Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

285. Bölüm Kimde Kalacak?

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

 Kalkan elinde, Wang Ze Cheng grubuyla birlikte şehir surlarının altına doğru atıldı. NPC okçularının menziline girdikleri an gökyüzünü kaplayan oklar onlara yönelmişti; lakin Wang Ze Cheng’in temel defansı 2900 civarlarında olduğu için her ok herife yaklaşık 100 hasar veriyordu. Her ne kadar dört bir yandan gelen oklara maruz kalıyor olsa da, arkasında duran 20 şifacı sayesinde hayatta kalmayı başarabiliyordu!

 ‘’Siktir…’’

  Prag’ın bölgesinde, Başkan Yardımcısı Fırtına’nın ağzı sonuna kadar açılmıştı: ‘’Cang Cheng’in defansı gerçekten de acayip yüksekmiş. Ba Huang Şehri’nin en fazla defansa olan şövalyesi olmasına şaşmamalı…’’

 Savaşçı Yan Zhao kılıcını kavrayarak dişlerini sıkıyordu: ‘’Hmph!’’

 ‘’Klan Başkanı. Öldürecek miyiz?’’ Prag’ın Üstatları’ndan biri olan 63.seviye kılıç ustası, Gökyüzü Kahramanı söylendi.

 Yan Zhao sakince cevaplamıştı: ‘’Tükürdüğümüzü yalayacak değiliz. Cang Cheng bize yaklaşmadığı sürece harekete geçmeyeceğiz…’’

 ‘’Anlaşıldı…’’

……

 Wang Ze Cheng’in 300 adamla Prag’ın önünden geçtiğini gören Li Mu yumruklarını sıkarak söylendi: ‘’Böyle…oturup, Cang Cheng’in gitmesini mi izleyeceğiz? Herifler hala daha bizim işimizi bitirmek istiyor, unutmasak diyorum…’’

 Lian Po: ‘’Hmph, belki de bıraksak daha iyi olur. Evsiz köpeğin teki zaten…’’

 “Keng!”

 İmparator Qin’in Kılıcı’nı çektim.

 ‘’Xiao Yao, ne yapıyorsun?’’ Lian Po şaşkına dönmüştü.

 Wang Ze Cheng’e bir bakış attıktan sonra soğuk ses tonumla cevapladım: ‘’Öyle bir adamın peşini bırakacak değilim. Beni bekleyin, Wang Ze Cheng’i öldürdükten sonra geri döneyeceğim…’’

 ‘’Sen….iyi tamam…’’ Lian Po çaresizce söylendi.

 Yue Qing Qian gülüyordu: ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao’nun kişiliğine hayranım. Büyük Kardeş, hadi gidelim! Ben de geleceğim seninle!’’

 ‘’Tamamdır’’

 Ellerinde hançerleri, Yue Qing Qian [Mutlak Adım]’ı aktif ederek hızlanmıştı. İkimiz de ilerleyerek, Prag’ın defansına yaklaştık. Wang Ze Cheng’e saldırabilmek için buradan geçmemiz gerekiyordu.

 ‘’Durun!’’

 Gökyüzü Kahramanı kılıcını kaldırarak kükredi: ‘’Prag sizleri tanıyor. Zhan Long’un Klan Başkanı Kaygısız Xiao Yao ve Başkan Yardımcısı, Yue Qing Qian, lütfen uzak durun. Umarım durumumuzu anlayabiliyorsunuzdur!’’

 ‘’Ne durumuymuş?’’ Yue Qing Qian soğuk bir ses tonuyla söylendi: ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao, geçmene yardım edeceğim!’’

 Güzller güzeli süikastçi [Tanrı’nın Dansı]’nı aktif ettiği gibi Prag’ın defansına atılmıştı. Ellerini havaya kaldırdığı gibi [İkiz Hançer Harmonisi] kalkan duvarında bir boşluk açmayı başardı. Shua! Tek bir hamlesiye Prag’ın şövalyelerinden birkaçını geri çekilmeye zorlamıştı. Yue Qing Qian ifadesiz suratıyla söylenmeye başladı: ‘’Beni durdurmaya çalışmayın, yoksa olacaklara karışmam!’’

