Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

281. Bölüm Süper Üçlü

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

“Shua Shua…..”

 İki Tanrı’nın Ordu Kartı elimdeydi. Elimi sıkar sıkmaz Beş Renkli Büyülü Okçular’ın hemen tepesinde kızıl bulutlar oluşmaya başlamış ve bulutlardan fırlayan kılıçlar 4,000 civarı hasarlar vermeye başlamıştı. Şu an için [Kan Emen]’den sebep saldırı puanım zirve yapmış durumdaydı.

 Lakin bu, aynı zamanda yaratıkların odağını çekeceğimi gösteriyordu. Çok geçmeden gökyüzünü kaplayan okların büyük bir kısmı beni hedef almaya koyulmuştu.

 ‘’Dikkatli ol, Büyük Kardeş Xiao Yao!’’ Yue Qing Qian çığlık attı.

 Elimi havaya savurduğum gibi [Kızıl Ejder’in Kalkanı]’nı aktif etmiştim. Sürekli saldırıp, saldırıya uğradığım için öfke puanlarım dolmuştu. [Kızıl Ejder’in Kalkanı] okları karşılarken kükredim: ‘’Yakındaki Şifacılar, bana odaklanın!’’

 “Peng peng peng….”

 Zırhım ok yağmurunu maruz kalıyordu. Oklar gerçekten öyle hafife alınacak saldırılar değildi. Aslında bunlara ok demek bile doğru olmazdı; zira çoğu demirden mızrakları andırıyordu.

 Vücudum hafiften titredi. Sahip olduğum defans ve sürekli vücudumu yıkayan [Tedavi] ışıkları sayesinde mucizevi bir şekilde hayatta kalmayı başardım. Bu sayede [Zhan Long] yerini koruyabilmişti.

 ‘’Saldırıya başlayalım mı?’’ diye sordu Kurt.

 ‘’Hayır!’’ Diye cevapladım: ‘’Biraz daha bekleyeceğiz. Eğer rastgele saldırıya geçersek formasyonumuzu dağıtırız. Olur da tanklarla şifacıların arasında ciddi bir mesafe açılırsa, yoktan yere adam kaybederiz…’’

 ‘’Ai! Senin dediğin gibi olsun Büyük Kardeş Xiao Yao!’’

………..

  Diğer tarafta, [Uçan Ejderhalar] saldırmaya başlamıştı. Yükselen Ejderha elini havaya savurarak kükredi: ‘’Herkes, ilerlesin! NPC okçuların formasyonunu dağıtın! Kazanabiliriz!’’

 4000 [Uçan Ejderhalar] oyuncusu harekete geçtiğinde toprak titremeye başlamıştı!

 Beş Renkli Büyülü Okçular uzun yaylarını kaldırarak, saldırıya geçtiler. Oklara maruz kalan [Uçan Ejderhalar] oyuncuları birer birer ölmeye başlamıştı. Hatta gruplardan biri dönüp, kaçmaya bile çalışmıştı. Sarhoş Mızrak dişlerini sıktı: ‘’Böyle ilerlemeye çalışırsak herkesin hayatını tehlikeye atmış olmayacak mıyız? Formasyonumuz çoktan dağıldı. Ne yapmalıyız?’’

 Yükselen Ejderha asasını kaldırdı: ‘’Saldırmaya devam edin. Kayıplar elbet yaşanacaktır; bu dalgayı atlatmamız lazım!’’

……

 [Uçan Ejderhalar]’ın kayıplarına kıyasla, Zhan Long birkaç adam kaybetmenin yanında formasyonunu korumayı başarmıştı. 60 saniyelik savunmanın ardından yaratıkların formasyonu sıkılaşmaya başladı. Tahmin ettiğim olay gerçekleşiyordu. Arka taraftaki yaratıklar öndeki yaratıkları bize doğru itiyordu!

 ‘’Formasyonu koruyun ve yavaştan saldırmaya başlayın!’’

 İmparator Qin’in Kılıcı’nı kaldırdığım gibi [Yedi Yıldız Parçacıkları’nın Kesiği]’ni aktif ettim. Ufak sayılamayacak kaplanım hemen ileriye atılmıştı. Bizle karşılaşan yaratıkların savunacak zaman bile bulamadığını görünce heyecanlanmıştım. Kaşla göz arasında yaratık gruplarından birini temizlemiştik. Tabii kaplanımın aldığı hasarların da hafife alınacak bir yanı yoktu; neyse ki can çalma yeteneği olduğundan hayatta kalmayı başarabilmişti.

 Li Mu, Wang Jian ve diğerleri kılıçlarını kaldırarak ilerlemeye başladı. Kurt ve Yue Qing Qian’ın ana önceliği rakipleri sersemletmekti. Aynı esnada ön saflardaki oyuncular ölmeye başlayınca, ileriye atılıp yaratıkları öldürecektik!

