Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

234. Bölüm Dört Yandan

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

 

   Haritaya göz attıktan sonra bölgede toplamda 7 [Öncü] oyuncusu olduğunu gördüm; oyunculardan 3’ü ana klana, diğer 4’ü de yan klanlara aitti. Şans bu ki içlerinde üçüncü resmileştirmesini alan kimse yoktu!

 Swoosh!

 Pardon Kartı’nı kullandıktan sonra hemen Arktik Tilki Kartı’nı aktif ederek 50 defansımı yükselttim. Az bir etki olsa da hiç yoktan iyiydi.

 ‘’Sha!’’ Sha!....’’

  Savaş botlarımın altında ezilen çimenlerden etrafa sağlam bir çim kokusu yayılıyordu. Çoktan ileriye atılmış ve Buz Yağmuru Kılıcı’mı savurarak, bana doğru gelen 59.seviye kılıç ustasına [Kombo]’mu aktif etmiştim.

 ‘’Ne?!’’

  Herif gayet tecrübeli olduğundan kenara kaymış ve Kombo’mun ilk saldırısından kurtulmuştu. Her ne kadar geriye çekilmeye çalışsa da hız bakımından ona üstün olduğum için diğer üç darbemi indirmekte başarısız olmamıştım.

 Bang! Bang! Bang!

  Üç başarılı saldırının ardından herifin ölmediğini görünce hafiften tırsmıştım; son anda arkada duran şifacı herifin canını doldurmayı başarmıştı.

 Kılıcımı aşağıya indirdiğmi gibi [Atik Kılıç]’ı aktif ettim ve herif kılıç hüzmelerinin arasında kalmaya koyuldu. Beş metre ileri atılmış ve karşıma çıkan dört ağır zırh oyuncusunun canlarını tehlikeli bölgeye düşürmeyi başarmıştım. [Atik Kılıç]’ın etkisi geçtikten sonra güzel bir açı yakalayarak vücudumu çevirdim ve Buz Yağmuru Kılıcı’mı kaldırdığım gibi kılıcın etrafında yedi ufak meteor parçası belirmeye başladı. Kılıcı havaya savurarak [Yedi Yıldız Parçacıkları’nın Kesiği]’ni kalabalığa doğru aktif ettim!

  Acı dolu çığlıklar atan dört oyuncu da öteki dünyayı boylamıştı. Meseleyi tartışacak bir durum yoktu; zira şifacılar bile adamların canını dolduracak fırsatı bulamamıştı.

 ‘’Siktir!’’

 Okçu dişlerini sıkarak söylendi: ‘’Gerçek gibi değil! Geri çekilmemiz lazım…’’

 Elimi havaya savurarak cevapladım: ‘’Madem buraya kadar geldiniz, öylece kaçabileceğinizi de düşünmüyorsunuz ya!’’

[Virane Diyar]!

 Havaya fırlayan üç kılıç okçunun vücuduna atılmış ve havaya ciddi bir hasar sayısı fırlamıştı---

 3011!

  Tek vuruşta herifi öldürmüştüm. Saldırı puanım o kadar yüksekti ki, herifler ağır zırh sınıfına üye olsalar da saldırılarıma can vermekten başka hiçbir şey yapamıyorlardı!

  Mesafede duran 59.seviye büyücü dişlerini sıkarak söylend. ‘’Siktir! Daha geçenlerde bu herif eziğin tekiyken, ne ara bu kadar güçlenmiş yahu! Saçmalık!’’

 Gülümseyerek yere bir yumruk savurdum ve [Bağlayan Zincirler]’i aktif ederek büyücünün ayaklarını bağladım. Buz Yağmuru Kılıcı’mla [Rüzgar Kılıcı]’nı aktif ederek herifin [Mana Kalkanı]’nı yerle bir etmiş ve adamı oracıkta öldürmüştüm! Yere düşen ses dikkatimi çekince başımı çevirip, yere bir bakış attım ve ne göreyim! Herifin elindeki 57.seviye altın asa düşmüştü!

