Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

196. Bölüm Ufak Bir İntikam

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

 ‘’Hatırladığım kadarıyla… Mu Tian [Uçan Ejderhalar]’ın oyuncularından biriydi. Klan Kurma Tableti aldığına göre, acaba [Uçan Ejderhalar]’dan ayrılıp kendi klanını mı kurmak istiyor? Garip..’’

 ‘’Hayır…’’ Yue Qing Qian gülümsedi: ‘’Aslına bakarsan, [Uçan Ejderhalar] [Cesur Yürek]’i alt ettikten sonra akılalmaz derecede popüler olmaya başladı. Yükselen Ejderha’nın hırsı o kadar fazla ki, herif [Uçan Ejderhalar]’ın ilk yan klanını kurmayı düşünüyor. Sonuçta, bir klanın alabileceği maksimum oyuncu sayısı 10,000. [Uçan Ejderhalar] on binlerce insanın katılmak istediği bir klan olduğu için tek bir klana herkesi toplama imkanları yok. Er ya da geç üç-dört yan klan kurmaları gerekecek.’’

  Başımı öne doğru salladım: ‘’Demek sebebi buymuş…’’

Yue Qing Qian hafifçe gülümsedi. ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao, cevabın nedir, meseleyi yapıyor muyuz, yapmıyor muyuz? Bu satıştan kimsenin haberi yok; sadece sen, ben ve birkaç kişi daha biliyor, o kadar. Luo Mu 300,000 RMB’yi kendine almak istiyor, hmph! Eğer amcam Yan Zhou bunu öğrenirse, sinirden deliye döneceğine şüphe yok.’’

  Yumruklarımı sıktım: ‘’O Klan Kurma Tableti’ni biz alıyoruz, hamlemizi yapmadan önce satışı bitirmelerini bekleyeceğiz. [Uçan Ejderhalar] sağ olsun Klan Kurma Tableti’mizi kendi elleriyle ödeyecek! Hadi bakalım, [Cesur Yürek] için ufak bir intikam alalım!’’
 Yue Qing Qian gülümsedi: ‘’Hehee, Luo Mu ve Mu Tian en fazla 10 kişiyle gelecektir. Büyük Kardeş Xiao Yao, kaç kişi getirmeyi düşünüyorsun?’’

 Tereddüt etmeden söylendim: ‘’Tek başıma gideceğim! Eğer benimle gelirsen, Yan Zhao sinirlenmez mi?’’

 ‘’Sinirlensin, ondan kormuyorum… Zaten Zhan Long’u kurduğun gibi Prag’tan çıkacağım. O zaman amcamla armada bir bağlantı kalmayacak. Peşime takılsa bile seninle olduğum sürece sıkıntı çekeceğimi düşünmüyorum!’’

 Başımı öne doğru salladım: ‘’Aynen öyle. Klana katıldığın gibi bizden biri olacaksın. Yani biri sana bulaşmaya çalışırsa karşısında beni bulacak!’’

 ‘’Tamam o zaman, ne zaman yola koyulacağız?’’

   ‘’Hemen gidip, pusu kuracağız. Yue Qing Qian, [Görünmezlik]’i kullandığına emin ol!’’

 ‘’Tamamdır, partye al beni!’’

 ‘’Alıyorum!’’

………………….

 Ekipmanlarımı tamir ettirdikten sonra birkaç Pardon Kartı aldım ve can iksirlerimi de yeniledikten sonra tek başıma şehirden çıktım.

