Ellerinize sağlık :D
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
159. Bölüm Demirci Yaşlı Adam
Devasa anahtar ellerimde, kurt heykelinin hemen altındaki deliğe doğru yürüdüm ve anahtarı yavaşça deliğe yerleştirdim. Anahtar deliğin içindeki mekanizmaya oturmuş ve etrafa patlama sesleri saçılmaya başlamıştı. Oracıkta demirden yapılma anahtarı tutarken inanılmaz acı çekiyordum.
Nihayetinde anahtar hareket etmeyi bırakmıştı; lakin herhangi bir gelişme yaşanmamıştı.
‘’Ne oldu?’’ diye sordu Dong Cheng, başını hafifçe kaldırıp, bana bakmıştı: ‘’Xiao Yao, bir şeyi eksik mi yaptık? Yoksa açılması için bir çeşit büyü sözüne falan mı ihtiyacımız vardı? Mesela ’Açıl susam açıl!’ tarzında bir şey…’’
Başımı iki yana doğru salladım: ‘’Sanmıyorum.’’
Wan Er: ‘’Anahtarı biraz daha mı çevirsek acaba? Denemek isteyen var mı?’’
‘’Oh yüce hanımefendimiss, lütfen siz deneyin!’’
‘’Sen denesene bird aha.’’ Wan Er söylendi.
Bütün vücut ağırlığımı anahtara odaklasam da aleti yerinden kıpırdatmayı başaramamıştım: ‘’Hassiktir, yerinden oynatamıyorum! Cang Lei, Yaşlı K, Matcha yardıma gelin!’’
Cang Lei anında ileri atılmış ve Yaşlı K ile Matcha onu izlemişti. Hatta Wan Er bile yanımıza gelmişti.
‘’Aynı anda!’’ diye kükredim.
‘’Tamam!’’
‘’1, 2, 3, bas! 1, 2, 3, bas!’’ Yavaş yavaş bağırdım.
Güç birliğimizin sonucunda anahtardan birkaç ses gelse de alet hala yerinden oynamamıştı. Wan Er söylendi: ‘’Hareket etmiyor mu? Bu kadar insan bir anahtarı hareket ettiremiyor muyuz yani? Daha kaç kişiye ihtiyacımı var ki?’’
Dong Cheng asasını aldı: ‘’Ne yapacağız?’’
Herkese birer bakış attım: ‘’Matcha, anahtarı hangi yöne çeviriyordun.’’
Parmaklarını gösterdi: ‘’Şu yöne…’’
Hatamızı anlayınca suratım yemyeşil kesilmişti: ‘’Anahtarı saat yönüne doğru çevirmemiz lazım, ters yöne değil… Cang Lei, sen de Matcha’yla aynı hatayı yapmışsın.’’
Cang Lei çocuk gibi başını kaşımıştı: ‘’Xiao Yao Abi, yönleri bilmiyorum ki…’’
İç geçirden Dong Cheng Yue kardeşine açıklamaya başladı: ‘’Kardeşim, cidden aptalsın… say yönü dediğimizde, sağa doğru çevireceksin.’’
‘’Oh, anladım..’’ Dong Cheng Lei başıyla onayladı.
……
‘’Bir daha!’’ kükredim.
Bu sefer herkes aynı yöne yüklenmiş ve nihayetinde anahtardan bir ‘keng’ sesi çıkmıştı. Dönen anahtara titremeye başlayan toprak eşlik ediyordu. Kurt heykelinin ağzı açılmıştı!
Bang!
Heykelin sarsılmayı bırakmasını beklerken oracıkta tir tir titriyorduk, eneteresandır ki tuttuğumuz anahtar bir anda paramparça olmuş ve kullanılmayacak hale gelmişti. Böyle devasa bir anahtarın anında parçalanması beni şok etmişti!
Kurt heykelinin ağzı açılır açılmaz ekranda 30 sayısı belirmişti. Geri sayım çoktan başlamıştı!
Hemen kükredim: ‘’Çabuk ağzına girin, 30 saniye sonra kapacanak! Çabuk!!’’
Konuşmayı bitirdiğim gibi ileri atılıp, kendimi kurdun ağzına fırlatmıştım. İçeri girer girmez aşağıya doğru yönelen bir tünele adım attığımı anlamıştım. Grup beni takip etmiş ve nihayetinde geride kimse kalmamıştı.
