Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

252. Bölüm Halka Açık Harita

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

 

‘’Hay böyle işin ben!’’

 Günahkar Kurt baltasını sımsıkı kavramış, öfke dolu gözleriyle söylenmişti: ‘’Prag bile pastadan bir ısırık almak için gelmiş, ne istiyorsunuz? Fushen Bin Kılıç, adamlarımız ne zaman gelecek?’’

 Fushen Bin Kılıç cevapladı: ‘’10 dakikaya…’’

 ‘’Şifacılar, Klan Başkanı’nı diriltin!’’

 ‘’Tamam!’’

………..

 Şifacılardan biri Jian Feng Han’ı diriltmek için ileri atıldığında, Kurt hemen adamın arkasında belirmiş ve [İkiz Hançer Harmonisi]’ni hazır ederek söylenmişti: ’’Jian Feng Han’ı dirilmeteye cesaret eden her kim olursa, onun bir kez daha ölmesinin de sorumluluğunu üstlenecektir!’’

  Fox’un ekipmanları hiç fena sayılmazdı, Yaşlı K, Yue Qing Qian ve Li Mu üçlüsü de Jian Feng Han’ın cesedinin etrafında bekliyordu. Eğer Jian Feng Han dirilirse, bu kadar ustanın ortasında kalacağı için anında tekrardan ölecekti.

 Günahkar Kurt meseleden mutlu değildi: ‘’Klan Başkanı Kaygısız, görünüşe göre Zhan Long ve Öncü’nün ölümüne kapışmasını istiyorsun? Sakın bana işleri böyle halledeceğini söyleme?’’

 Buz Yağmuru Kılıcı’mı çekip gülümsedim: ‘’Günahkar Kurt, Zhan Long’la savaşmak için 14,000 oyuncu getirdiniz; peki ya siz işleri böyle mi hallediyorsunuz? İstediğini yapmakta özgürsün; lakin [Öncü]’nün yenildiğini sakın aklından çıkarayım deme. Cidden öyle kazananı oynayarak bize ders falan mı vermeye çalışacaksın?’’

 Günahkar Kurt sinirlenmişti; ancak Fushen Bin Kılıç kolunu uzatarak onun bir şeyler yapmasına engel oldu. İleri atılıp, konuşmaya başladı: ‘’Kaygısız Xiao Yao, geçmişte bile arkadaş sayılmazdık. Şu anki durumu düşündüğümde, meselenin sakinleşeceğini hiç sanmıyorum. Arktik Tilki Ormanı…burası halka açık bir haritaydı; belki de gerçekten tek bir klan tarafından kontrol edilmemelidir. Peki şuna ne diyorsun, sizinle iş birliği yapalım; [Öncü] [Zhan Long]’un Arktik Tilki Ormanı’na girmesine izin verecek.’’

  Cevapladım: ‘’Peki ya [Parçalanan Kemikler], [Savaş Rüzgarları], [Karanlık Saray] ve [Kan Kontratı]? Onlar da bu anlaşmaya dahil mi?’’

 ‘’Evet!’’

 ‘’Peki ya o zaman…diğer klanlar ve yalnız oyuncular?’’

 ‘’Bu…fazla abartıyorsun…’’

 Gülümsemeden edememiştim: ‘’Ne istiyorsan söyleyebilirsin; ancak [Zhan Long]’un bu mücadeleyi bencil sebeplerden mi başlattığını düşünüyorsun? Eğer böyle düşünüyorsan, korkarım ki sana yanıldığını söylemek zorundayım. Bugün ya sonuna kadar savaşacağız ya da bu haritayı herkese açacaksınız. Yeterli seviyesi ve yeteneği olan herkes bulduğu madeni çıkarabilecek. Oyuna adil bir ortam katmamız lazım.’’

 Günahkar Kurt’un suratı solmuştu: ‘’Kaygısız Xiao Yao, idealist falan mısın? Adil bir ortam isteyerek Arktik Tilki Ormanı’nı herkese açmak…güçlü bir klanın lideri olduğunun farkında mısın cidden?!’’

 ‘’Evet, ne oldu ki?’’

