Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

10. Bölüm Dünyam Zindan Oldu (2)

Çevirmen: Shuiqui / Editor: Güz

"Ork Lideri! Dövüş benimle!"

"Chwiiiik!"

On dört ork yaratığının sürekli doğma yerleri sınırlıydı. Odaya girdiğim an, orkların hangi bölgede ortaya çıkacaklarını bildiğim için bu sayede en yakındaki orka doğru atıldım.

Savaş Çığlığı yüzünden diğer orkları görmezden gelerek, Ork Lideri'ne saldırmak imkansızdı. Bu yüzden, hızlı bir biçimde orkları ortadan kaldırmalıydım. Ork Lideri'nin saldırıları her halükarda can yaksa da Savaş Çığlığı’nı kullandığında savunması %50 oranında azalıyordu. İşte tam bu yüzden, diğer orkları ortadan kaldırmak gerekiyordu.

"Kuwaaak!"

"Chwiik!"

"İnsan!"

"Çabuk!"

Artık sadece silahımı savurarak diğer orkların kafalarını gövdelerinden ayırabiliyordum. Ork Lideri'nin bu devasa kılıcını mızrak yerine kullanmanın faydalarından biriydi. Saplamak ya da delmek için kullanılabilirdi, fakat asıl gücü savurmada yatıyordu. Ayrıca Ork Lideri'nin Kılıcı nadir silahlardan biriydi. Haliyle tahta mızrakla arasında dağlar kadar fark vardı.

"Kuaaa!"

Ork Lideri, emrindeki canavarların tek tek düştüğünü görünce sırtını iyice gerdi ve kükredi. Savaş Çığlığı kullanacaktı! Fakat çoktan orkların yarısını indirmiştim bile.

"Buna şansın olmayacak!"

Bir tane daha, bir tane daha! Vücudum tam olarak istediğim şekilde hareket ediyordu. Bir çiftçinin hasatını toplaması gibi, ben de orkların başlarını gövdelerinden topluyordum! Ork Lideri'nin çizmelerinden gelen hız bonusuyla, tüm süreç daha da kolay hale dönüşmüştü. Ork Lideri'nin Savaş Çığlığı nihayet sona erdiğinde odada sadece ben ve o kalmıştık.

[Ork Lideri 'Savaş Çığlığı' kullandı! Tüm orklar negatif etkilerinden arındı! Menzilde başka ork kalmadığından Ork Lideri'nin saldırı gücü %100 arttı ve savunması %50 azaldı. Geçici olarak süper zırh kazandı.]           

"Kuaaaa! Bu ne cüret!"

"Bu cümleyi yeterince duydum!"

Tereddüt etmeden süper zırhlı Ork Lideri'ne doğru atıldım. Onun saldırı düzenlerini avucumun içi gibi biliyordum. Onunla o kadar savaşmıştım ki artık izlemek bile canımı sıkıyordu. Aslında tüm küçük orkları kestiğim anda, savaş zaten bitmişti.

Süper zırhlı bir canavar, gelen saldırıları görmezden gelerek kendi saldırılarına odaklanır. Bu da dezavantajları beraberinde getirir. Hiç duraksamadan ilerlediği için, bazen daha fazla hasar alabilir.

Sonuç olarak kritik hasar vermek daha kolaylaşır; bu da normal hasarın iki katı anlamına gelir ve bazen hedefe kalıcı bir hasar verebilir. Tabii ki Ork Lideri’nin süper zırh etkisi altında başkalarına kritik zarar vermesi daha kolaydı ama hasar görmemesi de gerekiyordu.

Tam da şu an olduğu gibi!

"Haaap!"

"Kuaaak!"

[Kritik hasar! Ölümcül bir darbe vurdun!]

Saldırısını atlatmak için yerde yuvarlanırken, kılıcımı tam döndüğüm an savurmaya başladım ve aşil tendonunu kestim. Hala süper zırhın etkisi altında olduğu için duraksamadan saldırmaya devam etmek zorundaydı. Bu da yaralarının daha kötü hale gelmesini kaçınılmaz bir şekilde arttırıyordu. Süper zırhı sona erdiğinde, hayal edilemeyecek bir acıyla karşı karşıya kalacaktı.

"İNSAAAAAAN!"

"Senin söylemene gerek yok, hem gökler hem de sevimli kız kardeşim insan olduğumu biliyor!

Ork Lideri süper zırhı yüzünden ileriye atıldığı için durmadan arkasından saldırmaya devam ediyordum. Duvara çarpıp durduğunda, sırtını da keserek geriye atladım.

"Buradan cesedin çıkacak!"

