Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

132. Bölüm Spoiler Başlık-

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

   İki dakika bile geçmeden mücadele sonlanmıştı. Rakip takımdaki 10 kişi yere yığılmış ve Ba Huang sıralamasında olduğumu gören diğer insanlar geri çekilmeye başlamıştı. Uzaktan bana bakıyor olsalar da, hareket etmeye cesaret edemiyorlardı.

  Başımı çevirip, Kum Pitonu’na saldırmaya devam ettim.

  Hisss!

  Yılan son kez çırpınmış ve nihayetinde bütün vücudu toz parçalarına dönüşmüştü. Toz parçalarının ortasında etrafa parıltılar saçan bi rasa seçilebiliyordu. Heyecanına hakim olamayan Dalgalı Okyanus hemen ileri atılmış ve asayı eline almıştı. Heyecanla söylendi: ‘’WOW, 40.seviye altın asa! Süper, şu verdiği büyü puanlarına bak!’’

  Sevgili Duck’un kanatları kaybolmuş ve kadın yere inmişti. Gülümsedikten sonra söylendi: ‘’Dalgalı Okyanus, hadi Xiao Yao’ya teşekkür etsene. O olmasaydı bu görevi bitiremezdik!’’

 
 Dalgalı Okyanus başını çevirip, bana doğru baktı: ‘’Teşekkürler!’’

  Başımı iki yana salladıktan sonra cevapladım: ‘’Ne demek canım, lafı bile olmaz!’’

……

  Boss öldükten sonra etrafımızda duran kalabalık da dağılmıştı. Heybetli figürüm önlerinde durduğu için kızlar rahat rahat uçabiliyordu. Kendi canımı doldurma yeteneğine sahip olduğumdan, beni öldürmek hiç de kolay sayılmazdı. 10 kişilik partylerin bana karşı bir şansı yoktu.

  Buz Yağmuru Kılıcı’nı kınına soktuktan sonra yanımdaki yeşil kayanın üstüne kurldum. Sevgili Duck eteğini düzeltmiş ve önüme oturmuştu.

  Dalgalı Okyanus keyiften dört köşeydi ve sürekli yeni asasını inceliyordu.

  ‘’Yeterince incelemedin mi zaten?’’ Diye sordum.

  Sevgili Duck’un suratı kızarmıştı: ‘’Xiao Yao, uzun zamandır aklıma takılan bir şey var. Seviye kasmak yerine buraya gelip, doğru düzgün tanımadığın bizlere yardım etmeyi seçtin. Ayrıca Generallere de sürekli yardım ediyorsun. Bütün bunlara rağmen tek bir kılıç uğruna [Öncü]’ye arkanı döndün.’’

  Gözlerine derin bir bakış fırlattım: ‘’Sevgili Duck, sanırım Jian Feng Han senin için önemli biri, yanlış mıyım?’’

  ‘’Evet, kendisi 3 yıldır benim idolümdür!’’

  ‘’Tamam o zaman, bir şey demedim say…’’

  ‘’Neden?’’

  ‘’Beyni yıkanmış bir fanatiğin sözlerimi anlayabileceğini sanmıyorum…’’

  ‘’Yok canım…’’ Sevgili Duck gülümsedi, asasını kavradıktan sonra cevapladı: ‘’Yalnızca ona saygı duyuyorum. Mücadele konusnda çok yetenekli ve bunun yanında yakışıklı bir figürü var. [Öncü]’ye katılmamdaki en büyük nedenlerden ikisi bunlar; ancak henüz beynim yıkanmış falan değil. Xiao Yao, yoksa beni o salak fan kızlarından mı sanıyorsun?’’

  Ellerimi açtım: ‘’Gel sana bir video izleteyim.’’

  ‘’Tamam…’’

  Elimi savurduğum gibi zamanında Jian Feng Han’la yaşadığımız tartışma gözler önüne serildi. Video Kader tarafından onaylandığı için gerçek olduğuna kimsenin şüphesi yoktu. Videoda, Jian Feng Han bana bosstan kullanabileceğim herhangi bir şey çıkarsa vereceğini söylüyordu. Ayrıca kura çekmeye gerek olmadığını söylemiş ve çıkacak ekipmanların da altın ya da mor seviye olmasını önemsememişti.’’

