Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

269. Bölüm Beklenmedik Baskın

Çevirmen: Tomato / Editor: Tomato

 

"Kapının arkasına gideceğim şimdi, sen burada dur Era. Eğer bir yerleri kurcalayarak, işime yarayacak bir şeyleri aramak durumunda kalırsam, evin içerisinde olan bitenden haberimin olmasını sağlayacak birine ihtiyacım olacak." Zend hızlıca kapının yanına gitti ve elini duvara koyarak, enerjisini odaklamaya başladı. Elinde belirmeye başlayan yeni büyüsü, kısa bir süre içerisinde Zend'i içeri gönderebilecek kadar büyümüştü bile. "Bir şey olursa bana hemen haber ver, aynı şekilde ben de sana içeride olanlarla ilgili bilgi aktaracağım sürekli olarak. Eğer mücadele edemeyeceğim kişiler varsa burada, direkt geri çıkacağım. Böyle olursa seninle birlikte tekrar içeri gireriz. Tabii ilk amacımızın fark edilmemek olduğunu da unutmamak gerek."

"Tamam, dikkatli ol. Tekniklerini de aktifleştirmeyi unutma,  ne olur ne olmaz." Era Zend'i hızlıca onayladı.

Genç adam, bu büyüyü hemen yanında olduğu, enerjisi ile yerini hissedebilmesi mümkün olan bir yere gitmek için kullanabiliyordu da, onun bir özelliği de buydu. Gitmeye çalıştığı yeri geçmişte görmüş olmak zorunda değildi Zend, eğer hissedebiliyorsa yer değiştirmeyi başarması da mümkündü. Bu yüzden bu odanın içerisine girmesi de çok zor olmamalıydı.

Kendi göğsüne yerleştirdiği büyü topu, hızlı bir şekilde vücudunun etrafını kaplamaya başlamıştı Zend'in. Aynı zamanda tetikteydi de, sonuçta Era buranın içerisini daha önce görmemişti ve şu anda da hissetmesi, koruyucu ve engelleyici bariyerlerden dolayı mümkün değildi. Zaten bu odada bir şeyin olma ihtimalinin var olduğunu da düşünmelerinin sebebi buydu, eğer bu şekilde korunuyorsa, içeride saklanması gereken bir şeyler olabilirdi. Burada aradığı kanıtların olmasını da, şu an hemen her şeyden çok istiyordu Zend.

Gözlerinin yeni bir yeri görmeye başlamasıyla birlikte, büyüsünün görevini yerine getirdiğini anlamıştı Zend. Hemen etrafını kontrol ederek, odanın içerisinde gözlerini gezdirdi. Şu anda dışarıyı hissedemiyordu, bu koruyucu bariyerlerin bir dezavantajıydı, yani Zend şu anda doğru yerdeydi. Odanın içinin çok dolu olduğu söylenemezdi, sarı renkli duvarlara sahip, içindeki ışıklar yanıyor olan bu odanın içinde, Zend'den başka kimse yoktu şu anda. Zend gözlerine güvenemediği için, enerjisi ile de bunu teyit etmişti. İçeride ya profesyonel derecede kendini gizlemeyi başarabilen bir varlık vardı ya da kimse yoktu...

Aynı şekilde, odada çok eşyanın olduğu da söylenemezdi. Sadece bir koltuk, bir masa ve kapının tam karşısındaki duvara yaslanmış bir dolap vardı. Daha doğrusu dolaplar topluluğu vardı, çünkü yan yana getirilmiş olan, yaklaşık beş ya da altı tane dolap kapağı görüyordu Zend. Hiç vakit kaybetmek istemediği için, hızlı hızlı ilerleyerek koltuğun yanına ulaştı Zend. Sakin, ama çabuk bir şekilde koltuğun, içerisine bir şeyler gizlenmesi mümkün olan yerlerini kontrol etmeye başladı ve bir yandan da, muhtemelen şu anda dışarıda beklerken bir yandan da Zend'den haber gelmesini bekliyor olan büyülü yaratık ortağına seslendi: "Era, içeride kimse yok. Bir koltuk, bir masa ve birkaç tane de dolap var. Yaklaşık beş altı tane saydım, şimdi koltuğun içini kontrol ediyorum, daha sonra masaya bir göz atacağım ve en son da en uzun sürecek olan, dolapların içini kontrol etme işlemine başlayacağım. Dışarıda bir aksilik oldu mu?"

