Ellerinize sağlık
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
369. Bölüm Anlaşmaların Karşılığı
Zend, Fozre Ailesi'nin ana malikanesinin önünde dikilmişti birkaç saniye. Binanın ön kısmında bir sürü at arabası vardı, aynı zamanda arka taraftan gelen at seslerini de duyuyordu Zend. Vosu'nun destekçisi olabilecekler gelmişti görünüşe göre, acaba Vosu'nun öldürülmesine nasıl bir tepki vermişlerdi? Fao'nun ailenin başına geçmesine ne demişlerdi? Bir sorun çıkarmışlar mıydı, Fao işleri halledebilmiş miydi?
Aklında bir sürü soru varken, binaya doğru ilerlemiş ve kapıyı çalmıştı genç adam. Kısa bir süre sonra da kapının açıldığını görmüştü... Zhanyei gelememiş olmalıydı, çünkü eğer ki Zend'in gözüne görünürse birkaç saniyeliğine, Zend onu kesin öldürürdü anında. Beyaz Taç da aynısını yapardı, sonuçta Fao'nun getirdiği kağıtta onun mührü vardı ve Zend'in başına ödül konulmasını sağlayanlardan birisinin o olduğu kesin bir şekilde ortadaydı, kimse gelip de reddedemezdi aynı zamanda. Kanıtlar ortadaydı... Zhanyei de Vosu'nun destekçilerinden en büyüklerinden biriydi, öyle bir destekçinin eksilmesi Fao'nun işini son derece rahatlatıyor olmalıydı.
''Lord Zend, buyurun içeri.'' Kapıyı aralayan genç bir kız, yani evin hizmetkârlarından bir tanesi, Zend'i görmesiyle birlikte kafasını saygıyla eğmiş ve konuşmuştu. ''Lord Fao da evde, sizi bekliyordu.''
''Oh, bu güzel haber.'' dedi Zend, kafasını sallayarak. İçeri girdi ve kafasını biraz çevirdi evin ortasında... İçerisinin sesli olduğunu söylemek mümkündü, bu da geri dönmüş olan Fozre Ailesi'nin üyelerinden kaynaklanıyor olmalıydı. Zend daha önce buraya girdiği zamanlarda da evin böyle sesli olduğunu görmüştü tabii, ancak bunun nedeni başkaydı, Zend buraya ne zaman gelse birileri öldürülmüş oluyordu, dolayısıyla farklı farklı kişiler taziyeye gelmiş oluyordu eve, onların çıkardığı ses evin içerisinde doğal olarak bir uğultu olmasını sağlıyordu...
Şimdi ise uğultunun nedeni başkaydı.
Kendisine yol gösteren hizmetkârın peşinden giderek, Fao'nun içerisinde olduğunu tahmin ettiği odaya doğru ilerledi, ona da burası gösterilmişti zaten.
''Lord Fao içeride.'' dedi hizmetkâr, Zend'e yolu göstermesinin ardından. ''Siz de girebilirsiniz, sorun olmayacaktır, kendisi böyle öyledi.'' diyerek devam etti.
''Tamam.'' Zend başıyla onayladı ve kapıyı nezaketen tıklatarak içeri girdi. ''Fao, haberler nasıl?''
''Zend, hoş geldin!'' Fao, Fozre Ailesi'nin başına geçebilmesini sağlamış olan kişinin, yani Zend'in odanın içerisine girdiğini görmesiyle birlikte derin bir nefes almış, ayağa kalkmış ve onu karşılamıştı. ''Epeydir görünmüyordun, neler yaptın?'' diyerek, Zend'in sorusuna bir soruyla yanıt verdi. Daha doğrusu bu, tam bir yanıt sayılmazdı...
''Pek bir şey yaptığım söylenemez...'' Zend yavaşça gülümsedi ve elini kafasının arkasına atıp birkaç saniye gülerek.
