çus bu materyal neyin aracısı olacak ilerki bölümlerde kesin tanımlanacaktır ama eşyanın sahip olduğu tag efsanevi bir şey olacağı konusunda izlenim veriyor çeviri için teşekkürler harami
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
20. Bölüm Liçin Kopmuş Parmağı
‘Lanet olsun! O köleler Morris’in bu gece laboratuvarında olacağına dair dedikodu yapmıyorlar mıydı?’
Maven yatağın altında saklanırken bir çift bez ayakkabıyı karşısında gördüğünde sessiz bir şekilde sövmeden edemedi.
Bütün Boknin’de bu odaya bu kadar rahat bir şekilde girebilecek olan tek kişi kesinlikle Lord Morris’ti.
Rütbe 2 Şeytani Ruh Büyücüsü ve bir Şeytani Ruhun Elçisi, oldukça sıkıntı yaratırdı.
Eğer bu yaşlı adam dikkatli bir adamsa…
Maven ihtiyatı elden bırakmasa bile, bu şekilde dönüp karşısına çıkan olaylarla başa çıkması gerekiyordu. Gecenin bir yarısı ortalıkta gizlice gezerken hiç bir hata yapmayacağının bir garantisi yoktu.
Şu anda sadece Şeytani Ruh Büyücüsü’nün onun saklanma yerini bulmaması için dua edebilirdi.
Onun daha iyi hissetmesini sağlayan tek şey o Şeytani Ruh Büyücüsü’nün algılaması sıradan insanlarınkiyle aynıydı, o kadar da harika değildi yani. Bir saptama büyüsü kullanmadığı taktirde onu bulmasına imkan yoktu.
…
Şeytani Ruh Büyücüsü Morris elinde bir mumla bir süreliğine odasında bir ileri bir geri yürüdü.
Aniden bir perdeyi açtı.
Bulunduğu pozisyondan Maven sadece o perdenin arkasında bir dolap olduğunu görebiliyordu.
Dolapta da bir ayna olmalıydı.
Yaşlı adam aniden diz çöktü ve elindeki mumu başının üzerine getirerek yüksek sesle bir şeyler söylemeye başladı.
Aynanın yüzeyi, aynı durgun yüzeyine taş atılan bir göl gibi dalgalandı.
Maven’in alnı ter içinde kaldı.
‘Hangi Düşük Düzlem Lordu’yla iletişim kurmaya çalışıyor?’
‘Lanet olsun! Gerçekten de Düşük Düzlem Lordu’yla iletişim kurmak için harika bir zamanlama değil mi?!’
Hala sakin sayılırdı, hızlıca birkaç kaçış planı düşünmeye başladı ama o planların hepsi Şeytani Ruh Lordu’nun istediği gibi Boknin’e giremiyor olması temeline dayanıyordu.
Çünkü bir çok tanrı mührü yüzünden, şeytani ruh lordları Faenin Kıtası’na ayak basamıyorlardı. Ama burası bir tablo dünyasıydı!
Burası Boknin’di!
Seviye 4 Korucu, süper efsanevi şeytani ruh lordu ile yüzleşiyor… Onun zengin tecrübesinin bahsi bile söz konusu olmazdı!
Maven sadece ne şeytani ruh lordunun ne de şeytani ruh elçisinin onun yatağın altındaki saklanma yerini bulmaması için dua ediyordu.
…
“Büyük [Menfur Şeytan], hizmetkarın talimatlarını bekliyor.”
Yaşlı adamın saygılı sesi odada yankılandı.
“Morris, o tablo dünyasında çok uzun zamandır kalıyorsun,” aynanın içindeki görüntüden kasvetli bir ses geldi. “Yapılmasını istediğim bir şey var. Hızlı bir şekilde icabına bak! Boknin’in dört çıkışı Faenin dünyasıyla bağlandı ve onların içinden iki tanesini kullanabilirsin. Geçtiğinde [İntikamcı] Fegan’ı bul, o sana biraz yardımcı olacak.”
“Gelecekten ilginç parçalar gördüm. Bütün cennetteki tanrılar dışarıda bırakılmaya gönülsüz olacaklardır. Yine de onlar, şeytani ruhların çağı, bizim çağımız olmasını beklemiyorlar.”
