İlk önce bi büyü atsa sonra başka bir büyüyü daha hızlı şekilde ilk attığı büyüye atsa bu şekilde istediği herkesi ve her şeyi vurabilir hatta era'nın dediği gibi pounz'dan renkli yıldırıma bir büyü bile atabilir
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
262. Bölüm Fozre Ailesi (6)
Zend Era'ya seslenişinden sadece üç saniye sonra yan taraflarındaki bir odanın kapısının hızlı bir şekilde açıldığını duymuştu, banyonun içerisindeyken. Bu sırada neyse ki Era, hemen aşağı kata doğru ilerlemiş ve Zend'in kapısının önüne gelmiş, bir patisini de ortağının dışarı çıkmasını bekliyormuşçasına banyonun kapısına koymuştu. ''Zend, bir sorun mu var?'' diyerek insan ortağı olan genç adama seslendi ve buraya inmek için aktifleştirmiş olduğu Rüzgardan Hızlı adlı tekniği ile kendini gizlemesini sağlayan tekniklerini kapattı. Böyle yüksek seviyeli teknikleri kullanırken, enerjisinde devamlı olarak bir dalgalanma oluyordu. Bu dalgalanmadan kurtulmak için onları sonlandırmak zorunda kalıyordu, çünkü eğer dalgalanmalar devam ederse o anda bir teknik kullandığı etraftaki kişiler tarafından fark edilebiliyordu. Bir avcı için, bir teknik kullandığını başkasının anlaması utanç verici bir şeydi, çünkü Era gibi gizlenen, saklanan ve bu şekilde avını yakalayan bir büyülü yaratığın düşmana hiçbir bilgi vermemesi gerekiyordu aslında. Rakibi ne olduğunu anlamadan onun işini bitirmekti çünkü, Era'nın olayı.
''Heh...'' Zend, Dustin'in enerjisinin yan odalardan birinin kapısında birden açığa çıktığını gördükten sonra, o adam dışarı çıkmadan Era'nın buraya ulaşabilmiş olmasından dolayı rahat bir şekilde nefes verdi. Böylece üzerine herhangi bir şüphe toplamamış olacaktı o. ''Sanırım bu büyünün bir kullanım alanını daha buldum, Era.'' diye konuştu ve banyonun kapısını açarak, büyülü yaratık ortağının yüzüne gülümseyerek baktı. Tabii ki konuşmak için Era ile aralarında olan zihin yolunu kullanmaya devam etmiş, ağzını açmaya gerek duymamıştı.
''Ah, öyle mi?'' Era gözlerini genişletti yavaşça. ''Nasıl bir kullanım alanı bu peki?'' diyerek yeni bir soruyu daha sorduktan sonra, Zend'in kapısını açtığı banyonun içine girerek, genç adamın kapıyı geri kapattıktan sonra ona dönüp, konuşmaya başlamasını izledi.
Zend ortağıyla birlikte tekrar banyonun içine girmiş olmasıyla birlikte konuşmaya başlamıştı çoktan, mutlu bir şekilde. ''Ortak, bunun kullanım alanını tam olarak bildiğimi söyleyemem ancak büyümün keşfettiğim kısmının, bir casusun aşırı derecede işine yarayacak bir şey olduğunu söyleyebilirim rahatça.'' diyerek devam etti ve biraz önce olmuş olan olayı anlatmaya başladı Era'ya. ''Henüz on saniye geçmedi bile üzerinden bu şeyin, seninle konuştuk ve yukarı gitmen için onay verdim ya, ikinci katta da öyle bir odayı bulamazsan direkt çıkıp gelmeni söyledim. İşte tam ondan sonra, o an aklımdan, ''Dustin ile Yosu'nun konuştukları şeyi duyabilsem ne güzel olurdu.'' diye bir cümle geçti. Bunun ardından kısa bir süre boyunca düşündüm ve bir anda, zihnimde gerçekten çok iyi olduğunu düşündüğüm bir fikir ortaya çıktı. Daha sonra da bunu denedim...'' dedikten sonra sol elini, avuç içi yukarıya bakacak şekilde tutmuş ve bir parça büyüyü elinde oluşturmuştu. ''Büyüm bir şeylerin yerini değiştirmeme yarıyordu ve bana, gerçekten de iyi bir yer değiştirme imkanı sağlıyordu. Tabii başka nesnelerin de yerini değiştirebiliyordum, şu şekilde mesela.'' dedi ve yan taraflarında, lavabonun üzerinde olan bir kuru sabunu sağ eliyle alıp, bu odadaki başka bir yere gitmesi için büyüsüyle