Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

289. Bölüm İkinci Saldırı İçin Hazırlık (2)

Çevirmen: Tomato / Editor: Tomato

 

''Öyleyse, Ankoa'nın nerelerde olabileceğine dair, minik bir araştırma yapmamız gerekiyor.'' Tarini, elini attığı sayfanın üzerindeki bir resmi, oradan çıkartarak masanın üstüne koydu ve kitabı kapattı. ''Gerçekten de en mantıklı seçeneğimiz o sonuçta, diğerlerini bir düşündüğümüzde, bir işimize yaramazlar... Ankoa bir nevi, Pounz'un dışına çıkan gruba alınmayıp malikaneye göz kulak olması için bırakılmış gibi, tabii çok da güçlü biri değil ama ailenin sırlarının söylenebileceği kadar kıdemli biri Fozre’de, sonuçta Bavoan Fozre’nin en büyük oğlu, Bavoan da Vosu’nun kardeşi, biliyorsundur. Yani kolayca güvenilebilecek birisi, on birinci seviyedeki Ovaur’u birkaç saniyede öldürmeyi başaran biri onu da kolayca yenebilir, yanlış hatırlamıyorsam on üçüncü seviyedeydi, Ovaur’dan sonra Fozre’de en çok yatırım yapılmış olan kişi; savaşçılık eğitimine başlayabilmesinden bu yana onun için fazlasıyla para harcayıp durdular. Eğer onu da kaybederse, Fozre şüphesiz deliye dönecektir. Ancak ellerinden yapacak bir şey gelmez tabii, eğer sen kendini göstermezsen. Sonuçta seni öldürebilecek savaşçılara sahip olsalar da, Beyaz Taç ve Gri Engerek’ten dolayı yanlış bir şey yapmaya kalkışamazlar bile… Neyse, Ankoa eğer evin içinde kalmaya devam ederse epey zorlanırız, bir şekilde onun dışarı çıkmasını sağlamamız lazım, böylece onu yakalayabilirsin.’’ Tarini, Ankoa’nın resmini bir kenara koymuşken bir yandan da evin haritasını açmış, inceliyordu.

Beklemediği kadar kısa bir sürede hedefinin belirlendiğini gören Zend biraz şaşırsa da, belli etmemişti. Geçen sefer kime doğru hareket edeceklerini, karşılarına çıkanlardan hangileriyle savaşıp, hangileriyle savaşamayacaklarını, Era ile birlikte ormanlık alanda birkaç saat planlamışlardı. Bu yüzden, şimdi kısa sürede direkt olarak net bir hedef belirlemek Zend'in biraz şaşkınlaşmasına neden olmuştu.

‘’Normalde Ankoa’nın odası burası olmalı, misafir odalarının birincisi. Ankoa’nın evi ayrı sonuçta, Bavoan’ın ailesinden olduğu için farklı bir malikanede yaşıyorlar, o da Kaimei’nin biraz daha batı taraflarında kalıyor… Ovaur’un ölümünden dolayı gelmişti Vosu’nun evine, bir süreliğine burada kalacaktır. Bir de geçen gece yaşananlardan dolayı oradan başka bir eve geçmesi çok zor. Onu Bavoan’ın evine dönmüşken yakalamak daha kolay olurdu, ama eğer hızlı hareket etmek istiyorsak o Fozre Ailesi’nin ana malikanesindeyken harekete geçmek zorundayız.’’ Tarini, olasılıkları değerlendirirken konuşuyordu hızlıca, Zend ve Ranfan da onu pürdikkat dinliyorlardı.

 

‘’Peki Tarini, Fozre Ailesi’ndeki birçok güçlü kişinin Pounz’un dışına çıktığını söylemiştin, bunların içerisinde, malikanelere göre yapılan bir ayrım yoktu değil mi? Yani o grubun içerisinde Vosu’nun evinden olanlar da vardı, Bavoan’ın evinden olanlar da. Hatta Vosu’nun diğer kardeşlerinden olanlar da.’’ Zend, biraz önce aklında belirmiş olan bir soruyu hızlıca sordu Tarini’ye, kadın da o konuşurken sessizce dinlemişti.

 

‘’Elbette, tüm ailenin güçlülerinden bahsetmiştim, Bavoan’ın önderliğinde gittiler.’’ Tarini hemen kafasını salladı.

