Ohaa yaratiklari gorunce sehtin saldirdigini nasil anlamis olabilirsin dnsjsjnssnznsmsm
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
272. Bölüm Yedi Şövalyenin Ölümü
‘’Genç adam…’’
Liderlerden birisi gülümseyerek omzuma dokundu, ‘’Daha çok narinsin. Binlerce insanın çıkarları karşısında sıradan birinin önemi yoktur. Yavaş yavaş anlayacaksın. Bizlerse…en fazla elimizden geleni yapabiliriz…’’
Başımı öne salladım.
…………
Şafak vaktine kadar oracıkta dikilsek de bir çözüm bulamamıştık; zira Kan Tırpanı’yla ilgili her şey garip bir şekilde gizemliydi. Polis müdahalesi fazla şüphe çekecekti ve bu sebeple Wang Xin harekete geçmeye yeltenemiyordu. Bana geldiğindeyse, benim de yapabilecek bir şeyim yoktu. Emirleri bekleyecektik.
Shen Bing bandajlarımı değiştirdikten sonra saat 02;00 sularında üniversiteye geri döndüm ve odaya girdiğim gibi yatağa atladım.
Gözlerimi açtığımda saat 10:00’a geliyordu. Ayağa kalkıp, Wan Er’i aradıktan sonra saat 11:00’da yemek yemeye karar vermiştik. Ardından soğuk bir duş alarak kendime keldim ve oyundaki büyük meydan okumaya karşı ruh halimi hazırlamaya başladım. Ticaret Tanrısı’nın Rozeti’ni Eskilerin Şehri’nde yer alacak olan son BOSS taşıyacaktı. Doğal olarak bu rozeti yalnızca bizler değil, Ba Huang’daki her klan istiyordu. Kimin yumrukları daha sertse, savaş da onun zaferiyle sonlanacaktı!
Kahvaltıdan sonra saat 11:45’e geldiğinden odaya dönüp, oyuna girdim!
….
“Shua !”
Ba Huang şehrinde gözlerimi açar açmaz Kurt’tan bir mesaj gelmişti, ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao, hazırlıkları yaptık. Şehrin kuzey çıkışında emirlerini bekliyoruz.’’
‘’Tamamdır, geliyorum şimdi!’’
Elimi havaya savurduğum gibi altın bir altıgenden fırlayan Alevli Kaplan Tanrısı çabucak başını omzuma sürtmeye başlamıştı. Bu tatlı hareketleri gerçekten de yaratığın vahşi görünüşüne uymuyordu.
Zaman değerliydi. Şehrin dışına çıktıktan sonra Yue Qing Qian, Kurt, Matcha, Li Mu ve diğerlerine ulaştım. Zhan Long’un yüzlerce elit oyuncusu Eskilerin Şehri için toplanmıştı!
İleri atılıp, sordum, ‘’Koordinatlar yenilenmedi mi?’’
Yue Qing Qian başını iki yana salladı, ‘’Hala bekliyoruz!’’
Kurt cevapladı, ‘’Yakında açıklanacaktır. Ba Huang forumları resmen alt üst olmuş durumda. Kimse Eskilerin Şehri’nin yerini bilmiyor ve çoğu klan da her haritayı aramak için oyuncularını kullanıyor.’’
Li Mu gülümsedi, ‘’Sorun yok. Şehir yenilendiğinde, 10 yaratık dalgası ortaya çıkacak. Yani bir sürü şans elde edeceğiz. Sonuçta şehri ilk bulan tayfanın direkt olarak son bossu yenip, rozeti almasına imkan yok…’’
Başımı öne sallayıp, gülüsmedim, ‘’Aynen öyle, sakin olmak lazım.’’
Tam o esnada, yer aniden sallanmaya başlamış ve Ba Huang Ormanı’ndaki kuşlar havaya fırlamıştı. Kuzey altın ışık hüzmeleriyle kaplanıyordu; ormanda bir şeylerin olduğuna şüphe yoktu. Uzaktan bakıldığında, ormanın kalbinde, bizden yaklaşık 1000 metre uzaklıkta devasa bir şehir belirmişti. Şansa bak! Tam da düşündüğümüz gibi, Eskilerin Şehri Ba Huang’a yakın bir yerde ortaya çıkmıştı!
Ding!
Sistem Notu: Selamlar Oyuncu. Ba Huang Şehri’ndeki [Eskilerin Şehri]’nin 2000 metrelik alanında bulunuyorsunuz. Eskilerin Şehri’ne saldırı yapılmadan önce çevredeki oyuncuların dirilmesi mümkün olmayacaktır. Lütfen hayatınızı değer verin; zira yalnızca tek bir cana sahip olacaksınız!
………
‘’Siktir!’’ Li Mu etrafa baktı, ‘’Eskilerin Şehri ortaya çıktıktan sonra dirilemeyecekmişiz, yani…bu haritada öyle sayı taktikleri kullanmayacağız, değil mi?’’