yumuşak bir şekilde vurdu. Zend'in büyüsü ile karşılaşmış olan sabun, bir anda dolabın kenarında açığa çıkıp düşmeye başlamıştı ve Zend, onu hemen havada yakaladı. ''Gördüğün gibi, ortaya çıktığı zaman burada bir değişiklik olduğunu bile hissetmedik. Yani bir şeyi gönderdiğim zaman, gönderdiğim yerde eğer sesli bir değişiklik olmazsa ve oradaki kişiler, gönderdiğim nesnenin ortaya çıkacağı yere bakmıyorsa, benim büyümü kullanmış olduğum fark edilemiyordu. Ayrıca şu ana kadar, Chibui'de yaptığım deneylerde birlikte gördüğümüz gibi istediğim her şeyi büyümle vurabiliyordum. Yani eğer durum buysa, havayı da vurabilirdim, değil mi? Bunu yaparsam da, o an bir konuşma yapılıyor olan odadaki havayı, kendi bulunduğum odadaki hava ile değiştirirsem, o odada sesi taşıyor olan havanın benim odama geçmesiyle birlikte ses de benim odama geçerdi. Yani orada konuşan kişi, sanki benim yanımda konuşmasını yapıyormuş gibi olurdu kısa bir süreliğine ve havaları değiştirdiğimi de, o odadaki hiç kimse fark edemezdi, çünkü yolladığım hava ortaya çıktığı zaman birine bir haber verme niteliğinde olan bir şey değildi.'' diyerek, heyecanlı bir şekilde konuşmaya devam eden Zend'in gözleri parlıyordu... Böyle bir şeyi keşfettiği için gerçekten mutlu olmuştu şu anda, büyüsünün hiç bilmediği bir özelliğini bulmuştu ve bu onu gerçekten neşelendirmişti.
Zend kendini pürdikkat, ilgiyle dinleyen büyülü yaratık ortağının dikey, ince uzun göz bebeklerine bakmayı sürdürürken, konuşmasına da devam etti. ''Dustin ile Vosu'nun konuştukları şeyleri duyabileceğimi düşündüm böylece, bu odadaki, banyodaki hava ile onların olduğu odanın içerisindeki havayı değiştirirsem, onların konuştuğu şeylerden bir parça duyabileceğimi tahmin ettim ve bunu denedim!''
''Başarılı oldun mu peki?!'' Era da heyecanlanmış olacaktı ki, Zend'e bakmaya devam ederken coşkulu bir şekilde sormuştu, gencin devam etmesine fırsat tanımadan.
''Evet, oldum!'' diyerek gülümseyen bir yüzle, tatmin bir şekilde Eralkavender'e seslendi genç adam. ''Dustin'in ve Vosu'nun söyledikleri birkaç şeyin bu odanın içerisinde yankılanmasını sağladım, ancak Ranon'un uyarısıyla birlikte hemen seni geri çağırdım...''
''Hmm, ne için uyardı seni?'' Era Ranon'un bir uyarısının boş yere olmayacağını, daha önce onunla karşılaşmış biri olarak biliyordu. Zend'in biraz önce anlattığı, büyüyü kullanma şekli gerçekten de önemliydi ve gerekli yerlerde kullanıldığı zaman, son derece büyük bir etki yaratması mümkündü. Ancak eğer ciddi bir risk varsa, bunu bilmek de gerekiyordu. Buna göre kişinin onu kullanıp kullanmayacağına karar vermesi gerekirdi.
''Evet, ben de Ranon'a bunu soracaktım... Tehlikenin ne olduğunu daha anlayamamışken seni çağırmam gerektiğini hissettim, bu konuda haklıymışım da. Eğer hissettiğim tehlike ile birlikte seni geri çağırmasaydım, Dustin o odanın dışında çıktığında hala ikinci katta olacaktın. Biraz önce Dustin'in o odadan dışarı çıkmış olduğunu sen de hissettin, değil mi? Ranon beni durduk yerde uyarmamış anlaşılan... Dustin hala Vosu'nun yanına gitmedi, yani bir şeyleri kontrol etmeye çalışıyor olmalı. Heheheh, benim nerede olduğumu enerjisi ile anlamaya çalıştığından adım gibi eminim, bir banyoda olduğumu fark ederse hayalleri boşa çıkacaktır muhtemelen.'' diyerek konuşmasına devam etti. ''Ranon, biraz önce beni uyarmanın nedeni neydi peki? Dustin'in odadan çıkmasına neden olan şey neydi? Biraz önce bana o odada sesin kesildiğini söyledin, tam olarak anlayamadığımı itiraf etmem gerek, neyi kastettin?''