  Ba Huang Ormanı’na tek başıma girmiş ve çalılara atladığım gibi [Kamuflaj] yeteneğim otomatik olarak devreye girmişti. Vücudumu kaplayan gizemli bir ışık hüzmesi sayesinde çalılarda gizlenmeyi başarmıştım. Bu yetenek oyuncuya görünmezlik bahşediyordu. Tsk, ne manyak bir yetenek ama, insan sevmeden edemiyor… Çalılarda dolaştığım sürece süikastçilerinkine benzer bir görünmezliğe sahip olacaktım. Eğer beni bulurlarsa yapmam gereken tek şey çalılara geri çekilmek ve tekrar görünmez olmaktı…

  Serüven boyunca bir kez bile evcil hayvanımı çıkarmadım. Bunun yerinde çalılarda ilerlemeye devam ettim. Mor Şafak Botlarım ve Yaratığı’ın Bacak Koruyucuları dikenlerle kaplanmıştı; ancak Klan Kurma Tableti için bu ufak zorluklara katlanmaya değerdi!

  23:32, belirlenen koordinatlarda….

 Shua!

  Hemen yanıma bir güzellik atıldı. Yue Qing Qian’ın vücudu kızıl zırhlara kuşanmıştı ve ufak vücudu hiç olmadığı kadar çekiciydi. 17 yaşında böyle göründüğünü düşününce, ileride nasıl bir güzelliğe dönüşeceğini tahmin bile edemiyordum.

  ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao?’’ Başını ileri uzatıp, bana bakmaya başlamıştı. Vücudu az çok gizlenmişti; ancak aynı partyde olduğumuz için onu görebiliyordum.

 “Evet.”

 Parmağımı ön tarafa uzattım: ‘’Muhtemelen satışı şurada yapacaklar ve hızlı olacaklarına şüphe yok. Qing Qian, biraz geri çekilelim, 50 metreye çekilsel iyi olur. Gizleneceğiz ve Mu Tian satışı tamamladıktan sonra ışınlanma kağıdını kullanmaya çalışınca hemen araya girip, kağıdı iptal edeceğiz!’’

 ‘’Tamamdır.’’ Yue Qing Qian hançerlerini çekti: ‘’Seninle saldıracağım ve sana saldırmaya çalışanları sersemleteceğim…’’

 ‘’Tamam!’’

……

 Mekana 50 metre uzaklaştıktan sonra çalılara girip, beklemeye koyulduk. Bir elim kılıcın kabzasında, diğer elim yerdeydi. 20 dakika geçmeden insanlar mekana doluşmaya başladı. Bu mesele Zhan Long’un için akılalmaz öneme sahipti. Eğer [Uçan Ejderhalar]’dan Klan Kurma Tableti’ni almayı başarırsak Zhan Long’u kurabilecektik. İntikam dediğin de böyle olmaz mı zaten?

  Yue Qing Qian’ın bana haber vermesi gerçekten önemliydi, eğer onun yardımı olmasaydı, böylesine bir satışın gerçekleşeceğinden haberim bile olmazdı!

  ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao…’’

 Yue Qing Qian büyük gözleriyle bana bakmaya koyuldu: ‘Büyük Kardeş Xiao Yao, şu an görünmez misin? Kılıç ustaları ne zamandır böyle bir yeteneğe sahip?’’

 Hafifçe gülümseyip, elimi savurdum ve [Kamuflaj]’ın özelliklerini onunla paylaştım. Genç kız hemen gülümsemişti. ‘’[Kamuflaj], demek böyle bir yetenekmiş…bunu savaşta en değerli oyuncu olarak seçildiğin için almıştın, değil mi?’’

 ‘’Evet, yetenek gayet iyi; yani gelecekte ormanda kafama göre insanlara saldırabileceğim..’’

 ‘’Evet evet, bol şans!’’ Yue Qing Qian sol elimi kavramış ve söylenmişti: ‘’[Cesur Yürek] ve [Uçan Ejderhalar]’ın savaştaki mücadelesini başından sonuna kadar izledim. Büyük Kardeş Xiao Yao, bilmiyor musun? Herkes seni destekliyor ve insanlar bu çevredeki en güçlü oyuncunun sen olduğunu söylüyor. Eğer [Uçan Ejderhalar] ÇMB listesindeki oyuncuları kiralamasaydı, siz kazacanaktınız…’’

    Kendi kendime gülümsedim: ‘’Kazanırsan kral, yenilirsen haydut oluyorsun. Kaybettiysem kaybetmişimdir, şans bu ki oyun oynuyoruz; hala daha geri dönme şansımız var. Artık [Uçan Ejderhalar]’ın başına dert açma zamanı geldi.’’

