Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

93. Bölüm Ateş Feneri Miğferi

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

 

 “Shua!”

 [Rüzgar Kılıcı]’yla ileri atıldım ve Ceset Şefi’nin vücuduna sağlam bir darbe indirdim. Acı dolu bir çığlık atan yaratık neredeyse ikiye bölünmüştü. Kopacakmış gibi görünen kolunda bir sürü solucan ve kurtçuk seçilebiliyordu. İğrenç herif… Ancak buna rağmen yaptığım saldırıyla yaratığın işini bitirememiştim. Bossun canı %0’a inmiş olsa da azıcık bir canı hala duruyordu. Hadi bitirelim şu işi!

  ‘’Gebertin şunu!’’

 [Uçan Ejderha]’nın lideri ileri atıldı ve bir kez daha asasını kaldırarak [Ateşin ve Buzun Sütunu]’nu kullandı!

 “+600!”

“779!”

  Saldırıya maruz kalmadan önce [Tedavi]’yi kullandığım için ölmemiştim. Tabii bu esnada tepede duran Mavili ve Henüz Kırmızı Değil de şövalyelerden kaçıp, canımı dolduruyordu. Resmen hayatım ufak bir ipliğe bağlıydı.

  ‘’Siktir git!’’

  41.seviye Savaşçılardan biri ileri atıldı ve [Alev Baltası]’nı jullanarak saldırdı. [Uçan Ejderhalar]’ın ikinci resmileştirmesini almış bir sürü oyuncusu vardı.

  Sakin bir tavırla, durumu inceledim. Baltanın sırtıma doğru geldiğini görünce kenara çekildim ve saldırı savuşturdum. Bu tarz bariz hamlelerin bana vurma şansı yoktu. Her ne kadar adamın saldırısı bana ulaşamamış olsa da, herifin ismi çoktan renk değiştirmişti. Zaman kaybetmeden savaşçıya saldırmaya koyuldum!

 “Rawr!”

  Bossun baltası bana doğru geliyordu!

  O kadar hızlı bir şekilde eğildim ki, bossun baltası başımı teğet geçti. Arkamda duran 43.seviyedeki savaşçı benim kadar hızlı davranamamış ve 1407 hasar almıştı. Nasıl olduysa herif ölmemişti. Ya ekipmanı kaliteliydi ya da dayanıklılığa birkaç puan vermişti.

  Yeşim Şehri’nin Kılıcı herifin boğazına doğru atıldı ve herif anında yere yığıldı. İsmim kırmızıya dönmemişti zira saldırdığım adamın ismi griye döneli çok olmuştu.

……

  Başımı çevirip, saldırılarıma devam ettim. Bossu öldürmemiz gerekiyordu. Tepede duran ve bossa uzaktan saldırmakla görevli olan büyücülerimizin çoğu hayatını kaybetmişti. Yani bütün baskı benim üzerime kalmıştı.

  Yeşim Şehri’nin Kılıcı dans etmeye koyulmuş ve bossa doğru hızla atılmıştı. Sonunda yaptığım normal bir saldırıyla bossu öldürmeyi başarmıştım!

  “Shua!”

  Altın paralar etrafa saçılmış ve bir anda 2 seviye atlayarak 44 olmuştum. Mor bossun verdiği TP cidden hafife alınacak gibi değildi.

  Bu esnada elimi uzatıp düşen eşyaları aldım; kızıl bir miğfer, keskin bir balta ve… kan kırmızısı bir tablet, bu tablet… hassiktir, ilk Klan Kurma Tableti!

……

“Pa!”

  Tableti aldığım gibi envantere attım ve görev tamamlandı!

  Daha değil!

  [Buz Kılıcı] göğsümü delip geçmişti. Arkamda duran 41. Seviye kılıç ustası kritik bir darbeyle bana 1128 vurmuştu. Bu sırada liderleri kükredi: ‘’Öldürün şunu!’’

  Bir kez daha [Ateşin ve Buzun Sütunu]’na maruz kalmıştım. Ayaklarımın altından yayılan alevler vücudumu sarmalamış ve hayatımı kaybetmiştim!

