Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

46. Bölüm Ne Cüretle?

Çevirmen: T4icho / Editor: Darkone

 

Üç ırkın karışımı olan öğrenciler, öğrenci konseyinin tüm üyelerine tezahürat yapmış ama Tess sahneye çıktığında sessizleşmişti. Arkasında salınan metalik gri saçları ile birlikte asil adımları sessiz salonda yankılandı. Tek başına tüm binanın atmosferini değiştirmişti.

Eğilip saçlarını kulağının arkasına atarken hem kız hem de oğlanlardan tezahürat dalgası yükseldi. Tezahüratların biraz daha süreceğini düşünmüştüm ama Tess konuşmaya başladığı anda öğrenciler onun sesini duymak için birbirlerinin ağzını kapattı.

“Adım Tessia Eralith. Bugün burada akademinin Öğrenci Konseyi başkanı olarak bulunmaktan gurur duyuyorum.”

Güzel başkanımız için yükselen tezahüratın ardından mırıldanmalar başladı. Yanımda duran cılız insan çocuk diğer tarafındaki arkadaşıyla konuşuyordu.

“İşte BU, sana bahsettiğim Prenses Eralith. Ağabeyim onun direkt olarak müdirenin öğrencisi olduğunu ve geçen yıldan beri kampüste bulunmasına rağmen okula resmi olarak bu yıl başlayacağını söyledi!” arkadaşına doğru eğilip sadece onun duymasını istedi ama ses tonu ona ihanet etti.

“Ya-yani bu kampüse ayak basan ilk insan olmayan kişi. Bir dakika… birinci yılı ama halihazıra Öğrenci Konseyi başkanı mı? Bu mümkün mü?” göremediğim arkadaşının sesi her kelimesiyle yükseliyor etraftaki öğrencilerin de kulak kabartmasına neden oluyordu.

“Evet ben de duydum! Sanırım bir tür süper dahi falan olması gerek.”

“Neden hem çok yetenekli hem de aşırı güzel olmak zorunda ki? Bu hiç adil değil…”

“Bana bakması için bile nelerimi vermezdim ki.”

Salon Tessia’ya ulaşılamaz gözüyle bakan erkeklerin ve kıskançlık hayranlık karışımı duygularla yakınan kızların konuşmalarıyla doldu. Sylv, Tess’i tanıdığı için kafamın tepesinde deliye dönmüştü.

“Kyuu~” ‘Baba! Bak annem orada! İşte orada! Hadi merhaba diyelim!’ Sylv tepemde zıpladığı için onu alıp kollarımın arasına sarmak zorunda kalmıştım.

‘Annen de kim?’ heyecanı karşısında yenilgiyle iç geçirmeden edemedim. Sylv yumurtadan çıktıktan sonra Tess ile yakınlaşmıştı, bu yüzden aralarında bağ olmasını anlayabiliyordum… ama anne mi?

“Woah…” Elijah bayılmamak için destek alırcasına iki eliyle koluma tutunmuştu.

“Woah…” Elijah tekrarladı. Ne kadar zeki gibi dursa da bazen tam bir aptal gibi davranıyordu.

“İyi misin, Elijah?” kafasını dürttüm ama kafası balon gibi ileri geri sallandı.

“...Art… sanırım aşık oldum.” kolumu tutan elleri bir anda beni sarmaladı, sanki Tessia olduğumu hayal ediyordu.

Pekala, bu iş çığrından çıkıyor. Sylvie’ye saldırmasını söyledim. Sylv, Elijah’ın kafasına çene atarken, Elijah acıdan çok şaşkınlıkla bağırdı.

“Oh üzgünüm…” Sylv kafasından sarkarken Elijah beni bıraktı ve sahneye bakmaya devam etti.

Kalabalık Tessia’nın tekrar konuşmaya başlaması için durulduğu sırada Müdire Goodsky sessizce gözden kaybolmuştu.

