Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
30. Bölüm Yeni Evliler (3)
Lucia’nın gözleri suyun üzerinde yüzen kırmızı çiçek yapraklarına dalmıştı. Yavaş yavaş, yüzüne de aynı kırmızı tonu yansıyordu. Hizmetçiler banyo suyunu Lucia'nın omuzlarına usulca döküyorlardı; ne zaman su dökseler, efil efil hoş bir koku yayılıyordu.
Lucia hiç kimseye banyoyu böyle hazırlamasını emretmemişti. Hepsi sinsi hizmetçilerin fikirleriydi. Bu banyonun amacı o kadar açıktı ki bu onu utandırıyordu. Ancak gerçekten böyle bir amacının olması daha utanç vericiydi.
“Hanımefendi, teniniz nasıl bu kadar pürüzsüz olabilir?”
“Cildiniz yağ sürmeseniz bile çok ipeksi.”
“Bir bebeğin cildi bile sizinkiyle kıyaslanamaz.”
Hizmetçiler bugün durmadan gevezelik ediyorlardı. Dük çiftinin Roam'daki ilk gecesi için neşeli bir ruh halindeymiş gibi görünüyorlardı. Lucia, hizmetçilerin iltifatlarını pek tepki vermeden dinliyordu. Ayrıca kendi cildinin çok güzel olduğunu biliyordu. Ama bundan özellikle gurur duymuyordu.
‘Ne olursa olsun, erkekler sadece güzel bir yüz ve göz alıcı bir vücuttan etkilenir, güzel bir ciltten değil. O da… muhtemelen aynı düşünüyordur.’
Lucia’nın rüyasında Dük Taran çeşitli kadınlarla takılarak skandallara sebep olmuştu. Ne zaman bir partide ona rastlanılsa, kolunda farklı bir kadın olurdu. Ancak tüm kadınları birbirine bağlayan nokta, hepsinin kocaman göğüsleri olmasıydı.
Lucia kendi göğüslerine hızlıca baktı ve küçük bir iç çekti. Büyük göğüsleri olduğunu iddia etmesi mümkün değildi. En azından kalçalarını vurgulamaya yardımcı olan ince bir beli vardı, bu yüzden tamamen düz görünmüyordu. Öyle olsa bile, bunun göstermeye değer bir şey olmadığını düşündü. Yüzü de pek güzel değildi.
Dük’ün dikkatini çekmek için en azından Sofia Lawrence'ın güzellik seviyesine sahip olmak gerekiyordu. Lucia, zafer balosundaki olayları hatırladı. Adam, Sofia gibi güzel bir kadını hiç düşünmeden bir kenara atmıştı.
Dük Taran'ın tüm kısa süreli ilişkileri gül gibi güzel kadınlarla olmuştu. Sağda solda partner değiştirmesine rağmen, bu itibarını zedelememişti. Evlendikten sonra eşinden başka hiçbir kadınla görünmemişti.
Lucia’nın rüyasında, dükün en azından kendi karısına karşı bir saygısı vardı. Dolayısıyla bu kendisinin de dükten aynı düzeyde saygı görebileceği anlamına geldiği için Lucia’nın içi rahatlamıştı.
Banyodan sonra Lucia geceliğiyle yatak odasına girdi fakat çok şaşırdı. Dük masanın yanında şarapla oturuyordu. Bir yudum almak üzereydi ama bunun yerine dikkatini Lucia'ya çevirdi ve yavaşça ayağa kalktı.
Dük'e hizmet eden hizmetçiler ikisini izlerken telaşlandılar ve hızla odadan kaçtılar. Yarın, şatonun hizmetçilerinin hepsi bu konuda dedikodu yapacaktı: dük, düşesin banyosunu bitirmesini bile bekleyememiş ve odasında beklemeye karar vermişti.
Lucia derin bir iç çekti. Hugo, onun ruhsal olarak hazırlanması için huzurlu bir banyo yapmasına izin vermişti. Ama bu genç kadının korkularını azaltmadı. Paylaştıkları ilk gece çok ani ve yoğun geçmişti. Kadın tüm süreçten nefret ettiğini söyleyemezdi ama çok can yakıcı ve yorucuydu.