"Hayır, her şey sakin ilerliyor." Era cevap vermekte gecikmemişti. "Hızlı ol, kimsenin olmaması güzel oldu. Dolapların içerisinde bir şey olabilir, aradığımız belgelerin orda olma ihtimali çok yüksek. Vakit kaybetmeyeye bak, bir şey bulduğunu düşündüğün anda bana seslen."

"Tamam." Zend koltuğu kurcalamaya devam ederken hemen konuşmuş ve işini yapmaya devam etmişti.

Birkaç saniye içerisinde koltuğun içinde bir şey olmadığı sonucu ile karşılaşan genç adam, hemen masaya geçmiş ve onun alt tarafındaki çekmecelerde de dikkate değer bir şey olmadığını görmüştü. Bunu Era'ya aktardıktan sonra, dolapların içine bir bakış atmak için, kapıyı sırt tarafına alıp yürümeye başladı.

Şu anda ellerinin altında olan bu dolapların içerisinde Fozre Ailesi'nin sırları olabilirdi... Zend bunu düşündükçe hafifçe heyecanlansa da, sakince, orada bir tuzak olma ihtimalini göz önünde bulundurarak elini, sol tarafında kalan ilk dolabın ucuna doğru gönderdi. Daha sonra da onu tutup, ciddi bir iş yapıyor olmasından dolayı alnından akmaya başlamış olan ter damlalarına aldırmadan, dikkatli bir şekilde açtı. Tabii önce kilidi kırmıştı, sert bir şekilde kapağı açıp, güç uygulayarak. Ancak bunu yaptığı zamanda da, dolabın açılmıyor olduğunu görmüştü. Odaklandı ve dolabın ağız kısmındaki, kapağın açılmaması için yapılmış olması gereken bir büyüyü aramaya başladı. Sonuçta fiziksel güçle açamıyorsa, orada, dolabın bir anahtar olmadan fiziksel olarak açılmasını engellemesi için yapılmış bir büyünün olması gerekiyordu.

Birkaç saniye dikkatli bir şekilde baktıktan sonra, gerçekten de dolabın açılmasını engelleyen bir büyünün orada olduğunu görmüştü. Hemen o mavi iplikleri yakaladı ve büyüyü çözdü, sonra da kilidi açılmış olan kapağı yavaşça açtı.

Gözlerinin önüne onlarca kağıt çıkmıştı o anda, genç adamın.

"Sanırım bir şeyler buldum Era." diyerek hızlı bir şekilde konuştu Zend. Daha sonra da, bir soluk almasının ardından ekledi: "İlk açtığım dolaptan yaklaşık yirmi otuz tane kağıt çıktı, sadece kağıtlar var. Başka bir şeyi buraya koymamışlar anlaşılan, şu kağıtlara bir bakayım, diğer dolapları da kontrol edeceğim."

Era'nın onu onayladığını duyduktan sonra, aceleyle kağıtları karıştırmaya başladı Zend. Gizli yaptığı işlerde hafifçe terliyordu her zaman, bir baskı altında kaldığını hissediyordu; bu onu çok zorluyor olmasa da, genç adamın üzerinde bazı sonuçlar ortaya çıkarabiliyordu. Örneğin böyle gizli bir şekilde yaptığı, kağıtları karıştırmak ve bir bilgi aramak gibi ince işlerde elleri birazcık titremeye başlıyordu. Bunu bastırabiliyordu ve artmasını engelliyordu, ama içten içe ellerindeki o titreyişi hissedebiliyordu Zend.

İlk kağıdı inceledi, ancak istediği şey yoktu bu kağıtta. Fozre Ailesi'nin birkaç yıl önce tamamladığı borçları ile ilgili bir listeydi. Fozre'nin borçları ise, Zend'in zerre kadar umrunda olmayan bir şeydi.

Bu yüzden hızlıca ikinci kağıda geçti. Bunda da, Fozre'nin seneler önce kapanmış olan borçları yazıyordu. Görünüşe göre oldukça fazla borcun içinde kaldığı zamanlar da olmuştu Fozre Ailesi'nin, farklı farklı ailelere ödemesi gereken ciddi miktarlar oluşmuştu geçmişte. Şimdi kapanmış olsalar da, Zend'in bir şeyi anlamasını sağlamıştı bu borçlar; güçlü görülebilen ailelerin de borç alması gereken zamanlar oluyordu...

Birkaç kağıda daha bakan genç, henüz o yıla kadar olan borçları görmemişti bile. Geçmişteki borçlarla karşılaşıp duruyordu kağıtlarda, değişik değişik borçların alındığına dair, ödendiğine dair olan belgeler oldukça fazlaydı...

