Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

120. Bölüm Güç Yüzüğü

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

“Artist!”

Günahkar Kurt dişlerini sıktı ve elindeki kızıl bayrağı yere dikti; bu düelloyu işaret eden bir eşyaydı. Bu duello ÇMB sıralamasına etki etmeyecekti; yani Günahkar Kurt’u yensem bile sıralamam yükselmeyecekti.

Buz Yağmuru Kılıcı etrafa mor bir ışık hüzmesi saçıyordu ve bir hareketimle kızıl bayrak ortadan kayboldu. Düelloyu geri çevirmiştim. Hafifçe gülümserken söylendim: ‘’Ciddi ciddi kapışalım, niye duello yapıyoruz ki?’’

Günahkar Kurt kaşlarını kaldırdıktan sonra bağırdı: ‘’Tamam! Cidden artistin önde gidenisin Xiao yao! Seni geberttiğimde bu söylediklerine pişman olacaksın. Eğer ekipmanın düşerse geri vermeyeceğim!’’

“Hmm!”

……

Party chatinde Yavru Kurt söyleniyordu: ‘’Xiao Yao, Günahkar Kurt’ın ekipman detaylarını buldum: Baltasının adı Gururlu Cennet Baltası, Altın bir ekipman ve 600’e yakın saldırı puanı var. Zırhı, botları ve bacaklıklarının hepsi 42.seviye altın ekipman ve miğferi de 45.seviye gümüş bir ekipman. Miğferinde defansı 70 arttıran bir özellik var; bunun yanında kolyesi de %10 saldırı şansını arttırıyor. Yani herifin saldırılarını savuşturmak hiç kolay olmayacak, dikkatli ol. Ekipman konusunda senden aşağı kalır yanı yok. Evcil hayvanıyla ilgili bir bilgi bulamıyorum…’’

Başımı öne doğru salladıktan sonra fısıldadım: ‘’Hmm, Yavru Kurt arkamı kollar mısın? Yaşlı K mücadele için hazır ol ve Fox, ortalık kızışırsa büyücülere odaklanmanı istiyorum. Jian Feng Han burada olmadığı için Günahkar Kurt pek de düzgün davranmayabilir. Ne olursa olsun herkes ölmeye hazırlansın…’’

Yaşlı K gülümsedi: ‘’Hmm, beraber ölmeyeli yıllar oluyor…’’

‘’Peh! O kadar da kötümser olma, ben gidiyorum!’’

Yaşlı K şarkı söylemey başladı: ‘’İyi şanslar sana, mutlu yıllar sana…’’

Gülümsedim: ‘’Sen şarkı söylemeye devam et, ben kaçtım!’’

..…

“Pa….”

Altın ekipman olan botlar ileri atılmış ve Günahkar Kurt baltasını kaldırmıştı. Altın bir altıgen ortaya çıktıktan sonra ortaya siyah renkli ‘’Ruh Yılanı’’ çıktı. Bu öyle her gün karşılaşabileceğiniz bir yaratık değildi, cidden başıma bela olacaktı!

“Hua…”

5.seviye [Ağır Darbe], beni test etmeye çalışıyor!

Bir adım attıktan sonra baltayı kılıcımla karşıladım.

  Peng!

Kılıcım baltaya ulaşsa da; herifin saldırısını durduramamıştım. Günahkar Kurt’ın gücü oldukça yüksekti ve çok geçmeden balta omzuma saplandı.

  401!

Saldırı puanı en azından 1600 civarlarındaydı! Günahkar Kurt Barbar Savaşçı sınıfındandı; yani Kader’deki en güçlü saldırıya sahip olan sınıfın ta kendisine üyeydi! Bunun yanında bütün altın ekipmanlarının kombinasyonu, benim giydiğim Gümüş, Altın ve Mor ekipmanların saldırı toplamlarından daha kuvvetliydi. Tabii ki benim de iyi olduğum noktalar vardı; örneğin defans konusunda kesinlikle rakibime karşı üstündüm.

  Peng!

Ayaklarımın altında beliren garip bir aura düşmüş yaprakları itmeye başlamış ve S-seviye kombomu, [Tek Kişilik Ordu]’yu aktif etmiştim. Yapmak istediğim şey gayet açıktı; tek bir saldırıyla herifin bütün özgüvenini yerle bir edecektim.

Kombomu gören Günahkar Kurt hemen karşılık verdi. Baltasını yere saplamıştı ve Bam!, baltanın yalnızca 50 santimlik bir kısmı gün yüzüne çıkmıştı. Ciddi ciddi silahını bırakıp, ters takla atarak darbemi savuşturmaya çalışıyordu!

  Keng keng…

[Tek Kişilik Ordu]’nun ilk üç darbesi baltaya etki ettiğinden ortaya kıvılcımlar saçılmış ve 3 adet ‘ISKA!’ havaya fırlamıştı. Beklendiği gibi, Jian Feng Han’ın gözüne girebilen bir adamın zayıf olması imkansızdı! Yalnızca bu hareketine bakarak bile herifin nadir ustalardan biri olduğunu anlayabilmiştim.