  Bir seviye düştüğüm gibi ruhum vücudumdan ayrıldı ve bedenimden kızıl bir tabletin fırladığını gördüm. Yükselen Ejderha tableti aldığı gibi bir kahkaha patlatmıştı: ‘’Wow, ilk Klan Kurma Tableti!!! Hahahah, ilk Klan Kurma Tableti’yle, [Uçan Ejderhalar] klanım dünyanın en iyisi olma yolunda ilk adımını atacak!! Hahahahah!!!’’

  Parti chatinde kükredim: ‘’Mavili, ne bekliyorsun? Dirilt beni hemen!’’

  Tepenin üstünde duran oyuncular arasından acı dolu bir çığlık duyuldu ve Henüz Kırmızı Değil yere yığıldı. Tepenin kenarından Mavili belirmişti. Göğsünü delip geçen kılıçtan sebep %17 canı kalmıştı ve son gücüyle [Diriltme]’yi kullandı!

……

“Shua!”

  50% CP/MP. Bir anda öldüğüm yerde dirildim. Kılıcımda altın altıgenler belirmiş ve Kombo’yu kullanarak Yükselen Ejderha’nın Mana Kalkanı’na saldırmıştım: ‘’Şerefsiz herif. Geber!’’

  Kalkanı bükülmeye başlamıştı; sertliği de artmıştı. Yükselen Ejderha’nın gözleri sonuna kadar açılmış ve herif asasını kaldırarak [Ateşin ve Buzun Sütunu] kullanmıştı, geri çekilmeyi düşünmüyordu. Bu herif beni öldürebileceğini düşünecek kadar kibirli miydi?

  ‘’Kaygısız Xiao Yao, ya bu kalkanımı aşıp beni öldüreceksin, ya da geberip gideceksin!’’ Bir kahkaha patlattı.

  Kılıcımı savurdum. Bir kez öldükten sonra bütün yeteneklerim dolmuştu. Hadi bakalım, [Tek Kişilik Ordu]!

 “Bang bang bang……”

  Ardı ardına başarıyla inen saldırıların sesi havada yankılandı. Görünüşe göre Yükselen Ejderha saldırılarımın tekrar dolacağını hesaba katmamıştı. [Tek Kişilik Ordu]’nun gücü sayesinde Mana Kalkanı gitgide zayıflıyordu. Nasıl olur da benim saldırı puanım, normal bir kılıç ustasının saldırı puanıyla karşılaştırılabilirdi?

  Bang!

  Herife bir omuz attım ve Mana Kalkanı’yla birlikte yere yığıldı.

 “Ugh!”

  [Rüzgar Kılıcı], geliyor!

  Rüzgar Kılıcı’nın akılalmaz gücü Mana Kalkanı’nı delip geçmişti. [Tek Kişilik Ordu] kombosunun hetbeti karşısında, Yükselen Ejderha sürekli geri çekiliyordu ancak sırtı duvara yaslanmıştı.

Pa…….”

  Gümüş Bağcıklı Botlarım yerde dans ediyordu. Herifi öldürmem lazımdı. Kılıcımdan etrafa saçılan buz kristalleri görülmeye değer bir manzaraydı, çünkü [Keskin Buz Kılıcı]’nı kullanıyordum!

 “Puchi!”

  Herifin göğsünde açtığım derin delikten etrafa kan fışkırmaya koyuldu!

 “1009!”

  Temiz bir hamle. Canını doldurması için tek bir şans bile vermemiştim. İşte bu gerçek bir kılıç ustasının gücüydü!

…

“Pa!”

  Elimi uzatıp, yere düşen klan kurma tabletini aldım. Geriye çekilmeye çalışsam da, vücuduma bir acı dalgası yayılmış ve burnuma da barut kokusu gelmeye başlamıştı. Silahşörler…

  Bunun yanında [Keskin Rüzgar] büyüleri, [Buz Saçağı] da üstüme yağıyordu. Dizlerim yere yıkıldı ve oracıkta hayatımı kaybettim!