 ‘’Hassiktir, bu ne lan böyle…’’

Seviye 58 Şifacı, Kayan Ayak öfke dolu bir kükreme savurmuş ve asasını kaptığı gibi kaçmaya başlamıştı: ‘’Kaygısız Xiao Yao, göreceksin sen, [Öncü] bu meselenin peşini bırakmayacaktır! Öleceksin!’’

 Ona soğuk bir bakış attım. ‘’Kaçabileceğini mi sanıyorsun dingil!?’’

 Aramızda 30 metrelik bir mesafe olduğundan herif menzilimde değildi. Kayan Ayak rahat bir nefes çekmişti. ‘’Niyeymiş? Kaçamayacağımı mı düşünüyorsun? Hepimizi öldürebileceğini mi sanıyorsun? [Öncü]’nün binlerce oyuncusuna yalnızca 100 metre uzaktayım! Cesaretin varsa gel de yakala bakalım!’’

 ‘’Hou!’’

 Tam konuşmasını bitirdiği esnada ufak kaplan çalılardan fırlamış ve [Alev Pençesi]’ni kullanarak şifacının göğsüne saldırmıştı---

 2188!

 Tek yiyen şifacıyı da sayarsak, 7 kişilik grubu kolayca katletmiştim; yine de bu mücadeleden kazandığımız Tpler ufak kaplanıma yaramıştı. 2600 saldırı puanıyla tek vuruşta ouncuları öldürebiliyordu. Diğer dört saldırısıyla birlikte usta oyunculara bile meydan okuyabilecek sevideydi.
……

“Hua! Hua! Hua!……”

 Daha dönmeye fırsat bulamadan arkamda 10 [Öncü] oyuncusu belirmişti. Oyuncuların içinden ikisi [Öncü]’nün 13 Kartalı’na üyeydi. Geri kalan grupsa büyücülerden ve okçulardan oluşuyordu. Sınırlarımı biliyordum; zira [Delen Ok] ve [Buz Saçakları]’ndan sağ çıkamayacağım kesindi.

 Direkt ileri atılarak çalılıklara atılmıştım. Açık bölgede duramayacağımı biliyordum; zira savaş çoktan son saflarına dayanmıştı. [Öncü] oyuncularının büyük bir kısmı [Karanlık Saray], [Parçalanan Kemikler] ve [Savaş Rüzgarları] oyuncularını kovalıyordu. Üç klanın oluşturduğu ittifakın [Öncü]’ye rakip olamaması beni hayal kırıklığına uğratmıştı. Haritaya baktığımda [Öncü]’den en az 1000 oyuncunun hala hayatta olduğunu gördüm. Klan ittifakındaysa bu sayı 200’lere kadar düşmüştü. Çoğu insan şifacıların [Diriltme] yeteneğini kabul etmiyor ve savaşın bitişini bekliyordu. Sonuçta her dirildiğinizde, bir kez daha öldürülürseniz seviye kaybediyordunuz!

 ‘’Kaygısız Xiao Yao!’’

 Dört bir yana saçılan iskeletler arasında yüksek seviyeli savaşçı birkaç kılıç ustasıyla kapışıyordu. Savaş baltasını kavrayıp, bana sormuştu: ‘’Neden geri geldin? Niye buradan uzaklaşmadın ki?’’

 Bu öyle normal bir oyuncu değil, Karanlık Bulutlar, [Karanlık Saray]’ın Klan Başkanı’ydı. Yanında savaşan diğer herifse 61.seviye şövalye olan Dirilen Kılıç, [Parçalanan Kemikler]'i’ Klan Başkanı’ydı! Diğeriyse [Savaş Rüzgarları]’nın Klan Başkanı, Kana Karışan Büyücü’ydü. Üçlü 200’e yakın oyuncuyu arkalarına almış ve [Öncü] tarafından tamamen kuşatılmıştı.

 Buz Yağmuru Kılıcı’mı kavrayarak ormanın sınırlarına doğru koştum ve bu esnada söylenmeyi de unutmamıştım. ‘’Olaya karışmak istemiyordum; ancak [Öncü] oyuncuları bana bulaşınca kendimi korumak zorunda kaldım!’’