Tessia beni bile şaşırtacak derecede ikna edici konuştu. Sadece 13 yaşındaydı ama tüm kalabalığın dikkatini olgunluk dolu süssüz kelimeleriyle çekme becerisine sahipti. Akademinin ilkelerinden ve buranın öğrencilerin özgürce güvenli bir şekilde gezip dolaşabileceği kutsal topraklar olduğundan bahsetti. Tessia bilinçli duellolar dışında başka bir öğrenciyi inciten öğrencilerin yüzleşeceği disiplin cezalarının da altını çizdi.

“Pek çoğunuz gibi birinci yılım olsa da akademide bir yıl kadar bulunma ayrıcalığına eriştim. Bu süre zarfında Savaş Büyücülüğü öğrencilerinin, Bilge Büyücülük öğrencilerine karşı yaptığı ayrımcılığı net bir şekilde gördüm. Bir kişi sırf Bilge Büyücü diye başka öğrenciler tarafından zorbalık ve agresif tutumlarla karşılaşırsa, bunu maruz görmeyeceğim.” Tessia’nın sesi bir kez bile titremedi.

Bu beyandan sonra kalabalıkta mırıldanmalar başladı. Buradaki herkes Bilge Büyücülük öğrencilerinin çektiği sıkıntıların farkındaydı.

“Bu yıldan itibaren üniformalar ve ileri dersler farklı olsa da ilk iki yıl Savaş Büyücülüğü ve Bilge Büyücülük dersleri genel eğitim olarak verilecek. İki yıldan sonra kişi zor bir testten geçerek eğitim alanını değiştirebilecek.” Son beyanı kalabalıkta memnuniyetsizliğe sebep oldu. Benim ya da Elijah’ın, Müdire Goodsky ile olan özel ilişkimden dolayı sınava girmemiz gerekmemiş olsa da arka planına bakılmaksızın Savaş Büyücüsü ya da Bilge Büyücü olabilmek için teste tabi tutulmak gerekiyordu.

Bilge Büyücü olmak için bir öğrencinin en temel büyü bilgisine (mana toplama) sahip olmak yeterliydi. Zeka keskinliğini ölçmek için yazılı teste girmeleri gerekse de sınavın pratik kısmı çok basitti. Ancak Savaş Büyücüleri’nin pratik sınavları çok daha sıkı oluyor. İster sihirbaz, ister geliştirici olsunlar temel büyü ve teknikleri sergilemek zorunda kalıyorlar. Elijah, Tess ve benim için kolay lokma gibi durabilir ama henüz uyanmış biri için çok zorlu olabileceğini itiraf etmek zorundayım.

Uzun boylu çocuk öne çıktı ve bir elini sallayarak kalabalığı susturdu.

“Benim adım Clive Graves ve öğrenci konseyi başkan yardımcısıyım. Başkanın dediklerinden devam edecek olursam, bu yıl pek çok değişikliğe gebe. İki öğrenci tipinin asimilasyonu ve geçişlerde tanınan özgürlükten sonra akademide kalmak için bir üst sınır olmayacak. Geçmişte profesörler öğrencileri 4 yıldan sonra mezuniyete iterdi ama pek çok mezunun kabiliyetinin tatmin edici olmadığını gördük. Bu yüzden Müdire Goodsky mezuniyet için zaman limitindense öğrencilerin belirli koşulları yerine getirmesini ve mezun olabilmek için bir sınavdan geçmesi gerektiğini beyan etti. Mezuniyet şartları kat kat ağırlaşmış olsa da buradaki eğitimin zaman limiti 10 seneye çıkartıldı. Bu süreçte teorik ve savaş alanında en üst kalite büyücüler yetiştirmeyi ümit ediyoruz. Akademinin kapıları herkese açıktır. İnsan, elf ve cüce olmanız fark etmez.” Clive eğilerek selam verdi ve öğrenci konseyinin kalanı da onu taklit etti.

