Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

282. Bölüm Üçlü Kan Darbesi

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

 

  [Öncü]’den hiçbir oyuncu [Kan Kontratı]’nın bölgesine saldırmaya yeltenmiyordu. Ejder Ruhu’nun Cam Mızrağı elinde, Matcha soğuk bir kahkaha savurdu: ‘’Patron resmen kimsenin geçmeye cesaret edemediği tek kişilik bir ordusun…’’

 İmparator Qin’in Kılıcı’na bir bakış attım; aletin saldırı puanı %154’e fırlamıştı. Aptal Olma, Elveda Gözyaşları ve Kuzey Kutbu’nun geri çekilmeye karar vermesine şaşmamlıydı. İmparator Qin’in Kılıcı’nın normal saldırı puanı zaten canavar gibiydi ve buna bir de %154+ eklendiğinde kimse karşıma geçmeye cesaret edemiyordu. O esnada, karşıma Q-Kılıcı ve Jian Feng Han çıksa bile muhtemelen herifler benimle mücadele etmekten çekineceklerdi. Oyunda ne kadar iyi olursanız olun, kılıcımın tek bir hamlesiyle yere yığılabilirdiniz.

……………

  Arazide, Büyülü Okçular’ın Lordu yayını kaldırıp, okunu fırlattı; ok [Kan Kontratı]’nın kalabalığına atılmış ve birkaç düzine oyuncu direkt olarak diz çökmek zorunda kalmıştı. İmparator Boss öyle her yiğidin harcı değildi. Han Bei Song’un hareketleri fena sayılmazdı; herif hemen eğilerek [Atik Kılıç]’ı aktif ettiği için bossun saldırısını atlatmayı başarmıştı. Eğer atlatmayı başaramasaydı, o da diz çöken arkadaşlarına katılmak zorunda kalacaktı.

 Sığınan Misafir bana bakmış, biraz tereddüt ettikten sonra söylenmişti: ‘’Klan Başkanı Kaygısız Xiao Yao, yardımınız için teşekkürler. [Kan Kontratı] size borçlandı. Eğer bossu öldürebilirsek kesinkes size borcumuzu ödemek için elimizden geleni yapacağız, teşekkürler!’’

 Sessizce onayladım.

  Matcha gülümseyerek sordu: ‘’Patron, gidip Han Bei Song’a bossu kesmesi için yardım edelim mi? Bossun hala %47 canı var…’’

 Başımı iki yana salladım: ‘’Gerek yok. Eğer İmparator Bossu bile öldüremiyorlarsa, [Kan Kontratı]’nın [Öncü]’yle mücadele etmesine gerek bile yok. Buraya bırakıp, kuzey bölgesindeki Zhan Long’a katılsalar daha iyi…’’

  Mesafede, söylediklerimizi duyan Han Bei Song gülümsemeden edememişti: ‘’Kaygısız haklı. Eğer [Kan Kontratı] böyle bir bossu bile öldüremiyorsa, nasıl dünyayı ele geçirebilir ki? Merak emeyin, bossu tek başımıza halledebiliriz. Tek istediğim, Klan Başkanı Kaygısız’ın şu kalabalığı biraz daha tutması!’’

 ‘’Tamamdır, bana bırak!’’
 

 Kılıcımı kaldırdığım gibi oracıkta, yanımda Alevli Kaplan Tanrısı, dikilmeye başladım. Kaplan başını omzuma sürterek sevimli sevimli takılıyordu. Hemen başının üstünde tanıdık ve keyifli bir isim yazıyordu: Cang Tong. Bunu gören Matcha sormadan dememişti: ‘’Patron, sen…yoksa çoktan güzeller güzeli hanımefendi Lin Wan Er’i tavlamayı başardın mı? Kurt ve diğerleri sürekli onunla takıldığını söylüyorlar…’’

 Hafiften gülümsedim: ‘’Şey…iş gereği yanında olmak zorundayım. Ayrıca…tavladın mı derken neyi kastediyorsun…biz Wan Er’le ayrı dünyaların insanlarıyız. Aramızdaki mesafe çok ama çok fazla…’’

 Matcha birkaç kez gözlerini açıp kapadıktan sonra bana baktı: ‘’Peki ya ben? Patronla ben aynı dünyaların insanları mıyız?’’

