Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

230. Bölüm Beş Mohist Parşomeni

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

 Wan Er’in gözleri sonuna kadar açılmıştı: ‘’Wow, nasıl bir büyüme potansiyeli öyle…8.5 yıldızlık saldırı ve diğer puanları da hiç fena sayılmaz…’’

 Yuzi Chengshuo puanlara bakıp söylendi: ‘’Aslında, en büyük potansiyeli yıldız konusunda değil, Valkyrie tipi bir boss olmasında. Aynı sevideyeki diğer evcil hayvanların bununla mücadele etmesi imkansız. Kaygısız Xiao Yao, Alevli Kaplan Tanrısı’nın yetenekleri neler?’’

  Kaplanın yeteneklerine bakıp cevapladım. ‘’[Alev Pençesi] tek hedefe odaklanan bir kalkan, [Ateş Zırhı] da adından anlaşılacağı üzere defansını artırıyor. [Keskin Kükreme] etraftaki hedeflere ses dalgaları yollayan bir alan saldırısı; [Kan Emici Darbe]’yse tek seferlik bir yetenek ama hasarın %100’ünü emerek cana ekleyebiliyor. [Ateş Gücü Hücumu]'nda yaratık önündeki hedeflere cenk ediyor bildiğin…’’

 Yue Qing Qian eğilip, kaplanın başını okşamıştı: ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao, evcil hayvanın çok tatlıymış. Acaba…yeteneklerini görmemize izin verir misin? Valkyrie bossları cidden bambaşka oluyor; daha 1.seviyede olmasına rağmen bütün yetenekleri açılmış. Hatta 5 yeteneği var…’’

 Başımı öne salladıktan sonra aklımdan kaplana talimat verdim—

 ‘’Hou!’’

  Kedi boyutlarındaki ufak kaplan aniden öfke dolu bir kükreme savurmuş, başını kaldırıp önündeki bölgeye pençesini sallamıştı. Havaya saçılan kızıl pençe izi oracıkta durmaya devam ediyordu. İşte bu [Alev Pençesi]’ydi. Hemen ardından bir kükreme daha savuran Kaplan Tanrısı’nın etrafında bir kalkan belirmişti. Kalkanı kendini korumak için kullanan yaratığın ön pençeleri aniden yere inmiş ve bir kükreyişle birlikte etrafa ses dalgaları yayılmıştı. Bu saldırıdan sonra [Kan Emici Darbe]’yi aktif eden yaratığın karşısında herhangi bir hedef olmadığı için yeteneğin etkisi ortaya çıkmamıştı. En sonunda da, [Ateş Gücü Hücumu]’nu aktif etti!

 Hou!

 Sinirli bir kükreyişin ardından ufak kaplanın figürü aniden üç katına çıkmış ve vücudu alevlerle kaplanmıştı. Dört pençesiyle oracıkta dikilirken bir anda ileri atılıp, 10 metre boyunca koşmaya koyuldu. [Ateş Gücü Hücumu]’ndan sebep yaratık arkasında bir alev çizgisi bırakmış ve etraftaki çalılar adeta küle dönmüştü.

………

 ‘’Wu…’’ Lin Wan Er dudaklarını büküp, bana baktıktan sonra gülümsedi: ‘’Bağlanmış olması ne yazık…öyle olmasaydı…arada bir ödünç alabilirdim…’’

 Geniş bir kahkaha attım: ‘’Sorun yok, beraber kastığımızda izleyebilirsin.’’

 ‘’Tamam!’’

 Yuzi Chengshuo kenardan sordu: ‘’Xiao Yao, şu anda bu evcil hayvan sunucunun 1 numarası olsa gerek; puanlarını nasıl vermeyi düşünüyorsun?’’

 Biraz düşündükten sonra cevapladım: ‘’Güce basacağım. [Ateş Zırhı]’yla defansını artırıp, [Kan Emici Darbe]’yle canını doldurabiliyor sonuçta. Eğer gücünü yüksek tutabilirsem, üst seviyeli Rahipler’e ve Şövalyeler’e karşı olsam bile endişelenmeme gerek kalmaz.’’

 Wan Er başıyla onayladı: ‘’Evet, bir an önce Kaplan Tanrısı’nı kasman lazım; 60.seviyeye ulaştığı zaman asıl potansiyelini sergileyip, merkeze oturabilir. Ayrıca [Zhan Long]’un maskotu da olur biliyorsun ya…’’

 Matcha hafiften gülümsedi: ‘’Evet, Zhan Long’a katılanların çoğu patronun namından sebep başvuruyor, buna bir de maskot eklersek süper olur…’’

 Eğilip, ufak kaplanı kucağıma aldım. Hayvan ufacık, tüylü patilerini çeneme koyup miyavlamıştı. Yue Qing Qian ve Lin Wan Er’in ufak kaplana aşık olduklarına şüphe yoktu; zira kızlardan biri sağımda, diğeri solumda duruyordu. Ufak kaplan yalnızca mücadele esnasında güçlü bir müttefik olmakla kalmayacak, aynı zamanda tatlılığıyla da gönülleri fethedecek gibi görünüyordu. Kızları tavlamak için nihai silahlardan biriydi; ancak ne yazık ki bu ikiliyi limitlerin dışındaydı!

