Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

386. Bölüm Taktik Değişikliği

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

 Oyundan çıktıktan sonra vücudum adeta yanmaya başlamıştı. Ayağa kalkarak, uyuşan kollarıma baktım. Yi Hai’yi aktif ettiğimde, damarlarımda gezen aurayı hissetmiştim; lakin aurayı kontrol edebilecekmişim gibi görünmüyordu. Daha önce böyle bir şey yaşamamıştım. Acaba oyunda durmadan mücadele ettiğim için mi böyle olmuştu?

 Kolum aniden sallanmaya başlamış ve beyaz bir aura etrafa saçılmıştı. Derin bir nefes alarak vahşi aurayı durdurmaya, vücudumu sakinleştirmeye çalıştım. Başımı çevirip, diğer tarafa baktığımda Dört Göz’ün oyunda olduğunu görmüştüm. Hızlıca soğuk bir duş alarak Wan Er’i aramıştım. Genç hanımefendi hala oyundaydı ve sesi yankılandı: ‘’Li Xiao Yao, oyundan çıktın mı?’’

 ‘’Evet, Zhan Long biraz dinleniyor. Wan Er, Dong Cheng’le oyundan çıkıp, bir şeyler yiyecek zamanınız var mı?’’

 ‘’Bekle beni, Yuan Ling Kalesi’ndeki BOSS acayip güçlü. 5 dakikaya şunun işini bitirip, oyundan çıkacağız.’’

‘’Tamam, girişte bekleyeceğim!’’

 

……

 Kadınlar yurdunun girişinde biraz bekledikten sonra Wan Er ve Dong Cheng ikilisi aşağıya inmişti. Tang Qi de 7.binadaki erkekler yurdundan yanımıza geliyordu. Elindeki dört çayla gülümseyerek söylendi, ‘’Alın, biraz için bakalım! Herkes sıkı çalışıyor!’’

  Bardakları alıp kızlara verdim, ‘’Fan Shu’da işler nasıl gidiyor? NPC ordusuna karşı savaşmak eğlenceli, değil mi?’’

 Wan Er onayladı, ‘’Ekipman alma konusunda Fan Shu’dan daha iyisi olduğunu sanmıyorum. Yuan Ling Kalesi’nde en azından 10 Valkyrie Boss ve 30’dan fazla İmparator Boss var. Daha 7 saat geçmesine rağmen 5 İmparator Boss ve 2 Valkyrie Boss öldürdük. Tek sıkıntı, yaşadığımız büyük kayıplar. NPC seviyeleri çok yüksek. Bazen resmen bizi yerle bir ediyorlar. Fan Shu Şehri’nin NPC ordusu bize yardım ediyor olmasaydı, çoktan ölmüştük…’’

 Şaşkına dönmüştüm, ‘’İki Valkyrie Boss mu öldürdünüz? Şansa bak arkadaş…Epeyi ekipman aldınız o zaman, yanlış mıyım?’’

 Dong Cheng sırıttı, ‘’Aslında, Q-Kılıcı sadece Valkyrie zırh aldı ve Wan Er de Elit Valkyrie Hançer aldı. Artık yaptığı her saldırı 3000 vuruyor…’’

 Ne diyeceğimi bilemiyordu. Nihayet kendime gelerek söylendim, ‘’Wow, o zaman Wan Er’den kaçmak lazım…’’

 Wan Er yumruklarını sıktı, ‘’Nedenmiş o!’’

 Gülümseyerek söylendim, ‘’Wan Er, ne yiyelim?’’

 ‘’Batı yemeği yiyelim, daha hızlı olur.’’

 ‘’Tamam! Dong Cheng ödüyor!’’

