Adamim bnm be sikilmistik zaten oyun oyun oyun iyi oldu bu kavga 'D kxnddnbd
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
63. Bölüm Fiyakalı Fiyakalı Gezmek
‘’Ne oldu şimdi?’’
Dong Cheng Yue bana bir bakış fırlattıktan sonra bakışlarını Wan Er’e çevirdi: ‘’Bu Liu Ying denen tip belasını mı arıyor? Xiao Yao, niye sana takmış bu kadar?’’
Başımı sallayıp cevap verdim: ‘’Hiçbir fikrim yok, ama cidden onunla konuşup, aramızdaki olayı çözmek istiyorum. Tabii onun böyle bir niyeti olmayınca, yapacak bir şey yok.’’
‘’Neyse, sürekli intikam peşinde koşan insanları görmezden gelmek en iyisi. Bu tip insanlar, eğer onlarla barış yapamıyorsan gözlerine görünmeyeceksin.’’
Başımı öne doğru salladım: ‘’Mm, aynen öyle!’’
……
Öğleden sonra da bir dersim vardı ve bu ders, birçoğunun baş düşmanı olan kalkülüs’den başka bir şey değildi. Kim Çin Dili ve Edebiyatı bölümünde kalkülüs alacağımı bilebilirdi ki! Yok matrikslermiş, problemlermiş, fonksiyonlarmış, beynim basmıyor bunlara yahu!
(ÇN: Calculus, Kalkülüs, Matematik 1-2-3)
Yemeği yedikten sonra Wan Er’i yurda kadar geçirdim. Seviye kasması gerekiyordu ve ben de yurda döndüğüm gibi akşam 11’e kadar seviye kastım.
Toot toot…
Yanımda duran telefon çalmıştı. Telefonu elime aldım ve daha önce bilmediğim bir numaranın aradığını gördüm. Aramayı açınca tatlı bir ses kulaklarıma ulaşmıştı—
‘’Alo, Li Xiao Yao’yla mı görüşüyorum?’’
‘’Evet. Siz kimsiniz?’’
‘’Tahmin et bakalım!’’
‘’Ru Hua?’’
‘’Ne!’’ Arayan sinirlenmişti: ‘’Li Xiao Yao dingili…Tabii artık kaygısız kaygısız zengin çocuklarının korumasını yaptığın için eski arkadaşlarını unuttun değil mi!’’
Biraz düşündükten sonra cevap verdim: ‘’Oh, doğru ya! Shen Bing!’’
‘’Hehe, sonunda hatırladın mı?!’’
Gülümsedim: ‘’Tabii...’’
Shen Bing Hangzhou Şehri’nin Xihu bölgesindeki Genel Koruma’nın teknoloji alanında çalışan biriydi. Kendisi teknoloji konusunda akılalmaz bir potansiyele sahip olduğundan, üstlerinden övgü dolu sözler duymaya da alışkındı. Bütün bunların yanında kadın en azından 10 üzerinden 7 puanı hak edecek bir güzelliğe sahipti. Uzun vücuduyla polis departmanının prensesiydi. Gerçekten de polisiyedeki birçok insanın rüyalar kızıydı. Eğer yetenekli olup da yüksek bir mevkiye sahip olmasaydı, muhtemelen çoktan birileriyle evlenmişti. Tabii ben polisiyeyi bırakalı yıllar geçtiğinden, kadının son zamanlarda evlenip evlenmediğini bilmiyordum.
‘’Haha, Shen Bing demek. Bir şey mi lazımdı?’’ diye sordum.
Shen Bing’in sesi ciddileşti: ‘’Bu… Lider Wang’in talimatları üzerine seninle iletişim kurdum. Bu numarayı kaydetsen iyi olur çünkü ileride seninle haberleşmek için bunu kullanacağım. Neyse, asıl meseleyi anlatayım.’’
‘’Oh, ne meselesiymiş?’’
Shen Bing: ‘’Liu Hua Üniversite’sinde okuyan Liu Ying adlı bir çocukla uğraştın değil mi?’’
“Mm.”
‘’Liu Ying’in Xihu bölgesinde akılalmaz bağlantıları var. Daha… Daha demin Liu Ying’in 100.000 RMB harcayıp özel bir uzman tuttuğunu öğrendim. Sanırım bu gece sana karşı harekete geçecekler. Anlaşmaya göre tuttuğu uzman seni öldürmediği sürece her şey kabul edilebilirmiş. Yine de sen dikkatli ol, sakat kalmaz istemezsin…’’
Ne diyeceğimi bilemiyordum: ‘’Hassiktir, ne bu şimdi… Uzman tutmuş demek?’’
“Mm.”
‘’Kimmiş bu uzman? Biliyor olmalısın, değil mi?!’’
