Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

149. Bölüm Evimi Kendim Yaparım (2)

Çevirmen: Kamiyasora / Editor: Kamiyasora

Sonsuz Alev öyle büyük bir hazineydi ki onu sadece ‘muhteşem’ olarak adlandırmak haksızlık olurdu. Sonsuza kadar yanabilme, beslenerek sürekli olarak büyüyebilme ve birçok çeşitli şeyi soğurabilme özellikleri kesinlikte bir kabiliyetti.

Il Han’ın ona sahip olduğu ilk zaman yalnızca ‘demircilik için iyi bir alev’di, peki ya şimdi? Sayısız kaydı soğurarak, ateşin sıcaklığı inanılmaz bir biçimde gelişmişti. Devin Lastiği’ni yapabilmek için gereken elementlerin en temeli olduğundan bahsetmeye gerek bile yoktu.

Cennet Il Han’a Sonsuz Alev’i vermeden önce uzun süre müzakere etmişti. Büyük Değişim’in başlangıç safhalarında, Dünya emsalsiz değişikliklerden geçerken Il Han olmasaydı en az iki ya da üç ülke yok olurdu.

Buna rağmen birikmiş başarıların hiçbiri, Cennet’e ait olan Sonsuz Alev’in bir insana verilmesi için yeterli değildi. Birçok kişi bilmese de bu ödül Il Han’ın bir milenyum süren yalnızlığına verilen bir telafi ödülüydü.

Daha önceleri Lita olan Liera da bu kararı verilmesinde etkili olmuştu. Il Han için Cennet’in bütün hazinesini soyacakmış gibi davranmıştı. Sonsuz Alev’in ona verilişi neredeyse tamamen Liera’nın eseriydi!

Ama Liera bile bir insanın Hükmetme yeteneği ile Sonsuz Alev’e hükmedeceğini düşünmemişti.

[Hm.] (Erta)

[Ne yapacağız? Bu eşi benzeri görülmemiş bir şey… Eğer bu öğrenilirse basit bir kâğıt işiyle biteceğini sanmıyorum.] (Liera)

[Hükmetme yeteneğini ödül olarak vermiş olsak da durumun böyle bir noktaya geleceğini düşünmemiştik. Spiera, sayısız deneyim sonucunda kazandığın sonsuz bilgine ihtiyacımız var!] (Erta)

[Yardım et, Spiemon!] (Liera) (Ç/N: Doraemon.)

Melekler Il Han’ı kendi başlarına durduramadığından üstlerinden yardım istiyordu. Spiera, ancak böyle zamanlarda ona yetkiliymiş gibi davrandıkları için içinden homurdansa da derin düşüncelere daldı ve sonra birden gözlerini açtı.

[Hmm. Bakalım, bu şekilde yapalım.] (Spiera)

[Ooh, Spiera’dan beklendiği gibi.] (Liera)

[Bir fikir bulacağına inanıyorduk! Ne kadar da güven verici!] (Erta)

[Yu Il Han ile zaman geçirmek bu melekleri mahvetti…] (Spiera)

Liera ve Erta ellerini çırptı. Il Han, Sonsuz Alev’i ast olarak almasının neden bu kadar önemli olduğunu düşünüyordu ama görünüşe göre durum onun en başında düşündüğünden daha karışıktı.

Liera, Spiera’ya üsteledi.

[Yani? Yöntem nedir?] (Liera)

[Bunu görmedik.] (Spiera)

[…Pardon?] (Erta)

[Bu konu hakkında hiçbir şey bilmiyoruz. Bu dünyadaki hiç kimse Sonsuz Alev’e bir insanın hükmettiğini bilmiyor. Cennet’in Ordusu her zamanki gibi işimizi yapacak. Biz de yeteneklerimiz elverdiğince Yu Il Han’a destek olacağız.] (Spiera)

Il Han ile takıldığı için mahvolan melekler Liera ve Erta ile sınırlı değildi!