Bu duygulara rağmen Lucia gözlerini Dük’ten ayıramıyordu. İlk gecelerinin anıları pusluydu ama aniden epey net bir biçimde tekrar canlandılar. Lucia sanki ele geçirilmiş gibi ona yaklaştı.
Hugo bir bardak şarap doldurdu ve sanki isteyip istemediğini sorar gibi ona doğru kaldırdı. Kaslarını gösteren ince keten bir gömlek giymişti. Lucia yutkundu ve başını salladı.
Genç kadın şaraptan çok az bir yudum aldı. Acı ekşi bir tadı vardı. Tadı pek hoşuna gitmiyordu ama bütün bardağı kafasına dikip ona geri uzattı.
“Daha?”
Lucia başıyla onayladığında, Dük’ün dudaklarının bir tarafı yukarı kıvrıldı ve hafifçe kıkırdayarak şarap kadehini yeniden doldurdu. İçtikten sonra vücudu ısındı ve içi rahatladı. O dudaklarındaki şarap kalıntısını yalarken Dük onun kızarmış yanaklarına hayran hayran bakıyordu. Gözleri bir derece daha koyulaşmıştı.
Dük birdenbire ona uzandı. Eli başının arkasını desteklerken, genç kadının kırmızı dudaklarını emmeye başladı. Şarap kadehini elinden alarak yavaşça masaya geri koydu ve kolunu onun beline doladı.
Hugo, onun gergin kaslarını gevşetmek için dudaklarını hafifçe emdi, sonra öpücüğü derinleştirmek için dilini kullandı. Şarabın acı-tatlı aromasını alabiliyordu. Dilini diş etlerinde gezdirdi ve onunla göz temasını sürdürerek geri çekildi. Onun yaşlarla ıslanmış gözlerini tekrar görmek istiyordu.
“İçkiden hoşlanır mısın?”
“…Yalnızca özel günlerde.”
Dük memnun bir şekilde kıkırdadı ve onu bir kez daha öpmeye başladı. Ağzı onu tatlı ve nazik bir şekilde tahrik ediyordu, öyle ki Lucia zayıflayan vücudu nedeniyle destek için ona yaslanmak zorunda kaldı.
Dük ellerini onun dağınık bornozunun altına kaydırdı. Bir eli kalçasını okşuyor, diğeri uzanıp göğsünü sıkıyordu. Dokunuşu, Lucia’nın vücudunda şok edici sarsıntılara neden oluyordu. Dük’ün bacağı onunkilerin arasına girmiş ve vücuduna sürtünüyordu. Dudaklarını onun boynuna bastırarak alçak bir sesle fısıldadı.
“Titriyorsun.”
Onun sözleri üzerine Lucia titrediğini fark etti. Az önceki sarhoşluk hissi çoktan gitmişti.
“Korkma. Bu sefer acımayacak. Bu kadar gergin kalırsan, bundan zevk alamazsın ve tekrar incinebilirsin.”
Titremesi devam edince Hugo sert bir yüzle ona sıkıca sarıldı. Genç kadın küçük ve zayıftı, ama kendinden emin ve azimliydi. Onun gibi biri ondan bu kadar korkuyorsa, Dük iğrenç ve kötü bir adam olmalıydı.
Lucia gençti ve bakireydi. Dük de birlikte geçirdikleri ilk gecenin zor geçtiğinin farkındaydı. Ona nazik davranmış olsa bile genç kadın yine de gergin hissedecekti ama Hugo ona geçmişteki tek gecelik ilişkileri gibi davranmıştı. Kadın için yorucu bir deneyim olmuş olmalıydı.
Zaten Lucia’nın Hugo hakkındaki görüşleri uzun bir liste halindeydi ama şimdi aralarına bir madde daha katılacaktı. Hugo bunun da olumlu bir özellik olmayacağından emindi.
‘Kahretsin. Daha önce kendimi tutmalıydım.’ Pişman olmak için çok geç kalmıştı.
Dük, o korkudan titrerken onunla zorla birlikte olmak istemiyordu. Onunla birlikte tutkulu bir gece geçirmek istiyordu. Geçmişteki tüm aşıkları, samimi olmaktan hoşlanan kadınlardı. Lucia'ya gelince, bu onun ilk seferiydi ve Dük nasıl devam etmesi gerektiğinden emin değildi. İlk defa seksten nasıl zevk alacağını bilmeyen bir kadını baştan çıkarmak istiyordu.