 Dong Cheng şaşkına dönmüştü, ‘’Neden ben ödüyorum ki? Bu kardeşiniz genelde beleşçi değil miydi…’’

 Tang Qi’yi işaret ettim, ‘’Çünkü yanında bu arkadaşı da getiriyorsun…’’

 Dong Cheng dişlerini sıktı, ‘’Tang Qi! Sen…’’

 Tang Qi üzgün üzgün gülümsedi, ‘’Hanımefendi, geri ödemek için elimden geleni yapacağım. Lütfen sinirlenmeyin. Li Xiao Yao’ya karşı kazanamadığım için ona bir şey yapamayız…’’

 Dong Cheng bana bakarak kollarımı kavradı ve söylendi, ‘’’Yapamayız’ derken? Ben Xiao Yao’ylayım, sen tek başınasın…’’

 Tang Qi ne diyeceğini bilemiyordu, ‘’Hay arkadaş, şu kendini öldürme isteği dedikleri şey bu mu acaba? Hadi bir an önce yemek yemeye gidelim. Aksi taktirde, vücudumdaki zehirli enerji kalbime saldırıp beni öldürecek…’’

……

 Kantine girdikten sonra masayı etlerle ve salatlarla donattık.

 Tang Qi bana bakınca gülümsemeden edememiştim, ‘’Tang Qi, bana ne bakıyorsun oğlum? Yiyecek gibi…’’

 Tang Qi ne diyeceğini bilemiyordu, ‘’Yok canım, seni yenemiyorum ki..’’

 Wan Er dudaklarını bükerek gülümsedi, ‘’Duyduğuma göre Si Chuan’daki Tang Klanı zehir konusunda ustaymış. Li Xiao Yao’yu zehirlemeye çalışmayacaksın, değil mi?’’

 Tang Qi’nin suratı yemyeşil kesilmişti, ‘’Yok canım…Öyle biri değilim ki…’’

 Gülümsedim, ‘’Wan Er, merak etme, zehir kullanırsa 50 yıl hapis cezası garantidir!’’

 ‘’Şey…’’ Tang Qi sırıtarak söylendi, ‘’Yahu neden mutlu mutlu yemek yemiyoruz. Sürekli bana yüklenip duruyorsunuz. Bakın, ben kızıl bayrağın altında doğmuş yakışıklı, genç bir adamım. Güzel bir çocukluk geçirdim, nasıl dediklerini yapabilirim ki? Li Xiao Yao, Dong Cheng hanıma bir şey yapmazsa, harekete geçmeyeceğim…’’

 Dong Cheng gözlerini kıstı, ‘’Oh? Li Xiao Yao bana ne yapabilirmiş ki?’’

 Tang Qi aniden garip bir moda girmişti, ‘’Örneğin, eğer Xiao Yao, Dong Cheng hanımı okul dışındaki otellerden birine götürüp, Wan Er’in arkasından iş çevirirse, bunu yanına bırakmayacağımdan emin olabilirsiniz!’’

 Dong Cheng söylendi, ‘’Öyle bir şey yapar mı ki?’’

 Wan Er de bana bakıyordu, ‘’Evet, Xiao Yao, seni dinliyoruz?’’

 Sakince eti kesip, sırıtarak söylendim, ‘’Yapacak olsaydım çok önceleri yapardım…’’

 Tang Qi ne diyeceğini bilemiyordu.

 Saniyeler içinde Dong Cheng’in suratı kıpkırmızı kesilmişti, ‘’Peki o zaman tam olarak ne zaman yapardın?’’

 ‘’Pu…’’ Wan Er ağzındaki tükürmek zorunda kalmıştı.

……

 Yemeği bitirdikten sonra 2 saatlik dinlenme periyodunun sonlarına yaklaşıyorduk. Hemen odaya dönüp yatağa uzandım. Sessizce Uçan Kılıç Oyunu’nu anımsıyordum. Vücudumdaki garip enerji sakinleşince oyuna girdim. Muhtemelen onca vahşi savaşın ardından vücudumdaki qi akışının kontrolünü kaybetmiştim. Aslında, [Kader]’in zihinsel akışı geliştirip, geliştirmeyeceği gerçekten de bir muammaydı; lakin o yaşlı bunağın oyunun yapımına katılması cidden garipti. Onu gayet iyi tanıyordum. Eğer ciddi bir sebebi olmazsa, parmağını bile kaldırmazdı…

 Oyun başlasın!

 “Shua!”

