Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

32. Bölüm Yeni Evliler (5)

Çevirmen: Violet / Editor: Güz

Bir sabah.

Lucia, sabah gün ışığının yatak odasına sızdığını gördü. Uyku mahmurluğunu atmak için gözlerini birkaç kez kırpıştırdı. Ellerini kullanarak kendini doğrulttu.

Yorgunluk vücudunun her yerini sarmıştı. Yorgun hissederek uyanmaya artık alışmıştı. Son bir aydır Hugo her gece yatak odasını ziyaret ediyor, vahşi bir hayvan gibi üzerine atlıyordu.

Onunla paylaştığı müthiş hazlar, kadının enerjisinin çoğunu tüketiyordu. Dük’ün hiçbir zaman çabucak bitirdiği olmuyordu; ancak Lucia yorgunluktan bayılınca duruyordu.

Lucia bütün gece onunla birlikte uyanık kalıyordu. Her gün, gündüzlerini uyuklamamak için başını sallayarak geçirirdi ve biraz güç toplamayı başardığında ise gece olurdu. Sonra Hugo, onu gece boyu sürecek bir şey için yatağa götürürdü. Lucia günlerini zaman öldürerek geçirirken, göz açıp kapayıncaya kadar koca bir ay geçmişti.

Artık vücudu gece boyu süren bu olaylara alışmıştı ve kendini yorgun hissetmeden daha erken kalkabiliyordu. İlk hafta, ancak öğleden sonra kalkabilmişti.

Tabii ki Lucia, kendi dayanıklılığının arttığını ona asla itiraf etmeyecekti. Eğer itiraf ederse, Dük şimdikinden daha korkunç bir güçle üzerine atlardı. Günlerini yatakta geçirmeyi bırakmak istiyordu. Onunla ilgilenen tüm hizmetçilerle yüzleşmek çok utanç vericiydi.

Dün, Hugo her zamankinden daha ısrarcı olmuştu. Lucia hala onun sertçe içinde gidip geldiğini hissedebiliyor gibiydi. Bunu yapmaktan gerçekten iğreniyorsa, genç kadının tek yapması gereken reddetmekti. Adam sırf reddetti diye ona tecavüz edecek biri değildi. Dürüst olmak gerekirse, yorucuydu ama aynı zamanda güzeldi.

Tatmin edici seks ve birçok şehvetli orgazm yorgunluğa neden olurdu, ancak aynı zamanda tatmin edici bir his uyandırırdı. Hugo, genç kadını ustaca sola sağa yuvarlayarak diliyle vücudunun her köşesine zevk veriyordu. Lucia, onu başka bir erkekle kıyaslayamazdı ve gelecekte de böyle bir şansı olmayacaktı ama onun bu konuda oldukça yetenekli olduğunu anlamıştı.

Dük, ona yatakta, yatak dışında, hatta masaların ve kanepelerin üzerinde haz yaşatıyordu. Vücudunu çeşitli pozisyonlarda tutarak her gün onu yeni şekillerde tatmin ediyordu. Geceler uzun olmasına rağmen, Lucia bir erkek ve kadın arasındaki şehvetli faaliyetlere karşı herhangi bir isteksizlik hissetmiyordu.

İlk başta şok olmuş ve onun bir canavardan başka bir şey olmadığını düşünmüştü. Ancak sonunda, kendini onun üzerine tırmanmış, kalçalarını aşağı yukarı sallarken bulmuştu. Dük sadece bir ay içinde Lucia'ya cinsel hazzın zevklerini öğretmişti.

Lucia, hizmetçileri çağırmak için bir ip çekti. Yıkanıp kıyafetlerini değiştirdi ve aynadaki yansımasını tuhaf gözlerle izledi. Arkasındaki hizmetçilerin gözleri utangaç bir şekilde yere bakıyordu.

Lucia yakası dekolteli bir elbise giymişti ve bu da birçok pembe öpücük izini ortaya çıkarmıştı. Bir çeşit deri hastalığı varmış gibi görünüyordu. Hava her geçen gün daha da ısınmasına rağmen kendini tamamen örtmek zorunda kalıyordu. Lucia derin bir iç çekip şöyle konuştu.

“Böyle dışarı çıkamam. Bana başka bir şey getirin. Boynumu tamamen kaplayacak bir elbise.”

