Yuru be kasanova sen boyle yaptikca kizlar sana daha da asik oluyor xnsnsnsn
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
263. Bölüm Yeni Atılım
Nihayet Lin Wan Er’in araması 17:00 sularında gelmiş ve kadınlar yurdunda buluşmaya karar vermiştik.
Çok geçmeden Lin Wan Er ve Dong Cheng Yue ikilisinin güzel figürleri ön kapıda belirmişti. Ceketimi kavradım. Belki biraz üşümüş, belki de vücudumdaki yaraları istemsizce kapatmaya çalışmıştım.
……
‘’Xiao Yao?’’ Dong Cheng Yue başını kaldırıp, bana baktı; ‘’Bütün gün oyuna girmedin, ne oldu? Yoksa Zhan Long’u bırakmaya mı karar verdin…’’
Hafifçe gülümsedim, ‘’Yok artık. Zhan Long benim kanım ve canımdır. Nasıl bırakayım.’’
Dong Cheng Yue’nin gözleri aşağıya kaymış ve genç kız dalga geçmeye başlamıştı, ‘’Oh? Kanın ve canın olarak başka bir şeyi düşünmüştüm…’’
Yumruğumu kaldırıp söylendim, ‘’Hey, ölmek mi istiyorsun?’’
Dong Cheng Yue tatlı tatlı kıkırdadı, ‘’Tamam tamam, bağışla beni, genç şövalye. Hadi gidelim, bugün kampüsten çıkıyoruz.’’
‘’Oh? Nedenmiş?’’
Lin Wan Er çabucak yanıma gelip, kolumu çektikten sonra gülümsemişti, ‘’Neden olacak? Sana yeni kıyafet almaya gidiyoruz. Dün yaptıklarına karşılık olarak düş işte.’’
‘’Bunu yapmanıza gerek yok genç hanımefendi…’’
‘’Konuşmayı kes, hadi gidelim!’’
……
Yanımdaki iki güzelliği gören güvenlik görevlisi ne diyeceğini şaşırmıştı. Herifin suratındaki kıskançlık, hayranlık ve tiksinme duygularını kolayca okumuştum. Lin Wan Er ve Dong Cheng Yue, Liu Hua Üniversitesi’ndeki Güzellik Sıralaması’nda ilk iki sırayı ellerinde bulunduran isimlerdi. Zengin öğrencilerin bile salyalarını akıtan bu iki güzel kadının tek bir adamın kollarında olması gerçekten de bu dünyaya adil bir davranışmış gibi görünmüyordu.
Mei Luo alışveriş merkezinde, Lin Wan Er beni Armani mağazasına sokmuş ve bana iki kıyafet seti seçmişti. Kıyafetlerden biri takım elbise, diğeriyse günlük kıyafet kombiniydi.
İlk önce günlük kıyafetleri denedim. Aynanın karşısında üstümü değiştirirken gerçekten gördüğüm manzaraya inanamıyorum. Gerçekten kıyafetler insanı bambaşka bir hale sokabiliyordu. Lin Wan Er keyifle bana bakmış ve söylenmişti, ‘’Güzel görünüyor. Bunu seçelim…’’
Dong Cheng Yue başını indirdiğinde, genç kadının kızaran yanakları ve muzip gülümsemesi dikkatimi çekmişti.
‘’Dong Cheng, ne yapıyorsun?’’ diye sordum.
Dong Cheng Yue başını eğmeye devam ediyordu, ‘’Sana…direkt bakamıyorum. Çok yakışıklısın. Hatta o kadar yakışıklısın ki, Wan Er’in yanında sana sarılmamak için kendimi zor tutuyorum…’’
Lin Wan Er gözlerini devirerek gülümsedi, ‘’Sorun değil. Eğer sarılmak istiyorsan, sarıl gitsin…’’
Dong Cheng Yue söylendi, ‘’Olmaz, kalbim yerinden çıkar diye korkuyorum…’’
Ben: ‘’….’’
