Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
18. Bölüm İlk Gece (3)
(Bu bölüm +18 unsurlar içermektedir.)
Lucia idamını bekliyormuş gibi gözlerini kaparken Hugo onu sakin gözlerle izliyordu. Bu küçük tavşanı hemen yalayıp yutmalı mı diye düşündü ama sonra fikrini değiştirdi. Muhtemelen yarısında iştahını kaybederdi. Bu masum prensese iyilik edip biraz erkek vücudu hakkında bilgi vermeye karar verdi.
“İsim.”
Gözlerini sımsıkı kapatan Lucia, yavaşça tekrar açtı.
“…Ha?”
“Yatakta ‘Majesteleri’ lafını duymak istemiyorum. Onun yerine ismimi söyle.”
“İsminiz…?”
“Bana ismimi bilmediğini söyleme.”
“Öyle değil. Biliyorum. Hımm… Hugh?”
Cevap vermeyince Lucia bir kez daha sordu.
“Ya da belki Hugo…?”
Adamın sessizliği rahatsız edici derecede uzundu. ‘Adını yanlış mı anladım? Adı Hugo değil miydi?’ Onun evlilik sözleşmesine bu isimle imza attığını görmüştü. Lucia daha fazla gerginleşmeden Hugo tereddütlü bir sesle cevap verdi.
“…İlki.”
“İlki… O zaman, Hugh mü…?”
O kısacık anda adamın vücudu sarsıldı. Lucia onun kırmızı mermere benzeyen gözlerinin titrediğini gördü. Lucia, ‘Hugh’ ismine özel bir bağlılığı olduğunu hissediyordu. Birinin ona seslenmek için kullandığı bir takma ad olabilir miydi? Annesi? Ya da belki... Sevdiği kadının...?
Dük daha önce bir kadını sevmiş miydi? Bir oğlu vardı. Çocuğun annesi kim olabilirdi ki? O kadını sevmiş miydi acaba? O kadın şimdi neredeydi, neden ayrılmışlardı?
“Vivian.”
Lucia o kadın hakkında soru sormanın uygun olup olmayacağını merak ederken, iyi bilinmeyen adını duyunca sıçradı. Adam onun aşırı hassas tepkisini fark etmiş gibi görünüyordu, bu yüzden Lucia bir bahane uydurdu.
“Kimse... pek adımla seslenmez...”
“Bundan sonra bu çok sık olacak. Vivian.”
“…”
Dük’ün kısık sesi sessizce onun kulaklarını okşadı. Bilinmedik adı dudaklarından çok doğal bir şekilde çıkmıştı.
“Vivian.”
“…”
Lucia ağzını sımsıkı kapatırken Dük de onu izleyerek iç çeker gibi bir kahkaha attı.
“Sevgilim, oldukça inatçısın biliyor musun?”
“Ne zaman öyle oldum ki?”
“Şu anda.”
“Bir şeyleri zorla kabul ettirmekte çok iyi olduğunu biliyor musun?”
“Hiçbir şeyi zorlamıyorum. Söylediğim her şey doğru çıkıyor.”
Hugo’nun yüzsüz kibri karşısında Lucia’nın nutku tutuldu. Adamın yüzü Lucia onun nefesini dudaklarında hissedene kadar ona yaklaştı. Dudaklarını onunkilere bastırdığında genç kadın gözlerini kapattı. Dük onun sıkıca kapatılmış ağzını birkaç kez hafifçe öptü ve sonra yavaşça alt dudağını emdi. Bir an uzaklaştı.
“Dudaklarını aç.”
Hugo alçak bir sesle emir verdi. Lucia sinirden sert bir nefes aldı ve bu boğazını acıttı. Yüzü pembeleşmişti ve tereddüt ediyordu ama sonunda dudaklarının biraz ayrılmasına izin verdi. Dük’ün gözlerinin içi bir an güler gibi oldu. Çok geçmeden dudakları Lucia’nınkilere dayandı ve kızın ağzına yumuşak bir et parçası girdi.
‘Ah…’
Hugo’nun dili yumuşak bir şekilde onun ağzının içini işgal etti. Dişlerinin çevresinde ve yanaklarının iç kısımlarında yavaşça gezindi. Dili onunkiyle buluştuğunda Lucia sarsıcı bir zevk hissetti. Dudakları incecik ayrılınca, Hugo şöyle dedi:
“Tadın şarap gibi.”
