Olum noldu lannnn ba huang npc si dicem ama ba huang da alev ustasi npc yokki arkadas
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
408. Bölüm Alev Topu
Doğuya doğru ilerledikçe, Buzlu Resif Dağları’na yaklaşıyorduk. Gökyüzünde hafif bir rüzgar esiyor olsa da, dört bir yanı çevreleyen ağaçlar karlarla kaplanmaya başlamıştı. Her yerde buz parçacıklarını görebiliyordunuz. Dar bir geçide doğru ilerliyordum ve diz seviyesindeki suya giren botlarımdan vücuduma soğuk bir hissiyat yayılıyordu.
‘’Neredeyse geldiler…’’
Qing Qian arkasına dönüp baktı, ‘’Rüzgar Elfleri çok hızlı uçuyor, arayı açamıyoruz, ‘’diye endişeyle söylendi, ‘’Sadece bu da değil, Fang Ge Que büyücülerine [Boyutsal Zıplama]’yı kullanmalarını söylemiş. 10 dakikaya kalmadan bizi yakalayacaklarını düşünüyorum.’’
Ben de arkaya baktım, ve söylediği gibi [Efsane]’nin geniş oyuncu topluluğu bizlere 500 metre uzaktaydı.
Dirilen Kılıç’ın suratı solmuştu, ‘’Ne yapacağız? Direkt…burada savaşalım mı?’’
Hemen başımı iki yana salladım, ‘’Olmaz, burada herhangi bir avantaja sahip değiliz. [Efsane]’yi ne kadar ileriye sürebilirsek, Jian Feng Han’ın Şehir Koruma Fermanı’nı alma şansını bir o kadar artırabiliriz!’’
Siniri bozulan Sığınan Misafir söylendi, ‘’Ama…dediğini yaparsak, bildiğin Jian Feng Han için çalışmış olmayacak mıyız?’’
‘’Evet.’’ Meseleyi reddetmedim, aksine söylendim, ‘’Lakin bu durum, Fang Ge Que’nin fermanı almasından daha iyidir. En azından Ba Huang oyuncularının gururunu korumuş olacağız!’’
Sevgili Duck onayladı, ‘’Evet, klan başkanı doğru diyor! Olaya geniş bir çerçeveden bakmak lazım…Her ne kadar ben de o Jian Feng Han’ı sevmiyor olsam da, durum böyle…’’
Haritayı açtım, ‘’Doğuya doğru 200 metre daha ilerlersek ‘Buz Tepesi’’ne ulaşacağız. Bu tepe 100 metre yüksekliğe sahip. Belki de burayı savunma hattımız olarak kullanabiliriz. Buz Tepesi’ni biraz savunup, ilerlemeye devam edeceğiz. Biraz ilerideyse efsanevi ‘Buzlu Nehir Vadisi’ var. Eğer [Efsane]’yi oraya sürebilirsek, hedefimizi başarabiliriz!’’
‘’Buzlu Nehir Vadisi mi?’’
Qing Qian’ın kaşları çatılmıştı, ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao, biraz çılgınca değil mi? Daha önce Buzlu Nehir Vadisi’ni incelemiştim. Oradaki buzun ne kadar kalın olduğunu kimse bilmiyor. En azından buzun altında yüksek seviyeli yaratıklar olduğunu varsayabiliriz. Söylendiğine göre antik zamanlardaki Sölekantlar bile yaşıyormuş. Keskin dişleri ve yüksek saldırı güçleriyle buzun içine düşersek, işimiz bitmiş demektir.’’
Buz Tepesi’ne doğru baktım, ‘’Ne olursa olsun, bu mücadeleden kaçamayız. Sölekantlar’a can versek bile bu en azından Fang Ge Que’nin ellerinde ölmekten daha iyidir. Şuna ne diyorsunuz, ayrılıp, Buz Tepesi’nde buluşacağız. Ufak bir mücadeleyle rakibi oyaladıktan sonra direkt Buzlu Nehir Vadisi’ne gideceğiz!’’
‘’Tamamdır!’’
…….
400+ insan Buz Tepesi’ne doğru ilerliyordu. Beklentiler dahilinde gelişen durum, hemen önümüzdeki 100 metrelik tepeyi gözler önüne seriyordu. Düzlüğün orta yerindeki savaş surlarını andıran bu tepe işimize yarayacaktı.
Tepenin üstüne çıkıp, mesafedeki [Efsane] oyuncularına bakarak söylendim, ‘’Yükseklik avantajı bizde, yani rakibin gücü en azından %50 azalacaktır. Öte yandan, biz aşağıya saldıracağımız için menzilimiz artacaktır. 60 metre yaklaştıklarında, uzun mesafe oyuncularımız saldırıya başlayacak. 20 metre sınırına geldiklerinde, yakın mesafe sınıfları saldırıya geçecek!’’