……
Lin Wan Er siyah takımı bana verip, söylendi, ‘’Bunu da dene bakalım. Gelecekte bazı resmi yerlere benimle geleceğin için güzel bir takıma ihtiyacın olacak…’’
Etkikete baktıktan sonra derin bir nefes çektim. Tek bir takıma 84,000 RMB istiyorlardı. Bu nasıl bir takım yahu? Altından falan mı yapılma?
‘’Wan Er…’’ Takımı tutarken durum hiç hoşuma gitmemiş ve genç kızın kulağına fısıldamıştım, ‘’Sürekli birileriyle kavga ettiğimi biliyorsun; yani kıyafetlerim çabuk kirlenip, zarar görüyor. Böyle bir takım bana fazla gelir. Eğer kıyafete bir şey olursa yaşayabileceğimi sanmıyorum. Sadece bu da değil, bunu hak etmek için bir şey yapmadım, yani…çok utanacağım…’’
Lin Wan Er dalga geçen gözleriyle bana bakmıştı, ‘’Oh? Ne ara bu kadar alçakgönüllü oldunuz Li Xiao Yao beyefendi?’’
Suratım kıpkırmızı kesilmişti.
Lin Wan Er ileri atılıp, soyunma kabinine benimle birlikte girmiş ve kapıyı kitlemişti. Oracıkta keyif keyifli kolalrını birleştirmiş duruyor ve 34Dleri bana bakıyordu. Neredeyse nefes almayı unuttuğum için boğulacaktım. Meseleye dikkat etmemiş ve söylenmişti. ‘’Giy bakalım. Nasıl olacak merak ediyorum.’’
Biraz utanmıştım, ‘’Arkanı dön…’’
‘’İstemiyorum…’’
‘’Neden?’’
‘’Daha önce beni görmene rağmen şimdi seni izleyemeyeceğimi mi söylüyorsun?’’ Genç kızın suratı kıpkırmızı kesilmişti.
Ne diyeceğimi bilemiyordum. Yavaş yavaş ceketimi çıkardığımda, beyaz gömleğim de ortaya çıkmıştı. Ceketi çıkarır çıkarmaz Lin Wan Er telaşla söylendi, ‘’Ah…’’
‘’Ne oldu, Wan Er?’’
Lin Wan Er ileri atılıp, gömleğimin en üstteki iki düğmesini açtı. Nihayetinde göğsümdeki yere gözler önüne serilmişti. Omzumdaki pençe yarası gerçekten akıalmaz bir saldırıya uğradığımı gösteriyordu.
Yumuşak eli nazikçe yaraya dokunurken, Lin Wan Er’in omuzları titremeye başlamıştı. Kan çanağına dönen gözleriyle bana baktı, ‘’Ne oldu? Söyle bana…bunu sana kim yaptı?’’
Endişe dolu suratını görür görmez kalbim sarsılmış ve üzülmeden edememiştim. Başımı iki yana salladıktan sonra gülümseyerek söylendim, ‘’Sorun yok. Artık acımıyor zaten. Wan Er…bana öyle bakma, ben…’’
Wan Er gözleriyle bana bakarken, nihayet göz pınarları ona ihanet etmeye başlamıştı, ‘’Ne demek acımıyor? Aptal…Bilmiyorum sanma. Bu sabah babamla konuştuktan sonra dün gece olanların hepsini öğrendim….Ben…Wang Xin’e gidip, seni bırakması için yalvaracağım. O yaratıklarla daha fazla savaşma, tamam mı? Senin…senin…’’
Konuşmaya devam etmeye çalışsa da hıçkırıkları buna engel oluyordu.
Kalbim adeta acı içerisindeydi; lakin omzunu tutarak ona bir bakış atmayı başardım. Samimi bir ifadeyle meseleyi açıkladım, ‘’Wan Er, bu benim kaderim. Bendenizi, Li Xiao Yao, bütün hayatımı adalete adamış biriyim. Her zaman zayıfları korumak için mücadele vermek istedim. Polis yad asker olmam önemli değil, her koşulda bu dünyadaki masum insanları korumaya çalışmak istiyorum. Sahip olduğum yetenekler beni ön saflara iten kaderimin bir oyunuydu. Barış ve huzur dolu bir hayat yaşayamayacağım en başından belliydi.’’