 Zi Feng Kalesi’nin doğu kısmında gözlerimi açtım. O esnada Ba Huang Ordusu surlara saldırıyordu. Elinde balta, General Luo Jian en öndeydi. Tek bir hamlesiyle duvardaki birkaç barbarı yerle bir etmişti. Tek bir bakışla herifin elindeki buzlu baltanın sıradan bir ekipman olmadığını anlayabiliyordunuz. Karakter açıklamasında, Luo Jian’ın Ba Huang’ın Dük’ü Luo Lei’nin ikizi olduğu yazıyordu ve elindeki balta da tanrı vari ekipman – Buz Şeytanı’ydı. Angela’nın kılıcı dışında Ba Huang’ın tek tanrı vari ekipmanı buydu.

 NPC ordusu saldırmaya devam ettiği için durumu izlemenin bir anlamı yoktu. Doğudan yükselen güneşi görünce yavaştan kılıcımı çektim. Tam mücadeleye katılacağım esnada bana doğru koşan Li Mu, Wang Jia ve diğerlerini gördüm. Li Mu koşarken kükrüyordu, ‘’Xiao Yao, sıkıntı var! Ba Huang oyuncuları katlediliyor!’’

 ‘’Ne oldu?’’

 ‘’Doğudaki savaşa bak!’’

 Hemen yanımdaki ağaca tırmanarak doğudaki mücadeleye baktım. Ortalığı kan götürüyordu ve dört bir yana saçılan cesetlere inanmak zordu. Birilerinin bölgeye saldırı yaptığını anlamak güç değildi ve yerdeki cesetlerin çoğu da [Prag] ve [Öncü]’ye aitti!

 ‘’Tam olarak ne oldu yahu?’’ diye söylendim.

 Li Mu dişlerini sıkarak açıkladı, ‘’Biz oyundan çıktıktan sonra, [Kahramanın Heybeti: İlk Grup] ve [Binlerce Mezar] kimseye kulak asmayarak Ba Huang’ın ufak klanlarını toplamış. 300,000 kişiyi topladıktan sonra Jiu Li Şehri’nin kuzeydeki ordusuna saldırmışlar; ancak yarı yolda [Efsane], [Prestij Evi], [Yargı] ve [Görünüş Topluluğuna] yakalanınca, resmen katledilmişler. Olay bununla da kalmamış, [Öncü], [Prag] ve [Uçan Ejderhalar] duruma dayanamayınca onlara destek ekip yollamışlar; ancak ekipler yarı yolda pusuya uğramış! Büyük klanlardan çoğu %50’ye yakın adamlarını kaybetmiş durumda ve sikeyim ki, Simple bile ölmüş!’’

 ‘’Ne?! Simple, ölmüş mü?!?!’’ Şoke olmuştum. Puan sıralamasını açarak tabloya baktığımda cidden Simple’ın adını görememiştim. Kadın ciddi ciddi ölmüştü!

……….

 ‘’Patron, ne yapacağız?’’ General Wang Jian yumruklarını sıkarak söylendi, ‘’Eğer böyle devam etmelerine izin verirsek, Ba Huang’da adam kalmayacak. Nasıl…nasıl savaşacağız?!’’

 Kaşlarım çatılmıştı. Uzunca bir süre Cehennem’in Merkezi’ne baktıktan sonra ağaçtan atladım, ‘’Savaş planı çizelim. Jiu Li Şehri’nden bazı klanları yok etmemiz lazım; yoksa işimiz bitecek!’’

 ‘’Nasıl yok edeceğiz?’’ Li Mu sordu.

 Ciddi ses tonuyla söylendim, ‘’Şöyle yapacağız. 10 kişilik bir party yapıp, Ba Huang’daki büyük klanların Klan Başkanları’nı alacağım. Ardından karar vereceğiz!’’

 ‘’Tamam!’’

 Takımı kurduktan sonra diğerlerine davet yolladım. Jian Feng Han, Savaşçı Yan Zhao, Karanlık Bulutlar, Yükselen Ejderha, Batılı Diktatör ve Han Bei Song gibi isimleri çağırmıştım

………

  ‘’Shua shua shua.’’ Klan Başkanları partye katılıyordu. O esnada kimse benim davetimi geri çevirebilecek durumda değildi. Ba Huang bu kadar güç kaybetmişken durumun daha fazla devam etmesine izin verirsek, cidden işimiz bitecekti. Böylece, tartışma başladı---

 Yan Zhao, ‘’Vay anasını, dehşete düştüm resmen. Jiu Li Şehri’ni kim yönetiyorsa heriflerin utanmaz, aşağılık olduklarına şüphem yok. Ormana ne ara saklandılar ve neden bu konudan haberimiz yoktu? Gözcüler ne yapıyorlardı?!!?’’