‘’Hehe…’’ Shen Bing hafifçe gülümsedi: ‘’Liu Ying’in telefonunu hackleyip, emailinden gerekli bilgilere ulaştım..’’
‘’Kimmiş?’’
‘’Yıldırım Eller, Wen Tai Lai!’’
‘’Ha!’’ Neredeyse kan tükürecektim.
Shen Bing konuşmaya devam etti: ‘’ Wen Tai Lai, bu herifin yumrukları acayip kuvvetlidir. Duyduğuma göre zamanında tek bir yumrukla rakibinin 5 kaburga kemiğini kırmış. Eskiden polisle başı belaya girmiş olsa da artık ‘Çıkış Yok’ adlı barda korumalık yapıyor. ‘’’
Başımı öne doğru salladım: ‘’Mm, anladım…’’
‘’Ne yapacaksın? Çılgın bir şeye kalkışma da…’’
‘’Merak etme…’’
……
Telefonu kapattım ve başımı kaldırıp, bir bakış fırlattım. Ejderha Şehri’nin içindeydim ve zaman kaybetmeden oyundan çıktım.
Oyun başlığımı çıkardıktan sonra derin bir nefes aldım.
Başıma gelecekleri engellemek için ortalığı çok karıştırmak istemiyordum. Wen Tai işimi bitirmek için gelecekse, o zaman bu fırsatı kullanıp, ilk ben saldıracaktım. Zaten adamın okula gelip, ortalığı karıştırmasına izin veremezdim zira; aynı zaman Wan Er’in de başı belaya girebilirdi. Böyle bir şey olmasını istemiyordum.
Çantamı açtım ve içinden büyük bir siyah ceket çıkardım. Metersbonwe, bu cekete bayılıyorum yahu!
Güneş gözlüklerini de cebime koymuş ve mücadeleye hazırlanmıştım.
Yurttan ayrıldığımda saat akşam 11’e geliyordu. Okul kapıları kapamıştı; Eğer kapıdan çıkmak istiyorsam, geçmişime dair detaylı bir sorguya ve incelemeye hazır olmam gerekiyordu. Yoksa kapıdan çıkıp gitmeme imkan yoktu.
Karanlığın içinde dikilmiş ve kapıya baktıktan sonra durumu kavramıştım. Evet, o kapıdan çıkamam.
Gücümü ayaklarımda odakladığım gibi vücudum havaya kalktı. Hemen okulun duvarlarındaki taşlardan birine bastım ve havada bir takla atarak duvarın diğer tarafına, okulun dışına çıktım. Elimi kaldırıp, taksi çağırmayı da ihmal etmemiştim: ‘’Usta, Xixi yolundaki Çıkış Yok barına!’’
‘’Tamam!’’
Taksi yıldırım hızında ilerlemiş ve Xixi yoluna ulaşmıştık. Etrafta tonla bar olsa da Çıkış Yok epey bir popülerdi. Turistlerin özellikle takıldığı bu barlar zaman zaman ünlüleri de barındırdığı için iş konusunda bir hayli hareketliydi.
Barın önüne geldim ve yanımda para getirmediğimi fark ettim. Aynı zamanda burada kimseyi de tanımadığım için içeriye girip, Yıldırım Elleri de nasıl bulacağımı merak ediyordum.
Etrafa bir bakış fırlattım. Önde, birkaç kadın kendi arasında konuşuyordu.
Hemen onlara doğru yürümeye koyuldum: ‘’Selam güzellikler—‘’
Üstünde mavi bir gömlek olan kadın ileri atıldı ve cevapladı: ‘’Oh? Nasılsın yakışıklı?’’
Gülümsedim: ‘’Şey… Arkadaşım gelmediğinden tek başıma kaldım. Sizinle takılabilir miyim?’’
Gülümsedi: ‘’Tabii! Giriyoruz şimdi, hadi gel sende!’’
‘’Tamamdır, teşekkür ettim!’’
……
Bara girdim ve oturmaya fırsat bile bulamadan mavi gömlekli kadın kollarıma yapıştı: ‘’Arkadaşın daha gelmediğine göre, o gelene kadar biraz eğlenmemize ne diyorsun?’’
Yüzüm ekşimişti. Etrafa göz gezdirdikten sonra bana bakan şişman bir adam olduğunu gördüm. Daha fazla dikkat çekmemek için gülümsedim: ‘’Tamamdır, biraz eğleneim!’’
‘’O zaman zar atıyoruz ve kim kaybederse bir şat atıyor, tamam mı?’’
‘’Mm, tamam!’’
Zar yuvarlandı ve kadın kaybetti. Hemen bir bardak dolusu şarabı kafasına dikmişti. Ondan hemen sonra ben de kaybetmiş ve bir bardak şarabı fondiplemiştim. Hassiktir, merak ediyorum da, ceket fiyakalı olduğundan mı bana ‘Yakışıklı’ demişti?
