Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

52. Bölüm Altın Kaşık ve Hödük Arasındaki Rekabet

Çevirmen: Odysseia / Editor: T4icho

Altın Kaşık ve Hödük Arasındaki Rekabet

 

Lin Xi, Luo Houyuan'ı görmemişti. Normalde yaşlı adamın ona öğrettiği tuhaf hareketler hakkında biraz daha bilgi edinmek istiyordu, ama bu sefer onu vadiden çıkartan kişi, daha önce görmediği, favorileri olan bir hocaydı.

Eğitim vadisinin dışındaki bir bölgede Lin Xi, farklı bölümlerden birçok öğrenci toplandığını gördü.

"Heh, Lin Xi, sen de mi bugün eğitim vadisine girdin? Lin Xi hareket etmeyi bırakıp olanlara bakmak istediğinde tanıdık bir ses Lin Xi'ye seslendi ve etraftaki herkesin ona doğru bakıp Lin Xi'nin bedenine odaklanmasına sebep oldu.

Lin Xi kaşlarını çattı. Herkesin duyabileceği kadar gürültülü konuşan kişinin tatlı bir yüzü olsa da yaşına hiç uymayan bir sinsiliği vardı; hiç anlaşamadığı Qiu Lu.

Qiu Lu da eğitim vadisinde yorulmuş olmalıydı ki yüzü porselen gibi bembeyazdı.

Lin Xi'nin sessizliğini görünce Qiu Lu, yanındaki zarif görünümlü, tatlı suratlı diğer öğrenciye döndü ve güldü. "Zi Xuxiong, bu bizim Savunma Sanatları'ndaki, Temiz Kalp Hapı içmesine rağmen yayı sadece iki parmak çekebilen kader seçimi Lin Xi."

Çocuğun suratı o kadar tatlıydı ki resmen Jimmy Lin'e [1] benziyordu.

Qiu Lu'nun söylediklerini duyunca diğer çocuk gülümsedi ama bir şey demedi. Cebinden beyaz bir mendil çıkartıp alnını sildi. Elinde koyu yeşil parıldayan zümrüt bir yüzük vardı.

Böyle bir yüzükle Geyikboynuzu Kasabası'nda büyük ihtimalle küçük bir dükkan satın alabilirdin. Bu, çocuğun doğal zarifliğiyle de birleşince bu kişinin gerçek bir altın kaşık olduğunu anladı.

Lin Xi, hödükler ve altın kaşıklar arasındaki doğal düşmanlığı körüklemedi ve sessizce yürümeye devam etti. Ancak herkesin toplandığı yerde basit ve kaba bir anons tabelası olduğunu gördü.

Bu dünyadaki kimsenin tahmin bile edemeyeceği anılara sahipti ve Qiu Lu'dan birkaç yaş büyüktü, o yüzden bu "çocukla" uğraşmakla vakti kaybedemezdi.

Geyikboynuzu'ndayken yaşıtlarının kendisinden çok daha aptal olduğunu anlayabiliyordu ve bu dünyadaki çocuklara acıyordu... Bir hikaye dinlemek isteseler bile onlara anlatacak, boş zamanı olan birilerini bulmaları gerekiyordu. Dış dünyadan bilgi almaları oldukça kısıtlıydı ve özel okullardaki en çalışkan öğrenciler bile özel okul hocalarından dış dünyaya dair pek fazla şey öğrenemezdi. Hatta binlerce kitap oku, binlerce yer gez diye bir atasözü bile vardı. Kaç hoca binlerce yer gezmiş olabilirdi ki? Bu dünyayı, kendisinin ve Müdür Zhang'in televizyonlarla, internetle, Steve Jobs'ın Apple ürünleriyle dolu dünyası ile kıyaslayınca...

Genç biri olsa da bu dünyadaki tüm gençlerden daha farklıydı, o yüzden çoğu öğretmen onun biraz farklı olduğunu düşünüyordu. Ancak onun için asıl velet Qiu Lu idi.

Cevap vermemesi yüzünden Qiu Lu hor görüldüğünü hissetti ve içini öfke kapladı. Lin Xi'ye doğru bağırdı. "Lin Xi bakıyorum da seni yine fena benzetmişler... Buraya niye geliyorsun ki? Anonsta kendini görmeye falan mı geldin yoksa cidden?"

Ha?