Duyurunun son kısmı hiçbirimiz için bir haber değildi. Henüz duyurulmuş olsa da yeni kıta ile bir ilgisi olduğunu düşünmeme neden oldu. Bu akademi yeni kıtaya karşı olası bir savaşta kullanılmak üzere üst kalite büyücü yetiştirmekten mi sorumluydu?

“Ünlü Graves ailesinin ilk çocuğu! Damarına basmamaya dikkat et.” yanımdaki çocuk bir kez daha anlamsız kısık sesiyle konuştu.

Seremoninin ardından yeni öğrenciler yurtlarına yönlendirildi. Salondan ayrılırken gözlerim bilinçsizce Tess’i aradı fakat hiçbir yerde göremedim. Dışarıda mermer patikanın yanından yükselen ağaçlar, küçük renkli bir yaprak yağmuru oluşturuyordu. Öğrencilerin hepsi heyecanla akranları ile sohbet ediyor, tanışmaya çalışıyordu. Yurtlara doğru ilerlerken yanımızdan geçen kız öğrencilerin bize iki kez bakıp arkadaşlarıyla kıkırdıyordu.

“Ahh… Senin yanındayken daha az yakışıklı gözüktüğümü hissediyorum.” Yan yana yürürken Elijah’ın omuzları düştü, Sylv acıyıp benim kafamdan Elijah’ın kafasına ulaştı ve okşadı.

“Pek çoğu beni isteyecek olsa da eminim ki bazıları seninle de tatmin olacaktır, değil mi bebeğim?” Oyunbaz bir göz kırpma ile ona sataştım.

“Hadi len oradan.” karnıma vurdu ve ikimiz de kahkahaya boğulduk.

*BOOM*

Yüksek patlama sesi hem bizi hem de etrafımızda yürümekte olan öğrencileri şaşırttı. Hızla mermer patikanın sonundaki yaygaraya doğru koştuk.

“Senin gibi götten bacaklı bir cücenin nasıl geliştirici olma hayali kurduğunu anlamıyorum. Neden benim gibi gerçek savaşçılar için silah dövme işine dönmüyorsun?”

“Ne diyon sen ya? Sen kim oluyon hele?”

Oldukça uzak bir mesafeden ne döndüğünü anladığımda başımı sallayıp koşmayı bıraktım. İki öğrenci arasındaki aptal bir arbedeydi sadece. Patlamanın sebebi insanın civardaki bir ağaca manasıyla yumruk atmasından kaynaklanıyordu.

“Bu tehlikeli olmaz mı?” Elijah etrafına bakındı. Öğrencilerin bir kısmı olası bir dövüş riskine karşı ikiliden uzaklaşıyordu. Salondan en son çıkanlar arasındaydık, dolayısıyla çoğu öğrenci kampüsün derinlerine ilerlemiş ya da yurtlarına çekilmiş durumdaydı. Etrafta fazla öğrenci yoktu ama dövüşmeye başlarlarsa arada kalabilecek öğrenciler vardı.

“İlk günden kavga etmek gibi bir şeye cüret etmezler değil mi? Hadi gidelim.” Tartışan iki öğrenciye bulaşmadan yolumuzu değiştirmek için arkadaşımı dürttüm.

Hem cücenin hem de insanın Savaş Büyücüsü üniforması giydiğini gördüm. İnsanın kravatında iki çizgi varken, cücenin kravatında bir çizgi vardı.

“Adım Nicolas Dreyl! Düelloyu ilan et de dövüşe başlayalım, götten bacaklı! Yoksa bütün gün havlamaya devam mı edeceksin?” insan pis pis sırıtırken sağ elini rozetinin üstüne koydu.

“Heh! Pişman olcan.” cüce iri yarı bedeniyle 150 boylarındaydı ama taşıdığı dev savaş baltası kravatındaki tek çizgiden fazlasına sahip olduğunu söylüyordu.

