Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

347. Bölüm Gelip Geçici

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

“Eh…… ”

 Telefondaki sıralamaya baktıktan sonra dudaklarımı yalayarak söylendim, ‘’17.sıradayım…Tahmin ettiğimden de hızlı yükselmişim. Daha önce ilk 20’ye girebileceğimi bile düşünmemiştim…’’

 Wan Er dilini çıkardıktan sonra gülümsedi, ‘’Neyse işte. Benim sıram da yükselmiş. 9’dan 6’ya çıkmışım…’’

 Dong Cheng Yue ellerini havaya kaldırarak söylendi, ‘’Wohoo!! Nihayet ilk 20’ye girmişim. Ah, ne zorlu bir yolculuktu ama…Dur bir saniye, şimdi düşününce, bu masada ciddi ciddi [Kader]’in ÇMB sıralamasındaki ilk 20’ye giren üç oyuncu oturuyor. Eğer başka biri bunu görseydi, muhtemelen şaşırmadan edemezdi…’’

 Telefona bakarak yorum yaptım, ‘’Fang Ge Que’nin 1.sıradaki yerini değiştirmek pek kolay olmayacaktır. Aynı şekilde, Q-Kılıcı da 2.sıradaki yerini sapasağlam koruyor. Bu arada, kim şu Ufak Şeytan? Neden daha önce onu duymamıştım?’’

 Wan Er dudaklarını bükerek gülümsedi, ‘’Ufak Şeytan [Efsane]’nin Başkan Yardımcısı. Kadın Fetih’de ikinci sıradaydı ve ismi Jian Feng Han-Q-Kılıcı ikilisinden bile yukarıdaydı. Ayrıca Nabız Kıran Stili’ni yaratan oyuncudur. Lakin, Ufak Şeytan’ın adı pek bilinmiyor. Zaten [Kader]’de bile hiç görünmedi …Muhtemelen gerçek hayatta bazı şeyler yaşamıtır. Belki de yurtdışına okumaya gittiği için ismi Çin Sunucusu’nda yoktur. Yine de, geçmiş başarıları o kadar yüksek ki, [Kader]’de oynamamasına rağmen ÇMB listesinin üçüncü sırasında yer alabiliyor…’’

 Başımı öne salladım, ‘’4.sıradaki Bai Li Ruofeng’in gücünü birinci elden tecrübe ettim. Herif grup mücadelelerinde ve uzun mesafe saldırılarında epeyi etkili bir oyuncu gibi görünüyor. Ayrıca, sahip olduğu saldırı gücü klanımızdaki Dans Eden Orman’dan daha fazla. Kendisi [Prestij Evi]’nin de Klan Başkanı…Gelecekte bize dost mu düşman mı olacağını bilmiyorum.’’

 Lin Wan Er 3 içecek siparişi verdikten sonra gülümsedi, ‘’Muhtemelen düşmanımız olmayacaktır, zira Bai Li Ruofeng kötü bir adam değil. En azından, Jian Feng Han gibi ufacık bir olayda bile intikam aramaya çalışmayacaktır. Zhan Long ona bulaşmadığı sürece, bakarsın, [Prestij Evi], gelecekte üç şehir birleştiğinde ittifakımız bile olabilir..’’

 ‘’Evet.’’ Sıralamaya bir bakış daha attım, ‘’Ye Lai, [Yargı]’nın Klan Başkanı, daha çok açık ve cesur bir adam. Hehe, böyle tipleri seviyorum; gelecekte iş birliği yapabiliriz.’’

 ‘’Evet. Seni de sevmiş gibi görünüyordu…’’

 ‘’Güzel…’’

 Derin bir nefes çekip camdan dışarıya baktım, ‘’Zhan Long.’’ Diye düşünüyordum, ‘’hala daha önümüzde uzun yollar var. Şimdilik, Ba Huang Şehri’nin ilk sırasını ele geçirmek için uğraşacağız. Ve belki de, oyuncular belirli bir seviyeye geldiğinde, Çin Sunucusu’ndaki en büyük şehir, Tian Ling Şehri bizlere kapılarını açacak. Zamanı geldiğinde, klanlar ana güçlerini toplayarak bu şehre akın etmeye başlayacaklar. İşte o zaman gerçek Kahramanların Yükselişi’ni göreceğiz.’’