 Yumruklarımı sıkıp söylendim: ‘’Dünyada her zaman diğerlerinin önüne geçerek, onları savunmaya çalışacak aptallar olacaktır; aynı şekilde zayıflar için de mücadele insanlar belirecektir. Bu insanlar yeterli güce sahip olmadıkları taktirde diğerleri tarafından aptal olarak adlandırılan kimselerdir; lakin güçlendiklerine…onlara geçmişte aptal diyen insanlar bu sefer onları kahraman olarak göreceklerdir! Günahkar Kurt, yolumda yürüdüğüm her adımımı sana kanıtlayacağım; ister bana aptal ister de kahraman de, yumruklarım her zaman gerekli kanıtlarım olacaklardır; Zhan Long’un binlerce yoldaşının sahip olduğu güçle bunu kanıtlayacağım! Dünyada her zaman düzeni korumak isteyen insanlar olacaktır. Eğer böyle kişiler daha önce ortaya çıkmamışsa o zaman bendeniz, Li Xiao Yao bunların ilki olarak karşınızdayım!’’

  Günahkar Kurt’un ağzı sonuna kadar açılmış ve herif tek bir kelime etmişti: ‘’Aptal…’’

 Fushen Bin Kılıç’ın suratında şaşkınlık dolu bir ifade belirmişti: ‘’Klan Başkanı Xiao Yao, madem Arktik Tilki Ormanı’nı halka açmak istiyorsun, bu meseleyi daha sonra konuşabiliriz. Sonuçta kurallar insanlar tarafından yaratılan şeylerdir. Tabii ilk önce, Klan Başkanı’mızı diriltmemize izin verebilir misin lütfen?’’

 Birkaç adım geri çekilip, elimi havaya savurdum: ‘’Tamam…’’

……

“Shua!”

 Jian Feng Han %50 canıyla dirilmiş ve suratındaki soğuk ifadeyle birlikte bana bakmıştı: ‘’Kaygısız Xiao Yao, cidden fena bir adamsın!’’

  Duruşumu bozmamıştım: ‘’Peki ya sana ne demeli!’’

 Arkamda duran Karanlık Bulutlar, Dirilen Kılıç ve Kan İçinde çoktan dirilmişti. Soluk suratıyla Karanlık Bulutlar söylendi: ‘’Jian Feng Han, o savaştan sonra hala daha bize bakabiliyorsun demek…utanman yok mu senin!’’

 Jian Feng Han yumruklarını sıktı: ‘’Boş lafa gerek yok, kuralları kararlaştırmamız lazım. Canımı dolduran şifacıyı cezalandıracağım; lakin [Öncü]’nün gururu ve onuru öyle kolayca ayaklarınızın altına alabileceğiniz şeyler değildir!’’

 Karanlık Bulutlar gülümsedi: ‘’[Öncü] dediğin klan yıkılmanın eşiğinde zaten, dingil..’’

 “Hmph!”

……

 O esnada geniş bir oyuncu grubu ileri atılmıştı; oyuncular [Öncü]’ye aitti. Savaş sonlanmış olsa da her türlü durum için hazırlık yapıyorlardı.

 Simple koşa koşa yanımıza geldi: ‘’Ah Han!’’

 ‘’Abla…’’ Jian Feng Han dişlerini sıktı, ‘’Arktik Tilki Ormanı artık bize ait değil. Kaygısız Xiao Yao haritanın herkese açılmasını istiyor; ne düşünüyorsun?’’

 Simple başını öne sallayıp cevapladı: ‘’Artktik Tilki Ormanı normalde halka açık bir haritaydı; yani tekrar halka açabiliriz…ancak…’’

 Başını çevirip, mesafede duran Savaşçı Yan Zhao’ya baktı: ‘’Ancak Savaşçı Yan Zhao’nun 2000 adamıyla buraya gelip, etrafımızı çevirmesini anlayamadım. Ne yapmaya çalışıyor?’’