“Bazı tohumlar ekmene ihtiyacım var…”
Maven ondan sonra konuşulanları anlamadı.
Düşük düzlem dilinde konuşmaya başlamışlardı, konuştukları her bir cümle insanlığın içindeki en derin şeytani duyguları ve korkuları uyandırabilirdi.
Ama Maven biraz şaşkın ve mutluydu, bütün süreç boyunca o ikisi onu fark etmemişlerdi bile.
Lord’un yatak odasında gizlenen başka birinin daha olduğunu fark etmemeleri iyi şans yüzünden olabilirdi.
…
On dakika sonra konuşmalarını bitirdiler. Ayna bir kez daha kalın siyah bir perdeyle örtüldü.
Şeytani Ruh Elçisi Morris aceleyle odadan ayrıldı.
Maven alnındaki terleri sildi ve rahat bir nefes aldı. Orada daha fazla durmaya cesaret edemezdi. Gizlenmeyi kullandı ve lordun kalesinden hızlıca ayrıldı.
İçeri girmek zordu ama çıkmak çok daha kolaydı. Özellikle de gecenin siyah örtüsünün altında Gizlenme’nin etkisi oldukça inanılmazdı.
Kısa sürede kaleden çıktı ve küçük patikayı buldu.
Ancak bir anda bir şey tarafından gözetleniyormuş gibi bir hisse kapıldı.
Çok sayıda kırmızı gözlü karga aniden kalenin içinden uçarak çıktı. Maven kargaların uçuşmalarından sonra gelen zayıf bağırışı duyabilmişti.
‘İyi değil! Açığa çıkarıldım!’
‘Kafanın üzerinde büyük olasılıkla kalenin dışına çıkartıldığı taktirde tetiklenerek Morris’i alarma geçiren bir damga vardı!’
Maven’in aklında şu anda tek bir şey vardı.
Bu dünyadan olabildiğince çabuk ayrılmalıydı.
Şanslıydı ki o garip keçiboynuzu ağacından çok uzakta değildi.
Aklından bunlar geçerken, koşmaya başlamıştı bile.
…
Kale laboratuvarında şeytani ruh elçisi’nin öfkeli kükremeleri bütün odada yankılanıyordu.
“Lanet hırsız! Karga devriyeleri ve kara süvariyi gönderin! Onu öldürün ve benim en sevgili kölemin başını geri getirin!”
Kalenin derinliklerinde sayısız karga bir çarmıhın üzerinden havalanarak uçmaya başladılar. Onlar dışarıya doğru uçarlarken, bedeni kötü şekilde ezilmiş insanın çarmıha gerili şekli ortaya çıktı.
Atların toprağı döven toynaklarının seslerinin yankısı duyulabiliyordu, cemi cümle kara süvariler karanlıkta öldürmek için kaleden dışarı fırladılar.
…
Maven’in gölgesi hızlıca buğday tarlasının içinden ilerliyordu.
Gökyüzünde çok fazla karga devriyesi vardı o yüzden kendini saklayamıyordu bile!
O da basitçe saklanmayı bırakmıştı ve kendini direk olarak ortaya çıkartarak koşabildiği kadar hızlı bir şekilde buradan çıkış kapısı olan ağacın olduğu yere doğru koşuyordu.
Karga devriyeler çılgınca dalışlar yapıyor, Maven’i yavaşlatmaya çalışıyorlardı.
“Ölün gidin!”
Maven de kızgındı.
Hızlıca elindeki eğimli hançerin sanki kesme darbeleriyle bir ağ örüyormuşçasına sallıyordu.
Göz açıp kapayıncaya kadar geçen sürede beş ya da altı karga hançerlerinin ucunda can verdi.
Ama gittikçe daha fazla karga grup haline gelerek dalışa geçiyorlardı, bu yüzden Maven onlar dalışa geçtiğinde yuvarlanarak kargaların dalışından kurtuluyor sonra da tekrar ayağa kalkıyordu.
Yuvarlanma becerisi sayısız miktarda PK ile rafine olmuştu. Bu tür bir kaçınma sanki onu zor bir durumda gibi gösteriyordu ama aslında çok kullanışlı bir dövüş becerisiydi.