Sığınan Misafir gülümsedi, ‘’Tamamdır! Bu anı bekliyordum!’’
Aramızdaki mesafe azalmaya devam ediyordu; rüzgar elflerinin bize doğru geldiklerini görebiliyordum; lakin tepe yüksekte olduğundan, direkt uçmalarına imkan yoktu. Fang Ge Que’nin emirlerini beklemek adına yavaşlamış gibi görünüyorlardı.
Nefeslerimizi tutmuş, [Efsane]’nin yaklaşan grubunu izliyorduk.
“Pa pa…..”
Qing Qian’ın çenesinden yere terler damlıyordu. Bu soğuk havada terlediğine göre ne kadar endişeli ve gergin olduğu açıktı. Aslında, sadece o değil, diğer herkes aynı durumdaydı. Sonuçta, rakibimiz bizden 12 kat daha fazla oyuncuya sahipti!
……..
Mesafedeki Ufak Bilge mızrağını kavrayarak başını kaldırdı, ‘’Klan Başkanı, Buz Tepesi’nde savaşmayı düşünüyorlar. Ne yapacağız?’’
Fang Ge Que’nin kurnaz gözleri parlıyordu, ‘’1000 kişilik iki takımı alıp, tepenin arkasına geçeceksiniz. Ufak Bilge, 3000 kişiyle önden saldıracaksın, ve ben de arkayı lacağım. Bu sefer Kaygısız Xiao Yao ve diğerlerini mezarlarına yollayacağız!’’
‘’Tamamdır!’’
Üç gruba ayrılan [Efsane]’nin bu hamlesine yapacak bir şeyimiz yoktu. Sayı bakımından üstünlerdi ve şu an için elimizden gelen tek şey ön tarafta mücadele etmekti.
‘’Keng!’’
Aniden Soğuk Demir Kılıç’ı çekrek kükredim, ‘’Kardeşim, mesafeyi ayarlayıp, saldırıya hazırlanın!’’
………
[Efsane] oyuncuları tepeye akın ediyor, bizler de kılıçlarımızı çekmiş, onları bekliyorduk. Rakip 60 metre menziline girdiğinde, Binlerce Güneş büyüleriyle üç oyuncuyu öldürmüştü. Diğer okçular, büyücüler ve silahşörler de saldırıya geçiyordu. Saniyeler içinde [Efsane] oyuncularına ait cesetler dört bir yanı kaplamıştı. 20 metre menziline gelen rakip çoktan 200 oyuncu kaybetmişti!
‘’Yakın mesafe sınıfları, saldırın!’’
Kılıçlarım ellerimde, Alevli Kaplan Tanrısı’yla ileriye atıldım. [Yedi Yıldız Parçacıkları’nın Kesiği]’ni hemen aktif ettiğim [Virane Diyar] izliyordu. Alevli Kaplan Tanrısı da [Ateş Gücü Hücumu]’nu kullanıyordu. Qing Qian hemen arkamdan gelerek [Ateştilkisi’nin Kavrayışı]’nı kullandı. Ardından [Mutlak Adımlar]’ı aktif eden genç kız hızla ilerleyerek iki okçuyu yerle bir etmişti. [Efsane] ne kadar güçlü olursa olsun, bu vahşi saldırılarımıza dayanamıyordu!
“Pa pa pa…..”
Göğsüme saplanan oklardan sebep birkaç adım geriye çekildim. Çok geçmeden vücudum büyü dalgalarıyla kaplanmıştı. [Efsane]’nin uzun mesafe saldırıları ortalamanın üstündeydi!
Sevgili Duck canımı doldururken, etrafa baktım ve aniden gözlerimde soğuk bakışlar elirdi, ‘’Dikkat edin, Fang Ge Que geldi!’’
Lafım biter bitmez Fang Ge Que aniden 40 metre ileriye atılmış ve [Ateşin ve Buzun Fırtınası] + [Alevlirüzgar Kilidi] saldırısını aktif etmişti. Sığınan Misafir tek bir kelime bile edemeden öteki dünyayı boyladı. [Buzlu Kaya Patlaması]’yla Zhan Long okçularından birini öldüren adamın omzundaki Yıldırım Yaratığı durmaksızın kükrüyordu ve aniden bütün vücudu değişmeye başladı.
………
‘’Qing Qian, Fang Ge Que’yi öldüreceğiz!’’