………

 Biraz daha oturduktan sonra restorandan çıktık. Wan Er topuklularıyla çiçek bahçesini kuşatan taşlarda yürüyordu. Elini omzuma atmış ve sarhoş vari bir şekilde sallanmaya başlamıştı. Omzumdaki sıcaklığı hisseder hissetmez kalbimde geniş bir mutluluk belirmişti. Bu yolun hiç bitmemesini umuyordum.

 Lakin her güzel şeyin bir sonu vardı, nihayetinde kadınlar yurduna gelmiştik. Yukarıya çıkan Lin Wan Er ve Dong Cheng Yue ikilisine bakıyordum.

 Başımı kaldırıp, kaldıkları kattaki odanın camına baktım. Buraya ait olmadığımı biliyordum; gelip geçici biriydim. Lakin kalbimin derinliklerinde, burada, onun yanında uzunca bir süre kalmak istiyordum. Boş boş dolaşmak yerine her gün burada, onu beklemek istiyordum; lakin kendisi Tian Xin Grubu’nun CEO’sunun kızıydı, bense…işe yaramazın tekiydim.

  Oracıkta neredeyse 10 dakika boyunca dikilmiştim. Aniden, kızların odasındaki perde açılmış ve Wan Er bana bakmaya başlamıştı.

 Di!

 Telefonum çaldı, Wan Er’den mesaj gelmişti, ‘’Neden hala buradasın?’’

 Telefona aptal aptal bakıyordum. Nasıl cevap vereceğimi bilemiyordum. Başımı kaldırıp, tekrar yukarıya baktım, Wan Er elleri dizlerinde, pencereden beni izliyordu. Ardından suratında hafif bir kızgınlık belirmişti. Uzun saçları omuzlarından dökülüyordu ve nihayetinde genç kadın cama bir öpücük kondurmuştu.

 Di!

 Telefonum çaldı, ‘’Tamam, mutlu oldun mu? Şimdi gidebilirsin. Aptal…’’

 Utanmıştım. Başımı eğip, gitmeden önce ona son bir bakış attım. Mesaj da yollamayı ihmal etmemiştim, ‘’Gidiyorum.’’

 ‘’Tamam.’’

 Mekanı terk ettim. Kalbimde, nereden geldiğini bilmediğim bir ağırlık vardı. Adeta havada süzülen bir yaprak parçası gibi hissediyordum. Ebediyen süzülmek istiyor olsam da, elbet bir gün yere düşecektim…

 

……

 Ertesi günün sabahında, naif yağmur damlaları okulu kuşatmıştı.

 Bir elimde kitaplar, diğer elimde şemsiye, kadınlar yurdunun önüne gelerek Lin Wan Er ve Dong Cheng Yue’yi almaya koyuldum. Bu sabah zorunlu bir ders vardı. Dersi asamadığımdan, bu işkenceye katlanacaktım. Sonbaharın başlarındaydık ve yağan yağmur insana yalnız bir düşünce seli katıyordu. Wan Er kısa eteği, kahverengi ayakkabılarıyla gülümseyerek merdivenlerden indi. Kolumu tutarak, şemsiyemin altına saklanmıştı.

  Elinde şemsiye, Dong Cheng Yue bize doğru gelirken şoke olmuştu, ‘’Neden…tek başına şemsiye tutan bir tek ben varım?’’

 Cevapladım, ‘’Benim şemsiyeye en fazla iki kişi sığabiliyor, ne yapalım artık…’

 Dong Cheng Wan Er’e bakarak acı acı gülümsedi, ‘’Bakıyorum da birileri nihayetinde istediklerini almış, yanlış mıyım?’’

 Lin Wan Er kitaplarını kaldırarak şaşkın suratıyla cevapladı, ‘’Ne diyorsun sen? Hiçbir şey anlamadım…’’

 ‘’Humph. Yalancı!’’