Yine başlıyoruz! Ork Lideri kılıcını kaldırdı ve siyah manası silah etrafında toplanırken bir zil sesi ortaya çıktı. İşte bu, her gördüğümde beni kıskançlıktan çatlatan beceriydi! Kılıç Patlaması! Gücünü doldurması için gereken zamanı, tüm açı ve yön şablonlarını zaten biliyordum. Kılıç Patlaması'ndan kaçmak için hemen yana doğru kaydım. Patlamanın ufak açıklığını kullanarak kılıcımı göbeğine sapladım.

"Kuaaak!"

"Ups, bu yakındı."

Ork Lideri oradan oraya savrulmaya başlayınca hemen ondan uzaklaştım. Savaşın başlamasından bu yana yaklaşık 10 dakika geçmişti ama Ork Lideri hala sağlıklıymışcasına gereksiz yere kükremeye devam ediyordu. Eğer oyunlar ve zindan arasında bir fark varsa, bu da YP çizgileriydi. Ne kadar istesem de, tıpkı oyunlardaki gibi düşman canavarlarının YP'sini göremiyordum.

"Geber İNSAAAAN!"

Kılıç Patlaması'nın ardından ufak sarsılmalar geliyordu. El ve ayaklarını oradan oraya savurarak çevreyi karmaşaya vermekte ustaydı. Bu yetenek, en iyi organize olmuş partileri bile kolayca bozan güçlü titreşimler ve güçlü darbeleri ortaya çıkarıyordu. Bu saldırıyı binlerce kez yakından görme şansım olmuş olsa da, hala yeterli bir çözüm bulamamıştım. Eğer yaklaşıp saldırmaya çalışırsam en ufak hatada ölebilirdim. Ork Lideri süper zırhın etkisindeyken yaptığı saldırılar kelimelerle tarif edilemeyecek bir güçteydi. Bu yetenekte de durum aynıydı.

"GEBEEER!"

"Sırf biri istedi diye sana doğru hızla gelen bir buldozere atlar mısın?"

"GEBEEER!"

"Pekala, pekala, seni öldüreceğim. Birazcık bekle."

Neyse ki, bu yeteneği atlatabilmek kolaydı. Bu sarsıntılara ve vücuduyla yaptığı saçmalıklara başladığında tek yapmam gereken şey, koşmaya devam etmekti. Beni kovalamaya başlarsa, geri çekilirken etrafında daireler çizerek rahatlıkla kaçınabiliyordum. Oda oldukça geniş olduğu için bunları yapmak çocuk oyuncağıydı. Dahası bu aşama sona erdikten sonra tek yaptığı, yerine durarak bir süreliğine nefesini toplamak oluyordu.

İşte bu an karşı saldırı için en iyi şanstı.

"GEBEEER!"

Konuşma tarzıyla dalga geçtiğim gerçeğini görmezden gelmeye çalışsam da, yine de onun sabahtan beri durmadan bağırdığı gibi ben de aynı şekilde bağırarak ona saldırdım. Elimdeki Ork Lideri'nin Kılıcı'yla tek bir hedefim vardı. Poposu...

Crack!

"Kuaaaak!"

"Tamamdır, içeri girdi!"

Süper zırh aşaması çoktan sonra ermişti. Ork Lideri acı içinde silahını elinden bıraktı ve ellerini poposuna doğru götürdü. Ork Lideri belirli bir hasar eşiğinden fazla bir hasar alırsa, silahı düşüyordu. Bu saldırı için büyük bir şanstı. Heyecanla, diğer silahı da alıp tekrardan sapladım.

[Kritik hasar!]

Şansıma, üstüne bir de kritik hasar vermiştim! Ork Lideri artık saldıracak silahı olmadığından ve büyük hasar aldığından, pat diye yere yığıldı. Yere yığılmasının hemen ardından acı yüzünden bayılmıştı. Kazandım. Savaşı ben kazandım!

"Haaaaap!"

Kılıcımı onun gırtlağına doğru hedefledim ki bu benim için mükemmel bir yükseklikti. Her ne kadar gırtlağını delemesem de, yeterli hasarı vermiştim. Tabii ki tek bir saldırıyla yetinmeyecektim. Kılıcımı emin olmak için birkaç kez daha sapladım. Ardından yoğun kan bir sel gibi akmaya başladı.

Fazla mı heyecanlandım? Kendimi tutamayıp boğazına bir kez daha kılıcımı sapladım. İşte tam o sırada Ork Lideri gözlerini açtı.

"Kuaaaaa!"