Neyse ki, sonunda son kağıdı eline almıştı bu dolabın içerisinde olan. Normalde böyle durumlarda bu belgelere bakarak bir ailenin diğer ailelere karşı olan tutumunu, dostluk ve düşmanlık ilişkilerini öğrenmek mümkündü ancak Zend'in böyle bir şeyi yapmak için ne sabrı vardı, ne de zamanı. Hızlı olması gerektiği için tek yapabildiği elinin altındaki kağıtlarda, kendisinin geçtiği bir bölgenin olup olmadığına bakmaktı. Eğer kendi ismini ya da birinin başına konulmuş olan bir ödülle ilgili bir şeyi göremezse, direkt olarak bırakmak durumunda kalıyordu.

İlk dolaptaki tüm kağıtlar bitmişti ve Zend, hala Fozre Ailesi'nin bu sene ödediği borçlara bile gelmemişti. Bunu, yani Fozre'nin bu sene ödemesi gereken borçlarının olduğunu bilebilmesinin nedeni, diğer dolaptaki kağıtlarda, alınmış ancak ödenmemiş borçların olduğunu görmesiydi. Elbette şu an içinde oldukları tarihten önceki tarihlerde de bu borçları ödemiş olabilirlerdi, ancak Zend'in son baktığı, ödenmesi gereken borç sadece bir yıl önce alınmıştı. Yani doğal olarak da bu borcu bu sene içinde ödemeleri gerekiyordu.

"Era, bu garip..." diyerek Era ile aralarında olan zihin bağını kullanarak mırıldandı Zend. "Buradaki kağıtlara göre, Fozre Ailesi şu anda bile borçlara sahip. Yani öyle olmalı, eğer bir sene içerisinde ödenmediyse... Onların ödemesi gereken bu kadar miktar varken, benim başıma ödül koymaları biraz garip olurdu. Eğer başımdaki ödülle ilgileri varsa bile, bunun için ceplerinden çok para çıkmış olduğunu düşünmüyorum. Fozre Ailesi'nin kendisine zor yetiyor kazandıkları para, bir de başıma ödül mü koyacaklar?"

"Hmm..." Era yavaşça konuşmaya başlamıştı tekrardan. "Öyleyse ödül ile alakalarının olup olmadığını öğrenmeye bak. Sadece başındaki bir altından bile sorumlu olsalar, onları kullanarak diğerlerini öğrenmemiz mümkün. Ayrıca, Sanzirna güzel bir şekilde kendini savunarak işini yapıyor olsa da bu fazla uzun sürmeyecektir. Elini çabuk tutmayı unutma!" diyerek de Zend'i uyardı.

"Tamam tamam, hızlı oluyorum." Zend hızlıca cevap verip ikinci dolaba geçti.

Bu dolabı açtığında da karşısına kağıtlar çıkmıştı. Görünüşe göre Fozre Ailesi, diplomatik meselelerini koyuyordu bu dolaplara ağırlıklı olarak. Kağıtları topluca alıp, sıralayarak okumaya başladı boş vakit harcamamaya dikkat ederek.

'Evet, bu kağıtlarda da ağırlıklı olarak borçlar var.' diye içinden geçiren genç, elindeki kağıtların üzerinde art arda gözlerini gezdirmeye devam ediyordu. Fozre Ailesi'nin, şu anda bile birçok borca sahip olduğu direkt olarak bu kağıtlarda yazıyordu. Hatta bir sayfada gördüğü üzere, Beyaz Taç da kısa bir süre içerisinde Fozre Ailesi'ne bir miktar borç vermişti.

İkinci dolaptaki kağıtların içerisinde de aradığını bulamamış olan genç adam, onları da geri içeri koyarak üçüncü dolaba geçti.

Üçüncü dolabın kilidini de hızlıca kırdıktan sonra kapağı açarak karşılaştığı manzara, diğer iki dolapta karşılaştığı manzarakardan pek farklı değildi Zend'in. Karşısında yine kağıtlar vardı... Aynı şekilde, bu kağıtlarda da yine borçlar... "Şu zamana kadar yaptığı her şeyi sağdan soldan aldığı borçlarla yaptı herhalde, Fozre Ailesi. Ne borcu varmış adamların arkadaş!" diyerek sitem etmesini engelleyememişti Zend.

