Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

283. Bölüm Yoksa Sonsuza Kadar Yalnız Kalacağım

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

 

 ‘’Defansa bak arkadaş! Ciddi ciddi kaplumbağa kabukları mı var yani?!’’

 Li Mu kılıcını kaldırarak kükredi, ‘’Millet, dikkatli olun! Yaratıkların [Alev Patlaması] diye bir yetenekleri var. Bu yeteneğin güçlü olduğuna şüphe yok, dikkat edin de alevlerden sebep küle dönüşmeyin…’’

  Matca kalkanını kaldırarak talimat verdi: ‘’[Gökyüzü’nün Kalkan Duvarı]’nı hazırlayın!’’

 “Keng keng keng……”

 Birbiri ardına şövalye ekibi kalkanlarını yere yapıştırmaya başlamıştı. [Gökyüzü’nün Cennet Kalkanı] aniden bize doğru koşan Alevli Kaplumbağalar’ın ön tarafına inmişti. Yaratıklar bize ulaşmadan hemen önce [Yerçekimi Darbesi]’ni aktif ettikleri için vücutları aniden dikenlerle dolu yuvarlak bir hale bürünmüştü!

 Peng peng peng…

  Bu acımasız ve vahşi saldırılara 7-8 şövalyeyi çoktan kaybetmiştik. Yalnızca Matcha’nın puanları bu yaratıklara karşı çıkabilecek düzeydeydi. Tek eliyle kalkanını, diğer eliyle mızrağını tutarak ön safları savunmaya devam ediyordu. Alevli Kaplumbağalar’ın saldırıları yüksek olmadığından Matcha pek de zorlanıyormuş gibi görünmüyordu.

 ‘’Saldırın!!’’

 Li Mu kılıcını kaldırdığı gibi [Gök Sallayan Kesik]’i aktif etmişti!

 “Ding……”

 Kılıcı kaplumbağanın kabuğuna atılmış ve enteresan bir şekilde kılıç kabuktan yalnızca birkaç kıvılcım çıkarmayı başarmıştı. Yaratıkların defansları acayip fazlaydı; gizli bonuslarla birlikte saldırı puanı 6000’e ulaşan Li Mu bile en fazla 1200 hasra verebilmişti. Şaşıran herif kükredi: ‘’Ah…bu ne arkadaş böyle??’’

……..

 Kurt gülümseyerek hançerlerini kaldırdı: [İkiz Hançer Harmonisi]!

 1771!

 Tabii ki yüksek defanslı yaratıklara karşı Süikastçiler daha etkiliydi.

 Alevli Kaplumbağa sürüsü ön saflarımıza atılırken, aralarından bazı sesler de yükseliyordu: ‘’Oh, hassiktir! Bu maceraperestlerin kanları ne kadar tatlıymış yahu. Şuradakinin başını koparalım da sabahlar olmasın!’’

 Yue Qing Qian acı acı gülümsedi: ‘’Konuşmalara bak…’’

 Gülümseyerek İmparator Qin’in Kılıcı’nı kaldırdım ve [Yedi Yıldız Parçacıkları’nın Kesiği]’ni aktif ettim.

 Hong!

 Saldırı başarıyla inmiş ve tahmin ettiğim gibi [Kan Emen]’in %154’lük artışı sağ olsun, kılıcım resmen yaratıkları delip geçmişti!

3778!
4001!
3762!

……

 Wang Jian ne diyeceğini bilemiyordu: ‘’Xiao Yao’yla Li Mu arasında o kadar mı fark var yani? Resmen ne diyeceğimi bilemiyorum: [Yedi Yıldız Parçacıkları’nın Kesiği]alana vuran bir saldırı olduğuna göre [Gök Sallayan Kesik]’ten daha az vurması gerekmiyor muydu…’’

 Dikkatle cevapladım: ‘’Evet, aslında aramızdaki saldırı farkı o kadar fazla değil. Yalnızca, İmparator Qin’in Kılıcı’ndaki [Kan Emen] %154’ye fırlamış durumda ve kılıç rakibin %25’lik defansını görmezden gelebilen bir özelliğe sahip. Yani, %25’i ıkarsan yaratıkların defansları sıradan şövalyelerden farksız bir hale geliyor.’’