Lucia yanaklarının yandığını hissetti. Dük pozisyonunu değiştirip dudaklarını bir kez daha kenetledi. Tam da onun belirttiği gibi, öpücüklerinin tadı şarap gibiydi, Lucia’yı mest edip başını döndürüyordu. Dilleri güreşirken tükürükleri birbirine karışıyordu. Hugo öpüşerek onun ağzının içini keşfetmeye odaklanmıştı. Dili kıvrılıp emdi, sonra da bıraktı.
“Hı… ”
Lucia’nın boğazının derinliklerinden bir inilti kaçtı. Yumuşak öpücük yavaş yavaş kızışıyordu. Adamın nazik dili aniden kızın ağzının içine doğru iyice ilerleyip hassas bir noktaya masaj yapmaya başlayınca, kız refleks olarak çarşafları sıkıca kavradı. Sınırına ulaşana kadar Lucia'yı nefessiz bıraktı. Sonra Dğk dudaklarını onun dudaklarından ayırdı ve kadının nefeslenmesine izin verdikten sonra yeniden başladı.
Öpücükleri birkaç kez daha bu şekilde devam etti. Lucia'nın sinirden sertleşmiş olan omuzları yavaş yavaş gevşedi. Hugo’nun öpücükleri tatlı ve rahatlatıcıydı. Uzun bir öpücükten ayrıldığında, Lucia’nın hafifçe nefesi kesildi. Sadece bu kadarıyla bile, fazlasıyla şey yapmış gibiydiler.
“I-…ışık. Çok parlak…”
“Seni iyi görebilmek hoşuma gidiyor.”
“Ama…”
Hugo, ağlamak üzere olan kızın gözlerini öptü.
“Vücudun çok güzel. Bir bakayım.”
Yanakları pembeleşmiş olan Lucia dudaklarını ısırıyor ve çok sevimli görünüyordu. Bunlar boş iltifat değildi; kızın vücudu gerçekten çok güzeldi. Boyu tam da adama uygundu ve yuvarlak göğüslerinin üstündeki meme uçlarında güzel, çiçek gibi pembe bir renk vardı. İnce belini leğen kemiğine bağlayan çizgi çok güzeldi. Lucia şehvetli değildi, ama vücudu çok çekiciydi.
Hugo onun dudaklarına birkaç kez daha öpücük kondurdu ve öpücüklerini yavaş yavaş önce onun yanağına, sonra da kulağına götürdü. Adamın ıslak dudakları önce kızın kulağının arkasını sonra da boynunu öptü. Lucia kendinden geçerken yavaşça gözlerini kırpıştırıyordu. Adamın dudakları tenine değdiğinde kendini garip hissediyordu.
‘Bu şarabın kokusu mu...?’
Lucia’nın vücudunun aroması eşsizdi. Bu parfümün keskin kokusu değil, vücudunun doğal kokusuydu. İlk başta, Hugo bunun sadece şarap kokusu olduğunu düşünmüştü. Ama bu koku şaraptan biraz farklıydı. Belli belirsizdi ve biraz tatlıydı.
“Olgunlaşmamış… bir meyvenin kokusu...”
Doğal bir kokuydu. Bu onun eşsiz kokusuydu. Hugo ilk defa birinin bu kadar güzel kokabileceğini fark ediyordu. Onun kokusundan sarhoş olmaya, durup dinlenmeden onu öpmeye ve yalamaya devam ediyordu. Tat alma duyusunun mu yoksa koku alma duyusunun mu kendisini sarhoş hissetmesine neden olduğunu bilmiyordu. Teni ipek gibi yumuşaktı. Onun tenini yaladığında, tamamen pürüzsüz ve enfesti.
Bu kadar nazik olmak Dük’ün her zamanki tarzı değildi. Ancak şu anda oldukça zevk alıyordu. Dudakları kızın tenine değdiği zaman, kız hoş bir şekilde titriyordu. Kızın ince bileğini tuttu ve içini emdi.
Hafif acı Lucia’nın hafifçe irkilmesine neden oldu. Tenindeki pembe izi görünce Dük diğer bileğini öptü. Kız şaşkın gözlerle ona bakarken adam biraz güldü.
Dudaklarını kızın boynundan göğüslerine doğru gezdirdi.
“Ah!”
Göğüslerinden gelen sarsıcı bir zevk Lucia'nın inlemesine eden oldu. Hugo alabildiği kadarını ağzına alıp emdi. Kızın göğüslerinden süt geliyormuş gibi, meme uçlarını titizlikle yalıyordu.