Lin Xi dostane bir tavırla diğer bölümlerdeki öğrencilere başıyla selam vardı. Fakat Qiu Lu'nun dediğini duyunca birden dikkati dağıldı ve anons panosunda son birkaç gündür en iyi iş çıkaran on öğrencinin yazılı olduğunu gördü.

"Ateşböceği" beş rozetle üç kere çıkış yaptı.

"Yıldırım Pitonu" beş rozetle üç kere çıkış yaptı.

"Beyaz Kanatlı Kaplan" beş rozetle üç kere çıkış yaptı.

"Gümüş Tilki," beş rozetle iki kere çıkış yaptı.

...

Zırhlardaki sembollerin isimlerinin yanında bir de sembollerin nasıl göründüğüne dair çizimler vardı.

Kendi kod adı da listedeydi.

Dördüncü sırada, Gümüş Tilki.

"Görünüşe göre beş rozetle çıkmak o kadar da kolay değil..." Etrafındaki öğrencilerin tartışmalarını duyunca Lin Xi kendi kendine mırıldandı. Akademinin buraya astığı tabelanın önemini hemen anlamıştı.

Çoğu öğrenci onları yenen kişileri bu listede görebilir ve onları daha fazla galibiyet almadan durdurmaya yemin edebilirdi.

Daha önce görmediği bazı kişiler de birbirleri arasında bu kişilerle savaşmaları gerektiğini ve daha fazla şöhret için rozetleri onlardan kapmaları gerektiğini söylüyordu.

Fakat bu eğitim vadisi yeni öğrencilere birkaç gündür açık olmasına rağmen en başarılılar bile sadece üç kere tüm rozet bölmelerini doldurabilmişti. İlk üç kişi dışındaki diğer yedi kişi yalnızca iki kere beş rozetle çıkabilmişti. Görünüşe göre Lin Xi cidden şanslıydı.

"Görünüşe göre yarın bir sürü kişi peşimden gelecek." Lin Xi kendine acıyarak tebessüm etti.

"Ee? Sadece diğerlerinin şöhretine bakıp kıskançlık duyuyorsun di' mi?" Qiu Lu onu hala hor görüyordu. "Ama benim bu listede olduğumdan emin olabilirsin."

Normalde Qiu Lu, Lin Xi ile bu kadar inatçı şekilde uğraşmazdı. Ancak bugün Liu Ziyu buradaydı.

Liu Ziyu'nun babası yalnızca Nanping Şehri'nin yöneticisi olsa da başarılı oldukça büyük olduğu için Qiu Ailesi'nin saraydan edindiği bilgilere göre yıl sonunda Savaş Sektörü ona terfi verecekmiş. O zaman da Liu Ziyu'nun babası, Shanlu Vilayeti'nin yöneticisi olacaktı.

Terfi resmiyete kavuştuğunda Qiu Lu, Liu Ziyu ile arkadaşlık edinemeyecek kadar düşük mevkide biri olacaktı.

Ancak şu anda sahte olsa bile iyi ilişkiler kurabilirse Qiu Ailesi'nin bu bilgiyi edinmek için edindiği zorluklara değebilirdi.

Hayat kadınları, diğer hayat kadınlarından daha göz kamaştırıcı olamamaktan korkarken mevki sahibi insanlar, kendilerinden yüksek insanların onları hor görmesinden korkardı.

"Listede misin?" Lin Xi arkasını dönüp Qiu Lu'ya cevap verdi. Biraz şaşırmıştı.

Liu Amca tarafından fena halde yenilen savaşçıyı hatırladığında Lin Xi bu altın kaşığın da ailesi yüzünden oldukça iyi bir savaş eğitimi almış olduğunu fark etti.

Lin Xi sonunda cevap verdiğinde Qiu Lu'nun ifadesi soldu ve sırıtarak konuştu. "Senin gibi bir hödüğe niye yalan söyleyeyim ki?"

Etraftaki, çoğu hödük olan diğer öğrenciler de Qiu Lu'nun saygısızlığı karşısında kaşlarını çattı. Ancak Lin Xi sinir olmamıştı, onun yerine basitçe konuştu. "Listede olsan bile... Bu o kadar da özel bir şey değil ki."

"O kadar özel bir şey değil mi?" Qiu Lu öfkeyle güldü. "Daha listeye girememişken girenlere bok mu atıyorsun?"