  Kılıcımda beliren altı altın altıgen 7.seviye [Kombo]’yu işaret ediyordu ve çabucak iki okçuyu öldürmüştüm. ‘Pata.’ Yere bir bakış attığımda uzun mesafe saldırılarının gücünü %15 ve saldırı hızını %5 artıran bir kart görmüştüm. Bu kart özellikle Okçular ve Silahşörler için yapılmışa benziyordu. İlk kartı Dans Eden Orman’a diğeriniyse Fox’a verdim. Böylece insanların yalnızca stüdyomdaki oyunculara baktığımı söylemesine de engel olacaktım.

 Arkasında 50 Silahşör tutan Fox bize destek vermeye başladı. Silah sesleriyle birlikte ortalığı kaplayan barut kokusuna yere yığılan yaratık cesetleri eşlik ediyordu. Nihayetinde yaratıklar saldırılarımızdan sebep dağılmışlardı!

 ‘’Fox, sağ taraf daha fazla dayanamayacak. [Sis Perdesi]’ni kullan!’’ Kurt kükredi. Sağ taraftaki şövalyelerin neredeyse canları kalmamıştı.

 ‘’Tamamdır!’’

  Fox hemen [Sis Perdesi]’ni aktif etmiş ve bu sayede sağ taraftaki NPC okçularının görüşleri kapanmıştı. Rakiplerini göremeyen okçular oracıkta salak salak dikiliyorlardı!

  Her ne kadar pozisyonumuzu korumakta güçlükler çekmiş olsak da, Zhan Long’un ana partysi ağır kayıplar vermemişti; yalnızca 100 civarı oyuncuyu uğurlamıştık. Buna karşılık diğer klanlar bizim kadar şanslı ve organize değillerdi. Altıncı dalgada ortaya çıkan yaratıklar diğer klanlardan en azından 300’er adam öldürmeyi başarmışlardı.

………..

 En fazla kayıp yaşayan klansa [Uçan Ejderhalar]’dan başkası değildi. Yükselen Ejderha rakibi küçümseyerek saldırmaya çalıştığı için [Uçan Ejderhalar] bir sürü adamını kaybetmişti. Her ne kadar oyuncuların saldırıları vahşi ve acımasız olsa da, karşılarında duran NPCler’in de onlardan pek farklı yoktu. Tek bir bakışta yerde en azından 2000 [Uçan Ejderhalar] oyuncusunun yattığını görebiliyordunuz. Yükselen Ejderha yaşananları izledikçe suratını kapatmaya çalışıyordu.

 ‘’Patron…Saldırsana, niye duruyorsun…’’ Siyah Kaplumbağa söylendi.

  Yükselen Ejderha hemen konuşmaya başlamıştı: ‘’Nasıl olur da…bu kadar kayıp verebiliriz? Ağır zırh sınıfı oyuncularımızın %70’inden fazlasını kaybettik. Bu…Bu nasıl bir etkinlik böyle? Oyuncu katliamı yapmak için falan mı oluşturulmuş?’’

 Siyah Kaplumbağa hafifçe söylendi: ‘’Asıl sorun bizde. Patron, [Zhan Long]’a baksana, heriflerin ana grupları ciddi denilebilecek herhangi bir kayıp yaşamış değil. Kaygısız Xiao Yao, General Li Mu ve Yue Qing Qian…Bunlar akıllı insanlar oldukları için formasyon kullanımını da sonuna kadar zorluyorlar. Onlardan öğrenmemiz gereken birkaç şey var. Hemen cesaretini kaybetme; en azından şu yaratık dalgasını halletmemiz lazım. Ba Huang’dan destek çağırabiliriz, yardımımıza koşacak 2000 civarı adam bulmak çok zor olmaz; lakin tabii çoğunun seviyesi düşük olacaktır.’’

 Yükselen Ejderha hayal kırıklığına uğramıştı: ‘’Gerek yok, boşver, çağırma. Ortalama seviyeleri 55 civarlarındayken buraya gelmeleri intihardan farksız olur. Ben öyle şerefsiz bir adam değilim, adamlarımı ölüme yollamak istemiyorum…’’

 ‘’O zaman….tamam…’’
……….

  Zhan Long grubu….

 Li Mu gülümsedi: ‘’Xiao Yao, gördün mü? Bu yaratık dalgası [Uçan Ejderhalar]’ın resmen yarısından fazlasını edelip geçti. Üstelik herifler dağılmış durumdalar. Diğer bir taraftan bizim ana grubun en azından 600, yan grubun da 700 oyuncusu bulunuyor. Hepsi de elit oyuncular…Artık Kuzey’in kontrolü bizim elimize geçti.’’

 Başımı öne salladım: ‘’Aynen öyle, dikkatimizi koruyalım!’’

 Lafımı bitirdikten sonra araziyi süzdüm. Beş Renkli Büyülü Okçular neredeyse silip süpürülmüştü. Hayatta kalan yaratıklardan birkaç tanesi hala daha Ba Huang Şehri’nin oyuncularını öldürüyordu. Ortalık resmen kaosa bürünmüştü.

