Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

98. Bölüm Kahramanlar Toplanıyor

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

Tian Shui Klisesi. Onlarca havai fişeğinin altında uzun bir limuzun yavaşça kapıya doğru ilerledi ve öne park etti. Arkasında A8’lerin ve M7’lerin olduğu uzun bir konvoy yer alıyordu. Kliesnin önünde bir sürü davetli, gelinin ve damadın limuzinden çıkmasını bekliyordu.

 “Hu……”

  Audi TT hızla kliseyi geçti ve yolun karşısına park etti. Lin Wan Er, elindeki beyaz çantayla kapıyı araladı: ‘’Hadi gidelim, kliseye kadar yürürüz! Heheh, bugün Zhan Long’da nasıl tipler varmış göreceğiz; 5.seviye bir oyun stüdyosu ve sahip oldukları en iyi süikastçi…’’

  Gülümsedim: ‘’Bana laf edebilirsin; ancak gençlik hayalimiz olan Zhan Long’a bir şey diyemezsin. Kötü bir şey demene izin vermeyeceğim…’’

  ‘’Oh?’’

  Lin Wan Er arabadan inmiş ve başını cama uzatarak söylenmişti. Gülümsedi: ‘’Gençlik hayaliniz mi? Yoksa bu Xiao Yao arkadaşımız sonunda yaşlandığını kabul etti mi? Artık gençliğini geride mi bıraktın yani?’’

  Söylediklerine cevap vermedim: ‘’Senin gibi 19 yaşındaki bir kıza kıyasla genç biri sayılmam. Zhan Long stüdyosunun en genç üyesi olan Song Han 24 yaşında; en yaşlı üyemiz de Fox, kendisi 27 yaşına yeni bastı…’’

  ‘’Hadi gidelim. Song Han’ı ziyaret edeceğiz!’’

  ‘’Tabii!’’

……

  Arabadan indikten sonra ceketimi düzelttim ve üzerimdeki kıyafetlerin klise için pek de uygun olmadığını anladım. Buna kıyasla Lin Wan Er ünlü bir model gibi görünüyordu. Üzerinde pembe bir tişört, beyaz ceket ve açık mavi bir etek vardı; uzun saçları rüzgarın hafif dokunuşuyla dalgalanıyor ve kar beyazı bacakları da topukluların üstünde keyifle yer alıyordu. Elinde beyaz bir çanta tutuyordu; güzeller güzeli suratına bir gülümseme oturmuştu. Gençliğinden bir parça bile kaybetmeden etrafa gerçek bir kadın aurası saçıyordu. 10 üzerinden 10’luk bir kadın. Kesinlikle onun yanında durmaya değer biri değildim.

  Kliseye doğru yürürken, damat ve gelin çoktan arabadan çıkmış, havai fişeklerin eşliğinde klise koridoruna doğru yola koyulmuştu. Davetlilerin alkış edaları arasından geçmeye çalıştık; ancak Lin Wan Er herkesin dikkatini geçmişti. Gerçekten herkes bu kadının güzelliğine hayran kalıyordu.

 “Ahem……”

  Lin Wan Er öksürdü ve garip bir şekilde sağ koluma girdi. Elimi tutmamış olması beni biraz hayal kırıklığına uğratsa da; yalnızca elimi tutabilme olasılığı bile beni mutlu etmişti. Oh doğru ya, durum aslında böyle değil; koruma olmam gerekiyordu!

  Klisenin içine girdiğimizde davetliler kendileri için ayrılan koltuklara kurulmaya başlamıştı. Biz de kenarda dikiliyorduk. Yavaş bir müzik çalmaya başladığı gibi davetlilerin gözü geline odaklandı; gelin yavaşça koridorun sonuna, siyah bir cübbe giyip, eline incil almış rahibin yanına doğru ilerliyordu. Rahip dediğim şahsiyet Song Han’dan başka biri değildi. İster inanın ister inanmayın, bu çocuk tam bir rahibe benziyordu.

  ‘’Baba, Oğul ve Kutsal Ruh adına…’’

  Yavru Kurt (Song Han) incili okumaya koyuldu. Uzun bir paragrafı okuduktan sonra döndü ve yeni evlenecek çifte doğru gülümsedi: ‘’Bugün, Tanrı’nın ve davetlilerin şahitliğinde damadımız, yakışıklı Bay Zhen ve güzeller güzeli gelinimiz Bayan Hao evlenmek istediklerini belirttiler….’’

……

  Başka bir kelime söyleyemeden ‘Bang!’ sesiyle klise kapısı açıldı. Öfke dolu bir ifadeye sahip şişman bir adam, arkasında bir düzine adamla kliseye dalmıştı. Geline işaret edip söylendi: ‘’Hao Mei Li, sürtük! Sonsuza kadar birlikte olacağımızı söylemiştin. Sırf bu yüzden sana bi rev ve araba aldım! Şimdi buraya gelmiş, o fiyakalı tiple evleniyorsun. Geberteceğim seni!’’