Ancak karga devriyeler Maven’in hızını kesmeyi başarmışlardı, onu geciktiriyorlardı.
Ormanın içine girdiğinde bütün vücudu kan içindeydi ve kara süvariler yanlardan ona saldırmak için geliyorlardı.
Bir atın koşarak yaklaştığını duyduğunda, ağacın önünde yolunu kesen uzun ve etkileyici bir figür gördü.
Klang!
Kara süvari ağır kılıcını kınından çıkarttı. Kılıcını kaldırırken miğferini başına geçiriyordu ve sonra boşta olan eliyle dizginleri tuttu.
At çılgınca ona doğru koşmaya başladı.
Eğer zorlu bir arazide olsalardı, at sırtında değil, piyade olarak çarpışırlardı ama her iki durumda da rakiplerine hükmederlerdi. Bir de üstüne atın taarruz gücüyle, barbarlar haricinde hiç bir maceracı karşılarında durmaya cüret edemezdi.
Maven’in göz bebekleri büyüdü. Karşısında sadece bir tane süvari vardı!
‘Hala bir şansım var!’
Aniden eğimli hançerini belinden aldı ve ormanın içinde koşmaya başladı, daha geniş bir rota çiziyordu.
Kara süvarinin takibi acımasızdı.
Maven bir anda ileriye doğru büyük bir sıçrayış yaptı ve koca bir ağacın etrafından döndü.
Kara süvari atının dizginlerini çekti, atının dizginlerini zekice kontrol ederek ağacın etrafında dönmesini sağladı.
Ama o sırada, görüş açısında bir kör nokta oluşmuştu.
Atını ağacın etrafında döndürmek için harekete geçtiği o yarım saniyede Maven bir anda onun önünde belirdi.
“Benim için kaybol!”
Yükseğe doğru sıçradı, üzerindeki dalı kavradı ve bedeninden güç alacak şekilde kara şövalyenin bedenine sağlam bir tekme attı.
O sırada, at tekrardan hızlanmaya çalışıyordu ve o hareket hali kara şövalye için negatif bir etki yarattı.
Vücudunu kontrol edemedi ve atından geriye doğru düştü, yere sırt üstü garip bir şekilde çarptı.
Maven ağaca tutunarak kendisini tekrar ayarladı ve inanılmaz bir esneklikle kendini atın üzerine doğru fırlattı.
[Hareket halindeki bir atın üzerine biniyorsun… Denge kurtarması devam ediyor (Çeviklik 19)...]
[Binicilik (30) kullanıldı… Beceri başarıyla kullanıldı!]
…
‘Şanslıyım ki önceki Maven zamanında [Binicilik] öğrenmiş!’
Maven, önceki Maven hakkında söylediği bazı şeyleri geri alması gerektiğini hissetti. Soylu olmanın avantajlarından bir tanesi de etkileyici binicilik teknikleri öğrenmeleriydi.
Siviller biniciliği öğrenmenin masraflarını karşılayamazlardı. Aslında bir atı yetiştirmeyi bile karşılayamazlardı.
Vücudunu alçakta tutacak şekilde eğildiği sırada atı da ağaca doğru iyice hızlandırdı.
Ormanın içinden ona doğru yaklaşan gittikçe daha fazla at sesi duyuyordu.
Gittikçe daha fazla kara süvari etrafını sarıyordu.
Maven nefesini tuttu ve bütün gücünü kullanarak atın ağaca doğru fırlamasını sağladı!
Her taraftan gelen kara süvariler ona doğru yaklaşıyorlardı ve bir tanesi çok yakındaydı, uzun kılıcıyla acımasızca bir kesme darbesi savurdu.
‘Şimdi!’
Maven üzenginin olduğu yere sıkıca bastı ve ters döndü, böylece kendini kara süvarinin kılıcından sakınmakla kalmadı bir de kendini ona doğru fırlattı.
“Benim için düş!”
Atın üzerindeki pozisyonunu kılıcını savurmak için bozmuş olan kara süvarinin dengesinin olmadığı o yarım saniyeden faydalanarak belini kavradı ve atından düşmesini sağladı.
Fakat at beklenmedik bir şekilde o anda kişneyerek durmaya çalıştı ve binicisini kaybetmenin de verdiği dengesizlikle yana doğru devrildi.
