Uzdu ya bolumu yarim gorunce cok uzuldum keske ataydin bu bolumu bari neyse saglik olsun
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
46. Bölüm Emsalsiz Korucu!
Maven tepenin eteğinde tek başına duruyordu.
Gnollerse yükselen bir dalga gibi üzerine doğru geliyorlardı.
Daha yaklaşmış sayılmazlardı ama Maven rüzgarın esintisini hissedebiliyordu. Eğer Maven ortalama bir insansa, çoktan dizlerinin titremeye başladığını hissedebilirdi!
Ama Maven öyle biri değildi.
O dalganın karşısında aynı sağlam bir resif gibi duruyordu.
“Bang!”
Ayağıyla toprak kuklanın başını ezdi. Kilden gnol Sihirbaz kuklasının kafası ayağının altında parçalara ayrıldı!
Maskenin altında Maven derin bir nefes aldı. Gözle takip edilemeyecek kadar hızlı hareketlerle, bir anda işaretlenmemiş bir şişe çıkarttı.
İçinde bir çeşit iksir vardı.
“Gulp gulp!”
Maven direk olarak şişeden bir yudum aldı. Hareketleri hızlı ve gizliydi bu yüzden kamptan ona kaçamak bakışlar atan insanlar fark etmemişlerdi.
Sadece Maven’in başının hafifçe eğildiğini görmüşlerdi, anlaşılan bir şeyler düşünüyordu.
Ama tepedeki gnoller onu açıkça görebiliyorlardı.
Ve tabi ki umursamadılar.
Ne yapabilirdi ki?
Onlardan çok fazla vardı ve o insan… O sadece bir insandı, o kadar.
Evrimleşmiş yeleli sırtlana binen gnol emir subayı ve diğer gnoller karşılarındaki yemek onları beklediği için heyecanlıydılar ve tepeden aşağıya doğru harekete geçtiler.
Yamacın eğimini kullanarak hızlandıkça hızlanıyorlardı, durdurulamaz görünüyorlardı!
Yine de Maven o son yudumdan sonra hançerlerini eline almıştı.
‘Bunu gerçekten kullanmak istemiyor olsam da, başka şansım yok gibi görünüyor.’
‘En azından dört seferlik iksir olması benim şansıma, aksi taktirde kesinlikle israf olacaktı.’
‘Aptal ve cahil gnoller, şimdi buna bir son verme zamanı!’
Maven’in kanı kaynamaya başladı.
Gelin bakalım! Ne kadar fazla o kadar iyi!
Çünkü ne kadar fazla gnol o kadar fazla ceset manasına geliyordu, başka bir şey değil!
Aklından bunları geçirirken, bacaklarına güç verdi ve bir anda depara kalktı. Yaydan çıkmış bir ok gibi görünüyordu, gnol ordusuna doğru ilerliyordu.
…
İnsan kampına bir kargaşa hakim oldu!
O herif kaçmayı planlamıyordu, öldürerek yolunu açmak niyetindeydi!
Kim olduğunu sanıyordu ki o? Rütbe 3 Erdemli Elmas Harp Keşişi mi?
Rütbe 2 savaşçılar bile bunu yapmaya cüret edemezlerdi.
Karşısındaki gnollerden bir ordu olsa bile, onlarla dolu bir savaş alanında bulunmak düello yapmaya benzemezdi!
Savaşın ortasında rastgele bir gnol bile bir uzmanı öldürebilirdi.
Maceracılar mucizelere inanmazlardı. Sadece kendi gözleriyle görebildikleri şeyler karşısında ikna olabilirlerdi.
Anna’nın söylediği şeyi ise, tamamen göz ardı etmişlerdi. Maskelenmiş İkiz Kılıçlar, evet son zamanlarda ünlenmişti ama ölecekti. Bu bir parça üzücüydü.
“Kaptan, geri çekilmeli miyiz…?”
Lynx takımından biri fısıldıyordu.
Ama hemen sonrasında cümlesine devam edemedi.
Çünkü gördüğü şey onu tamamen şok etmişti.
…
Maven’in gnol ordusuna saldırısı maceracıların hayal ettiği şekilde olmamıştı, sayıca üstün gnollerin arasında kısa sürede düşeceğini düşünüyorlardı.
Ama aksine, gerçekten de yolunu öldürerek açıyordu!
Maven’in hareketleri sağlamdı. İkiz hançerlerini her savurduğunda üzerlerine bulaşmış olan kan etrafa sıçrıyordu. Ama insanları dut yemiş bülbüle çeviren şey, hançerlerini ilk savurmaya başladığı anda olmuştu, onun önündeki ilk iki gnolün kafaları havaya fırlamıştı.