Elimi kaldırdıktan sonra yanaklarındaki yaşları sildim.
Lin Wan Er’in vücudu hafifçe titremiş ve genç kadın elimi kenara itmişti. Bir adım geri çekildikten sonra başını kaldırıp, ban abaktı, ‘’Kaderin beni ilgilendirmiyor; ama bana söz vermek zorundasın. Nereye gidersen git, canlı döneceksin…’’
Derin bir nefes alıp, başımı öne salladım, ‘’Tamam, söz veriyorum. Nereye ve ne zaman gidersem gideyim, her zaman yanına döneceğim!’’
‘’Tamam…’’ Lin Wan Er çaresizce köşeye oturmuş ve başını eğip, kalan göz yaşlarını sildikten sonra söylenmişti, ‘’Kıyafetlerini değiştir…’’
‘’Tamam…’’
……
Takımı giydikten sonra Lin Wan Er’le birlikte kabinden çıktık.
Dışarıda bekleyen Dong Cheng Yue şikayet edip duruyordu. ‘’Süper. Öylece dışarıda bıraktınız beni. Çok iyisiniz, süper…üühüühüü…’’
Lin Wan Er Dong Cheng’in ellerini tutarak söylendi, ‘’Dong Cheng…Li Xiao Yao’yla konuşmam gereken bir şey vardı…’’
‘’Yapman gereken bir şey olmasın o?’’
Dong Cheng Yue’nin dudakları bükülerek bir gülümsemeye dönüştü, ‘’Hayret bir şey…sadece 7 dakika mı? Ne diyeyim sana bilmiyorum Xiao Yao? 7 dakikacık…Hatta o kadar bile değil; kıyafet değiştirmen 3 dakika sürse, geriye 4 dakika kalıyor….Gerçekten ileride Lin Wan Er’i mutlu edebilecek misin?’’
Suratım yemyeşil kesilmişti, ‘’Ne 4 dakikası? Neden söylediklerine anlam veremiyorum…’’
‘’Hadi oradan yalancı!’’
“…..”
Dong Cheng Yue bana bakıp, gülümsedi, ‘’Ama yine de söylemem gerekiyor ki bu takım sana tam olmuş. Dur bakayım..’’
“Eh?”
Şaşkın bakışlarımın altında Dong Cheng Yue iler atılıp, kolumu tutmuştu. Uzanarak başını kaldırdı ve göğsüme yaslandığı gibi yanağıma bir öpücük konturdu. Aynı esnada genç kız telefonunu kaldırarak bir fotoğraf da çekmişti. Başını indirip, telefonundaki fotoğrafa bakar bakmaz keyifli bir kahkaha savurdu, ‘’Wow, nihayet en çok istediğim fotoğrafı çektim…’’
Lin Wan Er ne diyeceğini bilemiyordu, ‘’Yok artık…yani hayatta en fazla bu raddeye mi geleceksin?’’
Dong Cheng Yue kıkırdadı, ‘’Wan Er, eğer ileride Xiao Yao’yu istemeyecek olursan bana haber vermeyi sakın unutma. Olabildiğince hızlı gelip, onu senden alırım. Bu herifi benim dışımda yalnızca sen alabilirsin. Unutayım deme…’’
Lin Wan Er ne diyeceğini bilemiyordu, ‘’Tamam…’’
Yanımızda duran kadının suratı yeşile dönmüştü, ‘’Wow, tam bir kasanova, gerçekten şanslıysın. Böylesine güzel iki kadının senin için savaşması…’’
Ona bakıp iç çektim, ‘’Dışarıdan öyle görünüyor da, geri döndüğümüzde işimi bitirmek için şans kollayacaklarını bilmiyorsun!’’
Kadın, ‘’….’’