Cüce elini kendi rozetinin üstüne yerleştirip “Broznean Boor ve Nicholas Dreyl arasında bir düello gerçekleşeceğini ilan ediyorum!” derken ikisinin metal rozeti de parlamaya başlamıştı.

“Düelloyu kabul ediyorum!” İki rozet de senkronize olana kadar farklı renklerde parlamış ardından ‘ping’ diye ses çıkarmıştı.

Savaş Büyücüsü üniformalarında bulunan rozet ve Bilge Büyücülerin sahip olduğu cep saati düello sistemi için bir eser görevi görüyordu. Düello sırasında kullanıcıların etrafını sarıyor ve belli bir ölçüde darbeyi emebiliyordu. Bariyer kırıldığında düello bitmiş sayılır ve diğer taraf kazanırdı. Eserin tekrar bariyer oluşturmadan önce 24 saat dolması gerekiyordu ve bu sürede düello yapmak yasaktı. Yüksek seviye büyücülerin düşük seviyedekilerle düello başlatmasına izin verilmiyordu. Bu yüzden insan, cüceyi düelloyu başlatması için kışkırtmıştı.

İnsan büyücü boyutsal yüzüğünden bir çift kılıç çıkardı ve civardaki öğrenciler bu kavgaya dahil olmak istemeyerek uzaklaştı.

“Bastır cüce!” Elijah, Broznean’ın tarafını tutmuştu ve tezahürat yaparken ifadesi çirkinleşmişti.

İki geliştiriciyi de inceledim ve insanın kırmızı aşamayken cücenin hala siyah aşamada olduğunu gördüm. İlginç olacaktı.

“HAAP!” İnsan öğrenci kılıçları loş sarı bir ışıkla kaplanırken kükredi ve etrafındaki toprak titremeye başladı.

“JAH!” Cüce zıpladı ve civardaki bir ağaca tünedi. Oradan kendini fırlatırken savaş baltasına toprak etkili manayı yoğunlaştırdı.

“Ooh! İkisi de toprak geliştiricisi, Art!” Sylv kafamın üstünde uyurken Elijah daha da heyecanlanmış ve savaşa yaklaşmıştı.

“Tremor Vuruşu!” Cüce elini baltasının başına koyup bağırdı ve baltanın donuk ışıltısı yoğunlaştırdı. 

*BOOM*

Cücenin darbesinden yayılan güç, çift kılıcıyla darbeyi engellediği halde insanın geri itilmesine neden oldu. Dayanmaya çalışırken kollarının titrediğini görebiliyordum.

İnsan oğlan kılıçlarını indirdi ve çoktan savunma moduna geçmiş olan cüceye doğru atıldı. Kılıçları yerden toz kaldırarak ilerlerken menzile girdiğinde kılıçlarını savurdu. Toprakta oluşan iz kılıçları takip eden bir kılıç oluşturdu.

Fena değil. Cücenin toprak etkili manasını kullanabiliyor olması çok şaşırtıcı değildi ama kırmızı aşamadaki bir insanın toprak etkili manasını bu düzeyde kullanabilmesi şaşırtıcıydı. Demek ki bu alanda yetenekliydi. 

“Parçalan!” Cücenin vücudu sarı bir ışıkla parlamaya başladı ve sağ ayağını yere sertçe bastırdı, etrafında ona doğru gelen toprak kılıcın parçalara ayrılıp yere düşmesini sağlayan bir dalgalanma oluşturdu. İnsanın gerçek kılıçlarını ise baltasını kullanarak engelledi ama kolunda bir sıyrık oluşmasından kaçamadı.

“Toprak Sütun!” insan ayağını yere vurdu ve kırılgan bir taş sütun cücenin önünde belirerek karnına vurdu.

“Oof!” cücenin bedeni ciğerlerindeki tüm havayı bırakırken, bariyeri büyük bir gürültüyle parçalandı. Düello bitmişti.

Etrafta toplanan insanlar tezahürat yapmaya, cüceler ise utançla homurdanmaya başladı.