 Savaşçı Yan Zhao elini havaya savurup, cevapladı: ‘’Fazla düşünmenize gerek yok. Li Xiao Yao’yla aynı düşüncelere sahip olduğum için barış ortamı içerisinde geldim. Eğer Arktik Tilko Ormanı gelecekte halka açık bir harita haline gelirse,  zaman durum herkesin yararına olur…’’

 Simple başını çevirip, bana bakmıştı: ‘’Xiao Yao, koşullarını söyle. Halka açacak mıyız açmayacak mıyız, bu yalnızca tek bir cümleyle cevaplanabilecek bir soru değil.’’

 Buz Yağmuru Kılıcı’mı kaldırarak Simple’ın önüne geçtim. Kadının direkt olarak gözlerine bakıyordum: ‘’Mesele gayet basit; düzeni biz sağlayacağız ve klanlarımızın sahip olduğu isimleri kullanacağız. Arktik Tilki Ormanı içinde oyuncuların PK yapması yasaklanacak. Minerali ilk bulan kişi onu çıkarma hakkına sahip olacak. Kimse kimsenin madenini zorla almaya çalışmayacak; aksi taktirde olaya müdahale edeceğiz. Tabii müdahale demişken, burada [Öncü], [Prag] ve diğer beş klanın oluşturacağı güçten bahsediyoruz. Nasıl plan?’’

 Simple hafifçe gülümsedi: ‘’Görünüşe göre Kaygısız Xiao Yao’nun arkasında bıraktığı efsaneler yanlış değilmiş. Eğer bunun adil olduğunu düşünüyorsan; o zaman dediğin gibi olsun. Ben Jian Feng Han’ın adına bu meseleye onay veriyorum.’’

 Jian Feng Han sessizliğini korumuş ve meseleyi ablasının çözmesine izin vermişti. O esnada adeta isteksiz, şımarık bir çocuğu andırıyordu. Biraz sinirli ve çaresiz görünse de ablasına karışmaya cesaret edememişti.

……

 ‘’Prag, siz ne düşünüyorsunuz?’’ diye sordu Simple.

 Savaşçı Yan Zhao kılıcını kavrayıp, cevapladı: ‘’Prag Arktik Tilki Ormanı’ndaki adaleti bütün onuruyla koruyacaktır; buldukları madenleri işleyebilecek kadar sabrı olan herkese bu fırsatı vermemiz gerekiyor. Zaten dış dünyada da bu yöntem geçerli!’’

 Simple gülümsedi: ‘’O zaman anlaştık…’’

 Meseleye ikna olduktan sonra genç kadın başını çevirip, Karanlık Bulutlar, Han Bei Song, Dirilen Kılıç ve Kan İçinde dörtlüsüne birer bakış attı. Çok geçmeden gülümseyip, söylenmişti: ‘’Belki de yeni bir çağ başlamıştır…[Zhan Long], [Karanlık Saray], [Savaş Rüzgarları], [Parçalanan Kemikler] ve [Kan Kontratı]; bu beş klan güçlerini birleştirerek böylesine zor bir durumda [Öncü]’yü yenmeyi başardı. Hepiniz usta oyuncular olmayı hak ediyorsunuz; lakin gelecekte [Öncü] bir kez daha rakiplerini küçümsemeyecektir. Ba Huang’daki güç mücadelesi göründüğü kadar basit değil, hepiniz bunu anlayacaksınız…’’

 Li Mu kılıcını kaldırıp, söylendi: ‘’Kuralları belirlediğimize göre, Klan Başkanları tarafından söylenen sözler foruma yazılıp, harita resmen açılacak, değil mi? Klan Başkanı Jian Feng Han, lütfen güçlerinizi Arktik Tilki Ormanı’ndan çekmeye başlayın, artık onlara ihtiyacınız olmayacak!’’

 Jian Feng Han dişlerini sıkıp, ellerini havaya kaldırdı: ‘’Geri çekilin!’’

 Çok geçmeden maden girişinde bekleyen 100 oyuncu ayrılmaya başlamıştı.

 Savaşçı Yan Zhao gülümseyerke elini havaya kaldırdı: ‘’Prag’ın demircileri neyi bekliyorlar? Hadisenize, çabuk…’’

 Grup dağılmış ve madenciliğe odaklanan en azından 100 kişi içeriye doğru atılmıştı. Savaşçı Yan Zhao tek bir adamını bile harcamadan mücadeleden karlı çıkmıştı. Yanında o kadar çok demirci getirmişti ki, sahip olacağı madenlerin haddi hesabı olmayacaktı…’’

………….