Hugo onu ayağa kaldırdı ve yatağa doğru yürüdü. Lucia onu reddetmedi ama elleri ve kolları son derece gergindi.
Onu yatağa yatırdı ve kendisi de yanına yattı. Kalçalarına iyice yaklaşıp sarıldı. Eli nazikçe kızın sırtından aşağı kaydı ama daha ileriye gitmeye kalkışmadı.
Uzun bir süre geçti ve Lucia rahatlayabildi ama aynı zamanda biraz da üzgün hissediyordu. Görünüşe bakılırsa adam birlikte geçirdikleri ilk geceye benzer şeyler yapmayı düşünmüyordu. Muhtemelen tüm astlarına, birlikte mutlu olduklarını göstermek için numaradan buradaydı. Muhtemelen onun iyiliği için yapıyordu.
Eğer öyleyse, Hugo'nun kişisel çalışma odasında aralarında olanların anlamı neydi? Lucia o zaman onu reddetmemiş olsaydı, bu bir şeyi değiştirir miydi? Kafasında birçok karmaşık düşünce dönüp duruyordu.
“Uyuyor musun?”
“…”
“Hey. gerçekten uyuyor musun? Bunu seni uyutmak için yapmıyorum, biliyorsun değil mi?”
Hugo onun üzerine yuvarlandı. Lucia şaşkınlıkla ona baktı. Adam biraz utanmış ve tereddütlü görünüyordu.
“Yorgun musun?”
“İyiyim, ama… muhtemelen sen şimdiye kadar yorulmuşsundur. Döndüğünde, toplantıyla meşguldün…”
“İyiyim. Bu sorun değil… Neyse, hiç de yorgun değilim.”
“…Anlıyorum. Hmm… tamam.”
‘Müthiş bir enerjin var.’ sözleri neredeyse Lucia’nın ağzından kaçacaktı ama tam o sırada derin bir iç çekti. Adam onun üstüne tırmanmıştı, ama Lucia’nın tek yaptığı şey boş bir ifadeyle bakışlarına karşılık vermekti; Dük sinirli hissetmekten kendini alamıyordu. Zaten ilk gecelerinde birbirleriyle yakınlaşmışlardı; gizemli kız onun niyetinden bihaber olmamalıydı.
“Yine senin içinde olmak için ölüyorum.”
“…Ha?”
Lucia'nın yüzü kıpkırmızı oldu.
“Yapmak istiyorum. Ya sen?”
“…”
“Eğer istemiyorsan, seni zorlamayacağım.”
Sözleri o kadar aniydi ki Lucia nasıl cevap vereceğini bilemedi. Dük onun sessizliğini reddetme olarak aldı ve sıkıntılı bir ifadeyle derin bir iç çekti.
“Dürüst olayım. Bu fikir hoşuna gitmiyor olabilir ama seni şimdi istiyorum. Birlikte geçirdiğimiz ilk gece o kadar korkunç muydu?”
“...Ben…”
Lucia boğazının sıkıştığını hissetti. Dük’ün bunu şakayla mı yoksa dürüstçe mi söylediğinden emin değildi. Söylediklerini doğru bir şekilde duyup duymadığını merak ediyordu. Adamın gözlerinin ardındaki içten arzuyu görebiliyordu. Demek başkalarına bu şekilde bakabiliyor, diye düşündü. Şaşırmıştı ama aynı zamanda bilmezden gelip onu kendinden uzaklaştırmak istiyordu.
“Birlikte geçirdiğimiz ilk gecenin hoşuna gitmediğini sanıyordum. Bu yüzden… benimle alay edip gülmemiş miydin?”
“Gülmek mi? Güldüm mü? Kabul ediyorum, sana takıldım. Ama bu sevimli olduğun içindi. Yatakta kadınlara gülecek kadar zavallı bir adam değilim.”
Dük niyetlerini ve mazeretlerini ona iletmeye kararlı görünüyordu. ‘Sevimli’ kelimesini duyunca Lucia'nın yüzü pembeleşti.