 Gülümsedim: ‘’Şey…muhtemelen hayır…’’

 “Oh…… ”

 Matcha hafiften hayal kırıklığına uğrasa da gülümsemişti: ‘’Patron gerçekten bambaşka birisin. Seni tamamen çözmek mümkün değil…’’

 ‘’Ne yani…iyi bir şey mi söyledin şimdi?’’ Ne diyeceğimi bilemiyordum.

 ‘’Sanırım, öyle de diyebilirsin, heheh….’’

………

 Matcha’yla konuştuktan sonra etrafa bir göz attım. Jian Feng Han [Öncü]’den getirdiği geniş bir oyuncuy grubuyla canı %32’ye düşen bossu izliyordu. Artık ileriye atılıp, bossu çalmak için yeterli zamanı kalmamıştı. Üstelik oracıkta, [Kan Kontratı]’nın savunma hattında tek başıma dikiliyordum. Kanlarla kaplı İmparator Qin’in Kılıcı’ndan etrafa saçılan ışık hüzmeleri beraberlerinde öldürme isteği ve akılalmaz bir aura taşıdığı için oyuncular bana karşı koymaya cesaret edemiyordu. Jian Feng Han bile bana laf atmaya yeltenmemişti. Eskilerin Şehri’nde tek bir canınız vardı…Eğer hayatınızı kaybederseniz, haritadan atılıyordunuz. Jian Feng Han’ın asıl amacı [Ticaret Tanrısı’nın Rozeti]’ni almak olduğu için herif son dalgaya kadar gücünü koruması gerektiğinin farkındaydı. Sonuçta böyle bariz bir şeyi Jian Feng Han gibi akıllı bir adamın anlamaması söz konusu değildi.

 Elinde asa, Simple benden 30 metre uzaklığa gelmiş ve aslında bakarsanız [Virane Diyar]-[Yedi Yıldız Parçacıkları’nın Kesiği]’nin menziline adım atmıştı. Buna rağmen, genç kadının suratındaki sakin ifadeye bir de gülümseme eşlik ediyordu: ‘’Xiao Yao, sana bir şey sorabilir miyim?’’

 Kenardan bir gülümseme savurdum: ‘’Güzeller güzeli Simple, sorabilirsin tabii…’’

 ‘’Uh, İmparator Qin’in Kılıcı….Öldürdüğün oyunculardan sonra saldırı puanı % kaç arttı?’’

 ‘’%154 arttı. Ne oldu ki?’’

 ‘’Yok bir şey canım…’’ Simple gülümsedi: ‘’Teşekkür ederim.’’

 ‘’Sorun değil, [Öncü]’dekileri 7.dalgaya hazırlasan iyi olur. Kesinkes bu seferki yaratıklar öncekilerden daha güçlü olacaktır.’’

 ‘’Tamamdır!’’

……..

 Jian Feng Han dişlerini sıkmış, lakin herhangi bir şey söylememişti. Herifin yalnızca savaş ve taktiksel bağlamda yetenekli olduğu açıktı. Diğer diplomatik meseleleriyse ablasına, Simple’a bırakıyordu. Aslında, Simple klanlarındaki en önemli figürlerden biriydi. Klan dışı meselelerin hepsi onun tarafından hallediliyordu. Sonuçta herkesin dediği gibi, her başarılı adamın ardında, gölgeler arasından planları yapan bir üstat bulunuyordu ve Jian Feng Han’ın arkasındaki bu üstat da ablasından başkası değildi. Simple kardeşini bu raddeye taşıyan yegane insandı.