 Aniden, Prag’ın oyuncuları şaşkına dönmüştü; çoğu uzun zamandır Prag’ta oldukları için eski Başkan Yardımcıları’nın ne denli güçlü olduğunu iyi biliyorlardı. Bu sözler duyulduktan sonra heriflerden birkaçı geri çekilmeye başlamıştı.

 Buna rağmen Gökyüzü Kahramanı kılıcını kavradığı gibi geniş bir kesik atarak Yue Qing Qian’ın hançerlerini durdurmuştu. Herifin gücü Yue Qing Qian’ı birkaç adım geriye çekilmeye yetmişti!

 “Pa……”

 Çabucak ileriye atılıp, düşmekte olan Başkan Yardımcı’mı kucakladım ve fırsattan istifade ederek İmparator Qin’in Kılıcı’yla [Rüzgar Kılıcı]’nı aktif ederek Gökyüzü Kahramanı’na saldırdım. Herif korkudan ne yapacağını bilememiş ve saldırımı karşılamak için [Gök Sallayan Kesik]’i aktif etmişti. Benimle güç konusunda mücadele etmeyi seçtiğine göre, muhtemelen aklını kaçırmış olmalıydı!!

 Peng!

  Merkezde ikimiz, etrafa sağlam bir şok dalgası yayıldı. Birkaç metre ileriye adımladıktan sonra Gökyüzü Kahramanı’nın vücudunu havaya çaldım. Herif havaya savrulduktan sonra kalabalığın orta yerine düşmüştü. Saldırı puanı ve güç bakımından herifle aramdaki fark akılalmaz bir derecedeydi. Benimle aşık atabileceğini bile düşünmesi gerçekten komiğime gitmişti.

 Boş kolumda Yue Qing Qian, kılıcımı doğrultarak kükredim: ‘’Yue Qing Qian’a hamle yapmaya kalkan herkes bendeniz, Li Xiao Yao’ya meydan okuyor demektir. Eğer bana inanmıyorsanız gelin de deneyin bakalım!’’

  Yue Qing Qian kıpkırmızı kesilen suratıyla göğsüme yapışmıştı.

 Arkamdan gelen Yan Zhao’nun sesini duyabiliyordum: ‘’Sakin olun, bırakın Kaygısız Xiao Yao ve Yue Qing Qian geçsin. Li Xiao Yao, çabuk olun; eğer daha fazla gecikirseniz Cang Cheng kaçacak!’’’

 Kalkanlar anında ayrılmış ve Yue Qing Qian’ı yere bırakmadan önce Yan Zhao’ya teşekkür dolu bir bakış atmıştm. Ardından, [Hız]’ı aktif ettiğim gibi [Kahramanın Heybeti]’ne doğru koşmaya başladım. Humph, Wang Ze Cheng’i öldüremezsem, Zhan Long Ba Huang’da sağlam bir yer kazanamayacaktı. Q-Kılıcı’na adamlarını kullanarak bize bulaşmaya yeltenmemesi gerektiğini öğretmem lazımdı!

……

“Shasha…..”

 Mor Botlarım çimenleri adımlıyordu. Çok geçmeden [Kahramanın Heybeti]’nin oyuncuları beni fark etmişti. Kadın okçulardan biri yayını gerdikten sonra söylendi: ‘’Kaygısız Xiao Yao geldi, başımız belada!’’

 “Sou!”

  Aniden bana doğru bir [Delen Ok] gelmeye başlamıştı; lakin bir anlığına duraksayınca ok burnumu teğet geçerek, vücudumu ıskalamıştı. İçten içe heyecanlanmadan edememiştim; zira artık oyuna başlayalı bir aydan fazla olmuştu ve oyun mekaniklerine alışmayı başarmıştım. Kontrolleri kullanmak ve hareket etmek benim için doğal faliyetler haline gelmişti. Savaş taktiklerine odaklandığım sürece PK yeteneklerim Q-Kılıcı ve Jian Feng Han’dan daha düşük olmayacaktı.