“…Ertesi sabah… ortasında bıraktın…”
O gün, durmak isteyen Lucia olmuştu, ama sinsice suçu Dük’ün üzerine atıyordu. Ancak şu anda acelesi olduğundan Dük bu kadar ince ayrıntıları fark etmedi.
“Hey, kadın. O gün devam etseydim, birkaç gün yatalak kalmana sebep olurdum. Senin iyiliğin için dayandım.”
“…Çok acı çekiyordum.”
Lucia somurtarak mırıldandı. Onun bu sözlerine Hugo bir karşılık veremedi.
“Kanamam devam etti… ve kanlı akıntı durmadı, bu yüzden iki gün yatmam gerekti.”
Anna, Lucia'nın ciddi bir yaralanması olmadığını söylemişti ancak ‘kanlı akıntı’ sözleri çok farklı bir nüans veriyordu. Erkekler, kadınlarda ilk cinsel ilişkiden sonra kanama olabileceğini bilirlerdi ancak küçük ayrıntılar net değildi. Lucia sırf ondan bir tepki görmek istediği için böyle davranmıyordu. Farkında olmadan ağzından kaçmıştı.
Sözleri Dük’ü çok etkilemişti. Büyük bir umutsuzluk içindeymiş gibi nefes alıp verdi ve ruh halini değiştirdi.
Tutkulu bir geceden sonra, Hugo’nun tüm eski sevgilileri saldırganlaşır ve daha şiddetli bir şekilde onu kazanmaya çalışırdı. Kızlar, onun vücudunun alt kısmından gözlerini alamazlar ve ona değer vermezlerdi. Lucia gibi acı çektikleri bir durum hiç olmamıştı. Bu nedenle, durumu nasıl düzelteceğine dair Dük’ün hiçbir fikri yoktu.
Karısının vücudu çok zayıftı, bu yüzden ona şefkatle davranılması gerektiğini zihnine kazıdı.
“Peki şimdi? İyi misin?”
“…Evet.”
Hugo rahat bir nefes aldı. Yüksek kale duvarlarını aşmayı başardıktan sonra kendini başka bir duvarın önünde bulmuştu.
“Bu yüzden mi istemiyorsun?”
Bu adam onu gerçekten istiyordu. Lucia biraz şaşırdı. Onunla yatması için her kadını baştan çıkarabilirdi. Adamın ihtiyacı olan tek şey bir kadın vücudu olsaydı, her kelimeye böyle takılıp kendini açıklamaya çalışmazdı. Ayrıca onunla zorla birlikte olabilirdi. Ancak eğer Lucia isterse geri çekilecek gibi görünüyordu.
“Vivian. Birlikte geçirdiğimiz ilk gecede sana verdiğim sözü tutacağımdan emin olabilirsin. İlk seferin olmadığı sürece, senin için heyecan verici bir deneyim olmasını sağlayacağım.”
Hugo onu tatlı sözlerle ikna etmeye çalışıyordu. O anda aklını meşgul eden tek şey, önündeki zeki kadınla nasıl sarmaş dolaş olabileceğiydi.
“Sana inanamıyorum. Geçen sefer bana yalan söyledin.”
Genç kadın kesin bir şekilde reddetmişti, Dük kendini çaresiz hissetmekten alamadı.
“Yalan mı? İlk seferinse canının yanacağını söylemiştim.”
“Biraz acıtacağını söylemiştin. Çok acıdı.”
“Bana kendimi affettirmem için bir şans ver. Benimle bir daha asla birlikte olmamak niyetinde misin?”
Dük fiziksel yakınlıktan başka bir şey istememesine rağmen, Lucia, kendisine kur yapılan çarpıcı bir güzel gibi hissediyordu. O gece tamamen kötü değildi. Genç kadın biraz zevk almıştı. Kıkırdayarak konuştu.
“Bugünden sonra karar vereceğim.”
Hugo bir an sersemledi ve yavaş yavaş kahkahalara boğuldu. Kadının şakaları hoşuna gidiyordu. Zaman zaman Lucia bir şeyler söyler ve o da hep gülerdi. Belki de adamı bu kadar sevindiren şey onun kabulüydü.
“Gerçekten insanı iki arada bir derede bırakıyorsun.”
Böyle bir kadına bağlanmak adamın hayatında bir ilkti.
Magnec