Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

119. Bölüm Düello

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

‘’Birilerinin size işleri öğretmesi lazım!’’ Yıldırım Ruhu Marki ileri atıldı, baltasından alev dalgaları fırlıyordu. Yani ikinci resmileştirme yeteneği olan [Alev Baltası]’nı kullanacağına şüphe yoktu. Dİrekt olarak Yaşlı K’nın başını hedeflemişti. Hassiktir, Yaşlı K’nın savuşturamayacağını biliyordum; yetenekleri henüz o kadar gelişmemişti!

 Clang!

Balta Yaşlı K’nın zırhında derin bir iz bırakmış ve adamın vücudu titremişti.

  774!

İkisi arasındaki fark gerçekten fazlaydı; tek bir vuruşta Yaşlı K neredeyse hayatını kaybetmişti!

  Bang…

Yıldırım Ruhu Marki ikinci saldırısını yapamadan suratına bir mermi yedi. Merminin sahibi tabii ki Fox’dan başkası değildi. Yanda duran kılıç ustası Yıldırım Ruhu Kralı sinirlenmişti. Kılıcını savurduğu gibi kılıçta üç tane altın altıgen belirmiş ve adam 5.seviye kombosunu Yaşlı K’ya doğru savurmuştu.

Kükredi: ‘’Geber, ezik!’’

……

Tam herifin [Kombo]’su başlayacaktı ki, Yıldırım Ruhu Kralı’nın vücudu olduğu yerde dona kaldı ve güzelce saklanmayı başaran Kurt gün yüzüne çıkmış, herifi sersemletmişti. Çevik ayak hareketlerini kullanan Kurt’un hançerleri savruldu ve Yıldırım Ruhu Kralı’nın vücudu üç darbeye maruz kaldı. Üç darbenin ardından [Kanama] yeteneği de kullanılmıştı. Çok geçmeden Yıldırım Ruhu Kralı’nın canı %50’nin altına düşmüştü.

1 e 1 mücadelede kesinlikle Song Han’a karşı bir şansı yoktu. Durumu gören Yıldırım Ruhu İmparatoru öfkeden deliye dönmüştü. Asasını savurduğu gibi [Ateşin ve Buzun Sütunu]’nu kullanarak Yaşlı K’yı hedef aldı! Bu esnada Katil Arı’sını da çağırmış ve arıyı Yavru Kurt’a doğru yollamıştı. Aynı anda bir sürü iş yapmayı iyi beceriyordu!

‘’[Öncü] oyuncularına bulaşmaya cesaret ediyorsunuz demek? Artık Ba Huang’da gezebileceğinizi sanmıyorum!’’

Yıldırım Ruhu İmparatoru’nun gözlerinde, Yaşlı K [Ateşin ve Buzun Sütunu]’na maruz kalıp hayatını yitirecekti. Çevik bir hareketle yukarıdan atladım, elimde tuttuğum Buz Yağmuru Kılıcı’yla Yaşlı K’nın canını doldurdum.

Buz Yağmuru Kılıcı’nı savurduğum gibi Yıldırım Ruhu İmparatoru’na saldırmıştım. Herif saldırı başında [Mana Kalkanı]’nı aktif ettiği için onu öldürmek kolay olmayacaktı.

……

‘’Hass, kim lan bu herif… Seviyesini göremiyorum…’’

Yıldırım Ruhu İmparatoru geri çekilirken [Ateş Topu]’nu kullandı: ‘’Kim olduğun umrumda değil, seni de geberteceğim!’’

  Peng!

Buz Yağmuru Kılıcı [Mana Kalkanı]’nı delip geçmişti; tek bir saldırıda kalkanını kaybeden Yıldırım Ruhu İmparatoru’nun suratı solmuştu. Herif geri çekilmeyi bile bırakmış ve bana bakmaya koyulmuştu: ‘’Bu... nasıl bir saldırı böyle… tek bir darbede mi yani? Gerçek misin…’’

Hafif bir gülümsemeyle birlikte [Rüzgar Kılıcı]’nı kullandım ve Yıldırım Ruhu İmparatoru’nun vücuduna bir hamle savurdum. Saldırı puanım herifin defansını akılalmaz bir derecede aşıp geçmişti!