Birkaç bardak içtikten sonra kız bana iyiden iyiyce yavşamaya başladı. Vücudu müziğin ritmine kapılmış ve kadın çoktan sarhoş olmuştu.
Omzunu ittim ve gülümsedim: ‘’Müsaadenle, bir tuvalete gitmem lazım!’’
‘’Ohh, acele et ama...’’
“……”
Dönüp, tuvalete girdim. Tuvaletin kapısında elinde havlu tutan yaşlı bir adam duruyordu: ‘’Amca, Wen Tai Lai nerede biliyor musun?’’
Şaşırmış ve bana bir bakış fırlatmıştı: ‘’Ne yapacaksın?’’
‘’Oh, kuzeniyim ben.’’
Gözlerinden nefret ışıkları fırlamıştı. Elini yukarı kaldırıp, cevap verdi: ‘’İkinci kat, güvenlik odası…’’
‘’Sağ olasın!’’
Döndüm ve direkt 2. Kata çıktım. İkinci kat boş gibi görünüyordu. Güvenlik rahattı.
Güvenlik ofisine ulaşır ulaşmaz kulağımı duvara koymuş ve dinlemeye koyulmuştum. İçeriden kahkaha sesleri geliyordu.
Tak Tak...
Saygılı bir insan olduğum için kapıyı tıklattım.
‘’Kim O?’’ Kalın bir ses duyuldu.
Güneş gözlüklerini taktıktan sonra kapıya bir tekme savurdum ve içeri girdim. Girer girmez masanın üstünde yatan bir kız ve ona sarılan Wen Tai Lai’yle karşılaşmıştım. Elleri kızın göğüslerindeydi.
‘’Kimsin?’’
Wen Tai Lai sinirlenmişti: ‘’Neden ışıkları kapattın?’’
Cevapladım: ‘’Oh, adını duyduğumdan gelip şu Yıldırım Eller’i göreyim dedim. Kadın çıkabilir, işimiz uzun sürmeyecek…’’
Wen Tai Lai gülmeden edememişti: ‘’Ohohoh? Benim bölgemde benimle mi uğraşmak istiyorsun? Tatlım, sen dışarı çıkıp kapıyı kapat. 3 dakika sonra güvenliğe söyle de yarı ölü bir cesedi almaya gelsinler!’’
Kadın başını öne doğru sallayıp, odadan çıktı.
……
“Gel!”
Tai Lai kükredi ve yumruklarını hazırladı. Odanın ortasındaki masaya bir tekme savurmuş ve kilolarca ağırlığa sahip masa tak diye yere yığılmıştı. Böyle bir güçle istediği her şeyi yapabilmesi şaşılacak bir olay değildi.
Ellerimi kaldırdım ve yumruklarımı sıktıktan sonra gülümsedim: ‘’Tek bir hamlede işini bitireceğim!’’
‘’Ha! Geberteceğim seni!’’
Tai Lai hemen ileri atıldı ve bana bir yumruk savurdu!
Ben de ileri atılmış ve sağ yumruğuma enerjiyi odaklanmıştım. Bir anda yumruğumun hızı artmış ve hemen elimi havaya savurmuştum. Yumruğumun etrafında bell belirsiz bir hava dalgası oluşmuştu ve Bang! Tai Lai’nin ağır yumruğunu yarıp geçmiştim. Herifin omzu yerinden çıkmıştı!
Tak!
Kırılan kemiklerin sesi duyulduktan sonra Tai Lai geri çekildi. Elindeki kemikler kırıldığı için, suratı ter içinde kalmıştı: ‘’Sen… Kimsin sen?!’’
‘’Liu Hua Üniversitesi’nden Li Xiao Yao’yla uğraşmak istemiyor muydun?’’
‘’İstiyorsam ne olmuş? Seninle ne alakası var ki? Kimsin lan sen!’’’
Döndüm ve ağzımdan bir cümle döküldü---
‘’Xiao Yao’ya buluşayım deme yoksa seni gebertirim. Ayrıca ben onun abisi, Li Xiao Sa’yım!’’
(ÇN: Sa=Fiyakalı)
……
Kapıdan çıktım. Adamı tek bir hamlede yenmiş olsam da kendime çok güvenmemem gerekiyordu. Gözlüklerimi çıkardım ve ceketi koluma aldım. Tuvalete girip ellerimi yıkadıktan sonra tam bir öğrenciye dönüşmüştüm.
Soluk ışıkların altında dans eden mavi yakalı kadın beni bekliyordu.
Hemen kalabalığa karıştım ve barı terk ettim.
‘’Ah ah, neyse işi hallettik en azından!’’
……
Liu Hua Üniversitesi’ne döndüğümde saat 02:00’a geliyordu. Odaya girdiğim gibi uyumaya koyuldum!
---
Magnec