 Li Mu rahatlamıştı: ‘’Oh, şimdi anlıyorum Gerçi Nazik Dokunuş’un verdiği hasara bakınca rahatlamadım desem yalan olurdu…’’

 Hemen yakınımızdaki Nazik Dokunuş’un [Gök Sallayan Kesik]’i yaratığın 700 canını götürmüştü. Suratı yemyeşile dönen herif söylendi: ‘’Lider Li Mu, ne demeye çalışıyorsun? Benimle dalga mı geçiyorsun? Ben…bırakıyorum bu işi…’’

 Li Mu geniş bir kahkaha patlattı: ‘’Genç adam! Dur bakalım öyle hemen nereye kaçıyorsun, şaka yapıyoruz burada. Sıkı çalışmaya devam!....Arkada taraftaki büyücüler de odaklanmaya başlasın artık! Alevli Kaplumbağalar’ın fiziksel defansları yüksek olduğundan yalnızca büyü saldırılarına bel bağlayabileceğiz gibi görünüyor. Ön saflardakiler, sizden yaratıkları öldürmenizi istemiyorum, sadece yerinizi koruyun yeter!’’

  Aniden sayısız ateş topu ve buz saçağı Alevli Kaplumbağalar’a yağmaya başlamıştı.

 Shua!

 Canı %50’ye düşen Alevli Kaplumbağalar’dan biri hemen [Alev Patlaması]’nı aktif etmiş ve yaratığın vücudunda oluşan ateşten bir yüzük kaplumbağanın bütün bedenini kaplamıştı. İlk başta kalkan gibi görünen bu yetenek aslına bakarsanız yaratığın yanında duran ve canları %20’ye inen birkaç Savaşçıyı öteki dünyaya postalamıştı!

 ‘’Siktir!’’

 Wang Jian’ın kaşları çatıldı: ‘’Sıkıntı. [Alev Patlaması] saniye başı 500 vuruyor. Can iksiri içsek bile buna dayanabileceğimizi sanmıyorum. Ne yapacağız?’’

  Söylendim: ‘’Saldırıya odaklanın! Yanınıza gelen yaratıkları öldürürseniz [Alev Patlaması]’ndan endişe etmenize gerek kalmaz. Millet, tam gaz odaklanın! Şifacılar mana konusunda cimrilik yapmayın, varınızı yoğunuzu ortaya koyun…’’

………

 ‘’ROAARGHH!’’

  Alevli Kaplan Tanrısı vahşi bir kükreme savurduktan sonra ön saflara atıldı. 65.seviyeye ulaşan yaratığımın 3250 saldırı puanı vardı. [Ateş Gücü Hücumu] kolayca bir grup Alevli Kaplumbağa’yı kızartmıştı. Ardından, kaplan diğer yeteneklerini kullanmaya başlayınca önüne çıkan yaratıklar birer birer yere yığılmaya koyulmuştu. Uzaktan meseleyi izlerken Alevli Kaplan Tanrısı’nın her hamlede yaratıklara 3000 civarı vurduğunu görebiliyordum. Kesinkes benimle boy ölçüşebilecek bir yaratıktı.

  Geçen birkaç saniyenin ardından Alevli Kaplan Tanrısı düşük canıyla geriye döndü; [Alev Patlaması]’na fazla dayanabilmesi mümkün değildi. Muhtemelen şifacıların menzilinden çıkarsa hemencecik ölecekti. Zaten bu zamanlarda şifacıların önemini anlıyordunuz. Altı yaratık dalgasından sağ çıkabildiğimiz için mutluydum. Şifacılarımız ciddi kayıplar yaşamamıştı ve formasyonları da sapasağlam duruyordu. Uzun süreli etkinliklerde, bir klanın sahip olması gereken özelliklerden biri de buydu.

  Elimizden geleni yapsak da ön saflardaki oyuncularımız ölmeye devam ediyordu. Matcha bile nihayetinde [Kutsal Gölge Kalkanı]’nı akitf etmek zorunda kalmıştı. Şans bu ki, Alevli Kaplumbağalar’ın [Alev Patlaması] üst üste binebilen bir yetenek değildi. Yani iki yaratığın arasında kaldığınızda saniyede 1000 canınız falan gitmiyordu; aksi taktirde, bu etkinlikten kimsenin sağ çıkması mümkün olamazdı!