"Utanman yok mu Lin Xi? İmparatorluğun şöhretinin ne olduğunu bilmiyor musun?! Savaşçıların onurunu?!"

"Harbiden aptalsın ya..." Lin Xi, Qiu Lu'yu görmezden geldi ve kendi kendine düşündü. Eğer ardı ardına üç kere daha beş rozetle çıkabilirse bir akademi puanı kazanacaktı... Bu Direkt Mızrak Saldırıları rekorunu kırmaktan daha hızlı olmaz mıydı?

Ancak kâle alınmayan Qiu Lu daha da öfkelendi. Ayaklarını öfkeyle yere vurup bağırdı. "Lin Xi, adamsan benimle savaşırsın!"

Birden etraftaki herkesin dikkati onun üzerine odaklanmıştı. Qiu Lu'nun yanındaki Liu Ziyu bile düşünceyle Lin Xi'ye bakıyordu.

Yunqin İmparatorluğu, askeri güç ile kurulmuştu ve anlaşmazlıkların kılıçla çözülmesi oldukça yaygın. Bu yüzden de şan ve şöhreti önemsemeyen bir korkağın, otoriter bir altın kaşık tarafından düelloya davet edilmesi insanların dikkatini çekmişti.

"Nasıl savaşmak istersin?" Ancak Lin Xi reddetmedi. "Birbirimize sembollerimizi söyleyip eğitim vadisinde bir tarih mi belirleyeceğiz?"

"Sana sembolümü söylersem Tang Ke'nin gelmeyeceği ne malum? O tarz bir sınır barbarına karşı kazanabileceğimi garanti edemem." Qiu Lu sırıttı ve aşağılayıcı bir tonda konuştu. "Eğer benimle savaşmaya cüret ediyorsan ayrın burada buluşup vadiye beraber ineceğiz. Vadiye beraber girip bir yer belirleyecek ve oraya gideceğiz. Ayrıca kumpas kurmaman için Tang Ke ve diğerlerinin yarın eğitim vadisine girmesi yasak. Zırh sembolleri ise... Görülmesini istemiyorum, toprak bulup üstünü falan kapatabilirsin."

"Sembollerini kapatmak yasak falan değil mi?" Lin Xi biraz şaşırmıştı.

"Bunu yasaklayan bir kural yok, ama kapatmak korkaklığı simgelediği için kimse kapatmaz. Ancak savaşmak istediğimiz ve kimliklerimizi açığa çıkartmamamız gerektiği için bunda bir sorun yok." Qiu Lu bağırarak konuşmaya devam etti. "Eğer yemediyse söyle, bahane uydurmaya gerek yok."

"Benim için problem yok." Lin Xi kıkırdayarak onayladı. Düelloyu anında kabul etmesi hem Qiu Lu'yu hem de Liu Ziyu'yu şaşırmıştı; öyle ki Qiu Lu konuşmak için ağzını açsa da ne diyeceğini bilememişti. Lin Xi kafasını iki yana salladı. "Tang Ke de bana saygı gösterip gelmeyecektir."

Liu Ziyu şaşırmadan edememişti. Yoksa hem gelişim hem de savaş gücü konusunda inanılmaz yetersiz olduğu söylenen, Savunma Sanatları'nın kader seçimi yarınki savaş için endişelenmiyor muydu?

Üstüne bir de suratında hafif bir tebessüm vardı... Bırak Geyikboynuzu'ndan gelen bir hödüğü, saray entrikalarında yoğurulmuş mevki sahibi biri bile endişesini bu denli saklayamazdı.

Ancak o şok içinde bunları düşünürken Geyikboynuzu'nun hödüğü Lin Xi ona bakıp konuştu. "Lütfen yolumdan çekil, yurduma gitmemi engelliyorsun." Ardından beklemeden aralarından zorla geçerek gitti.

Lin Xi, Liu Ziyu'ya bakmamıştı bile. Lin Xi'nin baştan Liu Ziyu'ya karşı negatif düşüncelere sahip değildi, ama orada durup merakla olanları izleyince Jimmy Lin'e benzeyen çocuğa karşı hayal kırıklığı hissetmeden edemedi... Madem o ona kibarlık yapmamıştı, o da ona yapmayacaktı.

 

Çevirmen notu
1- Tayvanlı bir şarkıcı.