1477!

……

Büyücü öldükten sonra arkasında duran 7-8 oyuncu şok olmuştu: ‘’Hassiktir! Patron öldü… bir hamlede, 1 saniye…, 1477 hasar. Kim bu herif, acayip güçlü?’’

Havada süzülen Rüzgar Elfi Okçusu yayını kaldırdı: ‘’Kimse kim, korkmayın. Beraber saldırırsak onu öldürebiliriz!’’ 37.seviyede olan birkaç kılıç ustası bana doğru atılmaya başlasa da, benim asıl hedefim havada süzülen ve 40.seviyede olan okçuydu. Herifin ikinci resmileştirmeden sonra elde ettiği [Delen Ok] yeteneği hiç de maruz kalmak istediğim bir yetenek sayılmazdı! Altın bir ışık hüzmesi önümde belirmiş, kombo üstüne komboya maruz kalmıştı. Saldırıların her biri en fazla 20-70 arasında hasar veriyordu; sonuçta bu 37.seviyede olan kılıç ustalarının saldırı puanları 800’ü bile geçemiyordu. Benim defansım da 1025 olduğundan, heriflerin durumu içler acısıydı!

  Pa!

Taşa bastıktan sonra zıpladım ve Rüzgar Elfi Okçusu’na odaklandım. Okçu hızını arttırıp 7 metre yükselmişti. Yani saldırı menzilimden çıkmıştı.’’

 Hua…

Pelerini arkasında dalgalanan okçunun gözleri sonuna kadar açılmıştı. Buz Yağmuru Kılıcı’m bir ‘Clang!’ sesiyle okçuyu delip geçti. Normal saldırılarım da korkutucuydu!

  1292!

Hasar ortaya çıktığında Yıldırım Ruhu Stüdyosu’na ait olan oyuncular neredeyse ağlamaya başlayacaktı. Yere indikten sonra [Tedavi]’yi kullanarak, ölmekte olan Yaşlı K’nın canını doldurdum!

‘’Xiao Yao!’’ Yavru Kurt bağırdı: ‘’Şu kalan 2 büyücüyü sen hallet, şifacıları ben öldüreceğim!’’

“Tamam!”

Beni yakalamaya çalışan 3 kılıç ustasına doğru Ufak Bobo’yu yolladım ve büyücülere doğru atıldım. Bu narin büyücülerin henüz [Mana Kalkanı] olmadığı için durum beni pek zorlamamıştı. Göz açıp kapayıncaya dek Yıldırım Ruhu Stüdyosu’nun 13 oyuncusu da ruh formunda bürünmüştü.  Bu mücadelenin mutlak kazananı, Zhan Long Stüdyosu’ndan başka kimse değildi!

……

“Pa!”

Ran Min rakip savaşçının cesedine sağlam bir tekme geçirdikten sonra dişlerini sıkmıştı: ‘’40 oluncaya kadar bekle sen, her gün peşinde dolaşacağım. Bekle de gör!’’

Hançerlerini tutan Yavru Kurt gülümsedi: ‘’İlk mücadele, 4 e 13 ve mutlak bir zafer, fena değil…’

Fox gülümsedi: ‘’Kazanmamızın tek sebebi patronun akılalmaz derecede güçlü olmasıydı; aksi taktirde bu mücadele bizi zorlayabilirdi. O Rüzgar Elfi Okçusu’nun şansına diyecek yok gerçekten; herif biraz daha yükselebilse canını kurtarabilecekti…’’

Fox’a bir bakış attım: ‘’Canını kurtarsa ne olacaktı ki? İki mermiye indirebilirdin…’’

‘’Umm, doğru ya, ben de uzun mesafe sınıfıydım…’’

‘’Ciddi misin sen!’’

‘’Ahem..’’

……

‘’Cesetlerin başında bekleyecek miyiz?’’ Yavru Kurt sordu.