“Emredersiniz, hanımefendi.”

Hizmetçiler telaşla etrafta dolandılar. Lucia artık utanmıyordu, artık utanamazdı. Bir ay boyunca her sabah onun durumunda olan biri olsa aynı şeyi hissederdi.

Yeni evlilerdi, dolayısıyla bu durum beklenecek bir şeydi. Ama görünen o ki etrafındaki herkes, dükün onu her gece ziyaret etmesine şaşırıyordu. Başlangıçta tüm hizmetçiler dostça davranmıştı ama şimdi herkes ona endişe içinde hizmet ediyordu. Lucia bir kocanın sevgisine sahip olmaktan daha güçlü bir şey olmadığını fark etmişti.

Sabah geç saatlerde, Lucia şatonun bahçesinde, gölgenin altındaki sade bir masada çay keyfi yapıyordu. Bu onun günlük işlerinden biriydi.

‘Ne ıssız bir bahçe…’

Kale bahçesi çok genişti ve yıl boyunca yaşayan uzun ömürlü bitkilerle doluydu. Görünürde tek bir çiçek yoktu. Sonbaharda turuncu bir beneğe tanık olmak mümkün değildi. Bahçe, kış aylarında bile aynı durumda kalırdı. Bu tarz daha az bakım gerektiriyordu, ancak bunun bir bahçe olduğunu iddia etmek oldukça gülünçtü.

‘Bahçeyi yenilesem mi…?’

Lucia, Taran Dükü ve onun oğlu dışında, Taran ailesindeki diğer tek kişi olan düşesti. Düşes genellikle bahçenin yanı sıra kalenin iç tasarımlarında da görev alan kişiydi.

‘Başka yapacak fazla bir şey yok...’

Kaldığı süre boyunca Lucia'nın yapacak bir şeyi yoktu. Ne diğer asil kadınlar gibi zaman geçirmek için çiçek düzenlemeyi öğrenmişti ne de özel bir hobisi vardı. Mücevher ve aksesuar gibi lüks şeyler de ilgisini çekmiyordu, bu yüzden onlar için alışveriş yapması için bir sebep yoktu. Her gün birkaç saat kitap okur, kalan zamanını çay içip hafif yürüyüşler yaparak geçirirdi.

‘Ben gerçekten... kendimi işe yaramaz hissediyorum.’

Çalışmayan kişi yemek yemeyi hak etmezdi. Lucia rüyasında bu düstura göre yaşamıştı. Kont'un karısı olduğu zaman, partilere katılma ve yüksek sosyetedekilerle bağlantı kurma işi vardı. Aksine, Hugo bunu bilseydi kafası karışırdı. ‘Nasıl yapacak bir şeyin yok?’ Ona göre, daha yiyecek kırk fırın ekmeği olmasına rağmen, düşes rolünü çok iyi yerine getiriyordu.

“Hanımefendi.”

Lucia artık içeri girsem mi diye düşünmeye başladığında Jerome, onun düşüncelerini böldü. Jerome, genç kadına tek bir zarf verdi. Lucia içinde bir belge buldu. Kaşlarını çatarak kağıda göz gezdirdi.

“…Bu ev ekonomisi yönetimi.”

“Evet, hanımefendi. Yeni bir bütçe hazırlamak biraz zaman aldı çünkü bugüne kadar bunu hiç başaramamıştık.”

Evli olan tüm asil kadınlar, kendi ev harçlıklarını yönetmek zorundaydı. Kraliyet sarayında, kraliçelere ve eşlere, tüm saray hanımlarına bakmaları ve onları yönetmeleri için harçlık verildi. Soylu kadınlar, evin iç tasarımı, hizmetçi kiralama ve çeşitli sosyal etkinlikler için partiler düzenleme gibi ev ihtiyaçlarını yönetmekten sorumluydu.

“Başlangıçta, bütçe hizmetçi istihdamını ve temel kale bakımını içermiyordu. Bu, tüm farklı yönleri kontrol edebilmeniz için yeni düzenlenmiş bütçe planıdır.”

“Yeni hesaplanan bütçe planı mı…? Bu paranın ne kadarını kullanma iznim var? Bu para sadece istihdam ücretleri ve bakım için kullanılacak değil mi?”

