Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

148. Bölüm Koruma Arzusu

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

 Nihayetinde sıra üçüncü ve aralarında en değerlisi olan ekipmana gelmişti. Kızıl renkli bileklik… Şu an taktığım bileklikler yalnızca 30.seviye gümüş ekipmanlar olduğu için bu bileklik iyi bir ekipman çıkarsa, hemen değiştirecektim.

 Shua!

  Bilekliğin detayları ortaya çıkmış ve Matcha şaşırmadan edememişti: ‘’Patron…bu… bu nasıl şans böyle! Ah! Bosstan bir değil, iki mor ekipman çıkış!’’

【Cennet Tepesi’nin Bileklikleri】(Mor Ekipman)

Tip: Zırh

Defans: 220

Güç: +40

Büyü: +38

Ekstra: Saldırıların hassasiyetini %17 artırır.

Ekstra: Büyü direncini %15 artırır.

Kullanılması İçin Gerekli Seviye: 49

……

Cennet Tepesi’nin Bileklikleri’ni taktıktan sonra kendi puanlarıma bakmadan edememiştim---

【Kaygısız Xiao Yao】(Ejder Mezarı’nın Koruyucusu)

Seviye: 52

Saldırı: 1448-1888

Defans: 1309

Can: 2721

Mana: 910

Karizma: 34

……

  En büyük değişiklik mana ve defansımda yaşanmıştı. Defansım cidden hafife alınacak gib ideğildi. Şu an için defansı 1000’den fazla olan benden başka bir kılıç ustası olduğunu sanmıyordum. Ayrıca 910’a fırlayan manam da mücadelelerde daha uzun dayanmamı sağlayacaktı. En azından 2-3 6.seviye yetenek kullandıktan sonra manam bitecek diye endişe etmeyecektim. Sonuçta ölüm-kalım mücadelelerinde mananın bitmesi cidden olacak şey değildi.

  Ekipmanlarıma yeni dahil olan Cennet Tepesi’nin Bileklikleri sayesinde saldırı kesinliğin %17 artmış ve büyü direncim de %15 kuvvetlenmişti. Bu ekstralar etkili ve PK durumlarında fark yaratan cinste puanlardı; rakibim mükemmel derecede savuşturma kabiliyetlerine sahip olsa bile, yüksek bir kesknlik sayesinde kılıcınız hedefi takip etme şansına kavuşabiliyordu. Büyü direncine geldiğimizdeyse, büyücülere karşı koymanın tek yolu bu direnci artırmaktan geçiyordu.

  Bu üç ekipman dışında bosstan kayda değer başka bir şey düşmemiş olması beni hayak kırıklığına uğratmıştı. Ne Klan Kurba Tableti düşmüş ne de Pardon Kartları düşmüştü. Geriye kalan tek şey sümük içerisinde duran 7 yumurtaydı.

【Böcek Yumurtaları】: Yemek için kullanabileceğiniz malzemeler.

……

  İşe yarayacağını düşünmesem de yumurtaları envanterime atmış ve Matcha’ya sormuştum: ‘’Kasmaya devam mı edelim, yoska biraz ara vermek ister misin? Akşam yemeği vakti geliyor bildiğin gibi…’’

  Matcha başıyla onayladı: ‘’Mola verelim, ben de yemek hazırlayayım!’’

  ‘’Tamam o zaman…’’

……

  Kıyafet değiştirdim ve birkaç dakika içerisinde kızlar yurduna ulaşmıştım. Wan Er ve Dong Cheng Yue’nin güzel figürleri gözlerimin önüne belirdiğinde, her ne kadar bu kızları daha önce görmüş olsam da kalbimin dört nala koşmaya başlamasına engel olamamıştım.

 “Ahem…”

  Öksürdükten sonra aklımdaki düşüncelerden kurtulup, Wan Er’e baktım: ‘’Wan Er, nerede yiyeceğiz?’’

  ‘’Bugün başkası ısmarlıyor… ‘’ Wan Er cevapladı.

  ‘’Kim?’’