Yerde hareketsiz yatan cesetlere bakıp cevapladım: ‘’Gerek yok, siz kasmaya devam edin. Bir daha gelmeye cesaret ederlerse, tekrar öldürürüz olur biter!’’

‘’Tamamdır!’’

Üçlü seviye kasmaya devam etmeye koyulmuşken, Ufak Bobo’yla birlikte köşede beklemeye başlamıştık.

Etrafın sessiz ve sakin olduğunu görünce bağırdım: ‘’Yıldırım Ruhu Stüdyosu, burada haydut keserek para kasmaya çalışıyoruz. Neden bu barışçıl ortamı bozmaya çalışıyorsunuz? Eğer şimdi dirilirseniz saldırmayacağım. Bölgenin güneyi bomboş, oraya gidip kasarsanız herkes mutlu olacak.’’

Birkaç saniye geçtikten sonra beyaz bir ışık hüzmesi belirdi. Dirilen süikastçi hemen [Görünmezlik] yeteneğini kullanmıştı. Kılıcımı indirdim ve tek bir kelime bile söylemedim. Çok geçmeden herifler birbirleri ardına dirilemeye başlamıştı.

Asasını tutan Yıldırım Ruhu İmparatoru bana bakıp söylendi: ‘’Adın Xiao Yao mu? Güzel, bizler, Yıldırım Ruhu Stüdyosu olarak bu utancı utnutmayacağız. Bekle de gör, intikamımızı alacağız!’’

Elimi kaldırdım: ‘’Zhan Long ‘İntikamınızı’ keyifle bekliyor. Lakin bir sonraki seferde grup mücadelesi yapmamıza gerek yok. Bana meydan okuyabilirsiniz. Ben deniz, Li Xiao Yao düelloları her zaman kabul eden biriyimdir. Ne kadar meydan okuma olursa olsun, hiçbirini geri çevirmem!’’

Yıldırım Ruhu İmparatoru’nun suratı mosmor kesilmiş ve herif ağır bir ses tonuyla söylenmişti: ‘’Demek öyle diyorsun, eğer cesaretin varsa buradan bir yere ayrılma. Sana ders verebilecek birini bulacağım!’’

Kenarda duran Yıldırım Ruhu Kralı fısıldadı: ‘’Patron, bu Xiao Yao’nun ÇMB sıralaması 200’lerde, herif cidden zayıf değil, biz…’’

Yıldırım Ruhu İmparatoru cevapladı: ‘’Sıkıntı yok. Şimdilik güneye gidelim, Xiao Yao’nun sonu yakındır!’’

……

Yıldırım Ruhu Stüdyosu gittikten sonra hançerlerini tutan Yavru Kurt yanıma geldi: ‘’Xiao Yao, ne demek istediler? Yardım mı çağıracaklarmış? Hadi gidelim buradan, şu anki gücümüzle [Öncü]’ye karşı koyamayız.

Uzaklaşan Yıldırım Ruhu Stüdyosu’na ait oyuncuları izlerken iç geçirdim: ‘’Yavru Kurt, bu sefer bu oyunda geri adım atmayacağız. Bizler, Zhan Long Stüdyosu, sayı bakımından az olabiliriz, güç bakımından da kuvvetli olmayabiliriz; ancak satranç tahtasındaki piyonlar gibi, yavaş da olsa kesinlike ilerleyeceğiz. Bugün yaptığımız mücadele Zhan Long için attığımız ilk adımdır. Bu tepeye kim gelirse gelsin, hepsini öldüreceğim!’’

Yavru Kurt gülümsedi: ‘’Tamamdır! Plan buysa diyecek bir şeyim yok. Şimdilik yeterince güçlü olmadığımızdan, sana güvenmekten başka çaremiz yok patron!’’

Fox: ‘’Jian Feng Han gelirse ne olacak? Tabii gelme olasılığı fazla değil ama…’’

Buz Yağmuru Kılıcı’nı sımsıkı kavradım: ‘’Eğer Jian Feng Han ortaya çıkarsa acayip mutlu olurum. Cennet Düzeni’nin Kılıcı’yla yaşadıklarımızı henüz sonuçlandırabilmiş değiliz!’’