İlk üç saldırımı savuşturmuş olsa da, hemen ileri atılıp herife vücut darbesi geçirmiştim. Vücut darbesine maruz kalmamıştı; ancak taklasını bitiren Günahkar Kurt’ın hemen önüne ulaşmıştım. Buz Yağmuru Kılıcı’nı çektiğim gibi kılıcın ucunda bir hava dalgası oluşmaya başladı.

[Rüzgar Kılıcı]!

 “Peng!”

997!

Tek bir saldırıya maruz kalan Günahkar Kurt geri çekilmek zorunda kalmış ve canının %50’sini kaybetmişti. Artık canı benimkine eşitlenmişti!

‘’Nasıl…’’

Birkaç adım geri çekilen Günahkar Kurt gözlerini sonuna kadar açmış bir vaziyette neler yaşandığını anlamaya çalışıyordu: ‘’Tek bir saldırıya 1000 canımı mı kaybettim yani? Jian Feng Han’ın bile bu kadar saldırı puanı yok, nasıl bir canavarsın sen?’’

Cevap vermedim; bunun yerine ileri atılıp, yere bir yumruk savurdum.

[Bağlayan Zincirler]!

Günahkar Kurt hemen 2 adım yana çekilmiş ve zincirleri savuşturmuştu. Yerde duran baltasını aldıktan sonra kükreyerek saldırı puanını %10 arttıran [Öfke] yeteneğini aktif etti. Ardından bir kez daha kükremiş ve [Delme] yeteneğini aktif etmişti. Bir sonraki saldırısı defansımın %25’ini görmezden gelecekti! Hodri meydan bakalım!

 “He!”

Diğer tarafta, Ufak Bobo rakip yaratığa saldırmaya devam ediyordu. Ruh Yılanı bir çığlık attı ve kuyruğunu kullanarak Ufak Bobo’ya saldırdı. İki evcil hayvan da nadirlik ve seviye bakımından birbirine yakındı. Hangisinin kazanacağını bilmiyordum.

Kükremeye devam eden Günahkar Kurt ileri atılsa da ne acele ediyor ne de yavaş davranıyordu. Bunun yerine sağlam adımlarla, belirli bir tempoda ilerliyordu. Kontrolü ve hızı gerçekten iyiydi ve saldırısını savuşturmak için bana şans tanımıyordu. Bir hamleyi atlatsam bile; bir sonraki vuruşundan kaçmam imkansızdı. Günahkar Kurt PK mekaniklerini iyi kavramıştı.

Günahkar Kurt’ın bana doğru gelişini izlerken sakinliğimi koruyordum. Herif [Öncü]’nün üst seviye üyelerinden birisiydi ve ismi de geniş bir kitleye hitap ediyordu; ancak bunlara rağmen karşımda duran Günahkar Kurt öfkeden deliye dönmüş, beni öldürmek için sabırsızlanmaya başlamıştı. Çok geçmeden hata yapacağına şüphem yoktu!

 “Kacha!”

Buz Yağmuru Kılıcı’m yerdeki kayalardan birine saplandı ve hemen eğildim. Kılıcı zıplama noktası olarak kullanmış ve havaya doğru akılalmaz bir hızla zıplamıştım.

 “Shua!”

“ISKA!”

[Delme] saldırısı ıska geçmişti. Havadayken bana tekrar saldırmaya koyulan Günahkar Kurt söylendi: ‘’Hmph! Kaçmaya mı çalışıyorsun?!’’

Botları öne atıldığı gibi Günahkar Kurt [Alev Baltası]’nı kullanarak omzuma bir darbe geçirmişti. Hassiktir! Canım acıdı cidden!

  976!

Bütün puanlarını güce basan bir savaşçı gerçekten hafife alınacak bir rakip değildi.

 “Keng!”

Omzuma bir darbe daha almış olsam da; bu şansı kılıcımı çekmek için kullandım ve Gümüş Bağcıklı Savaş Botları’mı kaldırarak Günahkar Kurt’ın sağ ayağına bir tekme savurdum. Herif dengesini kaybetmişti.

Ding…

Buz Yağmuru Kılıcı’nın üstünde 4 altın altıgen belirmiş ve altıgenleri gören Günahkar Kurt’un suratı mosmor kesilmişti: ‘’Aah… sıçtım.’’

Ustaların birçoğu yenilecekleri zamanı iyi bilirdi; hareketleri ve diğer parametreleri iyi kavradıkları için, tek bir yanlışta bütün planlarının bozulacağını da iyi biliyorlardı!

Buz Yağmuru Kılıcı’nı kullanarak 5.seviye Kombo’mu aktif ettim.

410!

397!

442!

378!

……

Saldırılarım arasında 5.seviye can iksirini kullanan Günahkar Kurt 750 canını doldurmuş ve zar zor hayatta kalmayı başarmıştı. Panik anında geri çekilirken arkasında duran [Öncü] oyuncuları söylemeye koyuldu: ‘’Çabuk olun! Günahkar Kurt’u koruyun!’’