  ‘’Wang Ren, kılıç kulübünde gördüğün şu güzel kadın…’’

  ‘’Tamam ama, beni de mi çağırdı?’’

  ‘’Evet. Hadi gidelim, Kore restoranında yiyeceğiz.’’

  ‘’Tamam.’’

……

19:00, Kore Restoranı’nda…

 Barbekü kokusu salona yayılmıştı.

  Sağ elini yanağına koymuş, oracıkta oturan Wang Ren bana bakıyordu. Konuşmaya başlamadan önce güzel gözlerini birkaç kez açıp kapatmıştı: ‘’Li Xiao Yao, gerçekten Kendo kulübümüze katılmak istemiyor musun? Senin gibi bir yetenek her gün karşılaştığımız bir şey değil, cidden bu fırsatı kaçırmak istemiyorum. Ne istiyorsun söyle bakalım, seni kulübe katmak için elimden geleni yapacağım!’’

  Dong Cheng başını kaldırmış ve hafifçe gülümsemişti: ‘’Wang Ran, eğer Li Xiao Yao katılmak için senden kız arkadaşın olmanı istese, kabul eder miydin?’’

  Wang Ran’ın suratı kzıarmıştı: ‘’Hoşlandığım bir çocuk olduğundan, kabul edemeyeceğim…’’

  Wan Er gülümsedi: ‘’Tamam o zaman, beni kullanarak ona yaklaşmaya bir son verebilir misin artık? Ne dersen de Li Xiao Yao bana ait. Eğer onu benden çalmaya çalışırsan, önce cesedimi çiğnemen gerekir, anladın mı?’’

  Wang Ran şaşırmışa benziyordu: ‘’Wan Er, niye ‘Li Xiao Yao benim’ gibi bir cümle kurdun ki?’’

  ‘’Uh…’’ Wan Er söylediklerine inanamıyordu, birkaç saniye geçtikten sonra ne diyeceğini bulamamıştı.

  Yanlışlıkla koruması olduğumu ortaya çıkardığından endişelendiğini bildiğim için hemen çubukları kavrayıp, söylenmiştim: ‘’Hadi şu meseleyi bırakın da yemek yiyelim, sıkıldım cidden…’’

 ‘’Tamam, tamam, hadi yiyelim!’’

……

  Yemeğin ortasında, bir grup insan restorana adım atmıştı. İçlerinden biri şaşırmış ve bize bakmıştı: ‘’Vay anasını, ne tesadüf ama, şunlar Wan Er, Wang Ran ve Li Xiao Yao değil mi?’’

  Onlara bakmış ve gelenlerin Liu Ying, Piggy ve diğer arkadaşları olduğunu anlamıştık. Genelde okul öğrencileri bu tiplere bulaşmaya cesaret edemiyordu.

  Liu Ying gülümseyerek yanımıza geldi ve söylendi: ‘’Wang Ran, dün ben sana… sana kullanılabilen platinum yıldız kartlarından yollamıştım, aldın mı?’’

 Wang Ran’ın gözleri barbeküye odaklanmıştı: ‘’Hayır.’’

  Liu Ying dudaklarını ısırmış, cebinden iki bilet çıkarmıştı: ‘’Şey, bu biletler iki gün sonra yapılacak Jay Chou’nun konser biletleri. Bu biletleri alacağım diye baya uğraşmıştım. Senin de Jay Chou’yu sevdiğini biliyorum, yani neden beraber gitmiyoruz?’’

  Wang Ran başını kaldırmış, ifadesiz suratıyla aniden gülümsemişti: ‘’Jay Chou’yu seviyor musun?’’

  Liu Ying başıyla onayladı: ‘’Ah, evet!’’

  Wang Ran gülümsedi: ‘’O zaman ben Jay Chou’yu sevmiyorum, tamam mı?’’

 Liu Ying sessizce dikiliyordu.

……

  Öksürüğünü bastırdıktan sonra öfkesine hakim olamayan çocuklardan biri Liu Ying’in yanına gelmiş ve kendi kendine söylenmişti: ‘’Hmph, bu Wang Ran kendisini ne sanıyor böyle?! Pah, büyük göğüslere sahip odunun teki değil mi!’’