Yaşlı K yumruklarını sıkıp, gülümsedi, ‘’Aynen öyle, zaten böylesi daha heyecanlı.’’
‘’Heyecanlıymış, hadi oradan dingil…’’ Ona bir bakış attım, ‘’Birazcık hayatta kalabilirsen bile keyiften dört köşe olacağım; öyle sağa sola zıplayıp hemen öleyim deme. Son boss için gücüne ihtiyacımız olacak.’’
Perili İkiz Savaş Baltası’nı kavrayan Yaşlı K bir kahkaha patlattı, ‘’Merak etme Li, öyle kolay kolay ölmeyeceğim. Baksana, 61 oldum bile…’’
‘’İyi madem…’’
‘’Büyük Kardeş Xiao Yao…’’ Yue Qing Qian seslendi.
‘’Ne oldu, Qing Qian?’’ Gülümsedim.
Yue Qing Qian gülümseyerek konuşmaya başladı, ‘’Bu şehre yerleşmemiz için bir şans…Eskilerin Şehri geniş-çaplı bir etkinlik. Burada karşılaşacağımız yaratıklardan alacağım TP de sıradan yaratıklara kıyasla fazla olacaktır. Klanın hepsini çağırmamız lazım; sonuçta oyunculara giden Tpler klana gidiyor. Belki de bu etkinlik sayesinde klanımız nihayet 4.seviyeye ulaşabilir. Bugün, Zhan Long 4.seviyeye çıkarak 3000 üyeye ulaşmaya çalışmalı!’’
Hemen omzuna dokundum. ‘’Evet. Bugün sıkı çalışıp, 4.seviyeye ulaşmamız lazım. Harekete geçelim bakalım!’’
Li Mu kılıcını havaya kaldırıp kükredi, ‘’Kardeşlerim, yürüyün! Formasyonu bozmayın!’’
10 dakikadan az bir sürede Zhan Long’un 850+ oyuncusu Eskilerin Şehri’nin ön kısımlarına adım atmıştı!
……
Başımı kaldırıp, şehre baktığımda bu şehre neden Eskilerin Şehri dendiğini anlamıştım. Şehir surları eski savaş izlerini taşıyordu. Çürüyen ve paslanan çoğu mancınık adeta yerle bir olmuştu. Şehir kapılarında da kılıç izleri görülebiliyordu. 50 metrelik heybetli şehir surlarının üstünde elit okuçları seçebiliyordunuz. Üstün zırhları ve altın rengi oklarıyla bu oyuncular insanı korkutuyordu.
Daha kapılar açılmadığı için yaratıklar dışarıya çıkmamıştı. Haritadan bölgeye gelen Ba Huang oyuncularını görebiliyordum.
Li Mu kaşlarını çatarak söylendi, ‘’Xiao Yao, ne yapacağız? Dalıyor muyuz, yoksa…?’’
Şehir surlarında dikilen elit okçulara bakarak konuştum, ‘’Şu anda, NPCler’in seviyelerini belirleyemediğimizden acele etmememiz lazım. Eskilerin Şehri’nin kuzeyine ilerleyeceğiz. Orada kapıdan 50-100 metre uzakta dikilip, yaratıkları beklemeye koyulacağız. Şu an için şehre kimse saldırmaya kalkmadığına göre, biz de böyle bir hareket yapmasak iyi olur.’’
‘’Tamamdır.’’
Geniş oyuncu grubu kuzey kapısına doğru ilerliyordu. Bu bölgede fazla oyuncu görememiştik. Güney kapısı Ba Huang Şehri’ne baktığından, tam tersi bölgede yer almak bizim işimize gelecekti.
‘’Şövalyeler ve Rahipler, ön saflara gidin, savunma çizgisini kurun!’’ Talimat verdim.
Matcha dahil, kalkanlarıyla öne çıkan grup savuma hattını oluşturmuştu. En arkada Silahşörler ve Okçular yer alıyordu. Bu standart bir formasyondu.
‘’Büyük Kardeş Xiao Yao, fazla mı tebdirliyiz ne?’’ Kurt şehre bakıp, gülümsedi.
Başımı iki yana salladım, ‘’Hiç sanmıyorum, surlarda dikilen okçular normal durmuyor. Muhtemelen onlara saldırmaya çalışırsak büyük kayıplar veririz. Ayrıca tedbiri elden bırakmamak her zaman iyidir. Bu haritada yalnızca tek hayatımız olacağından, canımızı iyi korumamız lazım.’’
‘’Evet, doğru diyorsun.’’