“Gelecekte kademeli değişiklikler olacak. Hanımefendi, bu paranın nasıl harcanacağına karar verme sorumluluğu size ait olacak. Bütçe dahilinde olduğu sürece, bu parayı nasıl harcayacağınız size kalmış.”

Burası gerçekten Lucia'nın kendi özel mülkü olmuştu. Para miktarı çok büyüktü. İlk rakamdan sonraki tüm sıfırları zar zor sayabiliyordu. Bu bütçe abartılıydı, ama Jerome bu bütçeden sonradan akla gelmiş, önemsiz bir şey olarak bahsetmişti. Bir dükalık hanesinden beklendiği gibi, gelirleri diğerlerinden farklı bir düzeydeydi.

‘Yani parazit hayatım artık sona eriyor...’

Artık kendisine bir iş verildiğine göre, tatmin edici sonuçlar göstermesi gerekiyordu. Soyluların unvanlarının prestiji arttıkça, yaptıkları iş de artardı. Evin uyumunu sağlamaktan evin hanımının sorumlu olduğu temel bir bilgiydi. Daha da önemlisi, soylular dünyasında kocalarını destekleme sorumluluğunu taşıyorlardı.

‘Bahçeden başlayalım...’

Lucia’nın bahçıvanlık konusunda fazla bilgisi yoktu. Kont Matin ile evliyken rüyasında hiç bahçeyle ilgilenmemişti. Bir bahçenin bakımı çok para gerektirirdi ve Kont Matin parasını böyle şeylere harcamak istemezdi.

Lucia niyetini ifade ettiğinde, Jerome hemen bir plan hazırladı ve kendi tüyolarını ona iletti.

Bu onun boşa geçen anlamsız günlerinin sonu olacaktı. O gün, Lucia akşam yemeğini yalnız yedi. Dük çifti, kahvaltı ve öğle yemeğini kendi zamanlarında yemelerine rağmen, genellikle akşam yemeğini birlikte yerlerdi. O gün Dük’ün dışarıda işi vardı ve akşam yemeği saatinden çok sonra eve döndü.

Lucia özel çalışma odasında kitap okudu, banyo yaptı ve yatak odasında ıslak saçlarını kuruttu. Genelde hizmetçileri onunla ilgilenirdi, ama genellikle Dük bu saatte onun yatak odasına gelirdi.

Click, Dük Lucia’nın odasına girdi. Tüm görevlileri kovduktan sonra, üzerinde bir bornozla kendiliğinden odaya dalmıştı. Bu aynı zamanda Lucia için de geçerliydi. O bornozunu sıkıca bağlamıştı ve çok usturuplu görünüyordu ama altında hiçbir şey yoktu. İlk başta garip hissetmişti, ama şimdi bu ona doğal geliyordu.

Makyaj aynasının önünde duran Lucia'ya yaklaşan Dük ona arkadan sarılıp ensesini öptü. Lucia onun dudaklarını ensesinde hissederken gözlerini kapattı. Bedeni kendinden geçiyordu. Mutluluk böyle bir his miydi? Bu anı asla unutamayacağını ve hayatının geri kalanını yalnız hissederek yaşayacağına dair derin bir korku içini sardı.

“Jerome'dan sana bir şey teslim etmesini istemiştim, aldın mı?”

“Evet. Karar verdim… Kale bahçesini yenilemek istiyorum.”

“Bahçe mi?”

“Çiçek olmadığını gördüm, niyetin bu muydu? Bahçeyi yeniden tasarlamamda bir sakınca var mı?”

“Evin hanımı her zaman bahçeden sorumluydu. Dilediğini yap.”

“Her şeyden önce bir peyzaj bahçıvanı tutmalı ve bir plan hazırlamalıyız. Başlangıçta birçok işçi tutmamız gerekiyor, bu yüzden kale biraz kalabalıklaşacak. Bu seni rahatsız eder mi bilmiyorum.”

Hugo bahçe hakkında hiçbir şey bilmiyordu. Zaten bahçeye karşı hiç ilgi duymuyordu. Bahçenin bu kadar çorak olmasının çok zavallı göründüğünü düşünen ve dört mevsim boyunca en az bakıma ihtiyaç duyacak bitki örtüsüyle dolduran Jerome'du. Bahçeyi yenilemenin çok emek ve para gerektireceğini zaten anlamıştı.