  “Bang!”

 Wang Ran elleriyle masaya vurmuş ve anında ayağa fırlamıştı: ‘’Ne dedin sen?!’’

  Liu Ying hemen çocuğa bir bakış attıktan sonra söylendi: ‘’Wang Ran, bakma sen şu salağa.’’

  Wang Rang gözlerini kapattı: ‘’Liu Ying, boşuna uğraşma derim, hem zaten sen Xue Yue’yle birlikte değil misin? Aynı anda bu kadar kadını idare edebileceğini mi düşünüyorsun?’’

  Liu Ying utanmıştı: ‘’Aslında… Xue Yue’yle armada hiçbir şey yok…’’

  ‘’Hiçbir şey yok mu?’’

  Wang Ran gülümsedi: ‘’Siz bir süredir ‘Takılıyordunuz’ diye duymuştum, yani bir şey yoktu aramızda falan diye kendini hiç yorma…’’

  Liu Ying’in suratı mosmor kesilmişti. Wang Ran’ın kolay lokma olmadığını anladığına şüphe yoktu.

……

 Her ne kadar Liu Ying’le armada bir sürü olay yaşanmış olsa da, bu ikilinin arasına girmeye cesaret edemiyordum. Yani cesaret edemediğimden değil de aslında, yalnızca karnım aç olduğundan yemek daha çok ilgimi çekiyordu. Ne varsa yiyecektim!

  ‘’Li Xiao Yao!’’ Liu Ying kükredi.

  Kalbim duraksamıştı. Hassiktir, lan bir insan bu kadar dayak ister mi arkadaş!?

  Beklendiği gibi Liu Ying’in bir sonraki cümlesi: ‘’Nasılsın Xiao Yao? Her gün yanında güzel kadınlarla yemek yiyorsun, dün Wan Er’le yedin, bugünse Wang Ran’la berabersin. Liu Hua Üniversitesi’nde bir sürü güzel kadın var. Sorarım sana Xiao Yao, her gün farklı bir kadınla takılmak nasıl hissettiriyor!?’’

 “Plump!”

  Ağzımdaki et parçasını yuttuktan sonra yavaşça ayağa kalktım. Gömleğimin kollarını biraz kıvırmış ve söylenmiştim: ‘’Kazanova olmaya falan çalışmıyorum bu yüzden benimle uğraşmayı kes. Liu Ying, söylesene bana, benimle aranda bir sıkıntı yoksa niye yanında bu kadar adam getirdin?’’

  Liu Ying dişlerini sıkıyordu: ‘’Doğru diyorsun, seninle başa çıkacak gücümüz yok; ancak Kader’de istediğimizi yapabiliriz! Daha fark etmedin mi? 5 dakika önce arkadaşlarımdan birisi Çilek Matcha adlı hizmetçi kızınızı öldürmüş! Haha, LaShou Cui Hua kadını o kadar kolay öldürmüş ki, duyduğumda neredeyse gülmekten altıma sıçacaktım! O kadını ne ara aldınız Zhan Long’a?’’

 “Siktir git!”

  Kalbim duraksamıştı, Matcha niye oyuna bu kadar erken girmişti ki?

  Lu Ying’e soğuk bir bakış attıktan sonra döndüm ve ayrılmaya koyuldum.

  Wan Er hemen yanıma gelmişti: ‘’Xiao Yao… ne oldu?’’

   Dudaklarımı ısırarak durumu açıkladım: ‘’Çilek Matcha Zhan Long’a henüz aldığımız bir kadın. Daha katılalı birkaç gün bile olmadan hedef haline gelmesi beni endişelendiriyor. Sabah oyuna girip, Alev Taşı Kanyonu’nda kasmaya başlamıştık, daha bir saat önce birlikteydik. Neden bu kadar çabuk oyuna girdiğini anlayamadım… ancak herifin söylediği gibi bir şey yaşanmışsa, Matcha’nın tek başına [Kahramanların Öfkesi]’yle mücadele etmesine izin vermeyeceğim!’’