 “Tee hee!”

 Kahvaltıdan sonra dersliğe gitmiştik. Wan Er ve Dong Cheng Yue hocayı dinlerken, ben de sessizce ödevi geçiriyordum. Dong Cheng Yue boynunu uzatarak bana baktı, ‘’Hey. Böyle kopyalıyorsun da, bizim de hata yapmış olabileceğimizi hesaba katıyor musun?’’

 Derin bir nefes çekerek cevapladım, ‘’Ödev kopyalamanın en temel prensibi, ödevin doğru ya da yanlış olduğundan hiçbir şekilde şüphe etmemektir!’’

 ‘’Woh, potansiyele bakın…’’

 Sabah işkencesinin ardından nihayet ders bitmişti. Öğle yemeğini de yedikten sonra odama döndüm. Oyuna girmeye hazırdım!

……..

 “Shua! ”

 Ba Huang Şehri’nde ortaya çıkar çıkmaz ekipmanlarımı tamir ettim ve iksirlerimi yeniledim, ‘’Evet, yapacak hiçbir şeyim yok.’’ Diye kendi kendime düşündükten sonra simya seviyemi 8’e kasayım dedim. Lakin, daha şehri terk etmeden kulaklarıma bir ses gelmişti, ‘’8.seviye simya bitkileri Göz-Alan Ot! Tutam başına 20 altın!’’

 Kendi kendime düşündüm, ‘’Hassiktir! 8.seviye simya bitkileri mi? Muazzam! Bitkileri kendim toplamak yerine bu heriften alsam daha iyi olur.’’

 Mekana ulaşmıştım. Sıkı bir pazarlığın ardından bitkileri aldım ve tabii simya kazanlarını da almayı ihmal etmemitşim. Bir saate kalmadan çabalarım meyve verdi. ‘Ding!’ sesiyle simya seviyem 9’a fırlamıştı ve artık 9.seviye haplarını yapabilecek durumdaydım. Simya yeteneklerini açtığımda, 9.seviye hapın formülü de önüme gelmişti----

 [Ruh Yenileyen Hap]: 1500 mana doldurur. Malzemeler: Ruh Yenileyen Ot x 3, Göz Alan Ot x 1, Simya Kazanı x 6

 Güzel. Sadece Ruh Yenileyen Ot’a ihtiyacım vardı. Eğer bu otu bulabilirsem simya seviyem 10’a fırlayacaktı.

 Hemen internetten araştırayım dedim. Ruh Yenileyen Ot’un nerede olduğuna dair herhangi bir konu açılmamıştı; lakin bu meseleyle alakalı birkaç konu vardı---

[Yardım]: Ruh Yenileyen Ot nerede? Neden daha önce kimse bu otu bulamadı?

[Yardım]: Bütün simyacıların seviyeleri 9’da kaldı. Yoksa [Kader]’de 9.seviye bitkiler yok mu?

[Yardım]: Ruh Yenileyen Ot’un yerini söyleyene büyük bir ödülüm var!
……

 

 Günün yarısını bu meseleye harcamıştım; lakin elimde sonuç namına herhangi bir şey yoktu. Çaresizce arkadaş listemi kontrol ettim. Güçlü ve garip dostlarım olduğu için aralarından biri meseleyi duymuş olabilir diye düşünmüştüm. Ne yazık ki Yue Qing Qian, Li Mu ve diğerleri 9.seviye bitkilerin olduğu yerle ilgili herhangi bir bilgiye sahip değillerdi.

 

 Araştırmamın sonucunda, listemdeki ‘İlaç Kralı’nın Lideri Vale’ ismi dikkatimi çekmişti. Evet. Bu herifte aradığım şey olabilirdi. 50+seviyede olan bu amcamızın seviyesi yüksek değildi; lakin yüksek simya seviyesine ve bitki toplama maharetine sahipti. Ba Huang’ın ormanlarını resmen avcunun içi gibi biliyordu!

 

 Di!