  Videoyu izleyen Sevgili Duck’un kaşları çatılmıştı. Kendi kendine söylendi: ‘’Yanlış anlaşılma falan mı var?’’

  Arkamdaki kayaya yaslandım ve gülümsedim: ‘’Yanşıl anlaşılacak ne var ki? Mor seviye ekipman, Cennet Düzeni’nin Kılıcı her kılıç ustasının hayalini kurduğu bir silahtı. Sırf bu kılıç için Jian Feng Han beni öldürmeyi göze almıştı. Belki de onun için değerim, mor bir kılıçtan bile daha düşüktür…’’

   Yerden bir taş aldım ve yumruğumu sıkarak taşı yerle bir ettim. Ardından Sevgili Duck’a bakarak konuşmaya başladım: ‘’Jian Feng Han senin idolün. Bu yüzden yaşananları kabul etmen için seni zorlamayacağım; ancak ben böyle haksızlıklara tahammülü olan bir insan değilim. Çoktan ileride Jian Feng Han’ın işini bitirmeyi kafaya koydum!’’

  Sevgili Duck’un omuzları titremişti. Bana bir bakış attıktan sonra nedendir bilinmez; ancak kafasını eğmişti.

  Kenarda duran Dalgalı Okyanus söylendi: ‘’Bu… işler biraz karışmıyor mu?’’

 2 dakika geçtikten sonra Sevgili Duck başını kaldırmış ve özgüveniyle söylenmişti: ‘’Xiao Yao, dediklerine inanıyorum. Resmi onay almış videoların sahte olmasına imkan yok. Patron Jian Feng Han bir kılıç yüzünden sana neler yapmış. Kusura bakma, o esnada ben… o esnada ben patron dirilttim ve senin ölmene sebep oldum. Aksi taktirde böyle bir haksızlığa maruz kalman söz konusu bile olamazdı…’’

  Gülümsedim: ‘’Sorun değil. Hayat dediğin her zaman güvenli olmuyor. Üstelik bu tarz şeylere alışık biriyim. Bir parça ekipman yüzünden ihanete uğradım; ancak beni asıl endişelendiren şey insanların konuyu bilmiyor olması. İnsanların Jian Feng Han’a inanmasının temel sebebi herifin akılalmaz derecede güçlü olması değil mi? Madem durum böyle, ben de gün geçtikçe güçlenecek ve bu dünyadaki haksızlıkları ortadan kaldıracağım!’’

  Sevgili Duck başıyla onayladı: ‘’Tamam, anladım… Xiao Yao, kararımı verdim.’’

  ‘’Oh, ne kararıymış bu?’’

  ‘’[Öncü]’yü terk edeceğim. Artık Jian Feng Han benim patronum falan değil…’’

  Kenarda duran Dalgalı Okyanus şok olmuştu: ‘’Sevgili Duck, dalga mı geçiyorsun? Simple’a 45’e kasacağına dair bir söz vermemiş miydin? 45 olduktan sonra da [Öncü]’ye geri katılacaktın hani…’’

  Sevgili Duck başını iki yana doğru salladı: ‘’Hayır, fikrimi değiştirdim. O sözü vermemin sebebi onlara güveniyor olmamdı; ancak bu videoyu izledikten sonra diğerleri gibi, bana da yalan söylediklerini anladım. Diğerlerinin fikirlerine müdahale etme şansım yok; lakin kendi düşüncelerimi değiştirebilirim. Öyle birine yardım edecek değilim! Yoksa ciddi diyorum gözüm açık gider…’’

  Dalgalı Okyanus söylendi: ‘’Peki ben ne olacağım?’’

  Sevgili Duck gülümsedi: ‘’Peşimden gelip, [Öncü]’yü terk edebilirsin. Sarsuk…’’

  ‘’Ama sözümüz…’’

  Cevapladım: ‘’Neden böyle safça bir söz verdiğinizi anlayabiliyorum. Yaşınız daha çok genç, yani diğerlerine inanmanız da aynı şekilde kolay oluyor. Neden böyle birine verdiğin sözü tutmak istiyorsun ki?’’

