Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

90. Bölüm Eski Numarayı Tekrarlamak

Çevirmen: Harami / Editor: Harami

Maven o kadar hızlı bir şekilde harekete geçmişti ki, o iki maceracı tepki bile verememişlerdi.

Aslında onlar ayışığının nispeten aydınlattığı açık bir alanda duruyor olsalar bile, görüşleri pek iyi değildi.

Rütbe 2 Dövüşçülerin seviye avantajı olsa bile, görüşleri çok kısıtlıydı.

Maven bu yüzden harekete geçmekte tereddüt etmedi.

Karanlık Görü ona net bir şekilde her şeyi görebilme olanağı tanıyordu. Maceracıların yağlı saçlarını ve saçlarındaki kepeği bile net bir şekilde görebiliyordu!

Gece, her zaman Gece Yürüyenlerin hareket geçme zamanıydı.

Maven’in sürpriz saldırısı inanılmaz sertti ve o ikisi Kate’in garip durumu dolayısıyla dikkatlerini toplayamıyorlardı.

“Şlakk!”

Hançer saplandı! Diş vahşice adamın beline girdi!

Bel bölgesi vücudun zırhsız olan bölgelerinden biriydi. Maven biraz aceleyle hareket ettiği için bu bölgeye saldırmayı seçmişti, eğer hayati bir bölgeyi hedef almayı seçseydi maceracı darbeden kaçınabilirdi!

Ve Yanan Hiddet’i kullanmamasının sebebi ise oldukça basitti. Onu ustaca kullanabilmesi için önce silaha biraz alışacak zaman gerekliydi. O da eğimli bir hançer olsa da, ağırlığı ve uzunluğu bir parça da olsa farklıydı, böylelikle karşısına çıkan bu ani savaşta da Maven ona Kızıl Bakır Ejderha tarafından verilen Dişleri kullanmayı seçti!

Adam acı içinde bağırdı. Diş beline saplandığı anda kendini yana doğru attı!

Maven sağ elindeki Diş’i bırakarak adamla birlikte gitmesine müsaade etti ve bir anda çömelerek sol elindeki Diş’i adamın dizinin yan tarafına sapladı!

Maceracı içgüdüsel olarak geriye doğru büküldü ve Maven de adamın yere düşmesine neden olan bir tekme attı.

Sonra yedek hançerini çıkarttı!

Yalıçapkını Yeşim Hançer’i belinde bulunan kınından çıkarttı ve vahşice adamın boğazına çiviledi!

Adam’ın son çırpınışları da Maven’in boğazına sapladığı hançer sonrası kısa süre sonra azaldı. Bir anlığına son bir kez daha kasıldıktan sonra tamamen hareketsiz kaldı.

Sadece üç hamle, Maven’in en azından 7. seviye olan bir dövüşçüyü ortadan kaldırmasına yetmişti!

Buradaki en önemli faktör tabi ki Karanlık Görü’ydü.

Maven bir hayalet gibi ortaya çıkmıştı. Diğer maceracı onun neye benzediğini tam olarak göremiyordu bile.

Emin olamıyordu ama tahminlerine göre karşısındaki kişi en azından rütbe 2 ya da üzerinde olan bir uzmandı.

Direk olarak yüksek sesle bağırarak geri çekilmeye yeltendi, “Bayım, bu bir yanlış anlaşılma olabilir!”

Bunu söyledikten sonra sıkıca elindeki iki elli büyük kılıcı tuttu ve savunma pozisyonu aldı.

Maven yan tarafta bulunan Kate’e bir bakış attı. Vücudunu saran alevler sönmeye başlamışlardı ama kız biraz zayıf görünüyordu.

…

Yüzünde huzursuz bir ifadeyle Maven’e bakıyordu.

Anlayamamıştı. Nasıl bu herif bir anda yoktan var olup onun kimliğini çözebilmişti? O cümle “Gücünü kontrol et” kesinlikle onun Kader Sihirbazı olarak kimliğini bilen biri tarafından söylenebilecek bir cümleydi!

Bu onun daha da endişelenmesine neden oluyordu. Maven’e güvenip güvenemeyeceğine emin olamıyordu!

Tek başına Bin Yaprak Ormanı’na gelmesinin bir nedeni vardı. Kendi başına yola çıkarak, kız kardeşlerinin sırtlarındaki yükü azaltmayı hedefliyordu. Tecrübesizliği yüzünden bu iki maceracı tarafından kandırılmıştı.