 Karanlık Bulutlar önündeki kılıç ustasını biçmiş ve ardından söylenmişti: ‘’Millet, ön safları aşıp Kaygısız Xiao Yao’yu koruyacağız!’’

 Karanlık Saray’dan bir takım kaptanı kendi fikrini öne sürdü: ‘’Klan Başkanı, neredeyse bin’e yakın adam kaybetmişken, niye yeni tanıştığımız birini koruyacakmışız? Bu bahsettiğimiz kişi..Zhan Long’un Klan Başkanı olsa bile ne fark eder?!’’

 Karanlık Saray cevapladı: ‘’Hay sıçayım böyle işe, bırak laf yapmayı da beni rakip et. [Öncü]’nün düşmnanları bizim dostumuzdur. Çoktan Kaygısız Xiao Yao’yu dost olarak kabul ettim. Bu yüzden, arkadaşımız ve dostumuz için bir kereliğine ölmeyi göze alabiliyorum. Zaten 10 saate tekrar seviye kasacağım!’’

 ‘’Tamam…’’ Takım kaptanı onayladı.

 [Parçalanan Kemikler]’in Klan Başkanı, Dirilen Kılıç mızrağını kavramış ve öne atılarak bağırmıştı: ‘’Önden ben gideyim Karanlık Bulutlar, sen arkadan takip edersin. Odağı üzerime toplayacağım, sen de diğerlerini kontrol et. Çoktan Arktik Tilki Ormanı’nı kaybettik; ancak en azından hasarı en aza indirip, [Öncü]’ye daha fazla ekipman vermemeye çalışalım!’’

 ‘’Tamamdır, ben de aynı şeyi düşünüyordum zaten!’’

…..

 Hemen arkadamdan bir grup okçu durmaksızın koşuyordu. Önümde, defansif pozisyon almış, bekleyen bir sürü şövalye ve rahip vardı. [Öncü] sadece benim için 50 kişilik bir grup ayırmıştı.

 ‘’Millet, durun!’’

 Grubun içinden yüksek seviyeli, kadın bir büyücü atıldı. Savaşçılara ve kılıç ustalarına bakıp bağırmıştı: ‘’Saldırmayın, [Öncü]’yle [Zhan Long] düşman değildir, durun!’’

 Lafını söyledikten sonra bana bakmıştı. Bu güzeller güzeli kadın [Öncü]’nün Başkan Yardımcısı, Simple’dan başkası değildi. Suratında çaresiz bir ifade vardı. ‘’Xiao Yao, düşman olmamız için bir sebep yok, bölgeyi çoktan kuşattım. Kuzey bölgesinde bir çıkış var, oradan kaçabilirsin…’’

 Lafını bitirmeden Günahkar Kurt baltasıyla öne atılmıştı: ‘’Başkan Yardımcısı, öylece gitmesine izin veremeyiz! Herif o kadar adamımızı öldürdükten sonra bunu yapmamıza imkan yok! Eğer bugün onun gitmesine izin verirsen, ölen kardeşlerimize ne cevap vereceksin?! Kaygısız Xiao Yao’nun bugün ölmesi gerekiyor!’’

 ‘’Hey!’’ Simple’ın suratı yemyeşil kesilmişti.

 ‘’Geber!’’

 Günahkar Kurt savaş baltasıyla bana atılmıştı. Baltasından etrafa saçılan turuncu ışık hüzmesi, bu silahın daha geçenlerde [Öncü]’nün çıkardığı imparator balta olduğunu gösteriyordu!

 Dişlerimi sıkıp, gücümü göstermek için herifin işini bitirmeye karar verdim.

 “Shua!”

 Bana doğru atılan Katil Arı’yı görünce yaratığın Günahkar Kurt’a ait olduğunu anlamıştım. Yüksek seviyeli olduğundan saldırı puanı da hiç düşük olmayacaktı!

 ‘’papapapapa….’’