Ranon, bir sürelik sessizliğin ardından konuşmaya başlamıştı. Son zamanlarda Zend'e pek tavsiye vermeyen ve böylece de Zend ile ilişkilerini zayıflatmış olan Ranon, bir anda duruma müdahale ederek Zend'in oldukça şaşırmasını sağlamıştı aslında. Zend onun kendisi ile fazla konuşmayı bırakmasının nedeni olarak, Zend'in kendi kendine gelişmesini istemesini gösteriyor ve Ranon'un, bu yüzden de ona tüyo, tavsiye vermeyi bıraktığını tahmin ediyordu. Onun böyle bir durumda olaya el atması ise, bu olayın gerçekten de önemli olduğunu gösteriyordu bir yandan da. Zend bu yüzden epey heyecanlanmıştı üstünde, içi içine sığmıyordu. ''Biraz önce sana söyledim ya Zend, eğer orada yankılanmaya devam ederek sessizleşmesi gereken sesi bir anda ortadan kaldırır ve başka bir yere getirirsen, o odada konuşuyor olan insanlar, normalde sessizleşerek kaybolması gereken sesin bir anda yok olduğunu görünce şaşıracaktır. Mesela dışarıdan bir şey söyle,'' diyerek Zend'e seslendi yaşlı sesin sahibi.
Zend de Ranon'u tüm dikkatiyle dinlerken, ağzını aralayarak, kendi ismini söyledi. ''Zend.''
Üç saniye kadar sonra Ranon tekrar konuşmaya başlamıştı. ''Gördün değil mi? Söylediğin kelime en başta yüksek sesliydi, daha sonra ise hızlı bir şekilde ses yüksekliği olarak alçaldı ve gitgide yok oldu. Ancak gitgide yok oldu, bir anda yok olmadı. Şimdi ise bir kelime daha söyle ve konuşmanın hemen ardından, aklına ilk gelen ıssız bir yerdeki hava ile değiştir buradaki havanın bir kısmını. Farkı hissedeceksin.'' dedi ve Zend'i, bu büyü hakkında bilgilendirmeyi sürdürdü Ranon.
''Tamamdır,'' diye konuştu Zend, daha sonra da tekrardan ismini söyledi ve elinde biraz önce hazırlamış olduğu büyü ile, Chibui'deki mağarasını hayal ederek, içerideki havanın bir kısmını oradaki hava ile değiştirmek üzere büyüsünü yollamadan hemen önce konuştu: ''Zend.''
Büyüsünün gidişinin hemen ardından, normalde azalarak kaybolması gereken sesinin bir anda yok olduğunun farkına varmıştı genç adam. ''Demek böyle...'' diye konuştu. ''Büyümü kullanmamdan sonra odadaki ses, hissedilecek derecede azaldı bir anda. Demek Dustin bunu fark ederek dışarı çıkmıştı, şimdi anlıyorum sesin kesilmesi olayını... Ah be, bunu yaptığımda kimsenin herhangi bir şekilde fark etme ihtimali olmasaydı, gerçekten de çok iyi olurdu!'' diyerek hafifçe sitem etse de, böyle bir şeyi elinde tuttuğundan dolayı inanılmaz derecede mutlu olduğunu da itiraf etmesi gerekiyordu. ''Ancak, böylesine yararlı ve işlevsel bir şeye sahip olduğum için acayip mutluyum, hehehehe...''