Kafaları kesilerek havaya uçuyordu!
O iki gnol parçalara bölünmemişlerdi. Cesetleri de birer uçurtma gibi yükselmiş ve gnol güruhunun içine düşerek, grubu kaosa sürüklediler.
Gnol ordusunun içinde gnollerden arınmış boş bir bölge ortaya çıktı.
Maven bir an bile duraksamamış her adımıyla toprağa ciddi bir baskı uygulayarak ileri doğru atılmaya devam ediyordu!
Gnol ordusunun içinden geçen bir hortum gibiydi!
Ellerindeki ikiz hançerler hızlı ve etkili bir biçimde gnolleri biçiyor, sanki karşısındakiler birer sebzeymişçesine hayatlarını hasat ediyordu.
Her kesme darbesi bir gnolü öldürüyordu, bir iblis gibiydi. Gnollerin kılıçları ve hatta okları bile ona ulaşamıyorlardı.
Hızı ve tepkileri ölçülemez bir seviyeye ulaşmıştı!
En korkutucu olan şey ise sahip olduğu güçtü, karşısına çıkan her gnolü eziyordu!
Muhtemelen oradaki maceracılar arasında bir tek Gru böyle bir şey yapabilirdi!
Ama bir korucu olarak, Maven de gerçekten yapabiliyordu.
Maceracılar dillerini yutmuşlardı, ne bir şey söyleyebiliyor, ne de söyleyebilecek bir şey düşünebiliyorlardı.
‘Lanet! O hala bir Korucu mu?’ Verne’nin gözleri kırmızıydı ve lanet okumadan edemedi!
‘Gerçekten bir ucube!’
Ama eğer Maven şu anda onun yanında olsaydı, ölü gibi bir ifadeyle şöyle derdi,
“O gerçekten bir Korucu, emsalsiz olan!”
O sırada eğer birisi Verne’ye Maskelenmiş İkiz Kılıçlar’ın aslında ileri seviye şekil değiştirme kullanan, insan şekline bürünmüş bir ejderha olduğunu söyleseydi, muhtemelen o söyleyen kişiye inanırdı.
…
“Eh!” Maven bağırdı.
İkiz hançerleriyle yapabildiği kombo kabiliyeti öyle bir seviyeye ulaşmıştı ki odaklanmasına bile gerek yoktu.
Çünkü her bir kesme ya da saplama darbesi gnolleri öldürüyordu, gnolü kesip geçiyor ve artık ölü olan bedeni savuruyordu!
Güç olarak rütbe 2 savaşçıya yakındı ve saldırı hızı ise rütbe 2 suikastçı kadardı.
Tabi ki bu gökyüzüne meydan okuyan [Ejderha Kuvveti]’nin etkisiydi.
İstatistik penceresinde geçici değişiklikler vardı.
Güç +6! 17’ye ulaşmıştı!
Çeviklik +4! [Kaotik Savaş Alanı Uzmanı] unvanı da ekleniyordu! 25 gibi yüksek bir rakama ulaşmıştı!
25 çeviklik başka bir çeviklik eşiği özelliği kazandırıyordu, [Telkinsiz Kaçınma]!
[Telkinsiz Kaçınma] : O kadar hızlısın ki her hareketin yanılsamalı görünüyor. Okçular seni hedef alamıyorlar. Yakın mesafe düşmanların İsabet’i -3!
Sakın bu ‘İsabet -3’ü küçümsemeyin. Gnollerin zaten sahip oldukları düşük isabetle birlikte bu birleştiğinde tamamen Maven’e vuramaz hale geliyorlardı.
Maven gnol ordusunun içinde gezen bir hayalet gibi görünüyordu, ortaya çıkıyor ve ortadan kayboluyordu, tahmin edilemez bir şekilde hareket ederek gnollerin hayatlarını toplayan bir azrail gibiydi.
Gerçek bir dövüşçü gibi görünüyordu ve hançeriyle yaptığı her kesme darbesi aynı bir karpuzu kesmek kadar zorluk çıkartıyordu ona!
Ama dövüşçülerin böyle akıllara ziyan bir saldırı hızları yoktu!
Gru kabaca bir tahminle, kendisi bir saldırı yapabildiği sürede Maskelenmiş İkiz Kılıçlar’ın üç kere saldırdığını hesapladı.
Ve sadece böyle anormal bir güçle o karşısındaki altmış gnol ve bir Sihirbaz’la savaşabilirdi.