Ve sonra Maven’in bir anda ortaya çıkması onu daha da huzursuz etmişti.

Ama aynı zamanda gayet farkında olduğu bir şey daha vardı, eğer gücünü kontrol edemezse bu durum Büyük Elf Kralı’nın öfkesini üzerine çekmesine neden olacaktı.

Çünkü Büyük Elf Kralı, Sihirbazlara düşmanlık besliyordu ve bu durum büyük ihtimalle büyük kız kardeşine problem yaratacaktı.

‘Söz konusu bile olamaz! Ametist Kayası’nı bulmadan önce, gücümü doğru dürüst kontrol etmeyi başarabilmeliyim!’

Kate derin bir nefes aldı, diğer adamı düşünmüyordu artık bunun yerine zihnini, bir anda güçle dolan damarlarını kontrol etmeye odakladı.

…

Kızın durumunun biraz daha iyi göründüğünü gören Maven rahat bir nefes aldı.

Büyük Elf Kralı’nın dikkatini üzerlerine çekmenin hiç bir avantajı yoktu.

Bu iki maceracı kesinlikle ölümlerine susamışlardı!

Eğer Büyük Elf Kralı gerçekten gelseydi, Maven sadece yakında olduğu için bile bu durumdan zarar görebilirdi.

Böylelikle, kalan adama bakarken gözleri öldürme arzusuyla doluydu.

“Yanlış anlaşılma? Bir maceracı olarak sözleşmeye uygun davranmamak, burada bir yanlış anlaşılma olamaz değil mi?” Maven konuşurken, diğer adamın yerdeki cesedinin beline saplı duran Diş’i aldı.

Adam hala duruşunu koruyordu. Maven’in yıldırım hızındaki infazını gördükten sonra bile sakin kalabilmişti üstüne üstlük onunla pazarlık etmeye çalışıyordu.

“Bayım, ne duyduğunuzu bilmiyorum ama burası Bin Yaprak Ormanı.”

“Eğer bu kadar gürültü yaparsak Demir Muhafız Elfleri buraya üşüşürler. Bunu biliyor olmalısın.”

“O ağaçlar elf muhafızlarının gözleri ve kulaklarıdır.”

“İki tarafta geri adım atarsa en iyisi olacak. Sen kızı korumak istiyorsun. Sorun değil, buradan tek başıma ayrılırım, buna ne dersin?”

Bu herif oldukça kurnazdı. Maven’in yoldaşını zahmetsiz bir şekilde öldürdüğünü gördüğünde, Maven onu öldürebilse bile, bunun sıkıntılı olacağını biliyordu.

Maceracılar aptal değillerdi. Harekete geçmeden önce plan yaparlardı. İlk başta Kate’i sadece parası için dolandırmışlardı ama ormanın içinde birkaç gün boyunca daire çizdikten sonra, belki de sadece birkaç gündür bir kadın tenine dokunmadıklarından dolayı, planı değiştirip onunla ilgilenmeye karar vermişlerdi.

Ama Sean’a rastlayabilecek kadar şanssız olmayı kesinlikle beklememişlerdi, o ucube 5 kilometre öteyi bile görebiliyordu.

Yoldaşının ölümü o maceracının bütün sahip olduğu şehveti öldürmüştü.

Parayı çoktan almıştı. Meşe Kasabası’ndaki en iyi fahişeyi alabilmeye yeterdi.

Bu yüzden oradan ayrılmak istiyordu.

Ama Maven’in onu bırakmaya niyeti yoktu.

Çünkü Sean ona açık bir şekilde iki maceracıdan kurtulmasını söylemişti.

Bunun gibi pislikler her yerde olsalar ve Maven hepsini öldüremeyecek olsa bile, karşılaştıklarını öldürebilirdi.

Maven bu şekilde düşünüyordu.

Ama adama sempatik yaklaşmaya karar verdi.

“Bu doğru mu? Buradan ayrılacağına ve bu kadına bir daha yaklaşmayacağına yemin eder misin?”

Yana doğru bir adım attı ve vücudunun yarısı büyük bir ağacın gölgesine girdi.

Ayışığı biraz zayıftı ve Kate’in vücudunu sarmış ama sönmeye yüz tutmuş alevler de pek aydınlık sağlamıyordu. Maceracı Maven’i tam olarak görememekteydi.

Aynı zamanda Maven’in sağ eliyle, istekli halatı ortaya çıkarttığını da fark etmedi.

…

“Yemin ederim!” Adam bağırdı.

