Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

266. Bölüm Mücadele Başlar

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

 

‘’General Li Mu, dur!’’

 Elimi uzatıp, herifin kılıcını tuttum: ‘’Ba Huang Şehri herkese açık bir harita, bizim bölgemiz değil. Burada saldırmamızın bir mantığı yok. Ayrıca, yanımızda fazla adamımız da yok.’’

 Yue Qing Qian’ın gözleri mesafeye odaklanmıştı: ‘’Görünüşe göre Cang Cheng düşmanımız olacak.’’

 General Wang Jian sordu: ‘’O zaman ne yapacağız?’’

 ‘’Yeşil Qilin Vadisi’ne gidelim. Şu anda kasmak için zamanımız yok. [Kahramanın Heybeti]’yle sonuna kadar savaşacağız!’’

 ‘’Tamamdır!’’

 …………..

 Yue Qing Qian ve General Li Mu düzinelerce Zhan Long üyesini Qilin Vadisi’ne doğru götürüyordu. Kılıcımı kavradıktan sonra Lin Wan Er ve Dong Cheng Yue’ye baktım: ‘’İşte böyle arkadaşlar, her ne kadar Wang Ze Cheng dışarıdan nazik ve samimi görünüyor olsa da, herifin asıl amacı Zhan Long ve Kahramanın Heybeti arasındaki bağı koparmak.’’

 Wan Er gülümsedi, ‘’Aynen öyle. Dong Cheng Yue’yle birlikte seni takip edeceğiz. Wang Ze Cheng’in ne planladığını görmek istiyorum….’’

  ‘’Tamamdır!’’
……….

 [Kahramanın Heybeti]’nden iki  yüz kişilik grup beni takip ediyordu. Wan Er’in yanında yürüyordum ve arkamızdaki insanların bize saldırmayacağını iyi biliyordum; sonuçta hepsi Wan Er’in arkadaşıydı. Hatta durum öyle bir seviyedeydi ki, Lin Wan Er’in tek bir kelimesiyle bu iki yüz kişilik grup direkt Zhan Long’a geçebilirdi…

 Bir saat geçtikten sonra, dalgalanan rüzgarlarla birlikte Qilin Vadisi’ne ulaşmıştık. Sayısı çiçekler ve vahşi yaratıklarla birlikte Qilin Vadisi gerçekten olağanüstü bir seviye kasma alanıydı. Eğer bu vadi olmasaydı, bu kadar kısa bir sürede Zhan Long 3.seviyeye ulaşıp 4.seviyeye yaklaşması da mümkün olmazdı. Zaten şu an için tek zayıf noktamız bu kısımdı. Eğer Zhan Long 4.seviye bir klan olup, 3000 üyeye ulaşabilseydi, [Kahramanın Heybeti]’nden gelen İlk Gruba karşı da herhangi bir korku beslememize gerek kalmazdı.

 Hua!

  Bu yumuşak, zarif sesle birlikte gökyüzünde güzeller güzeli bir figür belirdi. Beliren figür, elinde asa tutan ve omzunda takım kaptanı olduğunu gösteren amblemi bulunduran Binlerce Güneş’ten başkası değildi. Gülümseyerek söylendi: ‘’Patron, nihayet geldin! Oh…Cang Tong, Cang Yue’yi bile getirmişsin…Yoksa [Kahramanın Heybeti]’yle savaşmıyor muyuz?’’

 Wan Er hemen cevapladı, ‘’Binlerce Güneş, bizi yanlış anladın. İlk Grubun üyeleri arasında bulunmuyoruz. Muhtemelen savaşacaksınız yani…’’

 ‘’Uh…’’ Binlerce Güneş gülümseyerek söylendi: ‘’Her ne kadar durumu tam olarak anlamamış olsam da, biraz çözdüm sayılır. Hemen Qilin Vadisi’nin sınırına giderek gerekli ayarlamaları yapacağım.’’