 Jian Feng Han, ‘’Hayret bir şey, Ablam bile öldü…’’

 Batılı Diktatör, ‘’[Kahramanın Öfkesi]’nde 2000+ oyuncu kaldı. Li Xiao Yao, geç kaldın…’’

 Söylendim, ‘’En azından tamamen yok olmamışsınız. Henüz mesele bitmiş sayılmaz. Kimin ne kadar adamı kaldı?’’

 Yan Zhao, ‘’Prag’ın 5500 adamı var!’’

 Jian Feng Han, ‘’[Öncü]’nün 7000…’’

 Yükselen Ejderha, ‘’[Uçan Ejderhalar]’ın 9000…’’

 Karanlık Bulutlar, ‘’[Kapıdaki Düşman] yerini sağlam koruyabildiği için hala daha 11,000 oyuncuya sahip. [Kan Kontratı]’nın da [Zhan Long] gibi 3500 civarı oyuncusu var. Toplamda 50,000 sularında bir gücümüz var yani. Bu kadarı yeterli olsa gerek, yanlış mıyım?’’

 Batılı Diktatör söylendi, ‘’Daha önce 400,000 adamımız vardı ve buna rağmen yenilmiştik. 50,000 neye yarar ki?’’

  Yan Zhao söylendi, ‘’Li Xiao Yao, bizi buraya çağırdığına göre planın var herhalde, yanlış mıyım?’’

 Başımı öne salladın, ‘’Var tabii!’’

 Jian Feng Han söylendi, ‘’Ne planı? Söyle bakayım!’’

 Gülümsedim, ‘’Ancak bir delinin taktikleri rakip deliyi yoldan çıkarabilir. Biz de yem taktiği kullanacağız. Haritanın coğrafik yapısına baktım ve Cehennem’in Merkezi’nde, Kase Vadisi diye bir yer var. Bütün klanlar Jiu Li ordusunu bu haritaya çekecek. [Zhan Long], [Kapıdaki Düşman] ve [Kan Kontratı] ufak klanlardan bir grubu getirip, orada pusuya yatacak ve böylece Jiu Li Şehri’nin ana gücünü alt edeceğiz!’’

 Yükselen Ejderha soğuk bir gülümseme savurdu, ‘’Jiu Li Şehri’ndeki insanlar aptal değil…Hepsinin aramızda casusları var. Söylesene bana, bu saçma taktiğe ölü bir adam bile kanar mı hiç?!’’

 Gülümsemeden edememiştim, ‘’Stratejler canlı değil; ancak insanlar öyle! Savaş sanatı oyunlara ve numaralara dayanır. Sadece düşmanı yemleyeceğiz diye bir şey söylemedim ki! Beni dinleyin! [Öncü], sizi kovalayan adamları Cehennem’in Merkezi’nin sınırından, Kase Vadisi’ne çekeceksiniz. [Prag], sizi kovalayanları da Armut Dağları’ndan geçirecek ve kuzeye çekileceksiniz. [Kan Kontratı] sizinle 38177,13883’de buluşacak ve gizliden düşmana saldıracak. Ardından Zhan Long ve Kapıdaki Düşman iki koldan pusuya girecek. Eğer zamanlamayı tutturursak, saat beş civarı mücadeleyi geri çevirip, saldırıya geçebiliriz. Buluşma noktalarının Kase Vadisi’nde olduğunuzu anlamışsınızdır. Düşmanın en beklemediği anda onları çevreleyeceğiz. Manevraları kullanarak rakibin aklıyla oynayacağız ve böylece mücadeleyi kazancağız!’’

 ‘’Siktir…’’

 Yan Zhao derin bir nefes çekti, ‘’Li Xiao Yao, normalde ne yapıyorsun oğlum sen?!’

 Gülümsemeden edememiştim, ‘’Strateji oyunları oynuyorum. Ülke Savaşları’ndaki nickim Kardeşiniz Xiao Yao’ydu. İnanmıyorsanız kontrol edebilirsiniz!’’

……..