Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

112. Bölüm Doğru Yerde, Doğru Zamanda!

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

 

“Ah!”

  Xu Yue şok olmuş ve saldırımı karşılamak için hançerini kaldırmıştı. Bu esnada, deri zırhının altında durmakta zorlanan kar-beyazı ikiz tepecikleri de gözlerimin önüne serilmişti. Bu nasıl bir frikiktir arkadaş! Gözlerim daha fazla kaldıramayacak bu güzellikleri!

  Zorla da olsa yana adım atmış ve neredeyse iki metre yükseğe zıplamıştım.

  Peng!

  Diz koruyuculu tarafından korunan dizlerimi kullanarak Ebedi Güzellik’in hançerini savuşturdum ve acımadan Yeşim Şehri’nin Kılıcı’nı omzuna sapladım!

 “Pu!”

1107!

  Tek vuruş! Ebedi Güzellik yere yığılırken güzel, kocaman gözleriyle bana bakıyordu; suratındaki ifadeden tek vuruşta nasıl öldüğünü anlamaya çalıştığını kavramıştım!

……

“Pah…”

  Nazikçe zemine indikten sonra hemen kılıcımı kaldırarak, arkada duran büyücüye doğru atıldım. [Kombo]’nu aktif ettim ve ‘’Peng Peng Peng!’’, büyücünün [Mana Kalkanı]’na saldırdım. Tabii saldırılarıma dayanamayan [Mana Kalkanı] çoktan yerle bir olmuştu. Ufak Bobo’nun da katılımıyla birlikte büyücüyü anında yere yığmıştık.

  Hong…

  Sırtımda garip bir sıcaklık hissetmiştim. Arkamı döndüm ve bana doğru gelen [Ateş Baltası]+ [Alev Baltası] ikilisiyle karşılaştım!

  Gücümü ayaklarıma odaklamaya çalışıp, zıplamaya uğraştım; ancak botlarım ıslak zemine girdiği için hareketimi tamamlayamamıştım. Savaşçı’nın bana doğru savurduğu baltasını izlemekten başka çarem kalmamış olsa da, herif garip bir şekilde baltasını iyi nişan alamamış ve hamlesini ıskalamıştı. Bu fırsatı geri tepecek değildim ya! Hemen kılıcımı savurdum!

  Ayaklarımın altında beliren garip aurayla birlikte savaşçıya doğru atılmıştım. Kombo’mu aktif ettikten sonra birbiri ardına savurduğum 5 darbeye dayanamayan Savaşçı yere yığılmış ve vücudu binlerce toz parçasına ayrılmıştı.

  Göz açıp kapayıncaya dek üç insanı öldürdükten sonra omzumda bir acı hissettim. Başımı çevirip baktığımda, omzuma bir ok saplandığını gördüm. [Kahramanın Öfkesi]’ne ait olan üç okçu bana nişan almaya başlamıştı. Hassiktir, işte bunlar tehlikeli tipler!

  Elimi kaldırıp, [Tedavi]’yi kullanarak 750 canımı doldurdum ve Ufak Bobo’ya okçulardan birine saldırması için talimat verdim. Ufak Bobo’nun saldırı gücünü ve hareket hızını göz önüne bulundurduğumuzda, okçulardan birini öldürmek onun için çocuk oyuncağı sayılırdı. Mesele bana geldiğindeyse, ben de çoktan kılıcımı almış ve okçulara doğru atılmıştım!

  ‘’Hm, beni öldürmeye mi çalışıyorsun?’’

  Okçular çekilirken gülümsemişti. Anında arkalarından iki kılıç ustası ve 3 büyücü belirdi. Büyücüler, [Hız] yeteneğimi aktif ettiğim için direkt olarak [Ateşin ve Buzun Sütunu] büyüsünü yapmaya koyulmuştu. Sonuçta hareket hızım düşünülürse, [Keskin Rüzgar] ve [Buz Saçağı] saldırılarından kolayca sıyrılabileceğime şüphe yoktu.
 

……

  Kollarımı  kaldırıp, savunma pozisyonuna geçtikten sonra kılıçların ve okların altında ileriye doğru atıldım. Canım sürekli düşüyor olsa da okçuya yaklaşıyordum. Bu esnada diğer iki okçunun hareketlerini de gözlemliyordum!

  Shua!

  Bu [Delen Ok]’tu! Eğer bu saldırıya maruz kalırsam, öleceğimi biliyordum!