……
Kıyafetleri aldıktan sonra yakınlardaki restoranlardan birine geçtik.
‘’Oh, doğru ya. Wang Ze Cheng’in ne yaptığını biliyor musunuz?’’ diye sordum önümdeki güzelliklere.
Lin Wan Er şaşırmıştı, ‘’Ne gibi?’
Dong Cheng Yue söylendi, ‘’Duyduğuma göre Wang Ze Cheng’in oyundaki ismi Cang Cheng’miş. Görünüşe göre bizimle bağlantı kurmaya çalışıyor. Geçtiğimiz iki günde Şeytan Sembolleri’ni toplayarak TP konusunda resmen zirveye ulaştı. Sırf bu sebepten Şeytan Sembolleri’nin fiyatları 10,000’lere kadar çıktı. Duyduğuma gçre herif toplamda 1400’den fazla sembol alacağım diye 11,000,000 RMB harcamış. Neredeyse bütün marketi topladıktan sonra 60.seviyeye ulaşmış…’’
Başımı öne salladım, ‘’Sadece o da değil, Wang Ze Cheng aynı zamanda [Kahramanın Heybeti]’ne katılmış ve duyduklarım doğruysa, Q-Kılıcı ona önemli bir pozisyon vermiş. Bu konuyla ilgili ne düşünüyorsunuz?’’
Lin Wan Er dudaklarını büktü, ‘’Yorum yok.’’
Dong Cheng Yue sinirlenmişti, ‘’Ne sinir bozucu bir adam yahu, Wan Er’in dibinden ayrılmıyor.’’
Gülümsedim, ‘’Neyse, Wang Ze Cheng’in [Kahramanın Heybeti]’ne katılması Zhan Long’u ilgilendirmediğinden ben de pek takılmıyorum.’’
……….
Tam o esnada Lin Wan Er’in telefonu çalmıştı. Genç kız birkaç saniye dinledikten sonra solgun suratıyla bana bakmaya başlamıştı.
‘’Ne oldu, Wan Er?’’ diye sordum.
Lin Wan Er yumruklarını sıktı, ‘’Arayan Q-Kılıcı’ydı. Dediğine göre [Kahramanın Heybeti]’nin İlk Grubu’nu Cang Cheng’e vermiş. Üstelik Cang Cheng İlk Grubu alarak bir saat içerisinde Ba Huang Şehri’ne yerleşmeye gidecekmiş. [Kahramanın Heybeti] diğer iki şehre yayılma planını devreye sokuyor. Dong Cheng’le bana ana klanın 200 kişilik ekibini alarak, İlk Grubu’n yanında Ba Huang’a girmemizi söyledi. Ardından, onların Ba Huang’a yerleşmesine yardım edecekmişiz…’’
“Bang!”
Dong Cheng Yue öfkeyle masaya yumruğunu geçirdi, ‘’Q-Kılıcı beynini falan mı kaybetti? Wang Ze Cheng’e İlk Grubu niye veriyor? Bir de Ba Huang’a mı yerleşeceklermiş? Nereye…nereye yerleşeceklermiş?’’
Lin Wan Er cevapladı, ‘’Büyü İzi Ormanı. Zhan Long’un Qilin Vadisi’ne oldukça yakın ve hatta 10 dakika uzaklıkta.’’
Dong Cheng Yue bana bakıp, sordu, ‘’Hala daha Wang Ze Cheng’in İlk Grubu’nun Zhan Long’a bir etkisi olmayacağını düşünüyor musun?’’
‘’Sen…ne düşünüyorsun?’’ Lin Wan Er bana bakıp sordu.
……
“Pa…”
Sakin bir şekilde bardağı masaya bırakmış ve hemen söylenmiştim, ‘’Neden arka bahçemde insanların rahat rahat gezmesine izin vereyim? Eğer Büyü İzi Ormanı’na yerleşmeyi düşünüyorlarsa, o zaman Zhan Long onlara saldırdığında da kusurumuza bakmayacaklar!’’
Magnec