 Mesaj yolladım, ‘’Selam, Klan Başkanı Amca…’’

 

 Birkaç saniye sonra cevap gelmişti, ‘’Selam! [Kahramanların Yükselişi]’nde 3.olan ufak kardeşim.’’

 

  Gülümsemeden edememiştim. Amcamızın espri anlayışı gerçekten iyiydi. Hemen bir mesaj daha yolladım, ‘’Sana bir şey soracaktım…Müsait misin?’’

 

 ‘’Sor bakayım.’’

 

 ‘’Amca, Ba Huang’ın dört bir yanına giderek çeşit çeşit bitki topluyorsun. 9.seviye simya için gerekli bitkilerin nerede olduğunu biliyor musun?’’

 

 ‘’Birkaç yer var…’’ Biraz bekledikten sonra amcamız cevap yolladı, ‘’9.seviye simya bitkilerini bulacağım diye neredeyse bir hafta harcamıştım. Ba Huang’ın kuzeybatısındaydı. Harita ismi neydi….hmm. Sanırım [Buzlu Orman Mezarlığı]’ydı. Bölgede çok sayıda namevt var. Geçenlerde, harita birkaç kez yenilenince canavarların seviyeleri de artmıştı. Sıradan insanların oraya gidebileceklerini hiç sanmıyorum. Ben de şans eseri birkaç tane 9.seviye Ruh Yenileyen Ot bulmuşum.’’

 

  Keyiflenmiştim, ‘’Tamamdır. Teşekkür ederim Amca. Sana borçlandım!’’

 

 ‘’Haha. Ne olacak canım. Bu kadar resmi olmaya gerek yok. Eğer ileride başka klanlar bana saldırmaya çalışırsa, Zhan Long intikamımı alabilir…’’

 

 ‘’Anlaştık!’’

……….

 

 Hedefe odaklandım; [Buzlu Orman Mezarlığı]. Haritayı bulmak zor olmamıştı. [Yeşil Qilin Vadisi]’nin kuzeyindeydi. Sessiz ve ıssız bir bölgeydi. Mekana ulaşabilmek için en azından 1 saatlik yol gitmek gerekiyordu. Lakin, Kutsal Savaş Botlarım sayesinde daha hızlı gidebileceğimi düşünüyordum…

 

 Her şeyi hazırladıktan sonra yola çıktım. İki kılıcım, İmparator Qin’in Kılıcı ve Derin Suyun Soğuk Demir Kılıcı sırtımda ‘X’ şeklinde duruyordu. Silahlardan yayılan parlaklık yüksek seviyeli ekipmanlara sahip olduğumu gösterir nitelikteydi. Bu heybetli figürümün yanında bir de yaratıkların kralı olarak görülen Alevli Kaplan Tanrısı’nı çağırınca, adeta göklerden gelmiş bir imparatora dönüşmüştüm.

 

 [Yeşil Qilin Vadisi]’ni hızla geçtiğim esnada bölgede seviye kasan [Zhan Long]’un ana grubu ve yan grubundan çoğu insanla selamlaşmıştım. Çok geçmeden ormanın derinliklerine girdim ve [Kamuflaj]’ın etkisiyle sessizce ilerlemeye koyuldum. On dakika sonra gözlerimin önünde devasa bir vadi belirmişti. Havadaki soğuk insanın kemiklerine işliyordu ve rüzgarlar adeta kükreyeren yaratıklar gibi gökleri kaplıyordu. Vadideki hava durumunun dışarıdakiyle uzaktan yakından alakası yoktu. Mesafedeki manzara griye bürünmüştü ve kar durmaksızın yağıyordu. [Ejderha Şehri]’nin manzarasına epeyi benzeyen bir yerdeydim.

 

 “Cha Cha……”

 Kutsal Savaş Botlarım karı adımlamış ve kulaklarıma, o kara bastığınızda gelen ezilme sesi ulaşmıştı.

  Savaş cübbemin pelerinini vücuduma sararak vadiye doğru atıldım. 10.seviye Simya’ya ilk ulaşan insan olabilirsem, karizma ödülünü de alacaktım!

 [] [] []