldığını merak ediyordu.

‘Theodore Miller’a rehberlik edip kitapları göstermeni istiyorum. Ama şunu bilmeni istiyorum ki, oradan dışarı bir şey çıkartamazsın.’

‘Peki... Tamam! Kitapların kokusunu alalı uzun zaman oldu zaten.’

‘O zaman tüm diyeceğim bu kadar.’ Kral ayağa kalkmadan önce etrafına baktı.

O ayağa kalkınca, odanın içindekiler de hafifçe dizlerini büktü. Sadece Blundell ve Veraonica düz duruyordu. İki kule üstadı, Meltor Kralını uğurlarcasına kafalarını eğdi.

‘Başarıların için tekrar teşekkür ederim. Umarım gelecekte de Meltor Krallığına karşı görev ve sorumluluklarını zevkle yerine getirirsin. Daha iki hafta oldu ve yüzünüzü ikinciye gördüğüme inanamıyorum.’

Bu beklenmedik sözler karşısında Theo ve Sylvia ahenkle bağırdı. ‘Siz nasıl uygun görürseniz Majesteleri.’

En sonunda, Kral ile ikinci görüşmeleri de son buldu.

***

‘Şimdi, sıfır kütüphanesine gidebilir miyiz?’ Kurt yanlarından ayrılınca Veronica tekrar Theo’ya yapıştı.

Veronica güçlü biri olabilirdi ama kendine has kokusu ve yumuşak dokunuşları Theo’nun duyularına zarardı. Sylvia, Blundell ile beraber ayrıldığından Theo’ya Vince eşlik edecekti.

‘Üstadım, Theo biraz rahatsız oldu.’

‘Ha? Öyle mi?’

Theo, Veronica’nın altın sarısı gözleriyle denk geldi. ‘B-b-biraz...’

‘Ah, doğru ya, sıcak hava yayıyorum. Bana etki etmediğinden arada unutuyorum. Doğduğum andan beri böyleyim işte.’ Theo’nun boynunu saran kolunu uzağa çekti.

Temasları azaldığı anda, Theo’nun ısınan vücudu geri soğumaya başladı. Yani, bu ısı özelliği büyüden kaynaklanan bir şey değil de, doğumuyla başlayan bir durum muydu?

‘İnsanlar bu hikayemi zaten biliyor.’ Diyen Veronica, onun merakını fark edip neşeyle ekledi. ‘Bende kızıl ejderha kanı vardır.’

Sanki peynir ekmek yediğini söyler gibi rahat bir tavırla konuşuyordu. Theo istemsizce duraksadı ama Vince hikayeyi önceden bildiği için bıkkınlıkla dinliyordu.

Theo kendine gelip Veronica’ya yetişti. Veronica omzunu silkti. ‘Bu, o kadar da mühim bir şey değil. Belki yarım hatta çeyrek önemi bile yok. Yalnızca sıradan insanlardan daha uzun süre yaşadım hepsi bu. Bir de saçlarım ve gözlerim çok göze çarpıyor tabi.’

Bununla birlikte, Veronica dünyanın en zorlu ejderhası kabul edilen bir ejderha türünün kanını taşıyordu. O yüzden sıradan olması beklenilemezdi. Sınırsız büyü gücü ve doğaya hakim olabilmek, insanların dahil olabileceği bir alem değildi. Veronica’nın mensup olduğu aile ağacı, Blundull’ın seviyesine ondan daha gençken atanmasına kapı açmıştı.

Saçlarını geri savuran Veronica mırıldandı. ‘Sıcaklığı bilinçli olarak aşağı düşürebilirim... ama etrafta bu şekilde dolanmak gerçekten zor. Sana rahatsızlık verdiysem afedersin. Biraz fazla hassas davrandım.’

‘Sorun değil.’ Belki de Veronica’nın utanmış halinden dolayı Theo hızlıca yanıt vermişti. ‘Sadece birazcık sıcaktı.’

Aslında bir hayli sıcaktı. Ne de olsa bunu fark edemeyecek kadar aptal bir değildi. Muhtemelen Veronica bunca zaman hep saf insanlara denk gelmişti.