 Onayladım: ‘’Tamamdır!’’

…………

 Wan Er mesafedeki ormanı gösterip, konuşmaya başladı. ‘’Dong Cheng’le birlikte oraya gidip seviye kasacağız. Bir gözümüz mücadelede olacak ancak…’’

 ‘’Ancak şu an için hala daha  [Kahramanın Heybeti]’ne üyeyiz; yani İlk Gruba saldırmamız söz konusu değil. Umarım anlayışla karşılarsın bizi….’’

 Gülümsemeden edememiştim, ‘’Sorun değil, zaten başlı başına bize saldırmamanız bile Zhan Long’a büyük bir avantaj kazandırıyor. Şu anda, Q-Kılıcı’nın yaptığı saçma hareketlerden sebep sizin klanla sorun yaşamanızı istemiyorum. Wan Er, eğer Q-Kılıcı Zhan Long’a saldırırsa ne yapacaksınız?’’

 Wan Er güzeller güzeli gözleriyle bana bakarak gülümsedi: ‘’Dong Cheng’le birlikte anında Kahramanın Heybeti’ni terk ederek, size katılacağız. Nasıl ama?’’

 Ellerimi birleştirdim. ‘’Güzel, bunu duymak istiyordum. Artık Zhan Long [Kahramanın Heybeti]’nin İlk Grubu’nu acımadan yok edebilir…’’

 ‘’Ah.’’

………

 Kanyona atladıktan sonra hemen Alevli Kaplan Tanrısı’nı çağırdım. Kaplan aniden kükremiş ve başının üstündeki ‘Cang Tong’ kelimeleri belirgin bir şekilde gözler önüne serilmişti. Wan Er oracıkta sessiz sessiz dikiliyordu. Kar beyazı bacaklarıyla yere bir tekme atıp, öfkeli bir ses tonuyla söylendi: ‘’Li Xiao Yao, alçak herif…Ciddi ciddi kaplanına benim ismimi vermişsin; Ugh, göstereceğim sana…’’

  Onu duymazdan gelerek Alevli Kaplan Tanrısı’yla birlikte Yaşlı K, Fox ve Matcha üçlüsünün yanına ilerledim. Li Mu, Yue Qing Qian ikilisi de beni takip ediyordu. O esnada Zhan Long’un bütün resmi oyuncuları ağaç altında toplanmıştı.

 ‘’Kahramanın Heybeti’nin İlk Grubu Büyülü İz Ormanı’na girmeye başladı…’’ Yue Qing Qian rapor verdi.

 Li Mu kılıcının kabzasını kavrıyordu, ‘’Şu anda, Büyülü İz Ormanı’nda kasan yaklaşık 100’e yakın [Kan Kontratı] oyuncusu var. Han Bei Song muhtemelen elinden geleni yaparak, diğer bölgelere saçılan oyuncuları çağırmaya başlamıştır; lakin ne yazık ki [Kan Kontratı] 3.seviye bir klan olduğu için yalnızca 1000 oyuncuya sahip bir oluşum. Ayrıca ortalama seviyeleri de bizim kadar yüksek olmadığından, Büyülü İz Ormanı’nı tutabileceklerini sanmıyorum. Daha demin Xiao Yao’yla birlikte Cang Cheng’e saldırdığımızda herifin ne denli güçlü ekipmanlara ve iyi oyun hamlelerine sahip olduğunu gördük. Herif Han Bei Song’dan kötü sayılmaz…’’

 Yavru Kurt hafifçe gülümseyerek söylendi: ‘’Sıkıntı yok. Burada biz varız; Zhan Long arkadaşlarının yardımına koşmayıp da ne yapacak?’’

 Yaşlı K sordu, ‘’Ne zaman saldırıyoruz?’’

 ‘’Biraz bekleyelim.’’