''Oh, günlerdir uyuyordun yani?'' Fao kahkahayı basmıştı. ''Neyse, büyük bir iş yaptın, doğal olarak dinlenmek istemişsindir...'' diyerek devam etti, Zend'e bakarak gülümsemişti o da. ''O yüzden bir şey diyemem, ki zaten senin gibi birinin eylemlerini eleştirmek de pek haddime değil, sonuçta eğer geçtiğimiz günlerde bu uykudan daha iyi bir şey yapabiliyor olsaydın zaten yapardın, bugüne kadar şansınla gelmedin herhalde...'' dedi, Zend'e şu an bir çocuk olarak değil de, kendisinin, Fozre Ailesi'ndeki bir sürü bireyin oranlandığı zaman ona göre çok daha az güçlü oldukları birisi gibi bakıyordu. Tabii bu doğruydu da, Zend, Vosu'ya; yani Fozre Ailesi'nin eski liderine göre bile daha güçlüyse Fao'ya göre de elbette daha güçlüydü. Ona saygı duyulması da son derece normal bir şeydi.
''Hehehehe...'' Zend güldü yavaşça, Fao'nun onu övmesi hoşuna gitmişti doğrusu. ''Neyse, Fao, ailenin başına geçerken bir sorun yaşadın mı?''
''Hayır, herhangi bir sorun yaşamadım doğrusu.'' Fao hızlıca cevapladı. ''Vosu'nun öldürüldüğünü duyan aile üyeleri zaten bir anda bir lider aramaya başladı, ben de zaten bunu bekliyor olan kişi olarak, gerekeni yaptım ve onlara istediklerini verdim. Diğerleriyle pek de uğraşmama gerek kalmadı zaten, Koangku bana destek olduğu için, Bavoan ile muhatap bile olmadım. Aynı zamanda Zhanyei de bana kafa tutamadı, çünkü Beyaz Taç onu görüldüğü yerde cezalandıracaktır, bunu biliyor. Kafasına göre hareket edemez yani... Ben liderliği aldığımda da gelip bana tek bir şey söyleyemedi bu yüzden... Ankoa'yı kaybetmiş olan Bavoan'ın ise, yapabileceği hiçbir şey yok; inan. Zaten ruhen yıkılmış, yüzünden düşen bin parça... Bana mı engel olacak? Zhanyei, ailenin en güçlülerinden birisi olarak Vosu'nun arkasındaydı, uzun zamandır Vosu'nun bir sorun yaşamamasının bir nedeni de buydu. Ancak Vosu, kendi kuyusunu kendisi kazdı ve Zhanyei'nin onun arkasından çekilmesine neden oldu, böylece rahat bir şekilde devrildi, şimdi ise Fozre Ailesi benim ellerimde... Tabii, bunda en büyük pay da sana ait Zend. Vosu'nun öldürülmediği bir gelecekte herhangi bir şekilde başa geçmem mümkün olmazdı, üstelik Bavoan da zamanla kendisini toparlar, Vosu'nun arkasına geçerdi iyice, Zhanyei'nin yokluğunu aratmazdı. Ancak Vosu'yu güzelce öldürdüğün için işler tamamen değişti, anlaşmanın senin tarafındaki kısmını yaptın, ben de benim tarafımı yapacağım... Fozre Ailesi'nin tekniklerinden istediğin gibi faydalanabilirsin, senden gizlemeyeceğiz. Hoşuna gidenleri öğren, al, gerekirse tekniği kopyalayıp, kopyasını biz alırız, sorun yok. Aynı şekilde, ileride de Fozre Ailesi her zaman destekçin olacak genç adam, hem dünyada, hem de Pounz'da. Sana her türlü desteği vermeye hazırız.''
''Teşekkürler, Fozre Ailesi'nin desteğinin arkamda olduğunu bilmek rahatlatıcı.'' Zend basit ve klasik bir cevabı yöneltti önce. ''Aynı zamanda, Fozre Ailesi'nin başına geçtiğin için seni tebrik de ediyorum.'' diyerek devam etti, biraz önce oturmuş olduğu yerden kalkmış, kapıya doğru ilerlemek için hazırlanmıştı. ''Bunları öğrenmek için gelmiştim, öğrendiğime göre artık gidebilirim.'' dedi, Fao'nun kendisine uzattığı eli sıktı ve veda ederek dışarı çıktı, kapının hemen yanındaki hizmetkâr, kendisine Fozre'nin ilgi çekici tekniklerini göstermek için bekliyordu bile...