  ‘’Evet!’’ Yue Qing Qian başıy onayladı: ‘’Bugünden itibaren seninle olacağım!’’

 ‘’Haha, tabii…’’

 ‘’Shh…’’ Yue Qing Qian parmağını kaldırıp, dudaklarına koydu: ‘’Geldiler!’’

……

 Mesafede, çalılardan çıkan sesler duyulmaya başladı. Birkaç saniye içerisinde adamlar ormana girmeye başlamıştı. Önümüzdeki açık alanda duran herkesin omzunda [Prag]’ın amblemi vardı. Heriflerin başı olan Luo Mu da oradaydı.

 ‘’Patron, tableti kime satıyoruz? Ba Huang’da bu kadar parayı verebilecek çok insan yok…’’ diye sordu bir Okçu.

 Luo Mu kılıcını kavrayıp söylendi: ‘’O meseleyi kafana takma, sen parana bak.’’

 Okçu gülümsedi: ‘’Sadece söyleyeyim dedim, eğer tableti gizliden gizliye satıp, Prag’a %20 pay vermezsek Klan Başkanı bize sinirlenmesin?’’

  Luo Mu gülümsedi: ‘’O konuda endişelenmene gerek yok, bu tableti alacağız diye bir sürü kardeşimiz kendini feda etti. Neden klana %20 vermek zorundaymışız ki? Kurallar çiğnenmek içindir. Eğer Yan Zhao benimle uğraşmaya çalışırsa, 500 kişilik grubumuzu alır klandan çıkarız. Önemli değil zaten.’’

 ‘’Aynen patron, süpersin!’’

……

 İki dakika sonra başka bir grup daha gelmişti. Bu sefer gelen [Uçan Ejderhalar]’ın grubuydu. Mu Tian kılıcıla en önde yürüyordu: ‘’Yo, Luo Mu tam zamanında gelmişsiniz!’’

 Luo Mu gülümsedi: ‘’Hehe, Mu Tian, parayı getirdin mi?’’

 ‘’Evet!’’

  ‘’Yanında adam da geitrmişsin…’’ Luo Mu, Mu Tian’ın arkasına baktı: ‘’[Öncü]’nün 13 Kartalı’dan beşi burada demek. Heh, beni fazla büyütüyorsun. Bu kadar adamı tableti korumak için mi getirdin, yoksa çalmak için mi?’’

 Mu Tian gülümsedi: ‘’Kendimi korumak için. Sonuçta şu anda şehir dışındayız. Tek başıma tableti koruyabileceğimi sanmıyorum! Hadi bakalım, takası yapalım!’’

 ‘’Tamamdır!’’

Luo Mu takas sekmesini açtı ve bir anda başlarından fırlayan sembollerle takasa tutuşmaya başladılar.

 ‘’Pa-da.’’

  Takas tamamlanmıştı!

  Yue Qing Qian hançerlerini çıkardı. ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao, zamanı geldi!’’

 ‘’Bekle!’’

 Hemen elimi uzatıp, kolunu yakaladım: ‘’Bekle, daha tamamladıklarına emin değilim.’’

……

 Beklediğim gibi, Mu Tian garip bir şekilde gülümsemişti: ‘’Bir dakika bekle lütfen; banka hesabımda 10,000 eksik varmış. 30 saniyede hallediyorum, bir saniye!’’

 ‘’Tamamdır!’’ Luo Mu başıyla onayladı.