“Sana ayırdığım bütçe yeterli değil mi?”

Hugo, Lucia'nın bu konuyu açma niyetini anlamayı kendine vazife edinmişti.

“Ha?”

Genç kadın şok olmuştu. Kesinlikle daha fazla paraya ihtiyacı yoktu.

“Bütçeyi kayda değer miktarda artırmak biraz zahmetli. Bu yılın bütçesi zaten önceden hazırlanmıştı ve bu yılki bütçen, geçici bütçeden para kesilerek oluşturuldu. Ancak gelecek yıl kesinlikle düşüneceğim.”

Genel bütçe aile reisi tarafından belirlenirdi. Çoğu zaman, soylular evlenmeden önce aile bütçesinin belirli bir yüzdesini kesinleştirme zahmetine girerdi. Evli çift aşıklarsa, eşin normalden daha yüksek bir meblağ alması doğruydu. Öte yandan, bir erkek karısını boşamak istediğinde yapacağı ilk şey, karısının bütçesini elinden geldiğince kısmaktı.

Bu yılki bütçe bölümüne zaten karar verilmişti, bu yüzden Dük geriye kalandan mümkün olan en büyük miktarı bir kenara ayırmıştı. Gelecek yıl geç kadının harçlık bütçesini artırma planları vardı.

Lucia'nın parasal bütçesi düşes olduğu için değildi. Soylu eşler, gururlarından dolayı kendi kişisel parasal bilgilerini kolayca açıklamazlardı, ancak Lucia'nın ne kadar aldığını duysalardı, böyle bir hikayeye inanmakta zorluk çekerlerdi.

“Ondan değil. Bunu bu nedenle gündeme getirmedim. Kalede zaten bir sürü insan var. Çok fazla insanı işe alırsam rahatsız olursun diye korktum. Bahçeyi yenilemenin sana engel olmayacağından… emin olmak istedim…”

“Zaten Roam'a yüzlerce insan girip çıkıyor. İşçileri birkaç bin kat artıracak değilsin ya. Birkaç kişiyi daha işe alman sorun değil. Bahçeye her zaman düşes bakmıştı. İster tüm ağaçları kes, ister büyük bir gölet yaptır, önemli değil. Dilediğini yap. Böyle şeyler yapmak için benim iznime ihtiyacın yok.”

“Hangi konularda tamamen özgürüm, hangilerinde izin almam gerekiyor, emin değilim. Yapabileceklerimin sınırı ne?”

Lucia şaşkın gözlerle ona baktı. O anda Dük, onu bir prenses gibi kaldırdı ve yatağa yatırdı. Bakışlarına karşılık verirken, çenesini hafif bir şekilde kaldırdı.

“Ne kadar ileri gitmek istiyorsun?”

Bu bir fırsattı. Lucia mankafa değildi. Bu, bir kralın yatak partnerlerine ‘Neye sahip olmak isterdin?’ diye sormasıyla tamamen aynı durumdu.

Tatmin olan bir erkek hoşgörülü olurdu, kadın da biraz cilveyle pek çok kazanç elde edebilirdi. Çoğu kadın bu şekilde davranırdı.

Hugo, onun ağzından hangi kelimelerin çıkacağını merak ederek bekledi. Genç kadının becerileri başka bir seviyedeydi. Şimdiye kadar adamdan hiçbir şey talep etmemişti. Dük gücü yettiği sürece her şeyi kabul etmeye karar vermişti. Parayla satın alınabilecek bir şey olsaydı daha iyi olurdu. Gözünü iktidar hırsı bürümüş kadınlar eğlenceli değildi.

“Kendim bilmediğim için soruyorum. Daha önce senin de gördüğün gibi… kimse bana temel bilgileri öğretmedi ve benim de böyle şeyleri öğrenme fırsatım olmadı. Bir düşesin ne yapması ya da yapmaması gerektiğini bilmiyorum. Bunları öğrenmek istiyorum.”