‘’Gerek yok!’’

[Hız] yeteğimi kullanarak ileri atıldım ve Günahkar Kurt’un önüne geçtim!

 “Kacha!”

Buz Yağmuru Kılıcı Günahkar Kurt’un boğazını delip geçmiş ve ortalık kan gölüne dönmüştü. Nihayetinde, [Öncü]’nün bir numaralı saldırı ustası yenilmişti. ARkamda duran Ruh Yılanı da sahibinin öldüğünü anlayınca can verdi.

 Pata…

Günahkar Kurt’un bacakları daha fazla dayanamamış ve herif diz çölmüştü. Elinde tuttuğu baltanın yanında, gözlerinde öfke ve şaşkınlık yer alıyordu. Sanki nasıl kaybettiğini hala anlayamamış gibiydi.

  Çat!

Öldü! Cesedinden bir sürü eşya fırlamıştı: iksirler, birkaç Pardon Kartı ve altın renkli bir yüzük; yaygın bir eşyaymış gibi görünmüyordu!

Buz Yağmuru Kılıcı’nı kavradıktan sonra ileri atıldım. Bir anda [Öncü]’ye ait 45.seviye bir oyuncunun bağırışları kulağıma ulaştı: ‘’Kaygısız Xiao Yao, dur! Sakın Günahkar Kurt’tan düşen eşyaları alayım deme!’’

Kaşlarım çatılmış ve geniş bir kahkaha patlatmıştım: ‘’İyi madem, cesaretin varsa gel de 1 e 1 kapışalım. Eğer ekipmanlarım düşerse almana izin vereceğim.’’

Cevap vermelerine izin vermeden düşen eşyaları almıştım. Özellikle de Pardon Kartları ilgimi çekmişti. PK yaparken bu kartı kullanmak durumu bir hayli kolaylaştırıyordu. Bunun yanında yüzük de bana garip gelmişti, hemen özelliklerini incelemeye koyuldum---

【Güç Yüzüğü】(Altın Ekipman)

Güç: +35

Dayanıklılık: +20

Ekstra: Saldırı puanını 15 arttırır.

Kullanılması İçin Gerekli Seviye: 33

……

Yüzük hiç fena değildi; özellikle de güç odaklı oyuncular için olmazsa olmaz sayılabilirdi. Hatta sahip olduğum iki yüzüğe bile kafa tutabilecek bir seviyedeydi. Tabii eksik kaldığı tek bir nokta… yüzüklerimin birinde %1 can çalma varken, diğerinde bundan daha yüksek bir saldırı ekstrası bulunuyordu. Güç Yüzüğü’nün asıl noktası, güç konusunda ve saldırı puanı konusunda fena sayılmasa da, seviye gerekliliği 33 gibi az bir sayıydı.

Fox ve diğerlerine döndükten sonra yüzüğü fırlattım.

‘’Yaşlı K, yüzük senin!’’

Yaşlı K yüzüğü yakaladıktan sonra gülümsedi: ‘’Vay arkadaş, 35 güç ve 15 saldırı bonusu, güzel yüzük!’’

[Öncü]’ye ait oyuncular öfkeden deliye dönmüş ve birçoğu silahlarını çekmişti! 46.seviye kılıç ustası söylendi: ‘’Fazla ileri gidiyorlar. Kardeşlerim, öldürelim şunları!’’

Lakin 46.seviyede olan bir büyücü araya girmişti: ‘’Dur, sakin ol. Günahkar Kurt bana mesaj atıp, beklememizi söyledi. Sonuçta bu 1 e 1 mücadeleyi öneren bizlerdik. Öyle kafamıza göre grup mücadelesine başlayamayız. Bizler, [Öncü] olarak [Uçan Ejderhalar]’a benzemeyiz! Sözümüzden dönüp, diğerlerine zorbalık yapacak değiliz!’’

Lafını bitiren büyücü tekrar söylendi: ‘’Kaygısız Xiao Yao, gerçekten güçlüsün, seni taktir ediyorum. Günahkar Kurt bile sana kaybetti. Diyeceğim o ki… seninle duello yapmak isteyen biri var. 15 dakika içerisinde buraya gelecek.’’

Bu bahsi geçen herifin kim olduğunu çoktan tahmin etmiştim. Buz Yağmuru Kılıcı’nı sımsıkı kavradıktan sonra gülümsedim: ‘’Tamamdır, bekleyeceğim!’’

……

Bu esnada Cang Tong’dan bir mesaj geldi: ‘’Uh… Geldim, Ba Huang’ın kuzey kapısında dikiliyorum. Neredesin…’’

Cevapladım: ‘’Şu an için gelemem…’’

‘’Neredesin?’’

‘’Donmuş Akça Ağaç Tepesi’ndeyim…’’

‘’PK mı yapıyorsun?’’

‘’Evet…’’

Güzeller güzeli hanımefendi gülümsedi: ‘’Oh, demek öyle. Tamam o zaman… gelip, izleyeceğim…’’

‘’Tamamdır…’’