  Hemen yön değiştirerek oku savuşturdum. Yeşim Şehri’nin Kılıcı’yla birlikte [Kombo]’mu aktif ettiğim gibi 43.seviye büyücüye doğru atıldım!

  Peng peng peng…

  Ardı ardına başarıyla uyguladığım 4 saldırının sonucunda büyücünün [Mana Kalkanı] yerle bir olmuştu. Bu esnada kalkanın kırılmasını fırsat bilerek bir darbe daha geçirdim!

  887!

  Hassiktir, ölmedi mi yani?! Bu büyücü diğerlerine benzemiyordu; puanlarını dayanıklılığa verdiğine emindim; zira aksi taktirde canının 800’ü geçmesi imkansızdı!

  ‘’Canımı doldurun!’’

  Büyücü korku içinde şifacılara doğru koşarken, arkadan birkaç ses duyuldu---

  ‘’Siktir git, kendi canını doldur, Alevli Kedi Ruhları ağzımıza sıçıyor burada!’’

  ‘’Başının çaresine kendin bak! Bu kediler yüzünden bir sürü adam kaybettik, daha fazla dayanamayacağız!’’

  ‘’Klan başkanı, defansımız çökmek üzere!’’

……

 Pu!

  Hafif bir kesikle kaçmaya çalışan büyücüyü öldürdüm. Can iksiri içmiş olsa da 600 canını doldurmuş olması pek bir şey ifade etmiyordu. Üstelik [Mana Kalkanı] kırıldıktan sonra birkaç dakika boyunca tekrar aktif edilemeyen bir yetenekti. Yani yaşama şansı yoktu!

  Uzaktan seçilebilen Batılı Diktatör öfkeyle Alevli Kedi Ruhu’na saldırıyor ve bir yandan da kükrüyordu: ‘’Panik yapmayın! Gelin ve etrafımda toplanın! İlk olarak bu yaratıkları öldüreceğiz! Şifacıları koruyun! 3-4 Kedi Ruhu öldürürsek rahat bir nefes alabiliriz. Kaygısız Xiao Yao’yu öldürmek için acelemiz yok! Okçular ve büyücüler, bize yaklaşmasını engelleyin!’’

  Shua shua shua…

  Birbiri ardına gelen [Ateşin ve Buzun Sütunu] saldırıları canımı eritmiş ve geri çekilmek zorunda kalmıştım. Geri çekilirken [Tedavi]’yi kullanarak canımı doldurdum ve meseleyi garantiye almak için bir de can iksiri içtim.

  Durum benim lehime işlemiyordu. Liu Ying beni bir an önce öldürmek istiyor olsa da, böyle bir durumda verdiği emirler kendini tam olarak kaybetmediğine işaret ediyordu. Bu tarz bir durumda sakin kafayla konuşabilmek her yiğidin yapabileceği bir davranış değildi.

  Böyle sakin bir başkanla karşı karşıya olduğuma göre, hayatta kalmak istiyorsam ilk önce onu öldürmem gerekiyordu!

  40 metre ileride, 4 büyücü, 7 okçu ve 5 silahşör bana öfke dolu bakışlar fırlatıyordu. Onlara doğru bir adım atmaya kalksam bana saldıracaklarına şüphe yoktu. Durum beni biraz korkuttuğundan kendi kendime söylenmiştim: ‘’Sakin ol, direkt kafa atma sakın!’’

  Kılıç elimde geriye çekildim ve Yeşil Qilin Boşluğu’nun bir köşesinde sabırla dikilerek, grubun hareketlerini gözlemlemeye koyuldum.

……

  Acı dolu çığlıklar boşlukta yankılanırken, Alevli Kedi Ruhları bir bir can veriyordu. Yaklaşık 5 Alevli Kedi Ruhu öldüren grup sonunda güvenli bir bölgeye kavuşmuştu. [Kahramanın Öfkesi] nihayetinde düz bir çizgide ilerleyebilecekleri sağlam bir nokta yaratmıştı. Yine de, buna karşılık bir sürü adam kaybetmişlerdi. Birkaç dakikalık mücadele onlara 30’dan fazla adama mal olmuş ve geriye yalnızca 37 kişi kalmıştı. Böyle bir kayıp hiçbir koşulda ‘Az’ olarak görülemezdi.

  Batılı Diktatör’ün suratında keskin bir ifade vardı. Yaratıklara saldırırken göz ucundan beni kesiyordu: ‘’Şu herif…Işınlanma kağıdı kullanarak kaçmaz, değil mi?!’’