‘Çocuk olmana rağmen iyi laf yapıyorsun.’ Veronica doğal görünmeye çalışsa da farketmeden daha geniş adımlar atmaya başladı. Tepkileri o kadar dobraydı ki, sevimli Sylvia’dan oldukça farklı bir görüntü çiziyordu. Vince ve Theo, Veronica’ya yetişebilmek için arkadan koşturmak zorunda kaldığından yolculukları 10 dakika erken sonlanmıştı.

Sıfır kütüphanesinin kapısı gerçekten etkileyici bir kapıydı. Theo kapının opak buzlardan yapıldığını görünce kekeledi. ‘Bu, adamantium karışımı.’

Yumuşak bir tonla kekelerken, Veronica da kapıyı birkaç kez yumrukladı.

Kwang! Vuruşları gürültü yapacak kadar kuvvetliydi ancak kapı yerinden kıpırdamadı. Beyaz yumruğu darbeden kolayı kızarmıştı.

Veronica bunun üzerine kısa bir açıklama yaptı. ‘Eğer kapıyı kırarsam, tüm günümü gücümü toplamak için harcamam gerekir. Burası kraliyet sarayının deposu niteliğinde. Tüm alan bu duvarlarla çevrili olduğundan mekan büyüsüyle de içeri giremeyiz.’

En iyi metal üzerinde fikir birliğine varamamışlardı. Ama en güçlü metalin ne olduğunu biliyorlardı. Adamantium diğer metallerin babasıydı. Kullanıldığı takdirde tüm fiziki ve büyü hücumlarını kesebilirdi. Kılıç gibi bir silahtan ziyade, duvar gibi yapılarda kullanılarak koruma gücünden faydalanılırdı.

Veronica, kapıyı açmadan önce Vince’e döndü. ‘Vince, sen burada bekle. Üzgünüm ancak bu kütüphaneye girme iznin yok. Yalnızca Theodore, Majestelerinin izniyle girebilir.’

‘Elbette, önden gidin.’

Vince, Theodore’dan uzaklaştı ve ardından Veronica elini uzatıp kapıyı açtı.

Huuuuuong! Eli yüzeye temas eder etmez kuvvetli bir büyü gücü etrafa yayıldı.

En az 6.halka büyücüsünün denginde bir büyü gücüydü. Ya da belki 7.halkaya bile tekabül ederdi. Bunun anlamı, eğer kişi bu halkalara ulaşmamışsa kapıyı açması imkansızdı.

Kapı açılınca, ikisi içeri adım attı.

***

Theodore ve Veronica bir ışık hüzmesiyle bir anda gözden kayboldu. Geçici süreliğine açılan kapı boşluğuyla mekan büyüsü aktifleşmişti. Mesafe kısa olduğundan, Theo geçen seferki gibi etkilenmemişti.

Hızla etrafa bakan Theo’nun ağzından kelimeler bir anda döküldü. ‘Burası... sıfır kütüphanesi mi?’

Gerçeklikten tamamen uzak bir yerdi. Her tarafı kapalı olmasına rağmen içerisi aydınlıktı. Bunun sebebi tavandaki ışık tesisatıydı. Işık büyüsü yarı kalıcı bir şekilde işliyordu ve kitaplar cam haznelerde tutuluyordu.

Bazı cam hazneler boştu. Veronica hemen açıklamaya başladı. ‘Bu kitaplar ya ödünç verildi ya da kayboldu. Bir gün geri dönecekleri umuduyla da hazneler boş bırakıldı. Ancak, sıfır kütüphanesine geri dönmüş bir kitap henüz görmedim.’

‘Nasıl kaybolabiliyorlar?’

‘Bir bakalım...? Tüm kayıp kitaplar, şimdi ölü olan kişilerce çalınmış. Ölü birini nasıl cezalandıralım?’

Dünya üzerinde, sıfır kütüphanesinden alınmış bir kitabı umursamayan bir büyücü yoktu. Kitabın, sahibinin dikkatsizliğinden dolayı kaybolmasındansa, çalınmış olması daha gerçekçi bir sebepti.