 Haritaya bakarak açıkladım, ‘’Büyülü İz Ormanı karmakarışık bir harita olsa da, bu durum bizim lehimize işliyor; zira herifler haritaya ilk kez adım atacak. İlk önce önden Rüzgar Elfleri’ni yollayın da araziyi gözlesinler. Elit güçlerimizi toplayarak Qilin Vadisi’nin batı sınırına gidecek ve emirlerimi bekleyeceksiniz. Eğer bir sıkıntı çıkmazsa, savaş yarım saate başlayacaktır. [Kahramanın Heybeti]’nin İlk Grubu’nu direkt halledip, şu Cang Cheng dingiline patron kimmiş göstermemiz lazım.’’

 ‘’Aynen öyle!’’

……….

 Yaklaşık 10 dakikanın ardından Qilin Vadisi’nin batı sınırı 800+ Zhan Long elitiyle dolmuştu. Saat oyunun en çok dolduğu zaman olduğundan, grubumuzdaki 1000 oyuncudan 879’u oyundaydı.

 Di!

 Han Bei Song’tan mesaj geldi: ‘’Hayret bir şey….’’

  Herifin derince iç çekişi durumu açıklar nitelikteydi. Gülümseyerek cevapladım; ‘’Han Bei Song, ne oldu?’’

 ‘’Yok bir şey…’’ diye tereddüte düşen bir ses tonuyla söylend. ‘’Daha bir saat önce 400+ oyuncuyu Soğuk Diyarlar’daki 100 kişilik [Uçan Ejderhalar] oyuncusunu bertaraf etmek için yollamıştım. Böyle bir şeyin yaşanacağını hesaba katmadım. Adeta arkadaşlarınla mezar soymaya gidiyorsun ve döndüğünde eve giren hırsızla eşini yakalıyorsun…’’

  Sakinleştirmeye ve teselli etmeye çalıştım, ‘’Merak etme. Daha sevişmiş sayılmazlar…Öyle hemen kuruntularına yenilme bakayım. Burada Zhan Long varken, o heriflerin kolay kolay Büyülü İz Ormanı’nı ele geçirmelerinin mümkünatı yok.’’

 Han Bei Song onayladı: ‘’Doğru diyorsun. Büyülü İz Ormanı’nın kuzey bölgesine adam yerleştirdim ve siz de doğu bölgesindesiniz. Kahramanın Heybeti saldırdığında, iki taraftan onlara atılırsak heriflerini işini kolayca bitirebiliriz.’’

 ‘’Evet, ben de aynı şeyi düşünüyordum. Şu an için kaç adamın var?’’

 ‘’1100 civarı.’’

 ‘’Gayet yeterli. Zhan Long’un da 1000 civarı oyuncusu var. Cang Cheng 2000 oyuncuyla geldiğine göre, sayı bakımından onlara kaybetmeyeceğiz.’’
 
  ‘’Tamamdır. 20 dakikaya hazırız.’’

 ‘’Güzel. Saldırdığımızda irtibatı iyi kuralım.’’

 ‘’Anlaşıldı!’’

…………..

  Gümüş ağaçlar Qilin Ormanı’nın ve Büyülü İz Ormanı’nın sınırlarında uzanıyordu. Hafif bahar meltemi İlüzyon Pelerini’mi dalgalandırıyordu. Kollarımı göğsümde birleştirmiş ve sunucunun bir numaralı silahını, Qin İmparatoru’nun Kılıcı’nı sırtıma yerleştirmiştim. Mesafeye bakarak söylendim, ‘’Yavru Kurt, son durum?’’

 Yavru Kurt cevapladı: ‘’Çoktan 1000 adamları Büyülü İz Ormanı’na girip, seviye kasmaya başladı. Büyük Kardeş Xiao Yao, harekete geçiyor muyuz?’’

 ‘’Acele etme. Hepsi girene kadar bekleyelim.’’

 ‘’Tamam.’’