 ‘’Klan Başkanı’nı koruyun!’’

 [Kahramanın Heybeti]’nden bir grup şövalye öne atılarak, NPC oklarına maruz kalan Wang Ze Cheng’in önünü sarmaya başladı. Herifin canı %50 sularında dolaşıyordu.

 Defansa doğru atıldıktan sonra aniden vücudumu eğerek [Atik Kılıç]’ı aktif ettim!

 “Kacha!”

 Defansı geçtikten sonra kılıcım titremeye başlamış ve direkt olarak Wang Ze Cheng’e doğru [Yedi Yıldız Parçacıkları’nın Kesiği]’ni yollamıştım. Aynı esnada, saldırıyı yolladığım tarafta duran şifacılar da duruma karşı koyamamışlardı. Yani anlayacağınız, tek taşla üç beş kuş vurmuştum.

Hong!
4273!
5001!
4727!
3019!

……

 Birbiri ardına fırlayan hasar sayılarından 2019, Wang Ze Cheng’in başının üstünde belirmişti. Saldırıya maruz kalan şifacılar ve okçulardansa hayatta kalmayı başaran tek bir kişi bile görünmüyordu.

 Ah!

 Canının aniden yere vurduğunu gören Wang Ze Cheng’in suratı solmuştu. Herif şu an için bölgenin kontrolü dahilinde olmadığını iyi biliyordu ve üstelik…ikinci saldırım da yoldaydı!

 Beş parmağımı uzattıktan sonra aktif ettiğim yetenek tabii ki de [Virane Diyar]’dan başkası değildi!

  Havaya fırlayan İmparator Qin’in Kılıcı’nın ilüzyon vari üç gölgesi Wang Ze Cheng’in göğsünü delmiş ve yaşananlar herkesi şaşkına çevirmişti. Sonuçta herifin 2900 defansı olsa da, benim de toplamda 8000 civarı saldırı puanım vardı. Aramızdaki farkı hesaplamak bile söz konusu değildi!

4478!

 Hasar sayısı havaya fırladıktan sonra Wang Ze Cheng’in dizleri yere çökmüş ve herif nefret dolu gözlerle bana bakmıştı: ‘’Li Xiao Yao, bunu unutma sakın!’’

 Kılıcımı kınına geri soktuktan sonra cevapladım: ‘’Ezikleri öldürdüğüm zamanları hatırlamıyorum, kusura bakmazsın artık…’’

 Başımı çevirip, mekanı terk etmeye koyulduğumda [Kahramanın Heybeti]’nden yoluma tek bir kişi bile çıkmamıştı. Karşımda demirden kalkan olarak gördükleri klan başkanları bile boyun eğmişken, diğerleri adım atmaya cesaret edemiyordu.

 Çok geçmeden acı dolu çığlıklar gökyüzünü kaplamaya başladı. Ana defans olarak okları tanklayan Wang Ze Cheng’i kaybettiklerinden, [Kahramanın Heybeti], surlardaki NPC okçularına birer birer yem olmay koyulmuştu. Aralarından birkaç tanesi kaçmayı başarmış olsa da, oracıkta yerde duran altın yüzüğü kimse almaya cesaret edememişti…Wang Ze Cheng’den düşen bir yüzüğün değersiz olmasına imkan yoktu; her ne kadar Prag’ın bu yüzüğü alacak gücü olsa da, Yan Zhao adamlarının canını tehlikeye atacak bir girişimden her zaman kaçınmayı tercih eden bir adamdı.

……..