 Huacha!

  [Atik Kılıç]’ı kullanarak ileriye atıldım ve hemen arkamı döndüm. Bir fırtına gibi sağa sola saldırmaya devam ederken [Yedi Yıldız Parçacıkları’nın Kesiği]’ni aktif etmeyi unutmamıştım. Bu gayet etkili bir savaş taktiğiydi; zira yaratıkları arkadan çevirdiğim için koca bir grubun işini bitirmeyi başarmıştım. Gözlerim yerde yatan kızıl kartı görür görmez parlamaya başlamıştı. Kartı elime aldığımda, özelliklerinin hiç de fena olmadığını gördüm---

 [Alevli Kaplumbağa Kartı] : Kullanıcının defansını %10 ve canını da %5 artırır. Kullanılması İçin Gerekli Seviye: 60, Aktif Süre: 120 dakika.

………..

 Hemen kartı Matcha’ya fırlattım. Kadının saldırı puanını artırmanın bir manası yoktu; bunun yerine hayatta kalma şansını artırsak daha iyi olmaz mıydı? Böylece genç kadın Zhan Long’un ön saflarındaki ana kalemiz olabilirdi.

 Elimi havaya savurduğumda 7.seviye [Tedavi]’nin ışığı 1050 canımı doldurmuştu.

 Dans Eden Orman uzun yayını çekip, arkadan saldırmaya devam ediyordu. ‘Pa’ mesafedeki Alevli Kaplumbağalar’dan biri [Delen Ok]’a maruz kaldığı için sersemlemişti. Sersemleyen yaratığın arkasındaki kaplumbağa onu itmeye çalışıyordu; lakin yaratık bir türlü kıpırdayamıyordu. Bunu gören Dans Eden Orman adeta umut ışıklarına uzanan bir melek gibi seslenmeye başladı: ‘’Her okçu [Delen Ok]’u kullanarak, ön safların 5 metre ilerisini hedef alsın! Bu şekilde Alevli Kaplumbağalar’ı durdurabiliriz!’’

 Bir grup okçu hemen kadının talimatlarını uygulamaya başlamış ve doğal olarak mesele…işe yaramıştı! Bu sayede ön safların maruz kaldığı hasarın %50’si bertaraf edilmişti. Seviye sıralamasına baktığımda nihayet olayı geri kazandığımı görmüştüm. Bir kez daha Ba Huang Şehri’nin ilk sırasındaydım. Jian Feng Han istediği kadar güçlü olsun, Alevli Bulut Kılıcı’yla birlikte İmparator Qin’in Kılıcı’na meydan okuyabilmesi söz konusu değildi. Jian Feng Han artık zirveye tekrar çıkamayacaktı; zira kılıcımın [Kan Emen] yeteneği fazla güçlüydü. Tahtı ele geçirmem kaçınılmazdı!

 Kılıcımı kaldırıp, mesafeye baktım; arazi yine kaos içindeydi. Zhan Long ve Uçan Ejderhalar zar zor yedindi dalgayı halletmeyi başarıyordu; yeni gelen destek ekipleri neredeyse tamamiyle erimişti. Alevli Kaplumbağalar’ın yetenekleri insanı dehşete düşürüyordu. Yeterince yetenekli şifalı olmadan bu yaratıklarla karşılaşmak, ölümle yaşamın arasındaki ince çizgide dans etmekten farklı değildi.

……

 ‘’Daha çabuk öldürmemiz lazım…’’ Suratım ekşidi. ‘’[Eskilerin Şehri]nin kuzey bölgesindeki baskı çok fazla. Herkesten yardım almamız lazım…’’

 ‘’Tamamdır!’’