 

‘’Tamam o halde.’’ Zend de onaylayarak konuştu ve Tarini’nin devam etmesine izin verdi.

 

‘’Her neyse, evin içine girmemizin zor olmasını sağlayacak olan iki etken var.’’ Tarini işaret ve orta parmaklarını yukarı kaldırmıştı hemen, elini yumruk yaptıktan sonra. ‘’Birincisi Dustin, evin çevresi ve içerisine bir sürü adamı yerleştirmiştir, gizli bir şekilde hareket etmen mümkün olsa dahi, eğer bir kargaşa çıkarsa seni anında basarlar, geçen sefer olduğu gibi bir boşluk bulup bir yer değiştirme büyüsünü kullanarak kaçamazsın.’’ Tarini hızlı hızlı söylemeye devam ederken derin bir nefes aldı. ‘’İkinci etken ise, Vosu’nun kardeşleri.’’ dedikten sonra, yan taraflarındaki kitapların birini açıp Zend’in önünde koyan Tarini, parmağını sayfadaki ilk resmin üzerine getirmişti.

 

‘’Vosu’nun babası on yıllar önce öldü, epey yaşlı bir adamdı ve İlah Seviye’ye ulaşmayı başaramamıştı, üstüne bir de yaşlılığına bakmadan girdiği bir savaşta ciddi bir yara aldı, ölümünü iyice kolaylaştırdı. Bu yüzden onun ebeveynleri ile uğraşmamız gerekmeyecek, ayrıca Vosu’nun babasının kardeşi de yoktu, onun babası da bir suikaste kurban gitmişti hızlıca. Yani Vosu’nun amcaları da yok, bu açıdan epey şanslıyız, eğer onun büyükleriyle de uğraşmamız gerekseydi epey uğraşırdık… Neyse, önemli olanlar bunlar. Zhanyei Fozre, Koangku Fozre, Bavoan Fozre ve Fao Fozre, bunlar Vosu’nun kardeşleri. Zhanyei, Bavoan ve Vosu son derece yakın, ancak Fao ve Koangku biraz daha dışarıda kalıyor ailede, Koangku ailenin başına geçmeyi epey istemişti ancak Vosu onu geçmişti, tabii ben geçtiğini sanmıyorum, muhtemelen birkaç şeyle tehdit etmiştir. Koangku güçlü biri, ancak pek zeki değil, Vosu’nun zekası onu alt etmiş olmalı. Fao ise en küçük kardeş olduğu için, genellikle kardeşlerine göre daha bağımsız hareket ediyordu, hala da öyle, zorunluluk olmadıkça Vosu’ya bağlı hareket etmiyor. Koangku da aynı şekilde… Hatta belki de bu ikisi, Ovaur’un ölümünden dolayı başsağlığı dilemeye gelmeyebilir bile, bilemiyorum… Ancak onları da işin içine katmak lazım, ne olur ne olmaz diye. Elbette, bizim canımızı sıkma ihtimali en yüksek olanlar Zhanyei ve Bavoan idi, neyse ki Bavoan burada değil, Zhanyei ile uğraşacağız en fazla. Harekete geçtiğin zaman Vosu’yu ben hallederim, birkaç şey uydururum ve buraya gelmesini sağlarım. Tabii o kendisi gelmek yerine, Ovaur’u bahane ederek kardeşi Zhanyei’yi yollayabilir. O zamanda da Zhanyei’yi alıkoymuş olurum, sorun olmaz. Onların bir şeylerle meşgul olması, Fozre Ailesi’nin evine gitsek de gitmesek de bizim için yararlı olur. Sonuçta Dustin’le birlikte, onlar önümüze engel koymak için en çok şeyi yapabilecek insanlar.’’ Tarini parmaklarını fotoğrafların üzerinde gezdirirken, Zend’e bu kişilerden bahsediyordu birer birer. Zaman kaybetmeden devam etti:

 

‘’Zhanyei Siyahlar’ın içinde on üçüncü sırada, Vosu’dan sonra ailenin en güçlü üyesi olarak görülebilir. İmparator Seviye’de, kılıç ve kalkanla savaşıyor.’’ Tarini Zhanyei’yi gösterdikten sonra, parmağını diğer bir resme kaydırdı. ‘’Koangku da İmparator Seviye’de, ama o ağabeyleri kadar yükselebilmiş değil, Pounz’un güç sıralamasında.’’