……….

 ‘’Hadi gidelim, görevin bitmiş olması lazım…’’

 Başımı çevirip, grubu 7 totemin olduğu yere doğru yönlendirdim. Yerde oluşan çatlağa doğru bağırmıştım: ‘’Üstat Yun Chen, artık gelebilirsiniz. Buz Ejderhası’nı öldürdüğüme göre artık sizi burada tutabilecek kimse kalmadı!’’

 Yer hafiften sarsılmış ve kırkayağa benzer mekanik bir yaratık çatlaktan fırlamıştı. Başı havada, uzun beyaz sakalları ve saçlarıyla yaşlı bir adam yaratığın üstüne oturuyordu. Yaşlı adamın vücudu adeta şeffaf görünüyordu; sağlam bir vücudu olmadığı çok açıktı. Bana bir bakış atıp, gülümsedi: ‘’Evlat, gerçekten Buz Ejderhası’nı öldürmeyi başarmışsın. Mohist Şehri’ni temsilen sana minnettarlığımı sunmak istiyorum…’’

 Başımı öne salladım: ‘’Ne demek efendim, bu yapmam gereken bir görevdi…Üstat, vücudunuzu tekrar diriltmeniz mümkün mü?’’

 ‘’Hayır…’’ Yun Chen başını çevirip, hayak kırıklığıyla bir kahkah aatmıştı: ‘’Eski Mohist deyimlerimizin barışçıl olduğunu düşünüyorum da…Bunu yapmak için, savaşın sonlanması için ejderhalarla mücadele etmeye başlamıştık; lakin nihayetinde işleri batırmaktan öteye gidemedik. Yine de, pişman değilim. İstesek de istemesek de bu savaşı yaşayacaktık zaten. Bu şehri, Mohist Şehri’ni korumak için karşımıza çıkacak bütün sonuçları ve hatta ölümü bile göze almıştık!’’

  Söylenirken Yun Chen’in vücudu hafiften sarsılmış ve sürdüğü mekanik kırkayak da dağılmaya başlamıştı. Yun Chen bana bakıp, zayıfça gülümsedi: ‘’Beni merak etme, zamanım çoktan sona erdi. Evlat, sen cesur bir kılıç ustasısın; eski ortağım bile yeniden doğup, seni takip etmeyi seçti. Yani onun güvenini kazanmayı başarmışsın. Madem mesele böyle, o zaman sana Mohist Şehri’nin son hazinesini vereceğim. Umarım Mo Zi’nin öğretilerini ve ‘Evrensel Sevgi’’yi yayarak insanları koruyabilirsin!’’

 “Shua!”

 Yun Cheng elini havaya savurmuş ve siyah renkli bir yetenek kitabını bana atmıştı---

 Pa!

 Kitabı elime aldığımda, siyah kapağın üstüne fiyakalı ‘Beş Mohist Parşomeni’ kelimelerinin yazılı olduğunu görmüştüm. Gerçekten de son ödül bana özgüydü!

 ‘’Evlat, ben gidiyorum. Umarım kalbindeki saflığı koruyabilirsin. Gücün seni ele geçirmesine izin verme…’’

 Yun Chen’in sesi daha da zayıflamış ve dördüncü kattaki ağır kar yağışı adamın vücudunu kaplayarak, onu göklere uçurmuştu. Mekanik kırkayak da acı dolu bir çığlık atarak toz parçalarına dönüştü. Aniden ikisi adeta hiç var olmamışlar gibi yok olmuşlardı.

  Oracıtka dikilip, Yun Chen’in kaybolduğu yeri izlerken Beş Mohist Parşomeni’ni sımsıkı kavrıyordum.

 Arkamda duran Wan Er omzuma hafifçe dokunup, fısıldamıştı: ‘’Ne acınası bir adam ama, ustan ortaya çıktığı gibi sonsuza dek kayboldu… Yine de, şans bu ki sana Alevli Kaplan Tanrısı’nı ve Beş Mohist Parşomeni’ni vermeden gitmedi. Onlara iyi bak ve ‘Evrensel Sevgi’’yi çalıştığına emin olup, diğerlerine saldırayım deme…’’

 Dong Cheng Yue gülümsemeden edememişti: ‘’Evrensel Sevgi’yi çalışıp, diğerlerine saldırma….Eğer ‘diğerlerine saldırma’ stratejisini kullanarak kız tavlamaya çalışırsan, muhtemelen bunda pek başarılı olmazsın…’’

 Ne diyeceğimi bilemiyordum: ‘’Dong Cheng, ne diyorsun sen…’’

 Dong Cheng Yue Lin Wan Er’in kollarına sarıldı: ‘’Humph, yanlış mı diyorum? O Wang Ze Cheng’in Lin Wan Er’den hoşlandığına şüphesi olan var mı…’’

  Wan Er’in gözleri sonuna kadar açılmıştı: ‘’Yeter, Dong Cheng…’’

 Matcha hafiften gülümsedi. ‘’Patron, Beş Mohist Parşomeni’ne bir göz atsana. Göster bakalım bize şu SSS-seviye görevinden ne aldığını…’’

 Başımı öne salladıktan sonra elimdeki kitap paramparça olup, vücuduma emilmişti--

 Mohistler’in Mekanik Ekipman Tekniği (Beş Mohist Parşomeni) –

 [Siyah Kaplumbağa Alemi] (S) : Yerden suyu çağırabilirsiniz. Bir çeşit yakalama yeteneğidir; hedef Siyah Kaplumbağa Alemi’nin etkisindeyden hareket hızının %70’ini kaybeder. Seviye Gerekliliği: 50, her kullanışta 1 adet Tanrı’nın Ordu Kardı harcar.