 Yaratığın [Kombo]’su Nebula Zırhı’ma saplanmış ve her saldırısı 200 civarı canımı götürmüştü; böyle bir hasara dayanabilecek sevideydim. Diğer bir taraftan, Günahkar Kurt baltasını kaldırıp, bana fırlatmıştı. Muhtemelen bu yetenek savaşçıların üçüncü resmileştirmede aldıkları [Balta Fırlatma] yeteneğiydi. Defansı görmezden gelebilen saldırı olduğu için cidden güçlü bir hasar verecek potansiyele sahipti.

 ‘’Peng!’’

 Mor Şafak Botları’m çimleri ezmiş ve zorla yer değiştirerek baltayı savurmuştum. Günahkar Kurt o kadar da şaşırmamıştı; meseleyi düşündüğü için hemen ona dönen baltayı almış ve [Gök Sallayan Kesik], diğer bir üçüncü resmileştirme yeteneğini aktif etmişti.

 “Peng!”

1321!

 2000 defansım olsa bile bu tür bir saldırıya dayanmayı başaramıyordum. Günahkar Kurt bütün gücüyle saldırdığı için 0,5 saniye boyunca salaş bir hava çizecekti. Yüksek seviyeli oyuncuların bile bu tür zayıflıkları oluyordu. Fırsatı kaçırmadan Buz Yağmuru Kılıcı’mı herife doğru savurdum!

 2297!

 Günahkar Kurt geri çekilirken kükrüyordu: ‘’Şifacılar, canımı doldurun!’’

 Ne yazık ki, çok geç kalmıştı!

 Diğer elimi kullanarak [Virane Diyar]’ı aktifleştirdim.

 “Hong!”

 Havaya fırlayan üç kılıç anında herifin vücudunu parçalamıştı!

2764!

 Tek! Herif baltasını düşürmemiş olsa da, yerde bir miğfer duruyordu. Hemen ileri atılıp, miğferi elime aldım.

……

 ‘’Yok artık, Günahkar Kurt öldü…’’

 Grubun içinde duran Jian Feng Han Alevli Bulut Kılıcı’nı tutarak söylendi: ‘’Kaygısız Xiao Yao, Günahkar Kurt’u tek vuruşta öldürebilen ilk kişisin!’’

 Lafını bitirdikten sonra klan üyelerine dönüp, bağırmıştı: ‘’Kardeşlerim, zafer yakındır! Adamlarınızı toplayıp, hepsini öldürün!’’

 ‘’Hua Ca!’’

  Bir ışık hüzmesiyle rakip kılıç ustasını delip geçen Jian Feng Han’ın kılıcı durmamış ve diğer şövalyeye saplanmıştı!

 2471!

 Şövalye öyle sıradan bir oyuncu değil, [Parçalanan Kemikler]’in Klan Başkanı, Dirilen Kılıç’tı! Hasar aldığından sebep hemen geri çekilmiş, suratı mosmor kesilmişti: ‘’Bu herifin nasıl bir gücü var böyle!? Karanlık Bulutlar, Jian Feng Han önümüzdeyken hattı delmemize imkan yok. İstediğimiz kadar adamımız olsun, o önümüzdeyken…’’

 Karanlık Bulutlar baltasını kavradı: ‘’Başlarım böyle işe, fark etmez, her türlü yürüyün!’’

…..

 Heriflerin çevrelenip, birbiri ardına öldürülüşünü izledim. İçten içe düşünüyordum. Geriye çekilebilirdim; ancak bunu yapınca elime ne geçecekti? Durum böyle olunca, Buz Yağmuru Kılıcı’mı kavrayarak geriye değil, beni bekleyen 50 kişilik [Öncü] grubuna doğru atılmıştım.

 Keng!

 Grubun içinden 60.seviye rahip kılıcını çekip, söylendi: ‘’Kardeşlerim, savaşa hazırlanın! [Zhan Long]’un Klan Başkanı’nı güzelce öldürüp, akşama ziyafet çekelim; aksi taktirde, yemeğe 5 RMB’lik pirinç kutuları kalacak!’’