Elijah iç geçirdi ve yurtlara doğru yöneldi ama Elijah’ı takip etme fırsatı bulamadan insanın yüzünü kaplayan pis gülümsemeyi ve kılıçlarına yönlendirdiği manayı fark ettim.

Aptal herifin durmaya niyeti yoktu. Son darbe için koşacaktı.

Eğer uzun menzilli bir teknik kullanırsam çok fazla sorun yaratırdı ama oraya gidip müdahale edersem de herkes benim olduğumu bilecekti.

Ahh! Elijah neden şu insanın bir teknik daha kullandığını görmedi ki? Eğer Elijah büyüyle müdahale etseydi bir sihirbaz olduğu için doğal olurdu.

Bir yolu daha var. Üzgünüm Tess.

“ŞU GELEN ÖĞRENCİ KONSEYİ BAŞKANI DEĞİL Mİ?” var gücümle bağırdım ve düelloyu kazanan insanı ürküttüm.

Tam da tahmin ettiğim gibi, dilini şaklattı ve kılıcını boyutsal yüzüğüne kaldırdı. Başkanı görebilmek için etrafı incelemeye başladı.

Arkadaşlarıyla düelloyu tartışmakta olan kalabalık da Tessia için etrafa bakınmaya başladı.

“Öğrenci konseyi başkanı mı? Nerede?” Elijah kalabalığın arasından onu görebilmek için başını kaldırdı.

“Hay aksi! Benzettim galiba!” omuzlarımı silktim ve arkamı dönmüştüm ki bir el beni tuttu.

“Bana kafa tutmaya falan mı çalışıyorsun velet?” Daha yeni düello yapan insandı bu. Adı neydi? Nicole? Nick? Her neyse. 

“Evet! Ne oluyor lan?! Bizi boş yere heyecanlandırdın!” bazı insanların idollerini göremediği için hayal kırıklığı yaşadığını görebiliyordum.

“Onu gördüğümü sandım. Benim hatam.” Ona göz kırparak omzumdaki ellerini uzaklaştırdım.

“Evet, senin hatan.” elini çekti ve benden uzaklaşarak ayaklarımın dibine tükürdü.

“Bilirsin ya, sana tavsiyem eğer mezun olmak istiyorsan… cüceyi öldürmek sana yarar sağlamaz.” Sylv insanın ensesine tükürdüğü sırada dimdik durdum.

Bir anda arkasını dönerken iki kılıcı da elindeydi. Alnında atan damarı görebiliyordum.

“Pfft.” Ah be, bu durumda gülmemem gerekiyordu. Hızlı bir bakış attım ve Elijah’ın artık çok geç olduğunu ima eden ifadesini gördüm.

“NE CÜRETLE??” 13 yaşındaki çocuk, gelişimini tamamlamamış bedenine büyük gelen kılıçları ile beceriksiz olarak adlandıracağım bir şekilde bana saldırıya geçti. Yüzü kızarırken çapraz kesik atmaya hazırlanıyordu.

Tek kaşımı kaldırırken darbeyi durdurmak için bir elimi kaldırdım. Neden kendimi aptal gibi göstereyim?

Tam iki kılıcını parçalamaya hazırlanıyordum ki bir ses araya girdi. Tüm öğrencilerin kısa süre önce duyduğu ve muhtemelen aşık olduğu sesti. Çocukluk arkadaşımın sesiydi.

“Bu ne CÜRET?”

Çevirmen notu
Yayıncı firmanın 3. kitabı geç göndermesi ve gönderdiği tarihlerde yaşadığım sınav yoğunluğu nedeniyle serimize bir hafta kadar ara vermiş gibi olduk. Öncelikle bunun için özür diliyorum ve haftasonundan itibaren telafilerin yapılacağını bildiriyorum. Ayrıca kitabımız markette satışa çıktı. Satın aldığınızda serimize daha sonra para vermeden tüm bölümlerimizi okuyabileceksiniz! İyi okumalar.