[Ork Lideri 'Savaş Çığlığı' kullandı! Tüm orklar negatif etkilerinden arındı! Menzilde başka ork kalmadığından Ork Lideri'nin saldırı gücü %100 arttı ve savunması %50 azaldı. Geçiçi olarak süper zırh kazandı.]           

"Lanet olsun!"

Yumruğunu rastgele savurdu ve şans eseri hedefini buldu. Sadece tek bir yumrukla, YP'm büyük oranda düşmüştü. Neyse ki yumruğun gücüyle duvara savrulmadan sadece yere yığıldım.

[YP'niz yüzde 30'un altına düştü. Acil tedaviye ihtiyacınız var.]

"Ah, lanet olsun!"

Çok hızlı bir şekilde kan kaybettiğim için, vücudumu hareket ettiremiyordum. Yaşadığım acıyı bir kenara bırakmaya çalıştım. Ork Lideri'nin ekipmanları üzerimde olmasaydı büyük ihtimalle ölmüş olurdum.

"GEBEEER!"

Yine koşmaya başladı! Tüm gücümü dizlerime vererek ayağa kalkmaya çalıştım. Bacaklarım titriyordu. Yumruğun etkisinden pek kolay kurtulamayacak gibiydim.

"İNSAN, SONUN GELDİ!"

"Kuk!"

Hızlıca envanterimden bir iksir çıkararak içmeye başladım. YP'm biraz düzelmeye başladığında hareket edebilme yetim biraz daha düzelmişti. Ancak hemen ardından aldığım mesajı hiç beklemiyordum.

[Bir Kuvvet İksiri kullandın. 15 saniye boyunca kuvvetin 10 artacak.]

"Lanet olsun!"

Görünüşe göre ona direkt olarak saldırmalıydım. Artık YP iksiri içmek için zamanım yoktu ve bacaklarım da tam olarak kendine gelmemişti. Ayakta zar zor durabiliyordum.

“Tam olarak bunu planlamamıştım ama...”

Kılıcımı sıkıca kavrayarak rakibime odaklandım. Ork Lideri gözleri kan çanağına dönmüş bir halde bana doğru hücum ediyordu. Sanki gözleri aşkla yanıp tutuşuyor, kılıcını ise tutkuyla sıkarak bana doğru koşuyordu. Sanırım bu en kötü aşk itiraflarından biri olacaktı.

"Kötü şakalar yapmayı kesmeliyim. Neyse, hadi kapışalım o zaman."

Mızrak yeteneğim sadece orta dereceli diye hor görmeyin. Öğrendiklerim, düşük ve orta dereceli gibi unvanlarla açıklanamayacak düzeyde. Bu teknik atalarımdan öğrendiğim teknikti. Üzerinde hala onların kanı, teri ve nefesleri vardı! Yıldırımdan daha hızlı, bir ejderhadan daha güçlü, Tai Dağı'ndan daha görkemli ve okyanustan daha nazik! Bu sonuncu...

"GEBER!"

"GEBER!"

Şey, adında utanılacak bir şeyi yoktu! Ork Lideri bana yaklaştığı sırada bu tür işe yaramaz şeyleri düşünürken, kılıcımı onun göğsüne sapladım. Eğer bundan da sağ çıkarsa, o zaman ölecek olan kişi sanırım ben olacağım!

Puk!

Bir ses duydum. Saldırım kesinlikle hedefini bulmuştu. Asıl soru ölüp ölmediğiydi. Gözlerim kapalı olduğu için, ölüp ölmediğini hala tam olarak görememiştim. Bir anda, sanki dünyadaki tüm sesler kaybolmuş gibi her şey sessizleşti. Gecenin ortasında televizyonu kapattığın zamanki gibi.

Yavaşça gözlerimi açtım.

"Hiik!"

Ork Lideri'nin yüzü tam karşımdaydı. Kılıcımı göğsünden çıkarıp geri adım attığım anda, Ork Lideri pat diye yere yığıldı. Bir süre öylece kalakaldım. Bu... Yoksa bu?

...Başardım mı?

[Muhteşem başarı! Kat ustası Ork Lideri'ni tek başına yendin! İnanılmaz!]

[Ork Lideri Katili unvanını elde ettiniz. Tüm istatistikler kalıcı olarak 1 arttı. Bu etki, unvan kullanılmadığı zamanlarda da devam edecek.]

[Bronz Rütbe 6 oldun. Tebrikler.]

[Ork Lideri'ni tek başına yendin. Özel ödül, Ork Lideri'nin Omuzluğu’nu kazandın.]

[1.000 altın kazandın.]

[Ödülünü seç.]