 Zhan Long’un olduğu bölgeye döndüğümde, etrafa bir bakış attım ve %7 canı kalmış olan bossu gördüm; lakin bossa saldıran ciddi bir klan topluluğu görünmüyordu. Yalnızca ufak tefek klanlar saldırıyordu; ancak bu klanlara ait oyuncular boss tarafından katlediliyorlardı. Bu kadar uzun yaşamayı başaran bir bossun güçsüz olacağını düşünmek gerçekten aptalcaydı. Lakin tabii [Öncü] ve [Prag] gibi klanlar olaya müdahil olsaydı, muhtemelen boss 10 dakikaya kalmadan yere yığılırdı.

 ‘’Klan Başkanı, bossa saldırıyor muyuz?’’ Li Mu sordu.

 Ejder Kaplumbağası’nın kalan canına baktıktan sonra başımı iki yana salladım: ‘’Acele etmeye gerek yok, şimdilik harekete geçmeyelim…lakin bossa yaklaşsak iyi olur. Kendimizi hazırlayacağız; zira bir sürü insan saldırmaya çalışacaktır. Yine de, avantaj bizden yana…’’

 ‘’Hangi avantajmış o?’’ Yaşlı K sordu.

 Yue Qing Qian gülümsedi: ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao’nun saldırı puanı konusundaki üstünlüğü tabii ki. Ejder Kaplumbağası’nın yalnızca 3000 defansı var; ancak gizli özelliklerini ve yeteneklerini de eklersen bu sayı 15,000’e fırlıyor! Düşünebileceğin üzere, bossun canı azalırsa Büyük Kardeş Xiao Yao direkt işi bitirebilir!’’

 Başımı öne salladıktan sonra gülümsedim: ‘’Aynen öyle, Ejder Kaplumbağası’nın 700,000 canı var, yani %1 canı 7000’e tekabül ediyor. Mujtemelen tek bir [Kombo]+[Virane Diyar] ikilisine olayı bitirebilirim. Eğer bossun canı %3’e düştükten sonra harekete geçersek kesinkes avantaj bizden yana olacaktır! Li Mu, Wang Jian, Qing Qian, Yaşlı K, siz [Öncü] ve [Prag]’a odaklanın. Öyle kolay kolay bizden boss çalmayı akıllarına bile getirmesinler…’’

  ‘’Tamamdır!’’

 Bir grup oyuncu hızla ilerliyordu; bahsi geçen bu grup 50 oyunculuk Zhan Long grubundan başkası değildi. Yaratığa 40 metre yaklaştıktan sonra durmuşlardı,

 Hemen yakınlarda, [Karanlık Saray]’ın Klan Başkanı, Karanlık Bulutlar bossun kabuğuna bir hamle yaptıktan sonra kükredi: ‘’Xiao Yao, neden saldırmıyorsunuz?’’

 Mesafeye baktım: ‘’Jian Feng Han ve Yan Zhao daha harekete geçmedi. Dikkatli ol, gizliden saldırmasınlar!’’

……

 Bossun öldürdüğü oyuncuları saymak mümkün değildi. Aynı esnada, yaratığın da canı gitgide düşüyordu. [Öncü]’nün adamları daha fazla geride duracakmış gibi görünmüyorlardı; zira Jian Feng Han kılıcını yukarıya kaldırmıştı. Buna karşılık, 13 Kartal arkada kalacaktı; belirledikleri taktik şu şekildeydi, bir grup ağır zırh sınıfı ileriye atılarak bossun canını %2’ye indirecekti.

7%!
6%!
5%!

 Bossun canı %5’e inince söylendim: ‘’Daha fazla bekleyemeyiz, ilerleyin! Karanlık Bulutlar, geliyoruz! Bakalım son vuruşu kim alacak!’’

 ‘’Tamamdır!’’

 Mesafede, Jian Feng Han Alevli Bulut Kılıcı’nı kaldırarak kükredi: ‘’13 Kartal, saldırın!’’

 Savaşı Yan Zhao kılıcını kaldırarak emrini verdi: ‘’İleri!’’

 [] [] []