  ‘’Resmen ayaklı TP değil mi şunlar yahu? Ne yapacağız, gidip öldürsek mi?’’ Mesafeye bakan Yue Qing Qian gülümsedi: ‘’Ufak gruplar halinde hareket eden yaratıkları öldürmeye kalkarsak fazla oyuncu kaybetmeyiz.’’

 Başımı öne salladım: ‘’Aynen öyle, 300 kişiyi geride bırakalım. Diğerlerise…her takım kaptan 100 oyuncu toplayıp, yaratık avına çıksın. Zhan Long’un 4.seviyeye adım atacağı gün yakındır!’’

 ‘’Tamam!’’

 

……

 Yue Qing Qian, Yue Wei Liang, Yaşlı K, Dans Eden Orman ve diğerleri Tpler’in peşinden gitmeye koyulmuştu. Arkada kalıp, bossun nerede çıkacağını gözlemlemeye başladım; lakin yine hayal kırıklığına uğramıştım. 30 dakika geçtikten sonra Matcha yanımda belirip, söylenmişti: ‘’Patron, bu yaratık dalgasının bossu güney kapısında, [Kan Kontratı]’nın orada belirmiş; Lakin Han Bei Song’un yalnızca 500 adamı var. [Öncü]’ye karşı koyabileceklerini sanmıyorum…’’

 Dişlerimi sıkıp, söylendim: ‘’Matcha, benimle birlikte güneye gelmek ister misin? Eğer gerekirse bütün gücümüzle dostlarımıza yardım edeceğiz…’’

 ‘’Tamamdır patron, geliyorum!’’

……

 İmparator Qin’in Kılıcı’nı kavradığım gibi ileriye atıldım. Mekana ulaştığımızda [Kan Kontratı]’nın bossu çevreleyen yaklaşık 400 civarı oyuncusu vardı. Büyülü Okçular’ın Lordu, 71.seviye İmparator Boss kesinkes vahşi ve acımasız bir yaratıktı. Han Bei Song kılıcıyla bossu çevreleyen yaratıkları öldürmeye koyulmuştu. Mavili ve Kırmızılı onun canını doldurmakla meşguldü.

 ‘’Klan Başkanı, siz gidip öldürün, ben bunları tutarım!’’

 Biraz ileride, [Kan Kontratı]’nın Başkan Yardımcısı, Sığınan Misafir baltasının kaldırıp [Öncü] oyuncularına doğru atılmıştı. [Öncü]’nün formasyonunda Aptal Olma, Elveda Gözyaşları ve Kuzey Kutbu bulunuyordu…Jian Feng Han arka tarafta oyuncularına komutlar veriyordu. Onlar da Beş Renkli Büyülü Okçular’dan sebep bir sürü kayıp vermişlerdi ve tek bir bakışta kayıplarının hiç de az olmadğını anlayabiliyordunuz. [Kan Kontratı]’nı durdurmak için yalnızca üç takım kaptanını yollamıştı.

 ‘’Hadi bakalım!’’

 Kükrediğim gibi ileriye atılmış ve [Yedi Yıldız Parçacıkları’nın Kesiği]’ni aktif etmiştim!

BANG!
4277!
3871!
3792!
4921!

……

‘’Hassiktir…’’ Aptal Olma 3000+ canını kaybeder kaybetmez geriye çekilip, kükremişti: ‘’Hay böyle işin ben, Kaygısız Xiao Yao 3000 vuruyor arkadaş! 2400 defansımız ne işe yarıyorsa artık! Bu herif…bu herifle aşık atmak mümkün değil, ilk ben çekiliyorum…’’

 Kuzey Kutbu asasını kaldırdı: ‘’Bir numaralı şövalyemiz nasıl geri çekilebilir ki? Gel bakayım buraya, sana birkaç şifacı ayarlayalım.’’

 ‘’Şifacıymış, hadi oradan…’’ Aptal Olma söylendi: ‘’Kaygısız Xiao Yao’nun [Tek Kişilik Ordu]’suna dayanabileceğimi mi sanıyorsun? Şifacılar araya girecek zamanı bulabilecekler mi sence? Bossu elde edemeyeceğimize göre boşu boşuna ölmemize de gerek yok. Daha bir sonraki yaratık dalgasından gelecek Tpler var. Umrumda değil, geri çekiliyorum. Eğer çok istiyorsan sen devam et…’’

 Kuzey Kutbu dişlerini sıktı: ‘’Rahipler, dayanın biraz. Geriye çekilirken beni ve Aptal Olma’yı koruyun!’’

 Arkalarına baktıklarına, Elveda Gözyaşları çoktan mekandan fırlamıştı. Öyle ki, herifin arkada bıraktığı sözleri bile rüzgar taşımak durumunda kalmıştı: ‘’Görüşürüz beyler, arkaya kaçıyorum ben…’’

 Kuzey Kuybu: ‘’Siktir, ne çabuk kaçtı öyle…’’

 Aptal Olma. ‘’Ben de gitmek istiyorum…’’