 

‘’Evet, bunları daha önce ezberlemiştim. Siyahlar’a girdikten sonra, oradaki hemen herkesi bilmem gerektiğini düşünmüştüm, epey oldu bu yüzleri göreli. Bir de geçen sefer Fozre’ye girmeden önce, orada olabilme ihtimali olan kişilere göz atarken, Vosu’nun kardeşlerini de görmüştüm. Onların gücünü aşağı yukarı biliyorum yani, Vosu ile olan ilişkilerinden daha çok bahsedersen işime daha çok yarar.’’ Zend gülümseyerek Tarini’yi böldü, şimdiye kadar Tarini’nin heyecanlı heyecanlı konuştuğunu gördüğü için konuşmasını yarıda kesmek istememişti, biraz durulmasını istemişti. Fırsatını bulduğu zamanda da konuştu.

 

‘’Hah, tabii..’’ Tarini, Zend’i dinledikten sonra biraz sessizleşmişti. ‘’Öyleyse ilişkilere göz atalım tekrardan, dediğim gibi Fozre Ailesi’ndeki en yakın üçlü Vosu, Zhanyei ve Bavoan, Koangku ve Fao dışarıda kalıyor. Pek samimi değiller yani, onlara çok bulaşmadığımız sürece bize düşman olmayacaklardır, özellikle Foa Vosu’dan hoşlanmadığı için, ona karşı yapılan şeylerde sesini çıkarmaz. Ama tabii Fozre Ailesi’ne zarar verecek şeyler yaparsan, o ikisinin de seninle güçleriyle savaşmalarına neden olursun. Sonuçta araları pek iyi olmasa da aynı ailedeler ve aynı çıkar için uğraşıyorlar.’’ Tarini, Fao ve Koangku’nun resimlerinin üzerine parmaklarını yöneltmişti. ‘’Onlara hiç dokunmasan daha iyi.’’

 

‘’Anlıyorum… Bu gece orada yoktu kimse, Vosu’nun kardeşlerinden. Niye öyleydi sence Tarini?’’ Zend gece yaptığı baskında Vosu’nun hiçbir kardeşinin onun karşısına çıkmamış olduğunu gördüğü zaman epey şaşırmıştı, sonuçta Fozre Ailesi’nin liderinin çocuğu öldürülmüştü, başsağlığına gelmemişler miydi?

 

‘’Ovaur öldürüleli henüz iki gün bile olmadı Zend, biliyorsun. Yani kendi evlerinde, Vosu’ya gelemedikleri için onları ziyaret eden diğer aileleri karşılıyorlardır, ancak bunun daha fazla sürmeyeceğini düşünüyorum, muhtemelen bugün içerisinde oraya ana malikaneye varmış olurlar. Zaten ölümün üzerinden bir günden fazla geçtikten sonra, bir akrabaya taziye için gitmek saygısızlıktır.’’ Tarini cevapladı genç adamı.

‘’Ha… Anladım.’’ Zend ise kafasını sallayarak onayladı. Ranfan hala sessiz bir şekilde izliyordu annesi ve Zend’i.

 

‘’Bavoan’ın çocuklarından iki tanesini öldürmüştün daha önce, yani bundan sonra sen ona karşı iyi şeyler yapsan bile o sana düşman olacaktır, onunla iyi ilişkiler kurmayı düşünme bile.’’ Tarini Bavoan’ı gösterdi tekrar, kitaptan.

 

‘’Evet evet, onun farkındayım.’’ Zend bunu biliyordu elbette, iki tane çocuğunu ve bir sürü askerini öldürdüğü o adamla bundan sonra barışması mümkün değildi, hatta ödülün koyulmasını sağlayan da muhtemelen Bavoan’dı zaten. Onunla, sonsuza kadar düşman olarak kalacaklardı artık.

 

‘’Kısaca, yapmamız gereken Ankoa’yı elde edebileceğimiz bir yolu düşünmek. Aklına bir fikir geliyor mu?’’

 

Zend Tarini’nin sorusunun üzerine biraz sessiz kalmıştı. ‘’Eh, sanırım gidebilirim Fozre Ailesi’nin evine. Zend olarak tabii, maske ve kapüşonumu takmadan.’’

 

‘’Dün gitmemiş miydin, başsağlığı için. Tekrar giderken nasıl bir bahane uyduracaksın?’’