Meleklerin ifadesi katılaştı. Yüzlerine bakıldığında komik görünüyordu. Devamında gelen bakışları kafalarının karıştığını belli ediyordu! Spiera üstüne basa basa sordu.

[Liera, söyle bana. Az önce ne oldu?] (Spiera)

[…Bilmiyorum, bir şey mi oldu?] (Liera)

[Erta?] (Spiera)

[Ben de ne dediğini anlamadım…?] (Erta)

 Melekler gerçeğin ne olduğu konusunda uzlaşmıştı! Bunu takiben, üçü de Il Han’a baktı. Meleklerin gerçeği reddeden umutsuz bakışları ve Il Han’ın şaşkın bakışları buluşarak havada kıvılcımların oluşmasına neden oldu.

[Yu Il Han, şu an Yıkım Tuzakları yapmak yerine ne yapıyorsun? 30 mana iksiri daha ekleyeceğim o yüzden de hemen kollarını çalıştırmaya başla.] (Spiera)

“Yani bana rüşvet vererek çenemi kapatmamı istiyorsun, ha…”

[Rüşvet de ne demek? Söylediklerinden hiçbir şey anlamıyorum. Sana fazladan 20 şişe daha verirsem işe başlar mısın?] (Spiera)

“…Ve bunu beğendim! Hemen çalışmaya başlayalım!”

Tek yapması gereken hareketsiz durmaktı ve ona fazladan 50 şişe vermişlerdi. Gerçekten de kazançlı bir alışveriş olmuştu! Il Han mırıldanırken atölyesindeki yığından bir parça harkanium alarak ocağına yerleştirdi. Ve böylece eğlendiği çalışmaları başlamış oldu.

Daha önce Yıkım Tuzaklarını yapmada oldukça deneyim kazanmıştı. Elbette bu sefer durum oldukça farklıydı ve ona verilen taslakta da önemli farklılıklar vardı.

“Yani bu taslak, dünyalara yayılmış olan orijinal Yıkım Tuzaklarını geliştiriyor.”

[Onları hızla analiz ettin… Haklısın. Daha çok ve daha güçlü canavarları hapsetmeye yarıyor. Yaptığın iş, yakınlardaki zindanları geliştiren bir yükseltme paketi olarak değerlendirilebilir.] (Liera)

Il Han’ın daha önce Dünya için yaptığı Yıkım Tuzakları yakınlardaki zindanları geliştirebiliyordu ama eğer yaptığı şey mananın özelliklerini değiştirecekse bu sefer yapacağı şey yakınlardaki zindanları bir üst seviyeye çıkarmak olacaktı.

Ve nadir malzemelerle yapılanlar orijinal Yıkım Tuzaklarının, sorunsuzca üçüncü ve dördüncü sınıf canavarları hapsedebilecek süper versiyonlarıydı!

[Bunları her dünyaya veremeyeceğimiz için kendi içimizde çatışıyoruz. Eğer böyle zindanlar bütün dünyalara dağıtılmazsa bir gün bu dünyalar Dareu gibi olabilir. Ama Dareu diğerlerine kıyasla oldukça hayır çok daha fazla ciddiydi.] (Liera)

“Dünya’da sadece on ejderhanın düşüncesi bile beni korkutuyor.”

Şimdi geriye baktığında bile o korkunç canavarları nasıl yendiğini bilemiyordu. Bunun Dünya’ya olmasına asla izin vermeyeceğini düşündü.

Bu yüzden de…

“Taslağı biraz değiştirebilir miyim?”

[Huh?] (Liera)

“Siz Cennet’in dilini konuşuyorsunuz ama ejderha dilini ya da kadim elf dilini kullanmıyorsunuz, değil mi? Eğer onları kullanırsak, mana işçiliği kısmında mana tüketimi biraz artacak olsa da etkisini artırabilir ve zindan yıkımı olasılıklarını da azaltabiliriz.”