 Yue Qing Qian: ‘’Patron, güney girişine de adam yerleştirsek iyi olur. Böylece direkt herifleri kıskaça alabiliriz.’’

 Gülümsemeden edememiştim, ‘’Tabii, ben de öyle bir şey yapmak istiyorum…ancak Zhan Long’un bütün oyuncuları burada, 800+ kişiyiz.’’

 ‘’Aslında…’’

 Ağaçta oturan güzeller güzeli Matcha gülümseyerek söylend: ‘’Aslında patron, bütün oyuncularımız burada değil. Sana söylemeyi unutmuştum…’’

 ‘’Eh? Neyi unuttun?’’ diye sordum.

 Matcha yere zıplayıp, önüme inmişti. Ejder Ruhu’nun Cam Mızrağı’nı tutarak bir kahkaha attı: ‘’Son 48 saatte, Zhan Long’un adını kullanarak Ba Huang’dan oyuncu alımı yapıyordum. Bu oyunculara Dans Eden Orman liderlik yapıyor. Şu an için Büyülü İz Ormanı’nın güneyinde, ortalama seviyeleri 57.1 olan 1100+ oyuncu bekliyor. Tabii seviyeleri senin kadar yüksek değil ve daha klana girmediler. Dans Eden Ormanı’n söylediklerine göre, oyuncuların sadakatini test edecekmiş!’’

 Şaşkına dönmüştüm: ‘’Bu…gerçek mi? Zhan Long’umuzun 1100 oyuncusu daha mı var?’’

 ‘’Tabii ki patron…’’ Matcha gülümseyerek söylendi. ‘’Niye 2 gündür koşuşturuyorum sanıyorsun? Yemeden içmeden, bütün gün Ba Huang kapılarında bekleyip, oyuncu bulmaya çalıştım. Kolay mı sandın? Hatta gerekli bilgileri bir dosyaya yerleştirip, toparladım bile… Sana yollarım…’’

 Keyiften dört köşe olmuştum. Matcha’nın belini tutup, kadına sarıldığım gibi onu havaya kaldırmaktan kendimi alı koyamamıştım. Geniş bir kahkaha da atmayı ihmal etmemiştim: ‘’Süpersin! Zhan Long’da sana sahip olduğumuz sürece Ba Huang’da nasıl tutunacağız diye endişe etmeme gerek yok!’’

 Matcha kıpkırmızı kesilmiş; ancak karşı çıkmak yerine, kulağıma fısıldamıştı: ‘’Patron, herkes izliyor…’’

  Kendime geldikten sonra hemen onu yere indirip, utangaç bir ses tonuyla söylendim. ‘’Ooopss, biraz heyecanlandım da…’’

 Yavru Kurt gülümsedi: ‘’Ne olacak canım. Matcha zaten senden hoşlanıyor, bu yüzden bir şey demeyecektir…’’

 Yaşlı K sırıttı: ‘’Peki ya Matcha’ya sarılan kişi ben olsaydım, ne olurdu?’’

 Fox başını iki yana salladı: ‘’Ölüm…İşkence…Daha dün gece işemek için tuvalete gittiğimde, Matcha’nın duştan çıkan figürüyle karşılaşmıştım. Ugh…eline geçen her şeyi bana fırlatmaya başladı. Meyve bıçağından tutun da…’’

  Matcha’ya baktım: ‘’Doğru mu duydum?’’

 ‘’Ah. Yahu öyle istemsizce fırlattım, ne yapayım…’’

 “……”

……

 O esnada bir Rüzgar Elfi Okçusu hemen yanıma gelip, söylendi: ‘’Klan Başkanı, herifler hareket etmeye başladı. Bir sürü oyuncu bize doğru gelerek, saldırı formasyonu oluşturuyor!’’

 ‘’Ughhhhh…’’

 Li Mu gözlerini kıstı: ‘’Bu veletler bize saldırmaya mı cürret ediyor?!’’