 Yue Qing Qian şaşkın şaşkın gülümsemişti: ‘’Wow, neredeyse olayı bozuyordum. Büyük Kardeş Xiao Yao cidden dikkatli bir insansın…’’

 Gülümseyerek cevapladım: ‘’Dikkatli olmasaydım çoktan öteki dünyayı boylamış olurdum.’’

……

 Bir başka takas ve nihayetinde mesele tamamlanmıştı.

 Mu Tian birkaç adım geriye çekildi ve ışınlanma kağıdını kullanmaya başladı. 13 Kartal üyeleri etrafını sarmalamış, herifi korumaya başlamıştı.

 ‘’Sağ olasın Luo Mu! Ben kaçıyorum, umarım bu [Uçan Ejderhalar] ve [Prag] arasındaki dostluğun başlangıcı olur!’’

 Luo Mu cevapladı: ‘’Aynen öyle, zaten sizinle savaşmak istemiyorduk!’’

……

 ‘’Şimdi!’’

 Tam Mu Tian ışınlanma kağıdığını aktif ettiğinde ileri atıldım. Buz Yağmuru Kılıcı’m yükseliyordu ve hemen yere bir yumruk fırlatıp [Bağlayan Zincirler]’i aktif ettim. Zincirler Mu Tian’ın ayaklarına dolanmış ve herifin ışınlanma kağıdı otomatik olarak iptal olmuştu!

 ‘’Siktir, pusu kurmuşlar!’’

 13 Kartaldan bir kılıç ustası kılıcı kaldırıp, [Kombo]’yu aktif etti. İki saldırısını savuşturmak için kenara çekildim ve [Kızıl Ejder’in Kalkanı]’nı aktif ettim!

 Birkaç saldırı omzuma saplanmış; ancak ciddi bir hasar almamıştım. Kılıcımı savurarak Mu Tian’ın göğsüne saldırm ve ardından 6.seviye [Kombo]’mu aktif ettim!

 “Bang bang bang…”

 Başarılı saldırılarla herif anında öteki dünyayı boylamıştı!

 ‘’Pa-ta…’’

 Diz çöktükten sonra bana şaşkın gözlerle bakmaya başladı: ‘’Kaygısız Xiao Yao, burada ne işin var?’’

  Cevaplamadım ve hemen yere düşenlere baktım. Yerdeki altın tableti aldığım gibi kendi kendime söylenmeden edemedim; Hassiktir, ciddi ciddi tableti ele geçirdim! [Uçan Ejderhalar]’ın tableti nihayet ellerime geçti. Mu Tian, bu iyiliğini unutmayacağım aslanım benim!

……

“Pa!”

 [Delen Ok] vücuduma saplanmış ve sersemlediğim gibi 13 Kartal’dan biri kılıcıyla bana saldırmıştı. Şans bu ki [Kızıl Ejder’in Kalkanı] hala işler durumdaydı; aksi taktirde öleceğime şüphe yoktu!

  Soğuk bir rüzgarın eşliğinde ortaya çıkan Yue Qing Qian diğer oyunculara saldırmaya başlamıştı. İki okçuyu sersemlettikten sonra üçüncü okçuya iki kere vurmuş ve herif anında öteki dünyayı boylamıştı!

……

“Whew…”

 Sersemleme etkisinden kurtulduğum gibi rahat bir nefes aldım. Vakit kaybetmeden [Tedavi]’yi ve can iksirini kullanarak canımı dolurdum ve Yue Qing Qian’a seslendim: ‘’Qing Qian, kaçalım, bırak savaşmayı!’’

……

“Sha…”

 İkimiz de çalılara atıldık ve [Kamuflaj] yeteneğim otomatikman devreye girdi. Arkamda duran herifler şok olmuştu: ‘’Nasıl…nasıl kayboldular?’’

 Yue Qing Qian gülümsedi. ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao, başardın mı?’’

 Keyifle gülümsedim: ‘’Evet, aldım! Hadi Ba Huang’a dönelim!’’

 ‘’Tamamdır!’’