“Hk!”
Adam meme ucunu hafifçe ısırdı ve diliyle darbeler attı. Meme ucunun çevresini yalayıp bir kez daha emmeye başlayınca Lucia’nın nefesi kesildi.
Lucia’nın göğüsleri yumuşak ve hassastı. Bir ağız dolusu krem şantiyi yemek gibiydi; Hugo ağzında eriyeceklerinden endişe ediyordu. Kız çarşaflara tutunarak sessizce yatakta yatıyordu ama zaman zaman vücudu titriyor, kalçaları yukarı kalkıyordu. Yavaş yavaş, alt vücudunun ısınmaya başladığını hissediyordu.
Dük şu an tükürüğüyle ıslanmış olan göğsü bıraktı ve diğerini okşamak için harekete geçti. Yaladı, bazen hafifçe ısırdı ve zaman zaman büyük bir güçle emdi. Adamın dili her hareket ettiğinde, Lucia’nın omurgasında bir karıncalanma hissi dolaşıyordu ve zevkle inlemekten kendini alıkoyamıyordu.
Dük kızın göğüslerini istediği gibi mıncıkladıktan sonra, öpücükleri onun karnına indi. Lucia dudaklarının bir sonraki adımda nereye ilerleyeceğini merak etti; biraz korkmuştu ama aynı zamanda beklenti de hissediyordu. Çarşafları o kadar sıkı tutuyordu ki parmak uçları soluk beyaza dönmüştü.
“Hah...”
Hugo’nun dudakları onun alt karnına ve ardından iç uyluklarına doğru inmeye devam ediyordu. Daha önce kimsenin dokunmadığı yerlere doğru ilerliyordu. Dudakları, kadının iç uyluklarının derin kısımlarına hafifçe dokundu ve emmeye başladı. Kız bir acı hissetti.
Adam kalçalarından baldırlarına doğru öperek ilerlerken dudaklarıyla hafif şapırtı sesleri çıkarıyordu. Bunları duyunca Lucia'nın yüzü kızardı. Dük’ün son öpücüğü topuklarında sona erdi. Lucia kendine geldiğinde adamın dudakları boynuna geri dönmüştü.
Dük kızın göğsünü eline aldı ve diğer elini onun karnına götürdü. Yavaşça elini karnına değdirip doğal bir şekilde elini uyluğunun iç kısmına kaydırdı ve parmaklarını uyluğunun iç kısmına doğru bastırdı. Lucia şok oldu ve kocaman açılmış gözlerle ona baktı. O anda bakışları onunkilere kilitlendi. Adamın kırmızı gözleri sıcak ve şehvetli bir şeyle doluydu.
Hugo hafif bir baskıyla kızın alt bölgelerini keşfederken tepkilerini de gözlemliyor gibiydi. Lucia’nın nefesleri hızlandı ve balkabağı turuncusu gözleri titremeye başladı. Dük onu izlerken vücudunun alev alev yandığını hissetti.
“Ah!”
Hugo’nun uzun ve sert parmağı yavaşça kızın içine girdi. Kız acıdan değil şaşkınlıktan ciyakladı. Parmağı dışarı kaydığında, rahatlamış bir şekilde içini çekti. Ama bir an sonra, adam parmağını daha derine soktu.
“Uuh…”
Parmağını tekrar tekrar kızın içinde ve dışında hareket ettirdi ama ona acı verecek kadar derin değildi. Lucia daha önce içine hiçbir şey sokmamıştı, bu yüzden yabancı cisim garip geliyordu. Uyarım devam ettikçe, kızın alt bölgesi nemli sıvılarla kayganlaştı ve ıslaklığın sesleri giderek yükseldi. Lucia’nın tüm vücudu yanıyordu ve sırtının refleks olarak titrediğini hissediyordu. Adamın birkaç parmağı daha ona sürtünüyordu.
Dük’ün parmağı her girdiğinde garip, tarif edilemez bir his Lucia’nın vücudunu ele geçiriyordu. Biraz gıdıklanıyordu ama güzeldi. Aynı zamanda biraz acı verici gibiydi. Nefesi keskinleşen kız göğsünün içinde kabaran hislerden başka bir şey düşünemiyordu.