Öfke doluydum. Kılıçlarımla kalabalığı doğrarken [Yedi Yıldız Işınlanması]’nı aktif ettim!
Shua!
Kılıcımı savurduğum gibi Fang Ge Que’nin omzunu hedef aldım.
‘’Huh?’’
Fang Ge Que bu saldırıyı yapacağımı tahmin etmiş olacak ki önceden [Siyah Kaplumbağa Kalkanı]’nı aktifleştirmişti. Aynı esnada, herif kenara kayarak [Rüzgar Kılıcı]’mı atlattı.
“Vhoosh…..”
Tam bir dönüş yapınca Hükümdarın Pelerini havaya atılmıştı. Soğuk Demir Kılıcı’yla akılalmaz derecede hızlı bir saldırı yaptım. Fang Ge Que bile böylesine bir saldırıya karşı veremeyecekti; lakin herif aniden yelpazesini kaldırmıştı. Yelpazeyle mi karşılayacaktı?
‘’Keng!’’
Düşündüğüm gibi, yelpazeye çarpan kılıçtan etrafa kıvılcımlar saçılmıştı; zira yelpazenin içinde metal kısımlar vardı!
Saldırıyı karşılamış olsa da, herifin dengesini alt üst etmiştim. Ayaklarımda beliren garip auranın sebebi [Tek Kişilik Ordu]’dan başka hiçbir şey değildi!
“Peng!”
Yaptığım beş saldırıyla Fang Ge Que’nin [Siyah Kaplumbağa Kalkanı]’nı %21’e kadar indirmeyi başardım; ardından 8.seviye [Kombo]’yu aktif ettim!
Fang Ge Que sadece bana değil, Qing Qian’a da dikkat ediyordu. [Ateştilkisi’nin Kavrayışı] aktifleştiği gibi herif üçüncü [Boyut Zıplaması]’nı kullanmış ve saldırılarımızı atlatmıştı. Aniden öne atılan [Efsane] şövalyeleri beni geriye itmişti. Başımı çevirdiğimde, Fang Ge Que’nin [Sarmal Buz Dansı]’nı aktif ettiğini görebilmiştim!
‘’Şak!’’
[Atik Kılıç]’ı aktif ederek yeteneği atlattım. Sinirim bozulmuştu, kükrüyordum, ‘’Kardeşlerim, etrafa dağılın!’’
Zhan Long, Kapıdaki Düşman ve Kan Kontratı ciddi hasar alan üç klandı. 5 dakikalık vahşi savaşta 200 oyuncu yitirmiştik. Her ne kadar [Efsane]’den de epeyi adam öldürmüş olsak da, sıkıntıyı biz yaşayacaktık.
Fang Ge Que’yi görünce gözlerim sonlarına kadar açılmıştı. Bu herif sahip olduğum en güçlü rakipti. Onunla yaptığım mücadelelerin hiçbirinde avantajı elimde tutamamıştım. Her şey adamın düşündüğü gibi gidiyordu…
‘’Geriye!’’ Qing Qian kükredi.
……..
Peşimizden gelen [Efsane] oyuncuları arasından Fang Ge Que kana susamış gözleriyle kükredi, ‘’Kaçmalarına izin vermeyin! Hadi! En azından Kaygısız Xiao Yao’yu öldürmemi lazım!’’
Uzun mızrak elinde, Ufak Bilge gülümsedi, ‘’Kardeşlerim! Yürüyün! Kaygısız Xiao Yao’yu öldüreceğiz! Onu öldürene altın, pozisyon ne isterse vereceğim! Hahahaha…’’
[Efsane] oyuncuları dağda bizi kovalıyordu. Soğuk Demir Kılıcım ve İmparator Qin’in Kılıcı kızıla boyanmıştı. Kalbimde ufak bir çaresizlik belirene kadar katliama devam etmiştim. Kendi sonumu görmeye yakındım.
……
O esnada duyulan geniş bir patlama sesi dikkatimi çekti. Başımı çevirip yukarıya baktığımda, bize doğru gelen devasa bir alev meteoru olduğunu gördüm.
‘’O ne öyle?!’’ Ufak Bilge şaşkındı.
‘’Bang!’’
Devasa alev topu dağa saplandığında, alevlere kapılan ilk isim Ufak Bilge olmuştu. Herif direkt ateşin orta yerindeydi ve beraberinde 200 kişi de alevlere kapılmıştı. Herkes yaratığa bakıyordu---
Fang Ge Que derin bir nefes çekip sordu, ‘’Neden…şans bize hiç gülmüyor?’’
…..
[] [] []
Magnec