***
Zend, Fozre'den çıktığı gibi Sanmu Ailesi'ne doğru ilerlemeye başlamıştı, hoşuna giden teknikleri seçmiş ve yüzüğüne almıştı birkaç işlemden sonra, onları öğrenecekti zamanla. Fao onun için özel bir at arabası ayarlamıştı, bu yüzden sıradan arabalara binmemişti bu seferliğine. Normalde özel, süslü arabaları kullanmayı tercih etmiyordu çünkü sıradan olmak her zaman en iyisiydi, diğer türlü dikkat çekip, hata yapma ihtimali epey yükseliyordu. Ancak bu şekilde bir sorun olmuyordu, gizli bir savaşçı için, hareket etmek. Gizlenmenin birinci kuralı, buydu, sıradan olmaya çalışmak gerekirdi, çünkü çok fazla sıradan kişi vardı ve kimse seni bunların arasından seçemezdi kolay kolay.
Sanmu Ailesi'nin evine de uğradı, daha sonra da Kaon'la konuştu biraz, Sanmu Ailesi'nin lideri de ona son derece minnettardı ve Zend için hediyeleri olmuştu, Zend Fozre'de de Sanmu'da da para ödüllerini reddetmişti, çünkü buna gerçekten de hiç ihtiyacının olmadığını düşünüyordu. Yalnızca kendisine verilecek olan paranın, sokakta kalan insanlara bağışlanmasını söylemişti bu konuda. Zaten aileler de fazla uzatmamıştı bu konuyu, Zend'in hassasiyetini anladıkları zaman buna göre hareket etmişlerdi.
Zend, Sanmu'dan pek bir teknik alabilecek gibi görünmüyordu. İyice araştırmıştı daha önce, Sanmu Ailesi bir büyücü ailesiydi ve bu yüzden pek fazla savaşçı tekniğine sahip değillerdi. Zend ilk başta bunu düşünmemişti, zaten Sanmu ile yaptığı anlaşmayı da çok önemsemiyordu, sadece zaten yapacak olduğu bir şey için, ek olarak bir ödül kazanmış gibi olmuştu iş bittiği zaman. Sanmu Ailesi'ninki, Zend için ekstra bir yarardı... Bu yüzden, yoksullara bağış sözünün yanında birkaç tane güçlendirme büyüsü almıştı Zend, Sanmu'dan. İleride işine yarayabilirdi bu tür şeyler, parşömenlere gömülü olan, gerektiği zaman kullanabileceği destek büyüleri onun için epey iyiydi.
Renyia'ya bir selam yollamasının ardından dışarıya doğru ilerledi tekrar. Renyia'nın, onu Chibui'den sonra gördüğü ilk andan bu yana ona hayran olduğunu biliyordu, birlikte geçirdikleri o sürede de iyice anlamıştı zaten bunu. Genel olarak, genç sayılabilecek kitle için zaten kendisi hayran olunacak bir kişiydi, örnekti diğerlerine göre, bunu biliyordu. Ancak şöyle bir şey vardı ki, Zend'i daha önceden de tanıyor olanlar, onun Chibui'den sonraki halini gördükleri zaman şok oluyorlardı. Diğerlerinden daha da fazla etkileniyor, ne olduğunu kavrayamıyorlardı tam olarak. Çünkü Zend'in ne kadar değişmiş olduğunu en iyi onlar anlıyordu, Zend'in gücüne hayran olmalarının yanında, bir de onun böylesine değişebilmiş olması onları şaşırtıyordu. Daha önceden tanıdığı, daha sonra da Chibui'nin ardından karşılaştığı her kişi neredeyse aynı tepkiyi vermişti. Zend, bunları aklına getirdiği an anlamıştı değişimin insanlar üzerinde nasıl bir etki yarattığını...
Destek büyüleri yüzüğünde, Sanmu'dan da çıkmasının ardından yavaşça gerilmişti Zend. Ödülü kaldırmıştı, şimdi sırada ne vardı?
Evet, plan belliydi aslında... Şimdilik Dört Büyük İmparatorluk Turnuvası için hazırlanacak, enerjisini güçlendirecek ve Ağır Kılıç'a olan hakimiyetinin artmasını sağlayacaktı. Böylece o turnuvada iyice hazır olacaktı. Üstelik öğreneceği yeni tekniklerle birlikte, turnuvada epey bir yükselecek ve genç neslin arasındaki yerini herkese gösterecekti. Yukarılara oynayacağından emindi, ancak bunu tam olarak nasıl yapacağı aklında yoktu, Ağır Kılıç'ını herkese gösterecekti tabii ki, belirli bir yerden sonra kılıcı kullanması gerekecekti. Ancak o zamana kadar çıplak eli yeterli olmalıydı, kafasında böyle bir plan vardı... Elbette, o zamana kadar Siyah Gökyüzü ile yapmış olduğu, en kaliteli Ağır Kılıç'ının içerisindeki zehrin harekete geçmemesini sağlamayı başarması gerekiyordu, bunu da bu boş zamanında yapması gerekiyordu.