……
“Shashashaaa”
Çok geçmeden yavaşlamış ve zemine ulaşmıştık. Zemine ulaşana kadar en azından 100 metrelik bir yol katettiğimize şüphem yoktu. Haritanın ismi de [Beş Barbar’ın Çorak Mezarı – Seviye 1]! Olarak değişmişti.
Doğruldum ve zırhıma yapışan tozları silkeledim. Mağaranın tavanına bir sürü gizemli sembol kazınmıştı. Zzeminde yetişen bitkilerden etrafa iğrenç bir koku yayılıyor olsa da durduğum yerden harita hiç de fena görünmüyordu.
“Sha…”
Wan Er arkamda belirdi, elinde demir şemsiyesi vardı. Kaşlarını kaldırıp söylendi: ‘’Ugh, iğrenç kokuyor…’’
……
Yaşlı K da baltasıyla yanıma gelmişti: ‘’Peh! Ağzıma bir sürü çamur girdi, ne sikim bir haritadır bu!’’
Yavru Kurt doğrulduktan sonra söylenmişti: ‘’Yaşlı K, kendini biraz geliştirmen lazım…’’
Havada süzülen Matcha ve Dong Cheng Yue ikilisinden Dong Cheng gülümsüyordu: ‘’İlk defa SS seviye görev yapıyoruz, heyecanlandım cidden…’’
Başımı öne doğru salladım: ‘’Aynen öyle, muhtemelen şu anda sunucunun ilk SS seviye görevini yapmaktayız. Dikkatli olmamız gerekiyor; zira artık geri çekilmek gibi bir şansımız yok.’’
Wan Er: ‘’Eğer pes etmek isteyen varsa, bana kalırsa tek kelime bile edip, kendini utandırmaya yeltenmesin…’’
Yuzi Chengshuo mesafeye dalmıştı: ‘’Ahem, yakışıklı beyefendiler ve güzel hanımefendiler böyle bir atmosferde bu ne rahatlıktır dostlarım! Eğer etrafa göz gezdirirseniz yaratıkların doğmaya başlağını görebilirsiniz. Bir an önce onları öldürüp, mezarın ikinci seviyesine ulaşmamız gerekiyo. İlk seviye bu kadar genişse, kim bilir ikinci seviye ne kadar büyüklüğe sahiptir…Muhtemelen seviyelerin sonlarında bosslarla karşılaşacağız.’’
Wan Er yumruklarını sıktı: ‘’Bosslarla karşılaşsak iyi olur; zira aksi taktirde buraya boşu boşuna gelmişiz demektir!’’
‘’Aynen öyle!’’
Buz Yağmuru Kılıcı’nı kavrayıp, öne yürüdüm. Haritadaki kırmızı noktaları bulmak çok zamanımı almamıştı. Kılıç tutan iskelet askerlerden biri bize yaklaşıyordu. Yaratık hayvan kürkünden yapılma bir miğfer takıyordu ve zırhında da hayvan kürkünden izler vardı. Gerçekten insane Türk askerlerini anımsatıyordu; lakin önümüzdeki yaratık bir asker değil, bir iskeletti. Hemen puanlarını kontrol ettim---
【Di Bıçak Askeri】(Elit Yaratık)
Seviye: 57
Saldırı: 1000-1320
Defans: 850
Can: 7000
Yetenekler: 【Ay Kesiği】【Ağır Hamle】
Açıklama: Di Kabilesi’ne ait bu askerler, Büyük Duvar’ın arkasından gelen ve akılalmaz yeteneklere sahip askerlerdir. Ölmelerine rağmen vahşi doğalarını kaybetmemişlerdir. Ran Min’in ölümüyle, bu askerler mezar koruyucuları olarak görev yapmaya başlamıştır.
……
‘’Saldırı puanı 1300’e ulaşan 57.seviye bir elit yatarık! Kağıt üstünde görünmeyen bonusları da hesaplarsak, saldırı puanı en azından 1800’lerdedir! Dikkat edin!’’
Ayaklarımın atlında beliren garip aurayla ileri atıldım. [Tek Kişilik Ordu]’yu aktif etmiştim!
672!
599!
701!
821!
1727!
Saldırılarımın sonucunda yaratığın yarı canı kalmıştı! Kombo’yla bir kolunu kırmama rağmen yaratık diğer kolunu kullanarak [Ağır Hamle]’yi aktif etmişti!
“481!”