  Şişko ileriye atıldı ve yumruklarını sıktı: ‘’Ve sen rahip. Bu kadının kim lduğunu biliyor musun? Benim kadınımı başkasıyla evlendirmek neymiş göstereceğim sana!’’

  Yavru Kurt’un elleri titremeye başlamış ve incili yere düşürmüştü: ‘’Hay arkadaş, ne oluyor burada?!’’

  Cübbesini düzelttikten sonra bir adım geriye çekildi. Geçtiğimiz yıllar yeteneklerini beraberinde götürmüş gibi görünmüyordu; şişkonun karnına ağır bir tekme geçirdi. Damadın mor suratını gören gelin şaşkına dönmüştü: ‘’Zhan Da Long, sen… beni nasıl buldun…’’

  Damat: ‘’Mary, cidden bu herifle ilişkin mi vardı! Ben… daha fazla dayanamayacağım…’’

  Ortalık anında karışmıştı.

  İleri atıldım ve Lin Wan Er’in elini yakaladığım gibi koşmaya başladım. Omuz atmış ve şişkonun peşinden içeri dalan siyah takım elbiseli adamlardan birini yere yığmıştım. Herif ne olduğunu bile anlayamamıştı.

……

“Xiao Yao?!” Song Han’ın gözleri sonuna kadar açıldı: ‘’Haha, geldin demek!’’

 Bir bakış fırlattım: ‘’Hala gülüyor musun? Çabuk ol, dayak yemek falan mı istiyorsun oğlum? Bu kalabalığa karışma, aylık maaşını aldın değil mi??’’

 ‘’Aldım, aldım. 1500…’’

 ‘’Haha, hadi o zaman!’’

  Bir elimde Song Han, bir elimde Lin Wan Er kalabalığın ortasına daldım. Song Han yanımdaki kadına bakınca şaşırmıştı: ‘’Vay anasını! Xiao Yao, bu güzel kadın senin…’’

 ‘’Arkadaşım!’’

 ‘’Kız arkadaşın mı?’’

  Lin Wan Er’in suratı kızarmıştı: ‘’Hayır! Yanlış anladın…’’

 ‘’Ah anlıyorum, demek hala işler yoluna girmemiş…’’

  ‘’Yavru Kurt bir kelime daha edersen burada ağzına sıçarım!!’’

  ‘’Tamam tamam, sustum…’’

……

   Yemek salonundan çıkarak dışarıya ulaştık. Song Han ağır ağır nefes alırken, Lin Wan Er kahkaha atıp duruyordu.

 ‘’Yeterince gülmedin mi?’’ Birkaç dakika geçtikten sonra Lin Wan Er’e baktım.

  Song Han’la birlikte ona baktığımızı görünce eteğini düzeltti: ‘’Hehe, boşuna gelmemişiz. Ne keyifli ama… um, bir sonraki durağımıza gidelim mi?’’

  Başımı öne doğru salladım: ‘’Ah! Yavru Kurt, şimdi… şu Yaşlı K (Ran Min)’yı bulalım. Nerede olduğunu biliyor musun?’’

  Song Han hala rahip cübbesini giyiyordu: ‘’Uh… geçen gün duyduğuma göre Yaşlı K işini kaybetmiş ve yiyecek bir şeyi de kalmamış. Dediğine göre tapınağın verdiği bedava yemeklere gömülüyormuş. Muhtemelen onu tapınağın oralarda bulabiliriz…’’

  ‘’Tamamdır!’’

 Lin Wan Er duyduklarına inanamıyordu: ‘’Dilenci… bir dilenci… Zhan Long stüdyosu cidden garip tiplerle dolu…’’

  Song Han gülümsedi: ‘’Heheh, bu daha ne ki…’’

  Yerin dibine girmek istiyordum.

……

  Audi TT’nin içinde, Batı Gölü bölgesine geri döndük. Tapınak fazla uzak olmadığından yakınlarda bir yere park ettik ve yürümeye koyulduk.

  Henüz haftaiçinde olduğumuzdan sebep ortalık fazla kalabalık değildi. Uzakta, uzun sıranın başında, birkaç keşiş yemek dağıtıyordu. Birkaç yüz metreden bile lapanın kokusunu alabiliyordunuz.

  ‘’Yaşlı K orada!’’ Song Han parmağını uzatarak gösterdi.