  Ruh formuna girdiğim an hemen envanterimi kontrol ettim. Hassiktir, bronz miğferim düşmüştü ancak düşen yalnızca bu kadarla kalmıştı. Bosstan düşürdüğüm iki parça ekipman ve tablet hala envanterimde duruyordu. Yüksek karizmaya sahip olmanın faydaları işte!

 “Shua!”

  Mezarlıkta gözlerimi açtım, ruh formunda, General Li Mu, Wang Jian ve Bai Qi yanımda duruyordu. Bana şaşkın gözlerle bakıyorlardı: ‘’Xiao Yao, seni de mi öldürdüler? 42’ye düşmüşsün, iki kez mi öldün?’’

  Ellerimi kaldırıp gülümsedim: ‘’E ne olacaktı yani, zaten ölmeye alıştım…’’

  Li Mu yumruklarını sıktı: ‘’Durum nasıl?’’

  Gülümsedim ve envanterimden kızıl bir tablet çıkardım: ‘’Bilin bakalım bu elimdeki ne?’’

  ‘’Klan Kurma Tableti!’’ Li Mu’nun gözleri neredeyse yerlerinden fırlayacaktı. Wang Jian, Bai Qi ve Lian Po da havaya zıplamıştı!

  Bir kahkaha patlattım: ‘’Hayır, bu Gizemli Ateş Tableti…’’

  ‘’Hadi oradan!’’

  ‘’Hahahah, sıra sizde bakalım…

  ‘’Ah, tabii ki!’’

……

  ‘’İlk olarak dirilmemiz lazım. Muhtemelen [Uçan Ejderhalar] başımızda bekliyordur.’’ Diye fısıldadı Li Mu.

  Başımı öne doğru salladım: ‘’Ah, benim cesedimin başında bekleyeceklerine şüphe yok. Gizemli Ateş Tableti’nin… Ah pardon, Klan Kurma Tableti’ni bu şekilde takaslamamız mümkün değil. İlk önce dirilmek için bir yol bulmamız lazım. Daha sonra konuşuruz!’’

 “Ah!”

  Grup hemen bossun mekanına doğru ilerledi. Tabii Klan Kurma Tableti’ni elde ettiğimiz için herkesin modu acayip keyifliydi.

 Geri döndüğümüzde durum beklediğimiz gibiydi, [Uçan Ejderhalar] cesetlerimizin başında bekliyordu. Hatta Yükselen Ejderha bile dirilmişti. Asa elinde, öfkeyle kükredi: ‘’Formasyonu oluşturun! Süikastçiler etrafa dağılsın. Dikkatinizi bir an için bile olsa dağıtmanızı istemiyorum. Sakın ışınlanma kağıtlarını kullanmalarına izin vermeyin. Gerekirse 24 saat boyunca burada bekleyeceğiz!’’

……

  ‘’Vay arkadaş, 24 saat mi, insanda biraz acıma olur…’’ Li Mu gülümsedi.

  Ben de gülümsemiştim: ‘’O zaman bırakalım da 24 saat boyunca beklesinler. Sonuçta [Uçan Ejderhalar] bütün klanı buraya yığacak değil ya! Sayıları 30’a inerse dirilir ve herifleri gebertiriz. O zaman görürüz bakalım neler olacağını!’’

  General Bai Qi bir kahkaha patlattı: ‘’Öyle tabii! Gebertelim şunları!’’

  ‘’Xiao Yao, daha demin boss birkaç eşya düşürmüş gibiydi. Ne düştü?’’

  Envanterime baktım ve iki eşyayı çıkardım.

【Ateş Feneri Miğferi】(Mor Ekipman)

Tip: Zırh

Defans:180

Güç:+35

Dayanıklılık:+32

MP Direnci:Büyü saldırılarının hasarını %2 azaltır.

Ekstra:Saldırı Puanını %4 arttırır.