Daha sonra iyi bir sıra elde edecek, böylece dikkatleri üzerinde toplayacaktı. Bu onun gelişmesini, güçlenmesini sağlayacaktı iyice. Gelişimi hızlanacaktı yani, sırtında pek çok destek varken çok hızlı bir şekilde yol katederdi. Aklında alması gereken intikamlar mevcuttu, bunları almasının en hızlı yolu da, alabileceği kadar fazla kişinin desteğini almasıydı...
''Oh, Yua!'' Zend, Sanmu'dan ayrıldıktan sonra daha bir şey yapmamışken, karşısına birisi çıkıvermişti, Kraliyet Ailesi'nin arabalarından birisinin içinden çıkan, ona gülümseyerek bakan eski bir arkadaşıydı bu kişi, artık tatmin olması gerekiyordu aynı zamanda onun... Çünkü Zend, artık bir Kraliyet Askeri olmuştu! Onun krallığa girmesini isteyen Yua, artık bırakırdı herhalde genç adamın yakasını...
''Lord Zend, nasılsınız?'' diye sordu, ellerini arkasında bağlamıştı, kendisinden resmi olarak daha kıdemli olan birisine karşı olduğunu belli ediyordu şu anda, yüzü gülüyordu ancak tam bir saygı vardı konuşmasında.
''Heh, formaliteleri bırakabilirsin.'' dedi, ''Biz uzun zamandır arkadaşız, bana öyle seslenmene gerek yok.''
''Yok canım, bir Kraliyet Askeri'ne nasıl ismiyle hitap ederim? Ben orduda henüz çok ilerleyemedim, Kralın Sağ Kolu Tou'nun öğrencisi, aynı zamanda Siyahlar'ın bir üyesi olduğum için değerli olarak görülüyorum, ancak rütbe olarak pek yüksek olduğum söylenemez... Sizin gibi, yüksek rütbeli birisine karşı saygısız olmam düşünülemez bile.'' dedi, tatmin ve keyifli olduğu tam anlamıyla anlaşılıyordu ancak Zend'e karşı normal bir şekilde kullanmayı bırakmıyordu hâlâ.
''Ah, benim rütbem o kadar yüksek miydi? Kraliyet Askerleri'nin o kadar yetkisi var mı?'' Zend şaşırmıştı biraz. Kraliyet Askerleri'nin güçlü olduğunu biliyordu ancak onların, orduda çok yüksekte olduğunu duymamıştı. Orduda yükselmenin yolunun birincil olarak taktiksel zeka olduğu gelmişti kulağına, belki de o yüzden böyle düşünüyordu...
''Tabii ki, Lord Zend.'' dedi, ''Ben size saygısızlık yapan her türlü askeri cezalandırmayı hazırım, rütbesinin ne olduğu çok da önemli değil, Kraliyet Askerleri'nin ve birkaç parça yüksek kademeli kişinin dışında sizin yanınızda bir şey söylemeye layık olan birileri, gerçekten de yok. Bu kişiler de, ordunun en üstündeki bazı generaller olabilir. Diğerlerinden çok daha yüksektesiniz siz, bir Kraliyet Askeri olmak kolay değildir. Ben de Pounz Ordusu'nun bir ferdi olarak, doğal olarak size saygı duymak zorundayım.''
''Yua, etrafta ordudan birileri yokken bana bir Kraliyet Askeri olarak davranmana gerek yok, yalnızca Zend demen yeterli, samimi ol.'' dedi Zend yumuşakça, kendisini yenilemiş ve gülümsemişti. Yua da bu zamana gelmesinde ona epey yardım etmişti çünkü... ''Ayrıca, sen Dört Büyük İmparatorluk Turnuvası'na katılacaksın, değil mi?''
***
1715
Magnec