“Ah…”
O anda, bir ürperti yükseldi, kızın vücuduna akın etti ve kaslarının kasılmasına ve boynunun sarsılmasına neden oldu, birkaç saniye boyunca tüm vücudunda yoğun bir coşku dolaştı. Kısa mutluluk anı geçti ve duyuları köreldi, vücudunda da hiç güç kalmamıştı. Dük’ün parmaklarının saçlarını yumuşak bir şekilde taramasını hissetmekten keyif aldı.
“Nasıldı? Masum prensesim.”
“Ama henüz bitmedi.”
Lucia seksin ancak erkeğin dişinin içine boşalmasıyla sona ereceğini biliyordu. Sadece bir rüya olsa da, Lucia ne kadar çılgın bir hayat yaşamış olursa olsun, daha önce bir kez evlenmişti. Cinsel sürecin tamamını hiçbir zaman yaşamamıştı, ancak tüm bu yıllar boyunca kocasıyla aynı yatakta yatmıştı.
Kızın saçlarını okşamakta olan Hugo durdu.
“Demek biliyorsun.”
“Aptal değilim.”
“Saraya genç yaşta girdin ve tüm o yılları tek bir hizmetçin olmadan yaşadın. Bunu kimden öğrendin?”
“Ah… Bir k-kitaptan…”
“Bir kitap… Ne kadar sıkıcı bir öğrenme yöntemi. Kitapta ne yazıyordu?”
“Sonunda ağlayıp çığlık atacağım yazıyordu, ama... bence hepsi yalandı.”
Hugo bunca zamandır alaycı bir şekilde gülümsüyordu ama kızın sözleri üzerine yüz ifadesi bir anda sertleşti. Sessizce kıkırdadıktan sonra hüzünlü bir iç çekti. Bu kadın yontulmamış değerli bir taş gibiydi. Saftı ama dürüsttü. Bir bakıma, dünyadaki birçok yetenekli kadından daha tehlikeli olabilirdi. Aslında seksi başlattığında Dük’ün bundan daha ileri gitmeye hiç niyeti yoktu.
“O zaman beklentilerini karşılamalıyım.”
Dük bir miktar rahatlamıştı. Alt bedeni bir süre evvel çok sertleşmişti ve acımaya başlamıştı. Parmakları onun çıplak vücudunu kavradığı anda vücudu heyecanlanmıştı.
Adam elleriyle Lucia’nın kalçalarını tuttu. Kızın soluk kalçaları adamın ellerinin az önceki baskısından dolayı kıpkırmızı oldu. Kahretsin. Dük lanetlerini yuttu. Alt bedeni uyuşmuş gibiydi. Bu kadının teni neden bu kadar yumuşaktı? Onun saf vücudunun her yerine izlerini bırakmak istiyordu.
“Bacaklarını böyle koy.”
Dük alçak sesle böyle dedi. Lucia’nın uzun, ince bacakları beceriksizce onun kalçalarına dolandı ve bu süreçte oraya buraya çarptı. Hugo’nun vücut ısısı yükseldi, alt yarısında sürekli uyarımdan dolayı sancı çekiyordu. Vücudunun tepkileri aşırıydı. Onun hiç de beğendiği tipte bir kadın olmadığını düşünmüştü.
‘…Çok uzun zaman oldu.’
Hugo seksten çok uzun süre kaçınmıştı. Evlilik konusu gündeme geldiğinden beri bir aydan fazla bir süredir başka bir kadınla seks yapmamıştı. Şu anda içinde bastırılmış cinsel gerginlik vardı. Bir erkeğe göre çok sağlıklı bir vücuda sahipti. Asla bir kadın vücudunun zevklerinden yoksun 10 günden fazla zaman geçirmemişti. Bir aydan fazla kaçınması onun için yeni bir rekor olmuştu.
Seks yapmamış olması karısını onurlandırmak istediğinden değildi. Bölgesine dönüş için hazırlanmakla çok meşguldü ve farkına varmadan bir ay geçmişti.
Hugo, Lucia’nın yorgun kollarını kendi omuzlarına sardı.
“Bana tutun. Gergin olma ve vücudunu gevşet.”
Lucia tereddütle kollarını onun omuzlarına dolarken dokunmaması gereken bir şeye dokunuyormuş gibi dikkatliydi. Adamın kasları sert ama esnekti. Hugo iyi bir iş çıkardığı için kıkırdayıp gülümsedi, bu da Lucia’nın kalbinin yüksek sesle çarpmasına neden oldu.
“Eğer bu senin ilk seferin değilse, söz veriyorum mutlu bir gece olacak.”
Magnec