  Dalgalı Okyanus: ‘’Ama ben…’’

  Sevgili Duck gülümsedi: ‘’her neyse. Dalgalı Okyanus, [Öncü]’de kalmaya devam edebilirsin; ancak ben ayrılacağım. Simple’a mesaj atıp, katılmayacağımı bildiririm… Sonra da…’’

  ‘’Sonra ne yapacaksın?’’ Başımı indirip, ona bir bakış attım.

  Sevgili Duck gülümsedi: ‘’Xiao Yao, ekibin var mı? Eğer ekibin varsa, benim gibi 42.seviye ezik bir şifacıya ihtiyaç duyar mıydınız?’’

  Kalbim dört nala koşmaya başlamıştı: ‘’EVET! Neden senin gibi bir şifacıya ihtiyacım olmasın ki? Heheheh, 42.seviyede olanlara ezik gözüyle kim bakıyormuş, hmph! Grubumda, en yüksek seviye sen olacaksın!’’

  ‘’Oh?’’ Koca bir gülümsemeyle söylendi Sevgili Duck: ‘’42.seviyede olsam da ekibin en yüksek seviyelisi mi olacağım? Ne tür bir grup bu… oh… neden aldatılmış gibi hissediyorum?’’

  ‘’Yok canım, bahsettiğim herifler öyle normal insanlara benzemez!’’ Yumruğumu kaldırdım: ‘’Zhan Long Stüdyo’su toplamda 4 kişiden oluşuyor. Benim dışımda bir süikastçi, savaşçı ve bir de silahşörümüz var. Tek ihtiyacımız olan bir şifacıydı. Sevgili Duck, takımımıza öyle bir durumda katıldın ki, sana nasıl teşekkür etsem az kalır! Resmen kışın ortasında gelen kömür nakliyatı ekipleri gibisin! Hehehe!’’

  ‘’Şu anki seviyeleri kaç? Sakın yalan söyleyeyim deme…’’ Sevgili Duck gülümsedi.

  İç geçirdim: ‘’Merak etme. 24 saat içinde hepsi 40 olacak. Senin seviyene geldiklerinde beraber takılabilirsiniz. Bahsettiğim kardeşlerimin fazla yetenekleri olmasa da, hepsi birbirinden deli ve tutkuludur. Hayal kırıklığına uğramayacaksın!’’

  ‘’Tamam o zaman…’’

 Asasını tutan Sevgili Duck doğruldu. Bana doğru eğildikten sonra gülümsedi: ‘’O zaman ben deniz, Sevgili Duck bu günden itibaren resmen Zhan Long Stüdyosu’na katılmış bulunuyorum. Sana Xiao Yao abi mi diyeyim, yoksa patron mu?’’

  Düşünmeden cevapladım: ‘’Patron tabii ki..’’

  ‘’Hmmmm, patron, çok yakışıklısın!’’

  ‘’Yeni mi anladın…’’

  ‘’Şaka yapıyordum, hemen gaza gelme…’’

  Kenarda duran Dalgalı Okyanus daha fazla yaşananlara katlanamamıştı: ‘’Ben gidiyorum. Sevgili Duck, cidden [Öncü]’yü terk edecek misin?’’

  Sevgili Duck onayladı: ‘’Evet. Patron Xiao Yao’nun ekibine katılacağım. Artık [Öncü]’yle bir alakam kalmadı!’’

  ‘’Tamam, ben gidiyorum o zaman…’’

  ‘’ Dalgalı Okyanus, [Öncü]’de basin belaya girerse Zhan Long’a gelmeyi unutma…’’ diye ekledim: ‘’Açıkça söylemek gerekirse sağlam büyü gücü olan bir büyücüye ihtiyacımız var…’’

  Dalgalı Okyanus gülümsedi: ‘’Ah, yakışıklı Xiao Yao’nun iyi biri olduğunu biliyordum. Eğer cidden başım belaya girerse, yardım isteyeceğimden emin olabilirsin. Sakın beni yüz üstü bırakayım deme…’’

  ‘’Olur mu öyle şey? Hani gidiyordun sen, yürü bakalım!’’