  Piggy cevapladı: ‘’Sanmıyorum. Daha önce onunla yaptığımız karşılaşmaları hatırlamıyor musun? Ne zaman geri çekildiğini gördün?’’

  Batılı Diktatör dişlerini sıkıp, cevap vermedi.

 Piggy’nin yanında duran kadın bir Şifacı bana doğru bakıyordu: ‘’Neden… Neden sürekli Kaygısız Xiao Yao’yu kovalıyoruz? Bana göre… O hiç de kötü birine benzemiyor. Sürekli tek başına takılan, yalnız bir insan. Eğer onu klanımıza alabilseydik, ne güzel olurdu…’’

  Batılı Diktatör çaresizce gülümsedi: ‘’Küçük kardeşim, fazla düşünüyorsun. Kaygısız Xiao Yao’nun yöntemleri acımasız ve vahşidir. O herif düşündüğün kadar iyi biri değil!’’

  Kadın şifacı gözlerini açtıktan sonra cevapladı: ‘’Yeşil Qilin Vadisi’ne, sırf onu öldürmek için 300’den fazla adam getirdik. Söylesene bana, bizim hareketlerimiz de acımasız değil mi?’’

  Batılı Diktatör dona kalmış ve cevap vermemişti.

  Piggy söylendi: ‘’Öhöm, öhömm. Küçük dostum, daha fazla meseleyi üsteleme. Eskilerin dediğine göre meseleyi üsteleyen herkes ölmeye mahkumdur…’’

  Kadın Şifacı dilini çıkarıp, cevapladı: ‘’İyi, tamam. Zaten bu konular umrumda değil, tek işim canınızı doldurmak, o kadar. Lakin, olur da Kaygısız Xiao Yao beni öldürürse, kaybedeceğim şeylerden siz sorumlu olursunuz klan başkanı, haberiniz olsun…’’

  Liu Ying gülümsedi: ‘’Tabii!’’

……

Yaklaşık 10 dakika geçtikten sonra haritadaki Alevli Kedi Ruhları’nın büyük çoğunluğu ölmüş ve Liu Ying’in ekibi bana doğru ilerlemeye başlamıştı. Elinde tuttuğu uzun kılıçla birlikte bana gülümsedi: ‘’Li Xiao Yao, sonunda seninle konuşabileceğiz!!! Hehe, geber bakalım!’’

  Oracıkta sessiz dikilirken gülümsedim: ‘’Tabii canım…’’

  Piggy ve grubun geri kalanı şok olmuştu: ‘’Nasıl bu kadar sakin kalabiliyor…’’

……

 ‘’Okçular, [Delen Ok]’u kullanın! Büyücüler, [Ateşin ve Buzun Sütunu]’nu kullanın! Silahşörler, [Bombardıman]’ı kullanın! Geri kalanlarsa benimle birlikte gelsin!’’

  Liu Ying vahşi bir gülümseme savurdu: ‘’Bugün, Li Xiao Yao, ölmek neymiş sana göstereceğim!’’

  Etrafa gezdirdim. Grupta 24 tane uzun-mesafe oyuncusu vardu. Doğruyu söylemek gerekirse o kadar adamla birlikte tek bir kayıp vermeden beni öldürebilmeleri gerekiyordu. Ancak… oracıkta oturup, beni öldürmelerini bekleyecek halim yoktu ya! Kalbimde gizlenen vahşi Kaplan uyanmış, gözlerim fal taşı gibi açılmıştı. Artık gökyüzünü daha rahat görebiliyordum!

  Yeşim Şehri’nin Kılıcı’nı kavradığım gibi Yeşil Qilin Boşluğu’nun köşelerinde dolaşmaya ve Liu Ying’in grubundan kaçınmaya uğraştım. Bu esnada hayatta kalan Alevli Kedi Ruhları’nın, [Kahramanın Öfkesi]’ne ait oyunculara olan uzaklığını görünce aklıma bir fikir gelmişti.

  ‘’Bu herif ne yapmaya çalışıyor?’’ Piggy’nin kaşları çatılmıştı.

  Geçmişte birçok kez yerle bir ettiğim Liu Ying artık dikkatli olmayı öğrenmişe benziyordu: ‘’Dikkat edin, aramızdaki mesafeyi hesaplayın ve herifi öldürmeye hazırlanın!’’

  Uzun mesafe oyuncuları onayladı…

……

   Üç dakika geçtikten sonra gruba bir bakış fırlattım. Grupla armada toplamda 17 tane Alevli Kedi Ruhu vardı. Aynen öyle, bu kadar ateş gücü yeterli olsa gerek.

