Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

4. Bölüm Aç Gözlü Büyü Kitabı #4

Çevirmen: Gecekuşu / Editor: Gecekuşu

Theo fark etmeden yutkundu.

Çünkü Obur’un sesi cehennemin derinliklerinden geliyormuş gibi Theo’ya hitap ediyor ve geriyordu.  Theo, gerilen ensesini gevşetti.

Bir şey söylemeliydi ama dudakları açılmadı. Neyse ki, ses hatırlaması için oradaydı. 

‘Açgözlü büyü kitabı, Obur, açlığını giderdi. Obur’un zihni geçici olarak yenilendi. Karnını doyuran sahibine karşılığını vermeye can atıyor.’

‘Obur’un mevcut durumu tamamlanmadı. Lütfen ileride performansını iyileştirmek için bolca yemek verin.  Obur, yemek istemek dışında derin bir uykuda olacaktır. Doyduktan sonra hızlıca bir soruyu cevaplandıracaktır. Yaşlı büyü kitabı Obur’un bilgisi gerçekten de engindir.’

‘Lütfen Obur uykuya dalmadan önce sorunuzu sorun.’

Açıklama fazlasıyla uzun, ama sonuç basitti. Tek soru, tek cevap... Yani bu bir soruya bir cevap alacağı anlamına geliyordu.

Garip sesten gelen açıklamaya göre, Obur çok eski bir büyü kitabıydı. Yılları kitap yutarak geçirdiğinden sahip olduğu bilgi devasa olmalıydı. Eğer günde bir kitap yese bile, bu yılda 300'den fazla kitap eder. Şayet tüm kitaplar büyüyle ilgiliyse o halde bu değer ölçülemezdi.

Sonsuz bilgelik arayan büyücüler için, bu konuşmanın değeri bir ejderhanın kalbinden daha büyüktü.

‘Ne sorusu sorsam?’

Buna kafa yoracak fazla vakti yoktu. Bu küçük adam gözlerini aç olduğundan bir anlık açmıştı ve birazdan tekrar derin uykuya yatacaktı. Theo ne kadar zaman alacağını bilmese de, uzun sürmeyeceğini biliyordu.

Hangi soru sorulmalı ve hangi cevap aranmalıydı? Theo kendi içinde aradı.

‘Bana şimdi yardım edecek bir soru sormalıyım.’

Sadece 2.halka ustası olan Theo için tarihi büyü bilgisi anlamsızdı. Saklı hazineye dair sorular ve onu bulacak yetenek birbirinden ayrı şeylerdi.

Açgözlü olmanın felaket getireceğini anlatan eski bir masal vardı. Theo o insanlar gibi aptal olmayacaktı. Öyle olsa bile soracağı soru aynıydı.

‘Bir soru soracağım.’

Obur kısaca karşılık verdi.

‘Neymiş? Merak ettim.’

Sesi hala korkutucuydu ama ilkine nazaran ikincide daha iyi dayanıyordu. Theo iliklerinden süzülen ürpertiyi durduramıyordu ama bir şekilde ağzını açtı.

‘Obur, seninle ilgili bir bilgiyi sormak istiyorum. Söyle bakalım, ne çeşit bir büyü kitabısın?’

Bir anlık sessizlik oldu. Beklenmedik bir soru muydu?

Theo bilmiyordu. Yalnızca sesin daha net olduğunu hissetti.

‘Tamam.’

Sorusuna cevap vermeyi kabul etti.

‘Yine de, beni anlamak için, ferasetin... dar, zayıf. Dil, iletmek, başarısız.

Theo bu kelimelere kaşlarını çattı. Büyü kitabı dille bunu iletemez miydi? Bu soruyu cevaplayamadığını söylemekle aynı şeydi ve sebebiyse Theo’nun ferasetinin dar ve zayıf oluşuydu. Konu beyne gelince Theo asla arkada kalmamıştı, ancak eski büyü kitabının standardını yakalayamamıştı.

Buna rağmen, Obur’un sözleri burada kalmadı.

‘Ben, bilgi, görselleştir. İnsan, Sahip, Göster, Beğen.’

‘Görselleştir?’

‘Bu. Bu his.’

Dedi ona.

Konuşma biter bitmez Theo’nun sol avcundan kafasına tuhaf karakterler çıkmaya başladı. Bunlar numaralar, harfler ve dil kavramlarıydı. Sersemledi ve Obur’un neden dil üzerinden anlatamadığını idrak etti. Bu sağduyu üzerine kurulu dev bir yaratıktı.

‘Bu – Büyü kitabı...!’

Büyü kitabı...

Bu bir kitap ya da büyülü söz değildi. Bu dünyayla dalga geçen bir varlığın bir parçasıydı. Günümüzde yaşayan büyücüler bu kitabı üretemezdi. Obur’la ilgili bilgisi olan Theo bile bunu açıklayamazdı.

Evet, Theo sadece üstü kapalı halini görmüştü.