Lucia en başından beri kendini açgözlülükten alıkoymuştu. Açgözlülüğü başlangıçta ne kadar önemsiz görünse de, zamanla bu açgözlülük daha da büyüyecekti. Düşes olduğu için hayatının geri kalanında bolluk içinde kalacağının garantisi yoktu. Parayla ilgili herhangi bir şeye gelince, zaten sahip olduğundan bir kuruş fazlasını istemiyordu. Ayrıca siyasi güce karşı zerre ilgisi yoktu.

“Bir öğretmen …”

Dük bir an için düşüncelere dalıp çenesini sıvazladı. Bu beklenmedik bir istekti, aslında başlangıçta kendisinin fark etmesi ve yapması gereken bir istekti. Taran ailesinde akıl hocası olabilecek yetişkin yoktu. Dahası Lucia çocukken onu rehberlik edecek akrabaları da yoktu. Elbette öğrenemezdi.

“Senin için araştıracağım.”

“Teşekkür ederim.”

Lucia'nın yüzüne büyük bir gülümseme yayıldı. Dük onun gülümsemesini izlerken, kendi dudakları da bilinçsizce yukarı kıvrıldı. Genç kadının gülümsemesi her zaman bir çocuğunki gibi saftı. Onu baştan çıkarmak için gülmüyordu ama ne zaman onun gülümsediğini görse, Hugo’nun alt bedeni sıcaklıkla titriyordu. Şu anki de aynı durumdu.

Dük idareyle ilgili diğer konularla dikkatini dağıtmak için elinden geleni yaptı ama yeniden odaklanmaya çalışırken başarısız oldu. Kişisel ofisinde kendisini bekleyen tüm belgeleri hatırladı ve sonunda biraz sakinleşmeyi başardı. Bugünlerde, kendisini doğal içgüdülerini dizginleyemeyen vahşi bir hayvan gibi hissediyordu.

Kadının konuşmaya devam etmesini bekledi ama sadece sessizlik buldu, bu yüzden önce kendisi konuştu.

“Başka?”

“Ha?”

“Başka herhangi bir şey var mı?”

Lucia'nın gözleri fal taşı gibi açıldı, bir an durdu ve olumsuz yanıt verdi. Dük onu izlerken gözlerini hafifçe kıstı. ‘Bu kadın aptal mı? Hiç hırsı yok mu? Belki de sadece kurnaz olmaya çalışıyordur?’ 

Bu nedenle Hugo, Lucia'nın gerçekten hiçbir şey istemediğine inanamadı. Karşı taraf ister erkek ister kadın olsun, birçok kişi üç adım daha ilerlemek için geriye doğru bir adım atardı.

Şu anda kadın masum görünüyordu, ama biraz sonra ona sarılacak ve dileklerini onun kulağına söyleyecekti. Nüfuzuyla ya da parasıyla ilgili olsun, bu her zaman böyleydi. Dük şimdiye kadar böyle bir niyet taşımayan kimseyi tanımamıştı.

“Bahçeyi yenilemek çok mu yorucu?”

“Emin değilim çünkü henüz başlamadım. Tüm çiçekleri bizzat ben dikmeyeceğim, bu yüzden… muhtemelen çok da kötü olmayacak.”

“Bahçe. Onu yenilemek zorunda mısın?”

“Bahçeyi umursamadığını sanıyordum.”

“Bahçe umurumda değil, senin için endişeleniyorum. Enerjini buna harcama. Eğer bu kadar enerjin varsa, onu benim üzerimde kullanmalısın.”

Kolları onun kalçalarına dolanırken, Lucia kızarmış yanaklarıyla utangaç bir şekilde aşağıya baktı.

“… Şimdikinden daha fazla enerji harcamamı nasıl beklersin? Her gün öğlene kadar uyumaktan çok utanıyorum.”

“Niye utanıyorsun? Gurur duymalısın.”

“… Neden gurur duyayım?”

“Kocanın enerjisiyle gurur duymalısın-”

Lucia eliyle adamın ağzını sımsıkı kapadı ve yanakları giderek daha da kızarırken ona baktı. Dük de onun avucunu yalayarak misilleme yaptı ve hemen geri çekilmesine neden oldu. Ancak kaçamadan adam onun elini yakaladı ve şakacı bir şekilde parmaklarını yaladı. Nazik öpücükleri, Lucia'nın içinde titremesine neden olan garip bir his yaratıyordu.