Fazla bir hasar almış olmasam da her ihtimale karşı geri çekilmiştim. 6.seviye [Kombo]’mu kullanarak işini bitirdim ve yaratığa [Ay Kesiği]’ni kullanması için bir şans bile vermedim!
Yuzi Chengshuo söylenmişti: ‘’Li Xiao Yao’nun gücü cidden hafife alınacak gibi değil. 57.seviye elit bir yaratıktan 481 hasar aldığını düşününce, gerçekten ön sıralarda mücadele edecek oyuncu dediğin böyle olur. Muhtemelen Jian Feng Han ve Q-Kılıcı Xiao Yao’dan daha güçsüzdür…’’
Wan Er: ‘’Hehe, Chengshuo, sana çağırdığım insanların güçlü olduğunu söylemiştim, değil mi?’’
Yuzi Chengshuo başını iki yana doğru salladı: ‘’Ah, günümüz gençliği… Daha üniversiteye yeni başladığını düşünürsek, biriyle birlikte olman için fazla erken. Yine de gelmiş bana onu övüyorsun…’’
Wan Er’in suratı kıpkırmızı kesilmişti: ‘’O…onunla çıkmıyorum ki..’’
‘’Sırrını örtmeye çalışma bakayım…’’
“……”
……
Önümüzde bir sürü Di Bıçak Askeri belirdiğinden, hemen yaratıkların işini bitirmiştik.
Dong Cheng söylendi: ‘’Bu iş böyle olmayacak; ikiye ayrılıp, iki koldan ilerleyelim derim. Böylece hız kazanmış oluruz. Eğer dediğimi yapmazsak, yaratıkları temizleyebileceğimizi hiç sanmıyorum!’’
‘’Kim kim ayrılacağız?’’ Kurt sordu.
Dong Cheng Yue: ‘’Xiao Yao ve Wan Er benimle gelsin de, diğerleri beni ilgilendirmiyor. Gerçek hayatta da arkadaş olduğumuzdan oyunda ayrılmak istemiyorum…’’
Bir şey söylemedik.
Yuzi Chengshuo araya girdi: ‘’O zaman şöyle yapalım, Cang Lei, Yaşlı K, Kurt, Fox ve ben bir grup; Wan Er, Xiao Yao, Cang Ye, Sevgili Duck ve Matcha diğer grup olsun.’’
Cevapladım: ‘’Mantıklı duruyor.’’
Gülümseyen Dong Cheng Yue söylendi: ‘’Ne kadar acımasızsın arkadaş! Bizim grup 4 kadın 1 erkek, sizinki de tam tersi, 4 erkek 1 kadın, acımasız…’’
Yuzi Chengshuo söylendi: ‘’Madem istemiyorsun, bizim gruptaki Fox’la yer değiştirebilirsin.’’
‘’Yok yok, tamam böyle iyi…’’
……
Haritanın sağ kısmını alan grubumuz ilerlemiş ve yüzlerce Di Bıçak Askeri silahlarımıza can vermişti. Aldığım TP’nin haddi hesabı yoktu! Ana güç bendim, Wan Er arkadan saldırıyordu ve Dong Cheng Yue de havadan büyü yapıyordu. Göz açıp kapayıncaya dek yaratıkların işini bitiriyorduk. Hatta Sevgili Duck’a yeteneklerini kullanması için fırsat bile tanımıyorduk. Durum böyle olunca, Sevgili Duck ve Matcha ikilisi sohbet etmeye başlamış, bedava TP’nin tadını çıkarmaya koyulmuştu…
‘’Şuraya bak, garip bir şey görüyor musun?’’ Matcha söylendi.
Gerçekten ileride haritada mavi gözüken bir şey vardı. Bahsi geçen bu şey bir yaratık değil, yaşlı bir adamdı. Bir grup Di Bıçak Askeri adamın etrafını çevrelemişti.
‘’Onu kurtaralım!’’ diye seslendim.
……
Birkaç dakika içinde yaşlı adamı çevreleyen askerlerin icabına bakmıştık. Enteresandır ki, yaşlı adam yerden çıkan sarmaşıklar tarafından oraya bağlanmıştı. Bu sarmaşıklar adeta herifin vücuduna entegre olmuş gibi görünüyordu. Başının üstünde birkaç kelime vardı---
【Demirci Yaşlı Adam】
Seviye: 70
Açıklama: Demir sanatlarına gönül vermiş yaşlı bir adam. Kendisi, jenerasyonunun bir numaralı demircisidir.
Magnec