 [Ruh Ordusu] (S) : Belirlenen hedefe saldırmaya devam edecek bir grup asker çağırın. Gerekli Seviye: 50, , her kullanışta 2 adet Tanrı’nın Ordu Kardı harcar

[Yedi Yıldız Işınlanması] (S) : Oyuncunun yedi yıldız pozisyonları arasında ışınlanmasını sağlar. 100 ışınlanmayla sınırlandırılmıştır. Seviye Gerekliliği: 60, , her kullanışta 3 adet Tanrı’nın Ordu Kardı harcar

 [Mavi Ejderha’nın Okları] (SS) : Uzun mesafeli, sürekli ok fırlatabilen bir savaş makinesi çağırır. Saldırılar kullanıcının sahip olduğu saldırı puanının %90’ı gücünde olacaktır. Seviye Gerekliliği: 80, , her kullanışta 50 adet Tanrı’nın Ordu Kardı harcar

[Mor Yıldırım Tankı] (SSS) : Yıldırımın ve şimşeğin gücünü kullanabilen devasa bir savaş makinesi çağırır. Seviye Gerekliliği: 100, , her kullanışta 100 adet Tanrı’nın Ordu Kardı harcar.

(ÇN: Tanrı’nın Ordu Kardı olayı bir sonraki bölümde açıklanacaktır.)

……

Beş yeteneğe bakarken kendi kendime söylendim: ‘’Şu anda yalnızca üçünü kullanabiliyorum…’’

 Wan Er’in gözleri parlamıştı: ‘’[Siyah Kaplumbağa Alemi], S-seviye hareket hızını azaltan bir yetenek. [Ruh Ordusu] düşmana saldıran bir alan yeteneği ve [Yedi Yıldız Işınlanması] da…uh, bu yetenek biraz fazla güçlü görünüyor; durmadan, 100 kez yedi yıldız lokasyonlarına ışınlanmanı sağlıyormuş. Beynini kullandığın sürece, usta oyuncualrı bile bu yetenekle öldürebilirsin…’’

 Matca gülümsedi: ‘’Aslına en güçlü iki yetenek son ikili. [Mavi Ejderha Okları] ve [Mor Yıldırım Tankı]; burada savaş makinelerinden bahsediyoruz yahu! Defans için bile kullanılabilir bunlar. Tsk, Büyük Kardeşim Xiao Yao’nun adı dört bir yana duyulacak desenize. Eğer bir sonraki seferde, geniş çaplı bir savaşa girersek bu yetenekler sayesinde olayı bambaşka bir duruma sokabiliriz. Beş Mohist Parşomeni cidden SSS-seviye görevin ödülü olmaya layık bir kitap!’’

 Dong Cheng Yue asasını kaldırıp, yanıma yanaştı: ‘’Tamam, sonsuza kadar Xiao Yao’yu takip edeceğim…’’

 Dudaklarımı büktüm: ‘’Tamam tamam, hemen sevinmeyin, daha görevi vermemiz lazım. Oyunda baya zaman geçirdik, böyle devam etmemiz mümkün değil. Biraz dinlenmemiz şart.’’

 ‘’Evet!’’

……

 Yorgun argın bir vaziyette Ejderha Tapınağı’nın üst katlarına çıkmaya koyulduk. Dışarıda Frost ve Karl bizi bekliyordu. Frost kucağımdaki Alevli Kaplan Tanrısı’na bakıp gülümsedi: ‘’Güzel! Çok güzel! Beklediğim gibi görevi tamamlamışsınız!’’

 Karl dona kalmıştı: ‘’O…Yun Chen’in Kaplan Ruhu Koruması değil miydi?! Velet, dört aziz ejderin gölgelerini öldürmeyi başarmışsın. Bu…buna inanamıyorum!’’

 Frost gururla gülümsemişti: ‘’Ne oldu, onu öğrencin olmaktan çıkardığın için pişman mı oldun? Hmph, artık çok geç! Kendisi benim öğrencim ve ileride de Ejder birliğine katılacak bir savaşçı. Senin gibi Mezar Koruyucuları’yla işi olmayacak bundan sonra!’’

 Karl hafiften öksürdü. ‘’Göreceğiz bakalım!’’

 Frost soğuk bir bakış attığında Karl hemen başını eğmişti.

……

 Öne atılıp söylendim: ‘’Usta, görev ödülünü verebilir misin…?’’

 Frost biraz utanmıştı: ‘’Oh, tabii, tamam…’’