  Wan Er elimi tutmuş ve yavaş yavaş ayağa kalktı, güzeller güzeli suratı buz parçasına dönüşmüştü. Liu Ying’e bir bakış attıktan sonra söylendi: ‘’Liu Ying, bu kadar acımasız olmak zorunda mısın? Li Xiao Yao’dan niye bu kadar nefret ediyorsun? Stüdyolara bulaşacak kadar düştüğünüze göre, [Kahramanın Öfkesi]’nin saçma sapan bir klan olduğuna şüphem kalmadı. Utanmaz herfiler!’’

  Liu Ying şaşırmıştı: ‘’Ne? [Kahramanın Heybet]’nin başkan yardımcısı hareketlerimi onaylamıyor mu? Yoksa klanınızın bütün adamlarını getirip, bize mi saldıracaksınız?’’

  Dong Cheng ayağa fırlamıştı: ‘’Klanımızı sizin gibi saçma sapan birkaç oyuncu parçasını temizlemek için harekete geçirecek değiliz. Oyuncularımızın %20’si gelse, size temizlemeye fazlasıyla yeter, hatta artarız bile!’’

  Kaşlarını kaldıran Liu Ying cevapladı: ‘’Öyle diyorsunuz da, ben sözlerinize pek inandığımı söyleyemeyeceğim. Kardeşlerim, burada olay çıkarmak erine Kader’e dönelim, bugün [Kahramanın Heybeti]’nin Ba Huang’a gelip, [Kahramanın Öfkesi]’ne saldırmasını bekleyeceğiz!’’

  Çok geçmeden Liu Ying ve ekibi olay yerini terk etmişti.

 Wan Er ve Dong Cheng Yue öfkeden deliye dönmüş ve gitmeye çalışmışlardı; ancak hemen ellerini tutup, onları durdurmuştum.

  ‘’Ne istiyorsun?’’ Wan Er söylendi.

  Ne diyeceğimi bilmiyordum: ‘’Lütfen, size rica ediyorum bu kadar aceleci olmayın. Bu meselenin [Kahramanın Heybeti]’yle uzaktan yakından bir alakası yok. Bu Zhan Long’un kişisel meselesidir. Bu işin icabına bizzat ben bakacağım. Gün gelecek, [Kahramanın Heybeti]’ne meydan okuyacağız, bu yüzden şimdilik diğerlerinin güçlerine güvenmek istemiyorum!’’

  ‘’Şey… tamam o zaman…’’ Wan Er cevapladı.

  Bir kez daha sandalyeye kurulmuş ve söylenmişti: ‘’10 dakikada yemeği bitirip, geri dönelim!’’

  Wan Er elini kaldırıp söylendi: ‘’Garson, şunları paketle! Xiao Yao’nun 10 dakika boyunca acı çekmesine izin verecek değilim!’’

Dong Cheng Yue: “…”

……

 Yurda geri döner dönmez oyuna girdim!

 “Shua!”

Vadide gözlerimi açmış ve uzakta duran birkaç [Kahramanın Öfkesi]’ne ait oyuncunun Matcha’nın cesedine kamp kurduğunu görmüştüm. Ayaklıkları düşmüş ve seviyesi de 32’ye gerilemişti. Görünüşe göre birden fazla kez hayatını kaybetmişti.

  Elinde savaş baltası tutan 47.seviye savaşçı gülümsedi: ‘’Ha, bu kadının suratı acayip güzelmiş yahu! Teni de yumuşacık! Niye böyle güzel bir kadın gidip Zhan Long’a katılmış ki? Halbuki tipinden bu kadar salak olduğunu anlayamamıştım. HAhahaha, öleceğim gülmekten.’’

  Herifin yanında 46.seviye bir süikastçi duruyordu: ‘’Hehe, tam benlik bir kadın! Dirildiğinde sakın karışayım deme, önce telefon numarasını almak istiyorum…’’