 ‘’Tamam…’’

 

……

  Dalgalı Okyanus havalanmış ve uzaklara uçmaya koyulmuştu.

  ‘’Patron, ne yapacağız şimdi?’’ Sevgili Duck bana baktı.

  ‘’Bizimkilerle tanışmaya ne diyorsun? Beraber kasıp, yavaş yavaş grubu büyütelim. Şu an için seviye ve sayı konusunda [Öncü]’yle mücadele edebilecek güce sahip değiliz. Bu yüzden Zhan Long’u gözünde fazla büyütmesen iyi edersin…’’

 ‘’Hmmm, olur mu hiç, Patron Xiao Yao’ya katıldım çoktan. Ekibinin normal olacağına inanmıyorum!’’

   ‘’Hm, hadi gidelim!’’

  ‘’Tamam!’’
……

 Yavru Kurt’a mesaj attım---

  ‘’Yavru Kurt, nerede kasıyorsunuz? Hala o tepede misiniz?’’

  ‘’Evet, Xiao Yao, bir şey mi oldu?’’

  ‘’Evet. Hem de ne büyük bir şey oldu bir bilsen: Zhan Long’a yeni katılan şifacımızı tanıştıracağım sizlere!’’

  ‘’Oh, ciddi misin? Kimmiş? Kaçıncı seviyede? Can doldurma oranı kaç?!’’

  ‘’Sevgili Duck, 42.seviye şifacı. 5.seviye [Tedavi] yeteneği 900’den fazla can dolduruyor; yani ekipmanlarından ekstra %20 aldığına eminim.’’

  ‘’Süper, süper! Oh doğru ya, o isim bir yerden tanıdık geliyor…o…eskiden [Öncü]’de değil miydi? Çoğu insanın onu tanıdığına şüphe yok. Aramıza katılması bizler için büyük bir avantaj olacak…’’

  ‘’Evet, aynen öyle. ‘’

  ‘’Acayip sevindim ya. Buraya mı getireceksin, yoksa biz mi gelelim?’’

  ‘’Biz geliyoruz!’’

  ‘’Tamam, bekliyoruz o zaman!’’

……

 Sevgili Duck’ı ormana doğru götürdüm ve 20 dakika geçtikten sonra tepeye ulaşmıştık. Bölge gerçekten büyüktü ve öyle kolay kolay hareket edemiyordunuz. Şans bu ki oyunda sağlık sistemi olmadığından aralıksız 20 dakika koşabiliyordunuz.

  Tek tek, Yaşlı K, Fox ve Yavru Kurt’u partye davet ettim. Haritada üç küçük turuncu nokta belirmişti. Birkaç adım daha attıktan sonra önümüzde üç kişi belirdi: 38.seviye süikastçi, 37.seviye savaşı ve 37.seviye silahşör. Seviye kasma hızları hızlıydı, acayip hızlıydı!’’

  ‘’Tanışalım!’’

  Kılıç elimde, ileri atıldım: ‘’Bu arkadaşımızın adı Sevgili Duck, bunlar da Zhan Long’un üç eziği…’’

  Yaşlı K selamladı: ‘’Güzeller güzeli Sevgili Duck, grubumuza hoş geldin!’’

  Fox gülümsedi: ‘’Kaliteli kadın…’’

  Sevgili Duck’ın suratı kıpkırmızı kesilmişti: ‘’Millet, lütfen dalga geçmeyin. Burada mı kasıyorsunuz? Hem para hem de seviye kasıyorsunuz, değil mi?’’

  ‘’Evet!’’ Yavru Kurt hançerini kaldırmış ve söylenmişti: ‘’Ancak Xiao Yao geldiğine göre, artık Yaşlı K’nın aldığı A-seviyeli göreve gidebiliriz.’’

  ‘’Oh? A-seviye görev mi?’’ Şaşırmıştım. Mükemmel zamanlamaydı. Sevgili Duck aramıza yeni katıldığı için bu görev sayesinde takım çalışmamızı geliştirebilecektik.

 

Bölüm 132 - Sevgili Duck Bize Katılıyor!