"Sıradaki dolaba geçiyorum, Era, durum ne?" Zend içten içe bu dolaplarda kendisi ile ilgili bir şeylerin olması için dua etmeye başlamıştı, eğer kendisini ilgilendiren hiçbir şeyi bulmayı başaramazsa, buraya tam anlamıyla boşuna gelmiş olacaktı.

"Zend, farklı bir şeylerin olduğunu hissediyorum... Sanzirna'nın etrafında ciddi anlamda güçlü bir enerji belirdi biraz önce, o ortaya çıkar çıkmaz, Sanzirna'nın etrafındaki kalabalığın yarısı yok oldu ve buraya doğru gelmeye başladılar. Ama sen bunu düşünme, oradaki kağıtların tamamını çabucak kontrol etmeye bak, onlar buraya gelince içeri yaklaşamamalarını sağlayacağım, normalde yapacağım şey direkt gizlenmek olurdu ancak söylediğin şeylere baktığımız zaman, o odada Fozre Ailesi'nin ciddi bilgileri olduğunu çabucak anlayabiliyoruz. Kağıtları gördüğünü birinin anlamasına izin verme, yani oradan ayrıldığında, başta bulduğun gibi olmasını sağla. Ben amacımızın o odaya girmek olduğunun fark edilmemesi için katın girişini tutacağım direkt.'' Era Zend'in seslenmesinin hemen ardından hızlı bir şekilde konuştu.

''Era, bu dolapların her birinde birer kilit büyüsü vardı ve hepsini kırmak zorunda kaldım. Yani buraya bakan biri, zaten buraya girilmiş olduğunu rahatça anlayabilir, dış görünüşte değişmiş olan bir şey olmasa da bu dolaplarda aslında büyü olmasının gerektiğini bilen biri, dolaplardan birine dokunduğu anda bile bunu anlar. Aynı büyüyü tekrar yapamayacağım için, bulduğum gibi bırakmamın yolu yok.'' Zend de hemen cevap verdi ortağına.

''Heh...'' Era bir nefes verdi ve düşündü. ''Olsun, sadece dış görünüş olarak olsa bile bir değişiklik olmamış gibi dursun onlar. En azından vakit kazanabiliriz bu şekilde, o odaya girdiğimizi hızlıca anlamasınlar. Eğer çaresiz kalırsak, oradaki dolabı direkt olarak büyünle götüreceksin, ama bunu yapmadan son ana kadar bekle. Çünkü o dolapların bir yerine gizli, senin fark edemeyeceğin bir gizleme büyüsü yapmış olabilirler. Onu götürürsek de Fozre Ailesi'nin tuttuğu adamları peşimizde sürüklemiş oluruz, mümkün olduğunca buna başvurmamaya çalış. Şu anda ikinci kata çıkıyorlar, ben savaşa odaklanacağım, bu yüzden bana seslenirsen cevap veremeyebilirim.'' diyerek, hemen merdivenlerin önüne doğru ilerlemişti Era. Şu anda burada görülmesi hoş olmayacaktı aslında, çünkü onun görünüşünü bilen kişiler vardı Pounz'un pek çok yerinde. Ancak başka çare yoktu, Zend gelecekte oradaki büyülü yaratığın Era olup olmadığı sorusu ile karşılaştığı zaman, doğal olarak onun olmadığını söyleyecekti. Sonuçta binbir türlü büyülü yaratık vardı, çok benzer görünüşlere sahip olan...

Zend bir sonraki dolaba baktı hemen. Ancak yine birkaç borç senedi ve Fozre Ailesi'nin üyeleri ile alakalı olan bilgilerle karşılaşmıştı...

Daha sonra da bir sonrakine geçmişti. Ama yine karşısındaki aynı sonuçtu... Kendi istediği bir belge yoktu burada...

Son dolaba kadar gelmişti ama maalesef, geçtiği belgelerin hiçbirinde ondan bahsedilmiyordu. Bu dolaptan da bir şey çıkmazsa hemen dışarı çıkmalıydı, planları bir nevi başarısız olmuş olarak görülebilirdi şu anda. Zaten karışıklık oluşturmayı düşündüklerinde bu riski göze almışlardı.

''Bunda da bir şey yoksa elim boş döneceğim...'' Zend sessizce mırıldanırken, bir anda karşısına çıkan, son dolaptaki kağıtların en üstünde olan kağıttan okunabilen bir yazıyla birlikte birazcık gözlerini açmıştı.

Tam o anda da... Kapının sertçe açılış sesi tüm odada yankılanmıştı ve Zend'in uzun zamandır görmediği bir yüzün sahibi olan kişi, içeri hızlıca girmişti.

***

1855