……
Birkaç dakika geçtikten sonra geniş oyuncu grupları gelmeye başlamıştı. Çoğu klan ve oyuncu mekana ulaşıyordu. Bizlere en yakın oyuncu grubu [Uçan Ejderhalar]’a aitti. Yükselen Ejderha, Vahşi Kaplan, Siyah Kaplumbağa, Sarhoş Mızrak ve Mu Tian gibi figürlerin yer aldığı [Uçan Ejderhalar]’ın 5000’den fazla oyuncusu vardı. Durum böyle olunca, herifler 300 metrelik bir alanı yani kuzey bölgesinin yarısını kaplamıştı. Görünüşe göre bu etkinlikte öne çıkmak istiyorlardı.
[Uçan Ejderhalar]’ında bir sürü farklı farklı klanlar ve takımlar da mekana ulaşmıştı. Şans bu ki Zhan Long’la diğer tarafın arasında bizleri ayıran 3 metrelik bir boşluk vardı.
‘’Zhan Long’la aynı yere gelmişiz…’’ Vahşi Kaplan baltasını kavrayarak, adeta bizlerden tiksinen ifadesiyle söyleniyordu, ‘’Sadece 800 adamları var, kim bilir ne kadar dayanabilecekler? Heheh, umarım hemen ölmezler, yoksa dalga konusu olurlar…’’
Sarhoş Mızrak ileriye atıldı, ‘’Fazla küçümseme derim. Kaygısız Xiao Yao çoktan zaferler elde etmeyi başardı. [Öncü] ve [Kahramanın Heybeti] bile [Zhan Long] tarafından alt edildi; öyle bir klana nefret değil, saygı duymamız lazım. Bana kalırsa…Zhan Long’a yaklaşarak, onlarla birlikte hareket edebiliriz…’’
Yükselen Ejderha öfkesini hemen açığa çıkarmıştı, ‘’Gerek yok, yanımızda Sarhoş Mızrak olduğu sürece iyi olacağız!’’
Sarhoş Mızrak burnunu kaşıyarak söylendi, ‘’İyi tamam tamam, bana güvenebilirsiniz. Sıkı çalışıp, Ticaret Tanrısı’nın Rozeti’niele geçirelim. [Öncü]’nün veya [Prag]’ın rozeti eline geçirmelerine izin veremeyiz!’’
‘’Aynen öyle!’’
Mu Tian mızrağını kaldırarak şehre baktı, ‘’Eh? Neden yaratıklar saldırmıyor? Şehrin içinde kapana falan mı kısıldılar? Saat çoktan 12:30; şu ana kadar çıkmış olmaları gerekmiyor muydu? Madem öyle, bir grup oyuncuyu şehre yollayalım da durumu incelesinler. Belki de yalnızca şehre girildiği taktirde yaratıklar çıkıyordur?’’
Yükselen Ejderha gergin gergin onayladı, ‘’Kulağa iyi geliyor. Hızlı; ama sağlam Şövalyelerden birkaç tanesini şehre yollayın.’’
‘’Anlaşıldı.’’
……
Birkaç dakika geçtikten sonra 7 şövalye öne atılmıştı. Şu an için şehrin kuzey bölgesindeki en büyük güç [Uçan Ejderhalar] olduğu için heriflerin lafı geçiyordu. Sayısız oyuncunun bakışları altında, 7 şövalye kibir dolu ifadeleriyle kapıya yönelmişti.
‘’Çalalım mı?’’
‘’Evet!’’
Oyunculardan biri ileri atılıp, demir kapıya kalkanıyla vurdu!
‘’Keng!’’
Geniş bir ses yayılmış ve şövalye hemen söylenmişti, ‘’Görünüşe göre…cevap yok?’’
‘’Orada hareket eden bir şeyler gördüğüme yemin edebilirim…’’
“Eh?”
7 şövalye çabucak yukarıya baktıklarında, ellerinde yay tutan NPC okçularıyla karşılaşmışlardı. Çok geçmeden yaylar çekilmiş ve oklar birbiri ardına fırlamaya başlamıştı. Altın okların beraberinde taşıdıkları güç akılalmaz bir boyuttaydı. O güçlü, kibirli 7 şövalyeden bir tanesi bile sağ çıkamamıştı---
2837!
2981!
3004!
2785!
……
‘’Hassiktir!’’ Yükselen Ejderha havaya bir yumruk atarak kükredi, ‘’O NPC okçuları kaçıncı seviyede öyle? Verdikleri şu hasar bak?!’’
Sarhoş Mızrak, ‘’En azından 70.seviyede olsalar gerek…’’
Yükselen Ejderha ne diyeceğini bilemiyordu.
………
7 cesedi görünce gülümsedim, ‘’Ai….manzaraya bakmaya bile cesaret edemiyorum…’’
Kurt ve Li Mu kahkaha atmıştı.
Tam o esnada geniş bir metal sesi duyulmuş ve demir kapılar açılmaya başlamıştı. Ortaya çıkan yaratık dalgasını görür görmez Eskilerin Şehri’nin saldırıya geçtiğini anlamıştım!
Magnec