[Ve kendinin, bunun altından kalkabilecek kadar tuhaf olduğunu düşünmüyor musun?] (Spiera)

Spiera bir süre düşünse de sonunda onayladı.

[Başka dünyalarda kullanılacak Yıkım Tuzaklarını üretim görevini zorla sana veriyoruz dolayısıyla sana ufak bir özgürlük vermek çok da kötü olmaz.. Ama deney yapmak önce gelir. Önce bir örnek hazırlayabilir misin? Güvenilirliğini ve etkisini üstün dünyada test ettikten sonra sana resmi olarak izin vereceğiz.] (Spiera)

“Elbette, elbette.”

Il Han taslağı hemen orada değiştirdi. Parmağında yok denecek kadar az bir Sonsuz Alev’le taslağı, ince ayrıntıları çizebilmek için yakarak çizimini tamamladı. Duruşundan Sonsuz Alev üzerinde mutlak kontrol sapladığı anlaşılıyordu.

“Bitti.”

[Hmm, anlamıyorum. Bir örnekle etkilerini anlayamayacağız.] (Spiera)

“Bir dakika bekle.”

Il Han mırıldanırken çekici aldı. Yarı erimiş harkaniumu küçük parçalara bölerek bir küp yaptı ve sonra da Yıkım Tuzağı yapmak için gereken elementleri ekledi.

Çekicini savurdu, keski ile yonttu; bir yandan da Sonsuz Alev ile konuşuyordu. Şekil oluşturması ve dolgu yapımı 40 dakika içinde sona ermişti. Yeni bir rekor.

“Şu andan itibaren daha da hızlı olacak. Hedefim 15 dakika.”

[İnsanlık dışı.] (Spiera)

[Hemen mana işleyelim. İki tane altıncı sınıf melek var yani üçüncü bir meleğe ihtiyaç yok.] (Liera)

Mana işçiliği, yıldırımla fasulye kızartır gibi çabucak bitmişti. Bütünlükten bahsetmeye gerek bile yoktu. Üstün dünyada kullanılacak bir örnek olduğundan nadir malzemeleri kullanmazdı ama ya kimsenin fark edemeyeceği bir çeşni katarsa?

[Ruh büyüsü yeteneği 25. Seviye oldu.]

“Tamamlandı.”

Il Han gülümseyerek meleklere verdi. Yıkım Tuzağına bakan melekler heyecanla bağırdı.

[Büyük bit güç hissedebiliyorum. Zeki olmayan bir dördüncü sınıfı yakalayabilir.] (Spiera)

[Benim mana işçiliği seviyem de arttı…] (Erta)

[Spiera deneyi çabuk yap, olur mu?] (Liera)

[Öyleyse hemen gidiyorum. Eğer deney başarılı olursa o zaman taslak resmi tasarım olarak kabul edilebilir.] (Spiera)

[Bunu Il Han’dan başkasının yapabileceğini sanmıyorum… Her neyse, görüşürüz.] (Erta)

Spiera’nın gittiğini doğrulayan Il Han kollarını gerdi. Daha yorulmamıştı; bunlardan daha yüz tane yapması gerekiyordu. Yalnızca heyecanını biraz olsun bastırmaya çalışıyordu.

Aslında o sırada kendini, hayatını ortaya koyan bir kumarbaz gibi hissediyordu.

Yıkım Tuzağı’nı yaparken Ruh büyüsü kullanmasının sebebi kesinlikle geliştirmek içindi, ama bunu meleklere söylememişti. Ne olduğunu hayal edemezlerdi dolayısıyla da onlara söyleme gereği duymamıştı. Üstelik eğer ne yapmaya çalıştığını bilselerdi onu durdurmaya çalışabilirlerdi.