  Kararımı verdikten sonra planı uygulamaya koyuldum. Sonuçta en iyi savunma, saldırıydı!

  Kılıcımı savurduğum gibi 5.seviye [Defans] yeteneğimi aktif ettim ve defansım %5 arttır. Aynı esnada 5.seviye [Hız] yeteneğimi de aktif ederek, hareket hızımı %5 ve saldırı hızımı da %10 arttırmıştım! Bu yetenek 15 saniye sürüyordu!

  Piggy uzaktan bana baktı ve bir anda gözlerini kısarak kükredi: ‘’Dikkatli olun, herif [Hız]’ı aktif etti! Bir şeyler yapacak!’’

  Piggy cümlesini bitiremeden kılıcımı kavramış ve ileriye atılmıştım!

  Ben koşarken Ufak Bobo omzumda oturuyordu. Bu esnada ben Alevli Kedi Ruhları’nın arasından zik zaklar çizerek ilerliyor ve yaratıkların saldırılarından kaçarak, hepsinin odağını toplamaya uğraşıyordum.

……

  ‘’Kafayı mı yemiş bu?’’ Liu Ying şok olmuştu. Hemen emir verdi: ‘’Dikkatli olun, fırsatını bulduğunuzda herifi öldürün!’’

  Sha sha… 

  Botlarım ıslak çimlerde dans ederken, arkamdan gelen Alevli Kedi Ruhları’nı gruba doğru sürüklüyordum.

  ‘’Hassiktir!’’ Piggy kükremişti.

……

  Havanın ısındığını fark ettiğimde, büyücüler [Ateşin ve Buzun Sütunu]’nu kullanarak saldırmış ve ayaklarımın altındaki toprak yerle bir olmuştu. Bu esnada okçular [Üçlü Ok] ve [Delen Ok] kullanarak bana saldırıyor, havaya sayısız ‘ISKA!’ yazısı fırlıyordu. Hareket hızım o kadar yüksekti ki, oklardan biri bile bana değmemişti.

  Miyav miyav…

  Beni yakından takip eden Alevli Kedi Ruhları miyavlıyordu ve [Kahramanın Öfkesi]’ne yaklaştığım anda kılıcımı çekip, Ufak Bobo’ya bir yumruk attım!

  Pah!

354!

  Ufak Bobo acı dolu bir çığlık atmış ve arkamdaki yaratıkların odağı da [Kahramanın Öfkesi]’ne kaymıştı!

 Miyav miyav miyav…

  Bu kedilerin çıkardığı sesler ne kadar tatlı geliyor insanın kulağına!

  Vücudumu eğdiğim gibi açıyı hesapladım ve yere bir yumruk savurdum!

  Pah!

  Uzun metal bir zincir yerden fırlamış ve okçulardan birinin ayağına dolanmıştı. İşte bu hareket, asıl karmaşanın başlangıcını temsil ediyordu. Zira daha önce zincirlere takıntılı olduklarını bildiğim Alevli Kedi Ruhları, direkt olarak okçuya atılmış ve [Alevli Yelpaze Dansı] yeteneklerini kullanmıştı!

……

 Bir anda etrafı acı dolu çığlıklar kaplamış ve Yeşil Qilin Boşluğu ateşin hükmettiği garip bir dünyaya dönüşmüştü.

  Etrafa sayısız ışık hüzmesi saçılıyordu ve uzun mesafe saldırısına sahip olan 24 kişilik grup gitgide azalıyordu. Çok geçmeden geriye yalnızca Piggy kalmıştı. 17 Alevli Kedi Ruhu’nın [Alevli Yelpaze Dansı] saldırısı direkt olarak kalabalığa odaklandığı için, oyuncular öteki dünyayı boylamış ve öldükten sonra geride bir sürü ekipman bırakmıştı. Aynı zamanda ölenler sadece uzun mesafe sınıfları değildi! Saldırıya yakalanan bir sürü yakın mesafe sınıfı da hayatını kaybetmişti. [Alevli Yelpaze Dansı]’nın alana etki ettiğini biliyordum; ancak böylesine bir katliam yaratacağını tahmin etmemiştim!

 Liu Ying’in suratı morarmıştı. Etrafı inceledikten sonra hayatta kalan toplamda 4 kişi olduğunu gördü. Kendisi, Piggy, bir kılıç ustası ve bir de şifacı…

……

‘’İşimiz bitti…’’

  Liu Ying bana öfke dolu bir bakış fırlattı: ‘’Li Xiao Yao, sen kazandın!’’