“Gitmeme izin verdiğin sürece, buradan uzaklaşacağım!” Elindeki çift elli büyük kılıcı sıkıca tutarak birkaç adım geriledi.

“Bekle!” Maven aniden bağırdı.

“Ne istiyorsun?” Herif aniden kendini gergin hissetti.

Dikkati Maven’in zayıf ayışığı altında görünen tarafındaydı.

Hala karanlık olsa bile, Maven aşırı genç görünüyordu.

Maceracı bir anda düşüncelerini değiştirdi.

‘Bu herif bir hırsız gibi görünüyor değil mi?’

‘Gizlenme’sini çoktan kullandı ve çok genç, seviyesi çokta yüksek olamaz. Çok mu dikkatli davranıyorum?’ Genci incelemeye devam ederken zihnindeki düşünceler su yüzüne çıkıyordu.

“Gitmeye hazırdım, başka ne istiyorsun? Beni mağlup edebileceğini düşünüyor olabilir misin?”

Maven dik dik bakmaya devam ederken konuştu, “Para.”

“Bayan’ın parasını geri ver.”

Adam dondu, ama hemen sonrasında kahkahalara boğuldu, “Bana parayı geri mi iade ettireceksin?”

“Küçük velet, açgözlülük etmeden duramadın değil mi? Beni kaçmayı düşündürecek kadar korkuttuğunu mu sanıyorsun?”

“Sana gerçeği söyleyeyim, sadece işleri biraz daha az karmaşık bir halde bırakmak istiyordum. Çok küstah davrandığına göre, beni kalpsiz olmakla suçlama!”

Bunu söyledikten sonra aniden büyük kılıcını kaldırdı ve yüzünde ölüm saçan bir ifadeyle öne atıldı!

Maven’in 14 - 15 yaşında göründüğünü açıkça fark etmişti, zayıf ve ince bir yapısı vardı!

Kesinlikle bir hırsız olmalıydı. Yoldaşını, onu savunmasız bir şekilde yakaladığı için öldürebilmiş olmalıydı.

O çocuk direk mücadelede onun rakibi bile olamazdı!

…

Maven’in arkasında, Kate’in vücudundaki alevler tamamen sönmüşlerdi.

Aşırı derecede bir zayıflık haline düşmüştü. Kader Sihirbazları Kader tarafından seçiliyorlardı, bu yüzden mükemmel bir görüşe sahiptiler, gece ve gündüz fark etmeksizin net bir şekilde görebiliyorlardı.

Kafasını kaldırdı ve Maven’in ince ve kırılgan bedenine baktı.

O karşısındaki maceracının iri yarı vücudunun tam tersiydi.

‘Bu kötü!’

‘Bu kişinin benden bile küçük olmasını beklemiyordum… O maceracının rakibi olamayabilir!’

‘İyi değil! Büyük kız kardeşimin bana verdiği şeyi kullanmam gerekebilir…’

Biraz çabalayarak, göğüslerinin arasından bir şey çıkarttı.

Ama o sırada, karşısındaki manzara onu tamamen şaşırttı.

Maven’in sağ tarafa doğru birkaç adım attıktan sonra direk olarak bir ağacın dalına inanılmaz bir hızla zıpladığını gördü!

Maceracı, Maven’in hareketleri karşısında elinden başka bir şey gelmeden kafasını kaldırdı ve döndü!

Tam o anda aniden sendeledi!

Ne zaman olduğunu bilmiyordu ama yılan gibi bir ip aniden ortaya çıkmıştı, ayak bileğine dolanıyordu. Maven’in efsununun kontrolünde istekli halat maceracıyı sendeletti!

Maceracı direk olarak dengesini kaybetti ve düşmemek için elindeki çift elli büyük kılıcı yere saplayarak ona dayandı.

Maven’in dudaklarının kenarları yukarı doğru kıvrıldı. ‘Bu numara çok etkili.’ İstekli halat sadece Az Bulunur bir eşya olsa da, Maven’in elindeki bir çok büyülü eşyadan daha yararlıydı.

Ruhu göç ettiğinden bu yana bu numarayı sayısız defa kullanmıştı ve her seferinde pürüzsüz bir şekilde başarıya ulaşmıştı!

Bu seferki de bir istisna değildi.

Aniden ağacın dalından atladı ve kendini maceracıya doğru fırlattı!

Sonuç çoktan belirlenmişti bile.

 

Çevirmen notu
Haftaya cumartesi, bir beş bölümle daha görüşmek üzere. (: