Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

218. Bölüm Virane Diyar

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

 

Üçüncü eşyayı, uçları sivri, altıgen şeklindeki kalkanı elime aldım. Kalkandan etrafa kustal bir ışık hüzmesi saçılıyordu. Elime aldığımda vücuduma garip bir hissiyat yayıldı. Kalkanın defansı fena değildi. Elimi havaya savurduğum gibi özelliklerine baktım ve anında gülümsedim: ‘’Matcha, yeni kalkanını bulduk!’’

 

【Kutsal Ruh Kalkanı】(Mor Ekipman)
Defans: +610
Güç: +40
Dayanıklılık: +38
Ekstra: 1000 can verir.
Ekstra: 23% Büyü Direnci
Ekstra: Saldırı +70
Karşılama Şansı: +27%

Kullanılması İçin Gerekli Seviye : 58

‘’Uh…’’ Kalkanın puanlarını gören Wan Er ufak ağzını hayranlıkla açıp, söylenmişti: ‘’Biraz abartı değil mi yahu? Böyle defans mı olur…ayrıca 1000 can ve 70 saldırı puanı verdiğini söylemiyorum bile…Mor ekipman dediğin böyle m iolur…’’

 ‘’Bunu taktıktan sonra Matcha kolayca seviye kasabilir ve şu anki hızımızı düşünürsek, dördüncü kata girdiğimizde 58.seviyeye ulaşacağını varsayıyorum. [Kutsal Ruh Kalkanı]’nı taktığında son bossu tanklayabilir.’’

 Oracıkta dikilen Matcha’nın suratında şaşkın bir ifade vardı. Bana boş boş bakıyordu. ‘’Patron, son boss İmparator seviyesinde olursa ne yapacağım, başarabilir miyim?’’

 Gülümsedikten sonra kalkanı ona uzattım: ‘’Tanklayabilirsin diyorsam, tanklayabilirsin. Merak etme…’’

 ‘’Tamam…’’

……

Bir kez daha baktığımda bosstan birkaç eşya daha düştüğünü gördüm. İki ruh taşının yanında bir dealtın bir tablet düşmüştü. İlk başta Klan Kurma Tableti olarak görünüyor olsa da şekli biraz farklıydı. Elimi kaldırıp, eşyayı aldığımda şaşırmıştım—

 [Cennet’in Emri +2] : Kullanıldıktan sonra +2 karizma verir.

……

“Woooaahh…” Dong Cheng Yue gülümsedi: ‘’Bu nasıl bir eşya böyle. Xiao Yao, karizma dediğin şey bir hazine gibidir biliyorsun ya? Normalde satın alamıyorsun!’’

 Başımı öne salladım: ‘’Bu aleti…neyse, herkes zar atsın madem; bakalım +2 karizmayı kim kazanacak!’’

 ‘’Tamam!’’

 Şaşırtıcı bir şekilde Cennet’in Emri Fox’a gitmişti. İki karizma kazanacağı için o kadar mutluydu ki, neredeyse oracıkta ağlayacaktı.

  Nehrin ortasında dikilip, yukarıdan sarkan zincileri inceledikten sonra Buz Yağmuru Kılıcı’mı kınına sokup, söylendim: ‘’Saat neredeyse sekize geliyor; ara verelim diyorum? Şehre dönip, ekipmanları tamir ettirmemiz lazım; zira kılıcımın sadece %21 dayanıklılığı kaldı. Ardından sabahlayıp, tek bir seferde görevi bitiririz, uyar mı?’’

 Yuzi Chengshuo: ‘’Hey…yarın işe gitmem lazımdı…’’

 ‘’İzin al bir günlüğüne…’’

 ‘’Patrona ne diyeceğim!’’

 ‘’İşim var de işte…’’

 ‘’İyi…’’

……

 Kızlar ışınlanma kağıtlarını kullanarak şehirlerine gittiğinde, seviyemi kontrol etmiş ve 60.seviyeye ulaştığımı görmüştüm. Şehre gitmek için acele etmeme gerek olmadığından ilk önce Frost’un yanına gidip, resmileştirmeyi alıp alamayacağımı kontrol edecektim.

  Artık boşalan kattaki zincire tırmandım. 10 dakikada ilk kata çıkmış ve bir 10 dakika daha ilerledikten sonra Ejder Tapınağı’nın girişine ulaşmıştım.

 “Pa da…”

  Buz kaplı taş basamaklarda yere düşmüş, nefesimi toparlamaya uğraşmıştım. Yorgun olsam da ayağa kalktığım gibi yürümeye devam ettim. Yüzeye ulaştığımda, bana yakın olan Frost hemen söylenmişti: ‘’Kim o?’’

  Pelerin başlığını çıkarıp, gülümsedim: ‘’Frost, benmi.’’

 Frost ilk başta şaşırmış, ardından gülümsemişti: ‘’Oh, iyi misin? Güzel! Yun Chen’i bulamadınız mı daha?’’

 ‘’Hayır…’’ Derin bir nefes çektim: ‘’Şehre gidip ekipmanlarımızı tamir ettirmemiz lazım. Ardından gelip, meseleyi tamamlayacağız; ancak…’’

 Frost’a keskin bir bakış attım: ‘’60.seviyeye ulaştığıma göre resmileştirmemi almam lazım. Ustam olacağına söz vermiştin; yani lütfen bana yardım et. Görevim olmadan öylece ortalıkta gezemem…’’

 ‘’Oh, demek öyle…’’ Frost dikkatle bana bakmış, yanıma yürümüş ve elini göğsüme koyduktan sonra fısıldamıştı: ‘’Söyle bana genç savaşçı, sana güvenebilir miyim?’’

 Başımı öne salladıktan sonra güçlü bir ses tonuyla cevapladım: ‘’Eğer beni öğrencin olarak kabul edersen, bütün gücümle Ejderha Şehri’ni savunacağım. Seni korumak için hayatımı vermeyi bile göze alacağım. Bu yeminimi öleceğim güne dek bozmayacağım!’’

 ‘’Öleceğin güne dek, asla bozmayacaksın…’’

 Frost’un omuzları titremiş ve gözlerinde birkaç değişik duygu belirmişti. Ardından başını eğip, gülümsedi: ‘’Tamamdır! Bugünden itibaren senin ustan olacağım ve sen de benim öğrencim olacaksın. Gel bakalım, bir kez daha Ejderha Şehri’nin sıcak kollarını karşıla!’’

……

 Lafını bitiren Frost bir kez daha ufak elini göğsüme koymuştu. Gözlerini kapadıktan sonra söylenmeye başladı: ‘’Bu ejderin bölgesi soğuk ve karanlıktır; lakin buna rağmen nezaket ebediyen sürecektir; ölsek bile, asla boyun eğmeyeceğiz. Bu soğuk, çorak diyarları ve üstünde yer alan şehri koruyacağız. Bendeniz, Frost, Ejderha Şehri’nin Ejder Binicisi Ekibi’nin kaptanı olarak sana Ejderha Savaşçısı olma gururunu bahşediyorum. Bugünden itibaren, beni hayatımın bir parçası olacaksın; ölüp, reenkarne olsan bile sakın beni hayal kırıklığına uğratma!’’

 Güzeller güzeli gözlerine bakıp onayladıM: ‘’Ölüp, reenkarne olsam bile seni hayal kırıklığına uğratmayacağım!’’

 Frost gülümsedi: ‘’Güzel…ikimizin de hayatı Ejderha Şehri’ne adanacak ve sonuna dek Kral Luo Lin’e sadık kalacağız!’’

 ‘’Anlaşıldı!’’

 Bu esnada üçüncü resmileştirmem tamamlanmış ve kulaklarımda ziller çalmaya başlamıştı.

 Ding!

 Sistem Notu: Tebrikler! Görev resmileştirmenizi başarıyla tamamladınız. [Ejderha Şehri’nin Gece Gözcüsü], [Altın Kılıç Ustası] ünvanını elde ettiniz. Ba Huang Şehri’nde üçüncü resmileştirmeyi elde eden üçüncü şahıs olduğunuz için +4karizma kazandınız!

……

Güzel, karizmam 51’e fırlamıştı!

 Frost’a bakarak gülümsedim: ‘’Frost, bana öğretebileceğin yeni yetenekler var mı?’’

 Frost cevapladı: ‘’Görmek ister misin?’’

 ‘’Evet!’’

 ‘’Tamam bakalım, biraz geri çekil.’’

 Birkaç adım geri çekildim. Frost başıyla onaylamış ve bir anda gözleri parıldamaya başlamıştı. Aniden yumruğunu açarak sırtındaki kılıcı çağırmıştı. Göz açıp kapayıncaya dek birbirinin aynısı üç kılıç havada süzülmeye koyuldu. Yakınlardaki kayayı hedef alan Frost bir anda yumruğunu sıkıp, söylenmişti: ‘’Parçalan!’’

 “Sou!”

 Üç kılıç aynı anda kayaya atılmış ve kaya anında paramparça olmuştu. Hassiktir! İlk başta tek bir hedefe odaklanacakmış gibi görünmüyordu. Üstelik bu uzun mesafe saldırısıydı!

 Keng!

 Kılıcını kınına soktuktan sonra kollarını birleştiren Frost gülümsedi: ‘’Nasıldı? Öğrenmek istiyor musun? Yeteneğin zorluğu fazla olmadığından şu anki halinle bunu kolayca öğrenebilirsin…’’

 Bir hayli heyecanlanmış ve istemsizce başımı öne sallamıştım: ‘’Öğrenmek istiyorum! Hayır, öğrenmem lazım!’’

 ‘’Tamam tamam…’’

 Bir anda önümde kelimeler belirdi.

【Virane Diyar SV-1】(S): Eskilerin gücünü çağırarak bu gücü kılıcınıza odaklayın. Yetenek tek bir hedefe odaklanan akılalmaz bir saldırı içerir ve aynı zamanda hedefin etrafındaki belirli bir alana da hasar verir. [Virane Diyar] hedefe yapılacak şifa büyülerini 12 saniyeliğine %50 azaltır. 50 mana yer. 12 saniyelik dolma süresi vardır.

 Yeteneği öğrenmek için 500 altın gereklidir.

 Gerekli Seviye: 60

 Gerekli Sınıf: [Ejderha Şehri’nin Gece Gözcüsü]

……

[Virane Diyar]; dehşet verici bir isme sahip olmanın yanında, hedefin çevresindeki rakiplere de saldırabildiği için ölümcül bir yetenekti; hele ki şifa büyülerine etkisinden bahsetmiyorum bile. Bu yeteneğin tek bir rakibi öldürmeye odaklandığına şüphe yoktu. Uzun mesafeli bir yetenek olduğundan Okçular’ı ve Büyücüler’i öldürebilirdim. Ayrıca ağır zırh sınıflarına karşı da kullanabilirdim; zira uzun menzil bu konularda avantaj sağlıyordu.

 Envanterimden 500 altın çıkardığım gibi yeteneği öğrendim!

 Shua!

 Bir altın ışık hüzmesiyle [Virane Diyar] yetenek sekmemde belimişti. Öğretmenimden S-seviye yetenekler öğrenebildiğime göre bu yeni sınıf acayipti! Yeteneği başarıyla öğrendikten sonra Frost’a bakmaya devam ettim. Kadın hemen gülümsemişti: ‘’Öyle bakmasana! Şu anda daha fazla yetenek öğretemem sana; zira seviyen çok düşük. Diğer sıradan yetenekleri de istediğin yerde öğrenebilirsin. Madem o kadar istiyorsun, al bakalım…’’

 Lafını bitirdikten sonra önüme sıradan 60.seviye yetenekleri gelmişti---

 

【Gök Sallayan Kesik SV -1】(A):Kadim tanrının gücünü çağırarak rakibe saldırın. Şifa büyülerinin etkileri %30 azalır.  Öğrenmek için 20 altın verilmesi gerekir. 30 mana harcar. 12 saniyelik dolma süresi vardır.
 (Virane Diyar yeteneğini öğrendiğiniz için bu yeteneği öğrenemezsiniz.)

【Öfke SV-1】(A):Öfkelenerek kısa bir süreliğine saldırınızı %1 artırabilirsiniz. Yeteneğin etkisi aldığınız hasara göre değişir. Öğrenmek için 20 altın gerekir. 12 saniyelik dolma süresi vardır. Bu yeteneği öğrenebilirsiniz.

【Atik Kılıç SV-1】(A):Kılıç Qi’sini kılıcın ucunda odaklayıp, 5 metre boyunca ilerleyerek karşınıza çıkan rakiplere hasar verebilirsiniz. Vereceğiniz hasar gücünüze bağlıdır. 40 mana harcar. 12 saniyelik dolma süresi vardır. Öğrenmek için 40 altın gerekir.

……

Düşünmeden yetenekleri öğrendim. [Öfke] 10.seviyede saldırımı %10 artırabilecekti. Diğer bir taraftan [Atik Kılıç] uzun zamandır hayalini kurduğum bir yetenekti. Yeteneğin etkisi Ran Min’in [Vahşi Hava Kesiği]’ne çok benziyordu. Hem saldırıda, hem de geri çekilmede çok işe yarayacaktı.

 Yetenekleri öğrendiğime göre, hemen meseleyi deneyecektim!

 Parmalıklarımı açtım ve sırtımdaki Buz Yağmuru Kılıcı aniden havaya fırlayarak üç kılıca dönüştü. Yakınlardaki bir ağaca odaklandığım gibi yumruğumu sıkmış ve [Virane Diyar]’ı aktif etmiştim. Ağaç yerle bir olmuş ve hatta etrafındaki toprak bile aşınmıştı!

  Öfke’yi aktif ettiğimde başımın üstünde bir savaş kılıcı belirmişti. Sistemden gördüğüm kadarıyla saldırım %1 artmıştı; bu yeteneğe seviye atlattırdığım taktirde saldırım iyice artacaktı.

  Buz Yağmuru Kılıcı’nı iki elimle kavradıktan sonra üçüncü yeteneğimi, [Atik Kılıç]’ı aktif ettim. Aniden güçlü bir Qi vücuduma akın etmiş ve ileriye atıldığım gibi beş metre boyunca etrafa dehşet saçmıştım. Yerde beliren çizikler gözle görülebiliyordu. Eğer önümde bir grup oyuncu olsaydı, onların resmen içinden geçmiş olacaktım.

……

Frost gülümsedi: ‘’Yeterli mi?’’

 Başımı öne salladım: ‘’Frost, ben şehre kaçıyorum. Sonra görüşürüz!’’

‘’Tamam! Burada bekliyor olacağım!’’

 O esnada Wan Er’den mesaj geldi: ‘’Oyundan çık. Yemek zamanı…’’

 ‘’Tamam!’’