(Büyü kitabı ‘Obur’/ F rütbesi)

(Etkiler: Elementel hassasiyet 1p artar; Büyü hassasiyeti +10; Büyü halkalarının ayar ve oluşturulması; ‘Şimşek işareti’ elde edildi ve yeterlilik ‘Kalkan’a çıkartıldı.)

‘Eksik durum.İşlevlerin çoğu kapalı.

‘Günde bir. Açlığını gidermek için uyanacak.

‘Doyar doymaz bir soru cevaplayacak.

‘Beslendiği şeyin becerisi sahibine verilecek.

‘Tüketilen kitabların veya eşyanın özünü çıkaracak. Sahibin algısı ne kadar yüksekse, verim de o kadar büyüktür.’

Gerçekten, anlaması kolay bir açıklamaydı. Belki de Theo’nun eline girmeden önce insanlar tarafından kullanılmıştı. Aksi takdirde bu bilgiyi böylesine anlaşılır kelimelerle özetlemek zordu.

Theo kafasında bilgiler üzerinden birçok kez geçerken, Obur esnedi.

‘Hrmm... o halde cevabı verdi.’

Obur’un sesi sonlarda duyulamayıncaya kadar kısıldı. Dil ve delik gözden kayboldu.

Theo sol eline boş bakışlarla baktı. Yuttuğu 5 kitabın hiç izi yoktu. Bilgi kafasında kalmıştı ve yabancı gelen büyü gücü bunun gerçekliğini kanıtlıyordu.

‘Ha, hahaha...’

Bir yerden kuru bir gülme çıktı. Kuru dudakları birbirine değene kadar nereden geldiğini anlamadı. Theodore Miller... Ses kendi ağzından çıkıyordu.

Burası, onu rahatsız eden aciz gerçeklikten kaçtığı aynı kütüphaneydi. Burada şaşırtıcı birşey bulacağını nereden bilecekti?

‘Mezun olabilirim. Hayır, şimdi mezuniyet sıkıntı değil. Daha fazla şansım olacak!’

Theo’nun kafası iyi çalışırdı, ama büyüye gelince kalın kafalıydı. Zemini olmayan bir şişeye su doldurur gibi bilgi alıyordu. Theo, bunun vazgeçmemesi anlamına geldiğini anladı. Yeteneğini Profesör Vince’dan başkası farketmemişti. Ama Profesör Vince’in çabaları yaprak kümesi gibiydi. Şimdi, o ölü yapraklardan filizlenmişti.

 

‘Sahibin algısı ne kadar yüksekse, verimlilik de o kadar büyüktür.’

 

Bu kısa cümlenin anlamı Theo’nun bile tahmin edemeyeceği birşeydi. Bu sadece kitap yada formül ezberlemek gibi değildi. Her seferinde eliyle yazdığı notlar beyninde birikti ve bilgelik aklında yükselmeye başladı.

Büyü kitabı sahibini kendi seçmişti. Herkesten daha çok bilgiye susamış olan Theodore’un aranan kişi olması tesadüf değildi.

Ding!

Gürültülü zil sessizliği bozdu. Refleks olarak Theo kütüphanenin köşesindeki saate baktı. İki çubukta tam yukardaydı. Çoktan yurdun kilitlenme saatiydi.  Obur’u saat 10’da keşfetmişti, öyleyse oldukça zaman geçmişti.

‘Yatağımda uyuyamıyorum... ama iyi hissediyorum.’

Büyü gücü heyecandan kaynıyordu. Tam şimdi Theo 2.halkanın tüm büyülerini başaracağından emindi. Hassasiyeti sadece birazcık yükselmişti ama tatminlik duygusu korkutucuydu.

Theo tekrar Obur’un bilgilerine baktı. Hassasiyette değişikliğin özet bir beyanı vardı.

‘Büyü hassasiyeti +10’

Bu büyük bir rakam değildi çünkü az bir yükselme olduğu söylenmişti. Yani, ya bu 10, 20ye,30a ya da 100e yükselirse? Biraz zaman alabilir, ama birkaç on yılda... bunu başarabilirdi.

‘...Peki, daha çok kitap okuyacağım.’

Theo büyü yapmak istedi ama kütüphane bunun yeri değildi. Yanlışlıkla yangın falan çıkartsa profesörlerden ne ceza alabileceğini bilmiyordu. Bunun yanı sıra Obur için kitap seçmek gerekliydi ve bu yerinde yatmaktan daha faydalı olacaktı.

Theo heyecanlı adımlarla ilerledi. Gökyüzünde turta gibi olan kitaplar şimdi önünde duran hazine sandıkları gibi görünüyordu.

Kabanının dış cebinde duran tekrar mektubunu unutalı uzun zaman olmuştu. Şimdi uzun zamandır bekleyen hayali tam önündeydi. Theo’nun akulu bırakmayı düşünecek zamanı yoktu.

Açgözlü Büyü Kitabı, Obur...

Bu onun Theodore Miller’la ilk tanışmasıydı.