  Oyundaki hareketlerim sayesinde Jian Feng Han’ın asıl kişiliği medyaya yayılıyordu. Simple’ın onun için oluşturduğu ‘altın kişilik’ bile gitgide zarar görüyordu. Kadın bu yaşananlardan sebep oldukça endişeliydi ve çaresizce [Öncü]’nün adını korumaya çalışıyordu. Her ne kadar bu mesele onun için kolay olmasa da genç kadın bunun peşini kolay kolay bırakmayacaktı. Zaten bana bu kadar iyi davranmasının da sebebi buydu.

 Hemen arkamızda, savaş sesleri nihayetinde durulmuş ve boss titremeye başlamıştı. Han Bei Song’un  [Atik Kılıç] ve [Kombo]’suna maruz kalan boss kükreyerek yere yığıldıktan sonra toz parçalarına dönüşmüştü.

 Ding!

 Sistem Duyurusu: Tebrikler! Oyuncu Han Bei Song [Eskilerin Şehri: Ba Huang Şehri]’ndeki altıncı bossu öldürerek +6 karizma, %60 TP ve S-seviye yetenek kitabı [Üçlü Kan Darbesi]’ni elde etmiştir!

 ………

  Gözlerimi kısarak söylendim: ‘’Şu [Üçlü Kan Darbesi]’nin olayı neymiş?’’

 Sığınan Misafir çabucak gülümsedi: ‘’Bu yetenek ardı ardına üç saldırı yapıyor; ne kadar hasar verirsen saldırı puanın da o kadar artıyor. Örneğin kullanıcının %40 canı kaldıysa, saldırı puanı %60, %30 canı kaldıysa saldırı puanı %70 artıyor. Canın %0 kaldı diyelim; ancak hala hayattasın, o zaman da saldırı puanın %200 artıyor…’’

 Şaşkına dönmüştüm: ‘’Vay arkadaş, bu nasıl saldırı böyle! [Üçlü Kan Darbesi]’nin yanında bizim [Kombo] resmen çöp kalıyor!’’

 Sığınan Misafir gülümsedi: ‘’Kesinlikle! [Kombo] gibi yetenekler kumaş ve deri giyen sınıfları öldürmek için gayet iyi sayılır. Hatta [Yansıtma] yeteneğini bile bu tarz hareketlerle atlatabilirsin. Bu arada Klan Başkanı Xiao Yao hazır muhabbeti açılırken sizi uyarmayı unutmamak lazım; saldırı puanınız çok yüksek olduğundan [Yansıtma]’ya dikkat etmeniz lazım. Tek yemeyin de…’’

  Sırıttım: ‘’Merak etme, [Yedi Yıldız Parçacıkları’nın Kesiği] uzun menzilli bir saldırı. Öte yandan, [Yansıtma] yalnızca fiziksel saldırıları yansıtabiliyor. Çoğu zaman, PK yaparken yakın dövüş yeteneklerini kullanmıyorum. Kullansam bile [Yansıtma]’yı atlatmak pek de zor sayılmaz.’’

 ‘’Tamam, o zaman sorun yok!’’

 ‘’Matcha, geri dönelim. Yedinci dalga başlayacak…’’

 ‘’Mm, tamamdır patron—‘’

…….

 Matcha’yla [Zhan Long]’un yanına geri döndükten sonra Han Bei Song çoktan [Üçlü Kan Darbesi]’ni öğrenmişti. Herifin şansı hiç de fena değildi; zira bu yeteneği öğrendikten sonra ciddi bir güç artışı yaşayacaktı. Nihayet herifin Jian Feng Han’ı tehdit edebilecek bir yeteneği olmuştu; aksi taktirde, [Kan Kontratı] [Öncü]’nün yanında gezen ufak bir sivrisinekten öteye gidemezdi.’’

  ‘’Durum nedir?’’ Li Mu sordu.

 ‘’Sistem duyurusuna bakarsan görürsün…’’ Kurt gülümsedi: ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao [Öncü]’yü deştiğinden Han Bei Song bossu öldürebildi, yanlış mıyım?’’