''Zend, bu ciddi anlamda çok işe yarar bir şey. Eğer kimse bunu fark edemeseydi sen bunu kullandığın zaman, dediğin gibi, gerçekten epey iyi olurdu. Ancak şu anda da zaten dünya üzerinde eşi benzeri görülmemiş bir şey bu. Bu büyülerden bir sürü oluşturabiliyordun, değil mi? Bu seviyedeyken sınırının on, on beş büyü falan olduğunu söylemiştin daha önce, bu şeylerden yirmi tane yaparak, bir konuda önemli ve ciddi bir şeyi konuşuyor olan birilerinin konuşmasından bir kısım dinlediğini düşünsene... Üstelik birinin onları duyduğunu fark edecekleri zamana kadar, sen bunu en azından üç kere kullanabilirsin. Ayrıca bunları art arda kullanmana da gerek yok, belirli süre aralıkları ile üç büyü kullansan ve arada kaçırdığın kısımları en mantıklı olacak şekilde tahmin etsen, oldukça fazla miktardaki bir bilgiyi ele geçirmen hemen hemen kesin. Bu hakikaten çok avantajlı olacak bir şey, senin için! Üstüne üstlük seviye atladıkça, büyü kullanmak için harcayabileceğin daha da fazla enerjiye sahip olacaksın. Böyle bir şeyi, yaşadığım yüz elli yıl boyunca ne gördüm, ne de duydum... Bir de bu büyülerinin menzilli olmadığını düşündüğümüz zaman, Pounz Krallığı'nda oturduğumuz yerden bile Renkli Yıldırım Krallığı'nın içinde olup bitenleri dinleyebiliriz! Bu da yetmezmiş gibi, senin büyünü o engelleme büyüleri, bariyerler bile engellemeyi başaramıyor. Yani bu demek oluyor ki, sen, istediğin zaman, bu büyünü kullanabileceğin bir yerin içerisinde olan herkesin konuşmasından belirli bir kısmı duyabilirsin. Bu konu üzerinde iyice çalışarak ustalaşırsan, eminim bunu kimseye fark ettirmeden bile yapabilirsin. Bunun seni ne kadar avantajlı bir konuma getireceğini düşünsene!'' Era, Zend'in bu yeteneğini gördüğü zaman gerçekten de heyecanlanmış ve coşkulu bir hale girmişti.
''Evet evet, farkındayım!'' diyerek, içinin içine sığmadığını belli edecek bir şekilde cevap verdi Zend Era'ya. O haklıydı, büyüsünün bu özelliği geliştirildiği zaman dünyadaki ciddi güçlerden biri haline gelmeyi başarırdı. Zend de bu konuda inanılmaz derecede şanslıydı zaten, eğer bunu yaparken kimsenin fark etmeyeceği bir seviyeye getirirse bu büyüyü, gücü tahmin edilemeyecek seviyelere kadar çıkardı! Ancak bir sınırının olduğu da doğruydu, Zend Lin Enerjisi'ne sahip olmasa ve dolayısıyla büyüsü de Lin Enerjisi'ni kullanmasa da, onu sonsuza kadar kullanması mümkün olmuyordu. Yaptığı büyüler Ven Enerjisi'nden harcıyordu ve büyüklüğüne göre, Zend'in enerjisini azaltıyordu her biri. Şu anlık en fazla on beş tane kullanması mümkün oluyordu genç adamın, ancak bunu zaman içinde artıracağına şüphe yoktu.
''Eh, neyse...'' diyerek konuşmaya devam etti Zend. ''Bari ikinci katta bir şey görebilmeyi başarmış mıydın? Dikkatini çeken bir kapı falan olmuş muydu yani, bu büyüyü kullanmayı, normal ve huzurlu bir yerde dinlenirkenki zamanlarda yapabiliriz.'' Era'ya baktı genç adam, hızlı bir şekilde. Fozre Ailesi'nin evinde, boşa kaybetmeyi göze alacakları bir vakit yoktu. Bu yüzden hızlı hızlı yapmaları gerekiyordu her türlü işi, beklememelilerdi.
''Evet evet,'' diye konuşarak aklına, Zend onu çağırmadan önce son gördüğü odayı getirdi Era. ''enerjimi hafifçe yolladığım zaman, bir sürü bariyere ve koruma büyüsüne sahip olan bir kapıyı hissetmiştim, içinde önemli bir şeyler olduğu kesin gibi görünüyordu...'' diye konuştu daha sonra da büyülü yaratık. Ortağının siyah gözlerine bakıyordu.
''Tamam o halde,'' Zend, Era'nın bir şeyler gördüğünü duyduğu zaman iyice keyiflenmişti. ''Dustin tekrar odaya girdi, ancak bu olay muhtemelen onu huzursuz etmiştir ve biraz sonra çıkacaktır. Biz de o çıktıktan sonra gidip, sadece formaliteden de olsa bir geçmiş olsunlarımızı iletmeliyiz. Daha sonra da hızlı bir şekilde tekrar bu banyoya gelir, gizlenir, yukarı kata çıkar ve oraları biraz dolaşırız.'' diyerek planlarını anlattıkan sonra, banyonun kapısını araladı.
***
1807
Magnec