Kullanılması İçin Gerekli Seviye:45

……

  Özelliklerine baktığım gibi şok olmuştum. Vay arkadaş, sadece defansı bile Yenik Düşmüş Ordu’nun Kalkanı’ndan daha fazlaydı. Eğer 45. Seviyeye ulaşan bir oyuncu böyle özellikler veren mor ekipman setine sahip olursa, muhtemelen ölüm yüzü görmezdi! Güzel!’’

  ‘’Vay anasını, mor ekipman!!!’’ Li Mu’nun gözleri sonuna kadar açılmıştı: ‘’Kutlarım Xiao Yao. Bu ekipman cidden tanrı seviyesinde, ahhh, bir de saldırı puanını %4 arttırıyor. 1000 saldırın olduğuna göre ekstradan 40 saldırıya sahip olacaksın, güzel!’’

  Biraz utanmıştım: ‘’Bu…. Sanırım kabul edeceğim…’’

  General Wang Jian bütün kalbiyle söylendi: ‘’Anlaşmamıza göre tabii ki sen alacaksın. Sıkıntı yok, diğerine bakalım!’’

“Ah.”

  Baltaya bir bakış fırlatıp, gülümsedim: ‘’Altın ekipman olan bir balta…’’

……

【Gururlu Cennet Baltası】(Altın Ekipman)

Saldırı:340-590

Güç:+27

Dayanıklılık:+24

Ekstra:Saldırı Puanını %5 arttırır.

Ekstra:Rakibin defansının %2’sini görmezden gelir.

Kullanılması İçin Gerekli Seviye:45

……

 Bai Qi’nin gözleri alev almıştı: ‘’Vay arkadaş, 590 saldırı puanı!’’

  Ekipman sıralamalarına bir bakış fırlattım; elimdeki Yeşim Şehri’nin Kılıcı üçüncü sıraya düşmüştü. Tabii bu baltanın saldırı gücü kılıcımdan daha yüksekti.

  Gururlu Cennet Baltası’nı tutarken söylendim: ‘’Ekipmanları sınıflara göre dağıtacaksak, bu baltayı Bai Qi’ye verelim diyorum, kabul ediyor musunuz?’’

  Li Mu başını iki yana doğru salladı: ‘’Hayır, bizi Jian Feng Han’la karıştırma. Bu eşyayı elde etmek için o kadar uğraştın. Sen olmasaydın bu bossu kesmemiz imkansızdı, ayrıca Bai Qi bu baltayı haketmiyor. Xiao Yao sen zengin bir adam değilsin, baltayı al ve RMB karşılığında sat gitsin. Bize karşı her zaman iyi davrandın, hatta Klan Kurma Tableti’ni bile bize verme niyetindesin. Sadece bu tablet bile en azından milyonlar eder.’’

  Dudaklarımı büktüm: ‘’Tamamdır, dediğin gibi olsun.’’

 Bai Qi gülümsedi: ‘’Ah, tamamdır!’’

  Wang Jian uzaktan [Uçan Ejderhalar]’a üye olan oyunculara bakıyordu: ‘’Bu herifler daha ne kadar bekleyecek burada?’’

  Düşündüm: ‘’Yukarıdaki bilir…’’

……

  Birkaç dakika geçtikten sonra güzeller güzeli Cang Tong’dan bir mesaj geldi: ‘’Xiao Yao, duyduğuma göre [Uçan Ejderhalar] cesetlerinizin başında bekliyormuş?’’

  ‘’Oh tanrım, kötü haber çabuk yayılıyor desene…’’

  Lin Wan Er gülümseyen surat yolladı: ‘’Şu anda [Kahramanın Heybeti]’nin ikinci komutanıyım. Anında 500 adamla oraya gelebilirim, ne diyorsun?’’

  Sitem ettim: ‘’Hayır. Adam dediğin işleri kendi halleder, başkasından yardım alamam…’’

  Lin Wan Er: ‘’Tek istediğim size kurtarmak. Kenarda durup hiçbir şey söylemeyeceğimi mi düşünüyorsun? Bekle de gör bakalım, [Uçan Ejderhalar]’ı nasıl temizliyorum!’’