Yaşlı K baltasını omzuna attı: ‘’Patron, eğer Jian Feng Han’la karşılaşırsan onu yenme şansın kaç olur sence?’’

Kılıcımı ve üstümdeki zırha baktıktan sonra cevapladım: ‘’İyimser olursam, onu yenme şansım %30 bile değil…’’

‘’Ne…’’

……

10 dakika geçtikten sonra dağın eteğinden, üstlerinde [Öncü] amblemi taşıyan bir grup oyuncu gelmeye koyulmuştu. Oyuncuların en önünde tam zırh giyen bir tip vardı. Elleri parıldayan bir balta tutuyordu ve başının üstünde de tanıdık Ba Huang Sıralaması yer alıyordu- Günahkar Kurt Sv-47 Gümüş Savaşçı

……

Gözlerimi kıstıktan sonra Jian Feng Han’ın Cennet’in Gururlu Baltası’nı bu herif için aldığını hatırlamıştım. Yavru Kurt, Günahkar Kurt’u görür görmez dişlerini sıkmıştı: ‘’Hassiktir, bu herif ÇMB sıralamasında Xiao Yao’nun bile üstünde, 117.sırada!’’

Yaşlı K’nın suratı ekşidi: ‘’Patronun Ateş Feneri Miğferi ve Buz Yağmuru Kılıcı var, bu iki eşya da mor ekipman! Neden ÇMB sıralamasında daha aşağıda yer alıyor ki?’’

Fox silahını indirdikten sonra gülümsedi: ‘’Sebebi gayet basit. Daha önceki oyunları göz önünde bulundurursak, Xiao Yao’nun durumunu anlayabiliriz. Patron fazla oyun oynamadığı için genelde düşük seviyeli ve düşük sıralı karakterlere sahipti. Buna karşılık olarak Günahkar Kurt’un diğer oyunlardaki sıralamasının yüksek olduğuna şüphem yok.’’

‘’Demek ondanmış…’’

……

Düşen yapraklara basarak gelen Günahkar Kurt hızlandı. 20 metre yakınıma geldikten sonra gülümsemişti: ‘’Xiao Yao, görüşmeyeli uzun zaman oldu. Ebediyet Rüzgarı’nın Generali’yle yaptığımız mücadelenin üstünde birkaç gün geçmiş olsa da, sanki dünmüş gibi hatırlıyorum.’’

Cevapladım: ‘’Ahh, Günahkar Kurt, bu tepeye bir grup [Öncü] oyuncusu getirmişsin… Para mı kasacaksın?’’

Günahkar Kurt söylendi: ‘’Hayır, duyduğuma göre [Öncü]’ye bulaşmaya cesaret eden birileri varmış. Ben de kim bu kibirli herif diye görmeye geldim. Sonuçta oyuncuların üstünde [Öncü] amblemi vardı. Birileri onları öldürdüğü taktirde, bu bütün klanın sıkıntısı haline geliyor…’’

Günahkar Kurt’un suratı ekşidi ve herif kükredi: ‘’Bu yüzden buradayım; [Öncü]’nün intikamını almak için. [Öncü]’nün namına leke sürmeye çalışan kim olursa olsun, karşılarında ilk beni bulacaklar! Bunun yanında, hehehe, Xiao Yao’nun Klan Başkanımızı, Jian Feng Han’ı öldürmesinin de karşılığını vereceğim!’’

Kılıcımı kaldırdım: ‘’Düello mu?’’

‘’Evet, duello!’’ Günahkar Kurt gülümsedi: ‘’Ba Huang Şehri’nin bir numaralı şifacısı, korku ne demekmiş göstereceğim sana!’’

……

“Clang!”

Buz Yağmuru Kılıcı’nı çektikten sonra cevapladım: ‘’[Öncü] iyice kendini bir şey sanmaya başladı, gel de sana birkaç ders vereyim!’’