  Lin Wan Er’le birlikte hemen gösterdiği yere baktık ve kalabalığın içinde kısa saçlı, kareli tişört giyen adamı gördük. Boyu yaklaşık 1.85’di ve tam anlamıyla kaba bir görüntüsü vardı. Ellerini kaşırken söylendi: ‘’Çok acıktım, üç gündür bir şey yemiyorum. Sonunda güzel bir yemek yiyebileceğim…’’

  Song Han selam vermeye gitmeye çalışınca Lin Wan Er onu durdurdu: ‘’Bekle, henüz değil. İlk başta gözlemleyelim. Zhan Long stüdyosunun üyelerini merak ediyorum…’’

  Cevap vermek istiyordum ancak Lin Wan Er’in merak dolu suratını görünce bir şey demedim.

……

‘’Efendim, bir kase daha verir misiniz!’’ Yaşlı K söylendi.

  Genç keşiş adama bir kase daha vermişti; ancak yaşlı K bir seferde bütün apayı yutunca şaşırmıştı: ‘’Mermahetli yüce keşiş, bir kase daha lütfen…’’

  Keşiş bir kase daha verdi ve aynı şekilde yaşlı K tek seferde kaseyi fondipledi: ‘’Ben huzurlu bir budistim, bir kase daha lütfen…’’

    Uzaktan yaşlı K’nın 9 kase lapa yemesini izledik. Wan Er’in suratı yavaş yavaş morarmaya başlıyordu. Bana bakıp söylendi: ‘’Aslında senin normal yemediğini düşünmüştüm ancak, ona kıyasla sen bir beyefendi gibi görünüyorsun…’’

  Ceketimi düzelttim: ‘’Ne sandın, ben entellektüel bir adamım zaten…’’

  ‘’Ne demezsin…’’

  ……

  1. kaseyi hüpleten Yaşlı K daha fazla yemek istiyormuş gibi görünse de sıradan çıkıp arka tarafa yöneldi. Tapınağın içinde keşişler öğütler veriyordu…

 “Pa!”

  Yaşlı K sandalyeye kurulduğu gibi ağlamaya başladı. Keşiş gülümseyen bir suratla onu karşılaşmıştı. Yaşlı K: ‘’Keşiş, son zamanlar bunalımda çıkamıyorum. Doğru düzgün uyku bile uyuyamadım. İş bulsam da hemen kovuluyorum ve son zamanlarda ciddi ciddi intihar etmeyi düşünüyorum. Efendim, bana doğru yolu gösterir misiniz?!’’

  Gülümseyen budist keşiş söylendi: ‘’Genç adam, duygularını anlıyorum. Gel bu kabı al…’’

  Yaşlı K tereddüt etse de kabı almıştı. Keşiş adamın kabı aldığını görünce yanındaki kazandan kaba doldurmaya başladı: ‘’Aklın, bir bardak suya benziyor. Doluymuş gibi görünmüyor; ancak taşmaya başladığında onun dolu olduğunu anlayacaksın. Aynı şey hayat için de geçerlidir; eğer meselelerin ipini kaçırmadan onları bırakabilirsen, başarılı olursun…’’

  Su dolu kap sonunda taşmıştı.

“Eh……”

 Yaşlı K acı içinde görünüyordu. Ellerini salladı: ‘’Dediğini anlıyorum ancak… ancak…’’

  Bir anda ayağa kalkan Yaşlı K keşişi dövmeye başladı! Herife acımasızca vururken küfür ediyordu: ‘’Şerefsiz herif! Elimi yaktın, elimi yaktın aptal adam!!!’’

……

“Hua!”

 İleri atılıp Yaşlı K’nın elini yakaladım: ‘’Aldık başımıza belayı… Yaşlı K, pezevenk dursana!’’

  ‘’Ne oluor lan?!! Kimsin sen…’’

  Yaşlı K başını çevirip beni gördü. Bir anda suratındaki öfke dinmiş ve gözleri yaşarmış bir vaziyette bana sarılmıştı: ‘’Xiao Yao, gerçekten sen misin?! Seni ne kadar özledim bir bilsen….’’

  Yaşlı K’yı itekleyerek, herifin sarılmasından kurtuldum. Lin Wan Er’in yanına çekildikten sonra söylendim: ‘’Yaşlı K, bugün senin yanına tek bir şey için geldim; Zhan Long Stüdyo’sunu tekrar kuracak ve gençlik rüyamızı gerçekleştireceğiz!’’

  Yaşlı K çaresizce söylendi: ‘’Ama başlıklar çok pahalı… Dur bir saniye, yanındaki Song Han değil mi? Gel de sana bir sarılayım…’’

  Song Han garip bir şekilde herife sarıldı: ‘’Sorun yok, başlık meselesini çoktan hallettik!’’

  ‘’Güzel! O zaman sorun yok. Eğer yiyecek de sorun değilse, ben tamamım!’’ diye söylendi Yaşlı K; suratına geniş bir gülümseme oturmuştu.