Maven de aynı şekilde sendeleyerek yere düştü.
Ve sadece ağaçtan on adım uzaktaydı.
Ama yan taraftan başka bir süvari ona doğru geldi ve kılıcı havada savrulmayı bekliyordu.
Maven derin bir nefes aldı ve sağ elini kaldırdı.
“Vs’bon!”
Gökkuşağı Fıskiyesi!
Korkutucu gökkuşağı ışınları birbirleri içine karıştılar, bir ağ örmüşlerdi ve kara süvarinin ilerleyişini engellediler.
Maven o durumun yarattığı geçici avantajı kullanmaya niyetliydi ve hızlıca ağaca doğru atılmak için hemen ayağa kalktı.
…
‘Bu çok yakındı!’
Maven’in bedeni Hayalet Koridor’a düştü.
Ve şaşırtıcı bir şekilde, başsız kız portresi duvardan yok oldu.
“Teşekkür ederim. Ben çoktan çıkışı kapattım yani Boknin’deki canavarlar bir süre boyunca buraya ulaşamazlar.”
Kulağa hoş gelen bir ses hemen arkasından yükseldi.
“İşte burada, başın…”
Maven yumuşak bir şekilde paketi yere koydu.
“Teşekkür ederim, çok teşekkür ederim. Sonunda sahibim… Özgürlük.”
Paket kendi kendine açıldı, içinden gri titreşen bir ışık yayılıyordu.
Maven’in kalbi birkaç atım kaçırdı ve sonra arkasını döndü.
Arkasında çok güzel bir kız duruyordu. O şu anda ruh halindeydi. Başını geri aldığı için, şu anda sıradan bir hayalet olmalıydı.
“Buradan gitmek istiyorum, burası meşum bir yer. Sende oyalanmamalısın,” Vanessa nazikçe konuştu. “Benim başımı geri almam için ettiğin yardımdan ötürü, ben de sana o büyülü kilidi açmanda yardım edeceğim. Minnettarlığımın küçük bir göstergesi olarak kabul et. Tekrar teşekkür ederim…”
Vücudu yavaş yavaş dağılırken, sesi de gittikçe alçalıyordu, kısa süre sonra geride sadece o parlak gülümsemesi kaldı.
Maven hafifçe eğildi, sağ eli kalbinin üzerindeydi, bu tatlı asil kıza saygısını sunuyordu.
Ruhu aşırı derecede kusursuzdu. Bu tarz bir ruhtan dönüştürülen şeytani ruh genellikle çok güçlü olurdu. İşte bu Şeytani Ruh Elçisi Morris’in gözünde, Vanessa’nın değerli olmasının nedeniydi.
Maven, şeytani ruhların numaralarını duymuştu. Ortalama bir kişi onlara direnmeyi başaramazdı ama Vanessa başarmıştı.
Başı vücudundan ayrılmıştı, gündüz ve gece her türlü işkenceye maruz kalmıştı ama yine de kötülüğe karşı koymayı başarmıştı.
Bu dünyada, öyle insanlar çok nadirdi.
Nihayetinde insan oğlu zayıftı.
Ama bir zamanlar bir bilginin dediği gibi, insanoğlu aynı zamanda harikadır. Bu potansiyelleri diğer ırklardan fazla olduğu için değil, en karanlık zamanlarda bile saf kalpli insanların önünde ışık belireceği içindir. Ölümlü dünyanın pisliklerine bulanmayan o insanlar, insanoğlunun boşluğa düşmesini engelleyeceklerdir.
…
Başsız kızın ruhu ayrıldıktan sonra, balon çiçeği süsü geride kaldı, bir tür aksesuar şeklindeydi. O Maven’in görev ödülüydü.
O büyülü hazine sandığı ise, o bir hediyeydi.
Maven sandığı bulduğunda açıktı ama içindeki şey kesinlikle Maven’in beklentilerinin ötesindeydi.
İçinde kopuk bir parmak gördüğünde şoke olmuştu!
Bu herhangi birinin kesik parmağı değildi.
[Yarı tanrı liçin kesik parmağını elde ettin.]
[Bilgi - Tanrılar +8]
Magnec