O sırada Yıkım Tuzakları aracılığıyla yapmaya çalıştığı şey…

Yavaşça gözlerini kapattı ve istediği kaydı çağırdı. Yeteneği uyandırdığı anda son seviyeye ulaşan belli bir yeteneğin evrim koşullarıydı önüne gelen.

[Aşağıdaki maddeler Dil yeteneğini evrimleştirme koşullarıdır.]

[Üçüncü sınıf büyü taşı 24,498/1,000]

[Dördüncü sınıf büyü taşı 22/100]

[Beşinci sınıf büyü taşı 0/1]

[Dünyaların kaydı 7/100]

“Demek daha aktive etmediler.”        

Geliştirmek istediği yetenek; tıpkı şu anda Yıkım Tuzaklarını geliştirmede olduğu gibi beklenmedik zamanlarda ona destek olan Dil yeteneğiydi.

[Il Han, ne oldu?] (Liera)

“Hayır, sadece ‘dünyaların kaydı’ ne demek onu merak ediyorum.”

[Oldukça kapalı bir kavram. Yeni dünyalara gidildikçe bağışıklık artar, ama bu konu hakkında ben de çok bir şey bilmiyorum.] (Liera)

[Bunu bir düşük varlıktan duyacağımı hiç düşünmemiştim.] (Erta)

Il Han, Dil yeteneğinin evrim koşullarında ilk göz gezdirdiği zaman yeteneğe yeni sahip olduğun zamandı. O zaman koşullarda dördüncü ve hatta beşinci sınıf büyü taşı olduğundan üzerinde çok durmamıştı ama gelişmiş bir yetenek böyle koşulları gerektiriyorsa, yeteneğin yanında getireceği kabiliyetler ne olacaktı, çok merak ediyordu.

Aklına en çok takılan son koşul, ‘dünyaların kaydı’ydı. Dünya da dâhil olmak üzere birçok dünyanın kaydına sahip olması gerektiğini düşündü. Ama yüz tane dünyanın kaydına sahip olabileceğini düşünemiyordu.

Dünya’da yaşamak ona Dünya’nın kaydını kazandırmıştı. Dünyaya gelen büyücüyü öldürmek, Dareu’ya gitmek, Kiroa ile savaşmak ve Ferata’yı ziyaret etmek hep o dünyaların kaydını kazanmasını sağlamıştı.

Bu noktaya kadar kayıtların sayısı beşti. Bir süre önce gittiği Lu Füera ile birlikte altı oluyordu. Liera’ya çimen alıp alamayacağını sormasının sebebi de buydu.

Sonunda almasına izin verilmese de o dünyada zafer kazanarak, birçok organizma ve doğal fenomen ile temas ederek dünyanın kaydını başarıyla kazanmıştı.

Kalan ise şaşırtıcı bir şekilde astlarının daha önce bulunduğu dünyalardı. Hükmetme yeteneği ile astlarının ona bağlanması sayesinde onların kaydı da kendisine geçmişti!

Bunu fark ettiğinde üzerinde çok fazla durmamış olsa da Liera ona başka dünyalarda kullanmak için Yıkım Tuzakları yapıp yapamayacağını sorunca ‘belki de’ diye düşünmüştü.

Ve Hükmetme yeteneği ile Ruh büyüsünün karışımını fark ettiğinde kafasında şimşek çakmıştı.

Bu şekilde mümkün olurdu. Eğer Yıkım Tuzaklarında astlarının ruhu olursa Yıkım Tuzağının kullanıldığı dünyanın kaydına da ulaşabilirdi! – böyle bir sonuca varmıştı. (Ç/N: Ölüm Tanrısı yeteneğiyle topladığı ruhlar)

[Ast, Dev Yılan, ‘El Tiéfé’ adlı üstün dünyanın kaydının bir kısmını içine çekti.]

[Dünyaların Kaydı 8/100]

Il Han’ın dudaklarında bir gülümseme belirdi.

Görünüşe göre kumar başarıyla sonuçlanmıştı.