‘’Vay arkadaş…’’ Yaşlı K bacağına bir şaplak attı: ‘’Neredeyse unutuyordum; ben de 6.seviye bir madenciyim yahu. Beni bekleyin…ben de gleiyorum…’’

 Arkama bir bakış atmış ve Saray Fermanı’nın kürek-çekiç tutan elleriyle bana seslendiğini görmüştüm: ‘’Klan Başkanı Xiao Yao, madene girelim mi artık?’’

 Başımı öne salladım: ‘’Evet, seni koruyacağım!’’

 ‘’Tamamdır!’’

 Yue Qing Qian ve Matcha da gülümseyerek peşime takılmıştı: ‘’Ve biz de Klan Başkanı’mızı koruyacağız…’’

 Li Mu ve Wang Jian birbirlerine bakarak söylendiler: ‘’Madem öyle, biz de güzeller güzeli Başkan Yardımcıları’mızı koruyalım!’’

 Nihayetinde [Zhan Long]’un en güçlü 20 oyuncusu Saray Fermanı’nı korumak için madene doğru yola koyulmuştu. Sebep barizdi; zira [Öncü]’nün bizimle gerçekten anlaşıp, anlaşmayacağını bilmiyorduk. 20 kişilik bir gruba sahip olduğumuzdan, bize kimsenin bulaşacağını da sanmıyordum!

 …………

 Yolda, parıldayan madenlere bakan Saray Fermanı söyleniyordu: ‘’Sevie 6,7 ya da 8 olan madenler bana yeterince TP Vermyor; bu yüzden 9.seviye mineral olan Kan Altını’nı çıkarmam lazım.’’

 Yue Qing Qian söylendi: ‘’Ve tabii Kan Altını yolun en sonuna olsa gerek!’’

 ‘’Aynen öyle!’’

 Simsiyah, karanlık madene baktıktan sonra direkt olarak mekanın derinliklerine ilerlemeye başladık. Nihayetinde altın renkli taşların bulunduğu bir bölgeye gelmiş ve tabii bu altın renkli taşlar da bahsi geçen Kan Altınları’ydı!

 Saray Fermanı oldukça heyecanlanmıştı: ‘’Woah, ne kadar çok var. Saray Ruhu artık demircilikte 10.seviyeye ulaşabilecek gibi görünüyor!’’

 Li Mu gülümsedi: ‘’Şu an için 8.seviye demircileri bile iki elin parmaklarıyla sayabiliyorsun, 9.seviye olanlar…efsanelerden farksız. Yine de, Ferman Sarayı Kan Altını çıkartabilecek misin? [Öncü]’de kimse bu madeni çıkaramıyor diye biliyorum.’’

 Saray Fermanı birkaç dakika boyunca madenleri oymuş ve nihayetinde elinde altın renkli bir taş belirmişti.

 Li Mu burnunu kaşıdı: ‘’Vay arkadaş, manyak bir şey bu; nasıl yaptın?’’

 Saray Fermanı gülümsedi: ‘’Oyuna gildiğim ilk gün, yarı can yarı saldırı şövalyesi olacağıma karar vermiştim. Yaratıkları öldürmek kolay, ölmek zordu. İlk haftanın sonunda günde 4 saat uyuyarak, bölgedeki her mekanı incelemiştim. Ba Huang Şehri’ne girdikten sonra tembellik yapamayacağımı biliyordum ve bu sebeple de ilk 9.seviye demirci oldum…’’

 ‘’Gözlerinin kızarmasına şaşmamak lazım yani…’’

 “……”

 Yue Qing Qian hançerini çıkardı. Güzeller güzeli genç kız söylenmişti: ‘’Eğer Jian Feng Han buraya 9.seviye bir madenci getirdiğimizi duysaydı, muhtemelen verdiği kararından pişman olurdu…’’

 Başımı öne doğru salladım ve gözlerimi kısarak söylendim: ‘’İmparator Qing’in kılıcını onarmam lazım…’’