 Matcha daha demin ölen bir yaratıktan düşen zırhı alır almaz gülümsemişti: ‘’64.seviye Altın Ekipman, neredeyse 50.seviye Mor Ekipman’la bire bir. Şansa bak…’’

 Bai Qi bacağına bir şaplak atarak söylendi: ‘’Ha, ayaklıklarımı daha demin değiştirdim. Heheh, puanları daha önce giydiğim 47.seviye mor ekipmanlardan daha iyiydi; fiziksel saldırıyı %9, büyü direncini %7 artırıyor. Düşük seviyeli İmparator Ekipmanlar’a kafa tuabilir…’’

 Matcha gülümsedi: ‘’Eğer zırhın %10’dan fazla bir özelliği artırmıyorsa, o zaman hava atmayacaksın. Patron’un Mor Ekipman olan miğferine bak istiyorsan, büyü direncini %27 ve fiziksel defansı da %12 artırıyor. Ona kıyasla, senin bahsettiğin altın ekipman resmen çöp, çöp…’’

 Bai Qi çaresizce gülümsedi: ‘’Hadi oradan, beni biye Klan Başkanı’yla kıyaslıorsun ki? Herifin elinde Kader’in şu an için bir numarası olan tanrı vari bir kılıç var ve yalnızca Ba Huang’ın en iyi oyuncusu olmakla kalmıyor, ÇMB’nin 27.srıasında da yer alıyor. Böyle bir adama karşı….üstümdeki baskı çok ama çok fazla…onunla kıyasma beni gözünü seveyim!’’

  Matca gülümsedi: ‘’Ayrıca etrafında bir sürü kadın var. Baksana, güzeller güzeli Cang Tong ve Cang Yue patronun etrafında dört dönüyor. Kendini aşağılık hissetmiyor musun?’’

 Bai Qi acı acı gülümsedi. ‘’Eğer doğru kadınla tanışamazsam, hayatım boyunca yalnız kalacağım…’’

 Binlerce Güneş sağlam bir kahkaha savurdu: ‘’Yani hayatındaki en büyük amacın bu muydu?’’

 Suratım ekşidi: ‘’Arkadaşlar, yaratıkları öldürsek diyorum? Boss yakında çıkacak, bırakın dalgayı…’’

……..

 40 dakika geçtkten sonra Li Mu söylendi: ‘’Sıkıntı, boss doğmuş…’’

 ‘’Ne tarafta?’’ Diye söylendim.

 ‘’Batı!’’

 ‘’Batıda kim vardı?’’

 ‘’Birkaç klan…[Toplu Cenaze], [Parçalanan Kemikler], [Karanlık Saray] ve [Savaş Rüzgarları]; lakin fazla adamları kalmamış…’’ Li Mu gülümsedi: ‘’Özellikle de şu [Toplu Cenaze] bir acayip…’’

  Kılımı kaldırıp, gülümsedim: ‘’Boş lafı bırak oğlum, 100 kişilik grup toplayıp batıya gidecek ve bossu çalacağız. Bossu alamasak bile [Toplu Cenaze]’nin kalan oyuncularını temizlememiz lazım. Herifler Cang Cheng’in ittifakı olduğuna göre, ileride kesinkes [Kahramanın Heybeti]’yle kapışacağız. Bu yüzden [Toplu Cenaze]’yi aradan çıkarsak iyi olur.’’

 ‘’Anlaşıldı, hadi gidelim!’’ Wang Jian gülümsedi.
……

 Talimatlarım altında, Zhan Long’un 100 kişilik saldırı ekibi  batıya ilerlemeye başladı. Çok sayıda Alevli Kaplumbağa oyunculara saldırmaya devam ediyorken biz çoktan bossu öldürmek için yola çıkmıştık.

 Birkaç dakika geçtikten sonra [Eskilerin Şehri]’nin batı kısmına ulaştık. Boss geniş, karmakarışık bir kalabalığın ortasındaydı. Kalabalıkta kan gövdeyi götürüyordu. [Parçalanan Kemikler], [Savaş Rüzgarları] ve [Karanlık Saray] vahşi bir şekilde mücadele veriyordu. Aradan [Öncü], [Prag] ve diğer klanların yolladığı ufak ekipleri görebiliyordunuz. Durum karmakarışıktı; lakin zaten ben de böyle olmasını umuyordum!

 ‘’Yürüyün!’’

 Önümüzde [Toplu Cenaze]’den 200 oyuncu duruyordu…Kılıç elimde, kükredim: ‘’İlk önce [Toplu Cenaze]’ye saldıracağız! Acımayın! Tek birini bile sağ bırakmayın! İLERİİİ!!!’’

 [] [] []