 

‘’Dün başsağlığı için gitmiştim, evet. Şimdi de gece yapılan saldırıdan dolayı, geçmiş olsuna gittiğimi söylerim. Beni engelleyemezler, değil mi? Tamamen iyi niyet ile gideceğim oraya sonuçta, gece bir sürü askeri kaybettiler, en azından onlar için üzüldüğümü bahane ederek filan gidebilirim bile. Eski arkadaşım Yua da orada, onu görmek için de gitmiş olabilirim. Pek çok nedenim var yani, bu konuda zorlanacağımı sanmıyorum.’’ Zend, aklından Fozre Ailesi’nin evini geçirirken konuşuyordu. ‘’Asıl sorun, ben oraya girdikten sonra başlar. Ankoa’ya ulaşmam gerekecek bir şekilde, neyi bahane edebilirim o konuda? Ulaştım diyelim, onu dışarı çıkmaya ikna etmemin tek yolu kışkırtmak. Bavoan ile dost olamayacağım gibi, onunla da dost olamam. Yani tatlı dille başarıya ulaşmam mümkün değil, ek olarak onu bir şekilde kışkırtırsam bile, dışarı çıktığında yanında bir sürü kişi olacaktır…’’

 

Tarini de biraz düşünmüştü Zend’in söyledikleriyle birlikte. ‘’Bilemiyorum… Şimdi senin Ovaur’un katil olduğunu tahmin eden Dustin onlara da aktarmıştı bunu, yani muhtemelen onlar da epeydir seni biliyor. Bu yüzden, normal bir şekilde söylediğin şeylere kanması imkansız Ankoa’nın.’’ dedi ve biraz daha bekledi. ‘’Dediğin gibi, dışarı çektiğinde de yanında bir ton adam olur… Onu aradan ayıklayabileceğini düşünmüştüm, ama şimdi aklımdan bir daha geçiriyorum da, Dustin’in onu tek başına göndermeyeceği kesin.’’

 

‘’Aynen.’’ Zend kafasını salladı tekrar. ‘’Çok fazla kişiyle gidemem de, çünkü ben kendi yüzümle şu ana kadar hiç gücümü kullanmadım ama Karkan’dan istediğim ya da bana yardım edebilecek olan kişilerin gücü, krallık tarafından kesin biliniyordur. Yani yüzlerini kapatarak hareket etseler bile, kullandıkları kılıçtan, stillerinden, kim oldukları anlaşılabilir. Bu yüzden Fozre Ailesi’nden gelen korumalarla savaşmalarını istemem doğru olmaz.’’

 

‘’Hayır hayır,’’ Tarini hemen söze girmişti. ‘’savaşabilirler, Beyaz Taç’ta görevlerin sahibinin bilinmediği durumlar pek çok kez oluşur, yani görevi veren kişi belli değildir ama Beyaz Taç üyeleri savaşabilir. Eğer gelen askerlerle karşı savaşırken, Ankoa Fozre’yi tanımadıklarını, bu yüzden de savaşmaya devam ederek kimliği belirsiz bir kişi tarafından onlara verilen görevi yerine getirmeye çalıştıklarını söylerlerse, daha sonrasında bir sorun yaşamazlar. Fozre Ailesi şu anda zaten bize borçlu, itiraz etme hakkı olmaz.’’

 

‘’Ah, doğru!’’ Zend Tarini’nin söyledikleriyle elini yumruk yapmıştı bir anda. Eğer Beyaz Taç’tan alacağı destekteki kişiler karşı taraftakileri tanımazsa, herhangi bir suça ortak olmuş olmazlardı. Sonuçta görevlerini yerine getiriyorlardı o anda, nereden bilebilirlerdi ki Ankoa’nın kaçırılacağını? Bu planı kafasının bir köşesine yazan genç adam, biraz ilerisini düşünmeye başlamıştı o anda. ‘’Bir de, borçtan bahsedince aklıma geldi… Diyelim ki Fozre Ailesi’nin dışındaki aileleri de öğrendik, Ankoa’dan… Bir şekilde onlara bu ödülden çekilmeleri gerektiğini söylememiz gerekecek, Tarini, Fozre Ailesi eğer Beyaz Taç’a olan borcu ödemezse ne olur? Onlara ne yapma imkanına sahip oluruz?’’ diyerek, sinsi bir gülümsemeyle birlikte kadına doğru kaldırdı kafasını.

 

***

 

1645