Theodore bu cevapla tatmin olduğundan daha fazla konuşmadan etrafındaki kitaplara göz gezdirdi. Cam hazneler kendiliğinden açılıyordu.

‘Ölç’

Büyü gücü yayan kırmızı bir kitap ilgisini çekmişti.

(Cehennem Ateşi)

(Bu kitap, şeytanlar dünyasından gelen ateşleri çağırmak için kullanılır ki bu ateş, önüne gelen her şeyi yakar. Bir kez çağrılan ateş, normal bir şekilde geri dönmez. Bunun için ya kişinin büyü gücünün tükenmiş olması, ya da hayat enerjisinin bitmesi gerekir. Bu ateşin neden olduğu yanmalar zor iyileşir. Bu kitabın yazarı, kimliğini gizli tutmuştur.

*Kitabın seviyesi ‘Hazine’

*Gerekenler: 7.halka ve ateş büyüsü hassasiyeti

*Tüketildiğinde, ‘Cehennem Ateşi’ öğrenilecek

*Tüketildiğinde, ateş büyüsü becerileri artacak

*Bu, yazarın bizzat yazdığı orjinal kitabıdır. Yazarın etkinliğini elde etme ihtimali çok düşüktür.)

7.halka büyüsü cehennem ateşi! Kırmızı Kule Üstadı dışında, kimsenin üstesinden gelemeyeceği çok yüksek seviye bir büyüydü. Kılıç ustaları bile bu büyü karşısında ölüme mahkum kalırdı.

Cehennem ateşi, karşı gelen her ruhu yakmasıyla meşhurdu.

Ancak, Theo bu büyü için gerekli koşulları gördüğünden sessizce kitabı yerine bıraktı. 7.halkaya ulaşması birkaç yıl, hatta onlarca yılını alabilirdi.

‘Hazine’seviyesinde bir kitabı bulmak başta heyecanlandırsa da etkisi uzun sürmedi.

Theodore, etrafındaki kitaplara can sıkıntısıyla bakıp kendi kendine şikayetkendi. ‘Bu kitap çok detaylı, bunun için ise... bir gözümü oymam mı gerek? Tek gözlüler için de büyüler var mıymış? Bu tıpkı, bayanların ya da kellerin öğrenebileceği büyüler gibi bir şey mi?’

Kitapların seviyesi yükseldikçe, koşullar da zorlaşıyordu. Kitapları yemek için 6. Ya da 7.halka olmalıydı. Vücudunun bir kısmını kaybetmesini söyleyen kitaplardan bahsetmiyordu bile.

Buraya sadece yüksek rütbeli büyücüler girdiğinden, bazı büyüler 5.halka büyücüsü Theo için fazlaydı. Ama o sırada...

‘Eh...?’ Altın yapraklarla süslü deri bir kitap kapağı Theo’nun dikkatini çekti.

Algıları boynunda gıdıklanmaya sebep olmuştu. Theo, içinden gelen tutma isteğiyle kitaba uzandı.

‘Ölç.’

Bilgiler önünde sıralandı.

(Savaş Şarkısı)

(Bu kitap, yakın dövüşler için vücut güçlendirmeyi öğretiyor. Kendi enerjisini kullanamayan zengin bir aile çocuğu tarafından yazılmıştır. Savaş şarkısı, büyü vasıtasıyla bedeni oldukça güçlendirmektedir. Etkisi, ikincil büyülerden çok daha üstün olduğundan  kıyas edilecek bir örnek bulunamamıştır. Ancak bu büyüyü kullanmanın bir dejavantajı vardır.

*Kitabın seviyesi ‘Hazine’

*Gereklilikler: En az 5.halka

*Tüketildiğinde, ‘Savaş Şarkısı’ öğrenilecek

*Tüketildiğinde, yakın dövüş becerileri yükselecek

*Yazar tarafından bizzat yazılan orjinal kitaptır. Tüketildiğinde yazarın bazı özellikleri, vücudunuzun formuna göre elde edilecektir.)