Diğer gnol grubunun saldırısıyla yüzleşen maceracılar, direnmeye devam ediyor olsalar da zihinleri tamamen Maskelenmiş İkiz Kılıçlar’a odaklanmıştı.
Anna sıkıntı olmayacağını söylemişti ve orada da gerçekten inanılmaz bir gösteri vardı.
Bir Korucu gerçekten de böyle savaşabilir miydi?
Böyle bir şeyi hayatları boyunca bir kez daha görmeyebilirlerdi!
Hepsinin içinde şöyle bir hissiyat vardı, ‘Belki de Maskelenmiş İkiz Kılıçlar sadece kendi gücüyle bütün vaziyeti tersine çevirebilir!’
Maven çoktan karşısındaki gnollerin üçte birini temizlemişti bile, hem de sadece bir dakikada!
20’den fazla! Onun etkili saldırılarıyla ölenler!
Ve Maven’in kendisi daha tek bir kesik bile alamamıştı!
Böyle bir başarı… kimse gözlerine inanamıyordu!
“Hey… Ivan, sende bir korucusun değil mi?”
Böğürtlen takımının üyelerinden biri hemen yanında duran kendi takım arkadaşını dürtmeden edemedi. Adam sessizce mırıldandı, “Ben… Gerçekten bir korucuyum.”
“Ama sen, Maskeli’nin bir korucu olduğundan emin misin?”
Herkes sessizliğini korudu.
Bu düşük seviye maceracılar daha önce hiç, Ejderha Kuvveti gibi en yüksek kalitede iksirlerle karşılaşmamışlardı. Ne de olsa Maven, bu şeyi çalabilmek için kendi hayatını Kızıl Manastır’da tehlikeye atmıştı.
Garnizon üyeleri içinse, Maskeli’nin orada yaptıkları üzerine pek kafa yormuyorlardı ama kesinlikle orada olanlar morallerini yükseltmişti!
Maskelenmiş İkiz Kılıçlar çoktan onlara eski Lordlarının katili Miller’dan intikam aldırmıştı. Şimdi de onları bir kez daha zafere ulaştıracağına sağlam bir şekilde inanıyorlardı.
…
Savaş alanında Maven bir rüzgar gibi hareket ediyordu, o evrimleşmiş yeleli sırtlanlardan bile daha hızlıydı.
Savaşı gözleyen gnol Sihirbaz da sersemlemiş vaziyetteydi.
Birkaç defa kükredi ve evrimleşmiş yeleli sırtlanın üzerindeki emir subayı kalın bir sopayı sağa sola sallarken homurdanarak harekete geçti.
‘Ölmeyi mi arzuluyorsun? Peki, şu koca oğlandan kurtulalım o zaman.’
‘Bu iksir sonuçta 10 dakikalık, bu gnol sürüsünü yok etmek problem bile değil!’ Maven içinden kıs kıs güldü.
Tekrar depara kalktı, vücudu sanki uçuyormuş gibi görünüyordu.
“Bang! Bang!”
Havaya doğru sıçradı ve bu hareketi beklemeyen iki gnolün kafasına bastı, kendini daha da yükseltmek için o gnolleri basamak olarak kullandı.
İşte bu Maven’in bu sınıfı sevmesinin nedeniydi!
Çeviklik yeterince yüksek seviyeye ulaştığında, fantastik hikayelerde geçen kahramanlar gibi hareket edebiliyordun.
Arkasında bıraktığı gnol dövüşçülere pek dikkat etmedi.
Vücudu havada bir anlığına süzüldü ve hemen akabinde aniden sağ elindeki şeyi fırlattı.
İstekli Halat!
Maven efsunu okumaya başladı ve istekli halat kendini emir subayının sağ eline doladı!
Maven aniden keskin bir şekilde halatı çekti.
Gnol emir subayının gücü hala oldukça yerindeydi ve evrimleşmiş yeleli sırtlanın da yardımıyla sabit kalmayı başardı.
Ama önemi yoktu!
Maven hızlıca başka bir efsun okudu ve halat aniden kısalmaya başladı. Ona atılmış olan iki oktan da bu şekilde kurtulmayı başardı ve bu arada da kendini gnol emir subayına doğru fırlatmış oldu!
Emir subayı da oldukça kararlıydı. Sağ eline hala istekli halat dolanmış bir şekilde olduğu için, sol eliyle tuttuğu dizginleri bıraktı ve belinden çıkarttığı hançeri Maven’e doğru acımasızca ittirdi!
Magnec