 Başımı iki yana salladım: ‘’Yok canım, sadece 20 kişi öldürdüm, sonra bir baktım diğerleri kaçıyor…Artık kimse İmparator Qin’in Kılıcı’na karşı savaşmak istememeye başladı…Bossu da Han Bei Song’un kendi adamları öldürdü. Hiç yardım etmedim…Neyse, onu bırakın da bizim durum nasıl?’’

  Yue Qing Qian gülümsedi: ‘’Genel olarak bakarsak işler gayet iyi gidiyor. Zhan Long kuzeyde beliren Beş Renkli Büyülü Okçular’ın %25’ini öldürmeyi başardı. Sırf bu sebepten klanın aldığı TP’nin haddi hesabı yok. Ayrıca Hayalet Yaratıklar’dan Altın Ekipman da düştüğü için para konusunda da gayet iyi durumdayız.’’

 ‘’Güzel. Klanın seviye atlamasına ne kadar kaldı?’’

 ‘’Büyük ihtimalle…onuncu yaratık dalgasında 4.seviyeye ulaşacağız. Eğer bu kadar adam kaybetmemiş olsaydık…’’ Yue Qing Qian endişeliydi: ‘’Şu an için, destek grubuyla ana grubun toplamı 1100+ gibi bir sayıya tekabül ediyor. Önümüzdeki dört yaratık dalgasından sağ çıkamayacağız diye korkuyorum.’’

 ‘’Merak etme…’’

 Mesafede, yaklaşan Ba Huang Şehri oyuncularına bakıyordum. Bu oyuncular meselenin başından beri durumu izliyorlardı ve fırsatın geldiğini anlar anlamaz kuzey tarafına bir deniz gibi akmaya başlamışlardı. Ne kadar güçlü olduklarını kestiremesem de sayı konusunda hiç de zayıf kalır yanları yoktu.
……

‘’Geliyorlar…’’

 Demir kapı açılmış ve güneş ışıklarının altında, kapıdan kıpkırmızı yaratıklar fırlamıştı. Alev alan toprağın üstünde insan vari kaplumbağaları görebiliyordunuz. Adeta Ninja Kaplumbağalar’a benzeyen bu yaratıkların alevlerle kaplı vücutları ve keskin pençeleri vardı.

 ‘’Vay arkadaş…’’ Li Mu geniş bir kahkaha savurdu: ‘’Ninja Kaplumbağalar’la savaşacağımızı düşünmemiştim. Aaah ahh, çocukluğumu hatırladım bir an…’’

 Kılıcımı kaldırıp, söylendim: ‘’Savaşa hazırlanın. Burada 72.seviye Hayalet Yaratıklar’dan bahsediyoruz, bırak şimdi başlatma çocukluğundan!’’

 “Keng Keng Keng…..”

 Ön saflardaki ağır zırh sınfı oyuncuları 72.seviye yaratıkları karşılamaya hazırlanıyordu. Bu esnada ben de hemen yaratıkların özelliklerine bir bakış attım.

……

【Alevli Kaplumbağa】(Hayalet Yaratık)
Seviye: 72
Saldırı: 1920-2040
Defans: 1500
Can: 40000
Yetenekler:【Kaplumbağa Kabuğu Savunması】【Alev Patlaması】【Yerçekimi Darbesi】

Açıklama: Alevli Kaplumbağa…Yer altındaki lav denizlerinde yaşayan bir yaratık türüdür. Vücut sıcaklığı yüksek ve Alev Ruhları’yla kaplı bir yaratıkrı. Alevli Kaplumbağalar [Eskilerin Şehri]’ne adım attıkları an alt seviye yaratıkları şehirden dışarıya sürmüşlerdir. O günden itibaren insanlarla mücadele etmeye başlayan bu yaratıklar şehrin orta-seviyeli koruyucularıdır!

 [] [] []